Yargıtay · 1. Ceza Dairesi
Yargıtay 1. Ceza Dairesi 2023/5814 E. 2024/6986 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2023/5814
- Karar No
- 2024/6986
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2018/671 değişik iş İNCELEME KONUSU KARAR : İtirazın kabulüne KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Hırsızlık suçundan sanık ...'ın 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 493/1 ve 522/1. maddeleri uyarınca 8 ay ve (iki kez) 3 yıl hapis cezaları ile cezalandırılmasına dair Kırşehir Asliye Ceza Mahkemesinin 26.12.1995 tarihli ve 1995/521 Esas, 1995/549 Karar sayılı kararının kesinleşmesini müteakip, muhtelif suçlardan sanığın cezalarının 9 yıl 24 ay 45 gün hapis cezası olarak içtima edilmesine dair anılan Mahkemenin 04.02.1998 tarihli ve 1998/13 değişik iş sayılı kararının infazı sırasında, hükümlünün 4616 sayılı Kanunun 2/2. maddesi uyarınca şartla salıverilmesine ilişkin Niğde Asliye Ceza Mahkemesinin 22.12.2000 tarihli ve 2000/150 müteferrik iş sayılı kararını müteakip, hükümlünün deneme süresi içerinde 25.10.2003 tarihinde işlediği kasıtlı suçtan Kayseri 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 06.03.2006 tarihli ve 2010/125 Esas, 2006/94 Karar sayılı kararıyla hapis cezası ile cezalandırılması sebebiyle, şartla tahliye kararının geri alınarak ikinci suçun işlendiği 25.10.2003 tarihi ile bihakkın tahliye tarihi olan 07.05.2006 tarihleri arasındaki sürenin aynen infazına dair talebin reddi ile sanığın mahkum olduğu cezaların ceza zamanaşımı dolması sebebiyle ortadan kaldırılmasına ilişkin Kırşehir 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 05.11.2018 tarihli ve 1995/521 Esas, 1995/549 Karar sayılı ek kararına yönelik itirazın kabulüne ilişkin Kırşehir Ağır Ceza Mahkemesinin 14.12.2018 tarihli ve 2018/671 değişik iş sayılı kararı ile ilgili olarak; Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 13.05.2023 tarihli ve 94660652-105-40-2514-2019-Kyb sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 21.06.2023 tarihli ve 2023/58401 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü; I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 21.06.2023 tarihli ve 2023/58401 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “Dosya kapsamına göre, sanığın 4616 sayılı Kanun'un 2/2. maddesi uyarınca şartla salıverilmesine ilişkin Niğde Asliye Ceza Mahkemesinin 22.12.2000 tarihli ve 2000/150 müteferrik iş sayılı kararını müteakip, deneme süresi içerinde 25.10.2003 tarihinde yeniden suç işlediği ve 765 sayılı Kanun’un 112/4. maddesi gereğince 10 yıl olan ceza zamanaşımı süresinin 25.10.2003 tarihinden itibaren hesaplanması gerektiği, ancak sanığın şartla tahliye kararının geri alınmasına neden olan suç için 16.02.2006 tarihinde cezaevine girdiği, 17.03.2008 tarihinde firar ettiği ve 07.04.2008 tarihinde yakalanarak tekrar cezaevine alındığı, 08.03.2010 tarihinde şartla tahliye olduğu, 16.09.2018 tarihinde tekrar cezaevine girdiği anlaşılmakla, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun ceza zamanaşımını düzenlenen 68/5. maddesinde yer alan "Ceza zamanaşımı, hükmün kesinleştiği veya infazın herhangi bir suretle kesintiye uğradığı günden itibaren işlemeye başlar ve kalan ceza miktarı esas alınarak süre hesaplanır." şeklindeki düzenleme uyarınca ceza zamanaşımı süresinin kalan ceza miktarı esas alınarak hesaplanması gerektiği, somut olayda hükümlünün infaz etmesi gereken kalan cezası 5 yıldan az olduğundan 10 yıllık ceza zamanaşımına tabi olacağı ve infazın kesintiye uğradığı hükümlünün adli sicil kaydında bulunan işlemiş olduğu son suç tarihi olan 11.08.2005 tarihinde kesilmesi nedeniyle karar tarihi itibariyle zamanaşımının dolduğu dikkate alındığında itirazın bu nedenle reddi yerine yazılı şekilde kabulüne karar verilmesinde isabet görülmemiştir. Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 1. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309 uncu maddesinin, (1), (2) ve (3) üncü fıkraları; (1) Hâkim veya mahkeme tarafından verilen ve istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümde hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması istemini, yasal nedenlerini belirterek Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirir. (2) Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, bu nedenleri aynen yazarak karar veya hükmün bozulması istemini içeren yazısını Yargıtayın ilgili ceza dairesine verir. (3) Yargıtayın ceza dairesi ileri sürülen nedenleri yerinde görürse, karar veya hükmü kanun yararına bozar. Şeklinde düzenlenmiştir. 2. Ceza zamanaşımı süreleri, mülga 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 112. maddesi ile meri 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 68. maddesinde düzenlenmiştir. 765 sayılı TCK'nin 112. maddesinde; "Bu maddede yazılı cezalar aşağıdaki müddetlerin mürurile ortadan kalkar: 1.Ağırlaştırılmış müebbet ağır hapis cezası ve müebbet ağır hapis cezaları otuz sene, 2.Yirmi sene ve daha fazla müddetle ağır hapis cezası yirmi dört sene, 3.Beş seneden ziyade ağır hapis veyahut hapis veya müebbet sürgün cezası yirmi sene, 4.Beş seneye kadar ağır hapis veyahut hapis veya muvakkat sürgün veya muvakkaten hidemâtı âmmeden memnuiyet cezaları ile ağır cezayı nakdî hükümleri on sene, 5.Bir aydan ziyade hafif hapis veyahut bir meslek ve sanatın tatili icrası yahut otuz liradan ziyade hafif cezayı nakdî hükümleri dört sene, 6.Bundan evvelki bentte beyan olunan miktardan aşağı ceza hükümleri on sekiz ay geçmesiyle ortadan kalkar. Nevileri başka başka cezaları havi hükümler, en ağır ceza için konulan müddetin geçmesiyle ortadan kalkar. Cezanın müruru zaman ile ortadan kalkmasından sonra emniyeti umumiye nezareti altında bulunmak cezasının da hükmü kalmaz.”. 5237 sayılı TCK'nin 68. maddesinde; “(1) Bu maddede yazılı cezalar aşağıdaki sürelerin geçmesiyle infaz edilmez: a) Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezalarında kırk yıl. b) Müebbet hapis cezalarında otuz yıl. c) Yirmi yıl ve daha fazla süreli hapis cezalarında yirmidört yıl. d) Beş yıldan fazla hapis cezalarında yirmi yıl, e) Beş yıla kadar hapis ve adlî para cezalarında on yıl, (2) Fiili işlediği sırada on iki yaşını doldurmuş olup da on beş yaşını doldurmamış olanlar hakkında, bu sürelerin yarısının; on beş yaşını doldurmuş olup da on sekiz yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında ise, üçte ikisinin geçmesiyle ceza infaz edilmez. (3) Bu Kanunun ikinci kitabının dördüncü kısmında yazılı yurt dışında işlenmiş suçlar dolayısıyla verilmiş ağırlaştırılmış müebbet hapis veya müebbet hapis veya on yıldan fazla hapis cezalarında zamanaşımı uygulanmaz. (4) Türleri başka başka cezaları içeren hükümler, en ağır ceza için konulan sürenin geçmesiyle infaz edilmez. (5) Ceza zamanaşımı, hükmün kesinleştiği veya infazın herhangi bir suretle kesintiye uğradığı günden itibaren işlemeye başlar ve kalan ceza miktarı esas alınarak süre hesaplanır.”, şeklinde düzenlenmiştir. 4. Ceza zamanaşımı süresinin hangi andan itibaren işlemeye başlayacağı, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 113. maddesinde “Hükümlerde müruru zaman hükmün katileştiği veya infazın herhangi bir suretle inkıtaa uğradığı günden itibaren işlemeye başlar.” şeklinde hükme bağlanmış iken; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 68. maddesinin beşinci fıkrasında “Ceza zamanaşımı, hükmün kesinleştiği veya infazın herhangi bir suretle kesintiye uğradığı günden itibaren işlemeye başlar ve kalan ceza miktarı esas alınarak süre hesaplanır.” şeklinde belirtilmiş olup, iki kanun hükümleri arasındaki temel fark, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nda, ceza zamanaşımının kesintiye uğraması halinde göz önünde bulundurulması gereken zamanaşımı süresinin, mahkumiyete konu ceza süresinin tamamına göre değil kesintiden sonra infazı gereken cezanın süresine göre hesaplanacak olmasıdır. 5. Ceza zamanaşımını kesen nedenler, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 114. maddesinde, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun ise 71. maddesinde düzenlenmiştir. 765 sayılı Kanunda hükümlünün yakalanmasının ceza zamanaşımını kesmesi, hürriyeti bağlayıcı cezalar yönünden kabul edildiği halde, 5237 sayılı Türk Ceza Kanun'un da böyle bir ayırıma yer verilmemiştir. 765 sayılı Kanun'da bir suçtan dolayı mahkum olan kimsenin ceza zamanaşımı süresi içinde mahkum olduğu suç türünden başka bir suç işlediği takdirde ceza zamanaşımının kesileceği kabul edilmiş iken, 5237 sayılı Türk Ceza Kanun'un da, bir suçtan dolayı mahkûm olan kimsenin, üst sınırı iki yıldan fazla hapis cezasını gerektiren kasıtlı bir suç işlemesi halinde, ceza zamanaşımının kesileceği öngörülmüştür. 6. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu ile 765 sayılı Türk Ceza Kanun'un da ceza zamanaşımının durması ile ilgili herhangi bir düzenleme bulunmamakla birlikte 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanun ile 05.07.2012 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanunda bu konuda hükümlere yer verilmiştir. 7. 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 15 maddesine göre; Birden fazla mahkumiyeti olan kişi bu mahkumiyetlerden birine ilişkin cezayı infaz kurumunda çektiği sürece, diğer cezaları açısından ceza zamanaşımı işlemez. Cezanın infazının ertelenmesi veya durdurulması halinde, bu cezaya ilişkin zamanaşımı işlemez. 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanunun geçici 1. maddesinin 4. fıkrasında ise; “Bu madde hükümlerine göre cezanın infazının ertelenmesine karar verilmesi hallerinde erteleme süresince ceza zamanaşımının duracağı” açıkça düzenlenmiştir. 8. Ceza zamanaşımını durduran nedenlerin varlığı halinde o günden itibaren ceza zamanaşımı işlemeyecek ancak kesilmeden önce işleyen ceza zamanaşımı süresi saklı kalacaktır. Ceza zamanaşımının durduğu veya işlediği gün ise süreye dahil olacaktır. Yasal düzenlemelerde ceza zamanaşımının ne kadar süre duracağı (üst sınır) konusunda bir belirleme yoktur. Ceza zamanaşımını durduran nedenin ortadan kalkmasından sonra sürenin tekrar işlemeye başlayacağı açıktır. 9. Kural olarak ceza zamanaşımı, hükmün kesinleştiği günden itibaren işlemeye başlar, cezanın infazına başlandığı durumlarda, infazın herhangi bir sebeple kesintiye uğradığı günden itibaren işlemeye başlar. Kesintiden sonra işleyecek ceza zamanaşımı süresinin 5237 sayılı Kanun’un 68. maddesinin 5. fıkrasına göre cezanın tümü esas alınarak değil, kesinti tarihi itibariyle infaz edilmemiş ve infazı gereken süre dikkate alınarak hesap edilmesi gerekmektedir. 10. Şartla tahliye, infazda gerçekleşen bir kesinti değildir ve ceza zamanaşımının başlamasını gerektirmez. Şartla tahliye edilen hükümlünün cezasının zamanaşımı süresinin bihakkın tahliye tarihine kadar duracağı kabul edilmelidir. 11. Bu açıklamalara göre somut olay değerlendirildiğinde; 01.06.2005 tarihinden önce işlemiş olduğu hırsızlık suçlarından verilen ve kesinleşen içtimalı 9 yıl 24 ay 45 gün hapis cezasının infazına 31.10.1997 tarihinde başlandığı, 22.12.2000 tarihinde şartla tahliyesine karar verildiği, bihakkın tahliye tarihi 07.05.2006 olarak belirlenen hükümlünün denetim süresi içerisinde 17.07.2002 tarihinde yağma suçuna teşebbüs, 25.10.2003 tarihinde yağma suçunu, 11.08.2005 tarihinde resmi belgede sahtecilik suçunu işlediği, 25.10.2003 tarihinde işlediği yağma suçundan 6 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği ve kararın kesinleşmesi sonrasında, Cumhuriyet savcılığı tarafından hükümlü hakında daha önce verilen şartla tahliye kararının geri alınmasına ve ikinci suçun işlendiği 25.1.2003 tarihi ile bihakkın tahliye tarihi olan 07.05.2006 tarihi arasındaki sürenin aynen infazına karar verilmesinin talep edildiği, Kayseri 1.Ağır Ceza Mahkemesinin 19.02.2008 tarihli ve 2008/178 müteferrik sayılı kararı ile hükümlünün şartla tahliye kararına konu suçlarının işlendiği tarihin 01.06.2005 tarihinden önce olması nedeniyle, aynen infazına karar verilecek sürenin tespiti için öncelikle lehe aleyhe yasa karşılaştırılması yapılması gerektiğinden bahisle karar verilmediği, bu karar sonrası Cumhuriyet savcılığı tarafından kesinleşen mahkumiyet hükümleri ile ilgili olarak ilgili mahkemelerinden lehe aleyhe yasa karşılaştırılması yapılamasının istendiği ve ilgili mahkemelerce kararların verildiği ancak bu aşamadan sonra ne gibi işlem yapıldığının dosya içeriğinden belli olmadığı gibi hükümlünün 17.07.2002 tarihinde işlemiş olduğu yağmaya teşebbüs suçundan 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılması ve verilen bu kararın kesinleşmesi sonrası Kayseri 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 28.03.2012 tarihli ve 2006/249 Esas, 2006/436 Karar sayılı yazısı ile kesinleşen karardan bir suretin Kırşehir 1. Asliye Ceza Mahkemesine hükümlü hakkında daha önce verilen şartla tahliye kararının geri alınması ve aynen infazı karar verilmesi amacıyla gönderildiği, bu yazının 01.04.2012 tarihinde hakim tarafından havalesinin “daha önce erteli cezalarla ilgili aynı konuda işlem yapıldığı, dosyasının incelenmesi ile anlaşıldığından” şerhi ile dosyasına havale edildiği, ancak ne gibi işlem yapıldığının belli olmadığı görülmektedir. 12. Ayrıca hükümlünün 16.02.2006 tarihinde ceza infaz kurumuna alındığı, 17.03.2008 tarihinde firar ettiği, 07.04.2008 tarihinde tekrar ceza infaz kurumuna alındığı, 08.03.2010 tarihinde şartla tahliyesine karar verildiği ve 16.09.2018 tarihinde ceza infaz kurumuna alındığı anlaşılmaktadır. 13. Hükümlünün 01.06.2005 tarihinden önce işlemiş olduğu infazına başlanan ve şartla tahliye kararına esas alınan hükümlerinin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun yürürlüğe girmesi sonrasında lehe aleyhe yasa karşılaştırması sırasında infazın durdurulmasına, ertelenmesine karar verilip verilmediği, bu hükümler ile ilgili uyarlama yargılamasına başlandığı ve hükümlerin kesinleştiği tarihlerin belirlenmesi, kararların kesinleşmesinden sonra bu hükümlerin infazı amacıyla Cumhuriyet savcılığı tarafından yakalama müzekkeresi çıkartılıp çıkartılmadığı, çıkartılmış ise infaz edilip edilmediği, hükümlünün başka kesinleşen mahkumiyet hükümleri nedeniyle ceza infaz kurumuna alındığı anlaşılmakla, bu hükümlerin infazı sırasında düzenlenen müddetname ve içtima kararlarının getirtilerek incelenmesi, Kayseri 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 28.03.2012 tarihli ve 2006/249 Esas, 2006/436 Karar sayılı yazısı nedeniyle Kayseri 1. Asliye Ceza Mahkemesi hakimi tarafından yapılan 01.04.2012 tarihli havale işleminde daha önce erteli cezaları ile ilgili aynı konuda işlem yapıldığının bildirilmesi ve Kırşehir 1. Asliye Ceza Mahkemesinin bila tarihli 1995/521 Esas sayılı Kırşehir İlamat ve İnfaz Bürosuna gönderdiği yazıda “....22.12.2000 tarihinde şartla tahliye edildiği görülmüştür. ......sanığın 17.07.2002 tarihinde işlediği gasp eylemi nedeniyle mahkumiyetine karar verilerek kesinleştiği, bu nedenle verilmiş olan şartla tahliye kararının değerlendirilmesi için ihbarda bulunulmuştur. 16.09.2008 tarihli ek karar ile cezaların aynen infazına karar verilmiş ve Kırşehir İlamat ve İnfaz Bürosunun 2013/1944 ilam sırasında infazına devam olunduğu tespit edilmiştir.” şeklindeki yazısı içeriğinden hükümlünün şartla tahliye edildikten sonra işlediği suç nedeniyle şartla tahliye kararının geri alındığı ve aynen infaz kararı verildiğine ilişkin açıklamalar nedeniyle daha önce yapılan işlemlerin ne olduğunun araştırılarak tespit edilmesi, ceza zamanaşamını kesen sebeplerin bulunması nedeniyle, ceza zamanaşımını kesen sebeplerin gerçekleştiği tarihler ile yeniden işlemeye başladığı tarihlerde gösterilmek suretiyle hükümlünün hukuki durumunun denetime imkan verecek şekilde değerlendirilmesi gerekirken eksik inceleme sonucu verilen karara karşı yapılan itirazının itiraz merciince açıklanan bu sebeple kabulüne karar verilmesi gerekirken “.....içtimaya konu olan kararların kesinleştikten sonra içtimasına karar verilebileceğinden, zamanaşımı süresi kesinleşen dosya için sözkonusu olamayacağından” bahisle yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeden kabulüne dair verilen karar Kanun’a aykırı olup, kanun yararına bozma talebi bu sebeple yerinde görülmüştür. III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. Kırşehir Ağır Ceza Mahkemesinin 14.12.2018 tarihli ve 2018/671 değişik iş sayılı kararın 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.10.2024 tarihinde karar verildi.