İlk Derece Mahkemesi · İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi

İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/962 E. 2024/626 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2023/962
Karar No
2024/626
Karar Tarihi

T.C. İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/962 Esas KARAR NO : 2024/626 DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 29/11/2023 KARAR TARİHİ : 24/09/2024 Yukarıda tarafları yazılı davanın mahkememizde yapılan yargılaması sonunda dava dosyası ve ekleri incelendi; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin, klinikler ve hastaneler için üçüncül ve referans laboratuvar hizmetleri sunan tam hizmet, klinik referans laboratuvarıdır. Davalı borçlu ile davacı şirket arasında hizmet alım sözleşmesinden kaynaklanan ticari iş ilişkisi mevcut olup; davalı taraf, davacı şirketten patolojik tetkik hizmetleri almıştır. Alınan hizmet sonucu davalının borcunu tahsil etmemesi hasebiyle ticari iş ilişkisinden doğan ve tanzim edilen faturalar ile sabit 39.928,14 TL takip çıkışlı (masraflar hariç ) borcun tahsili amacı ile davacı adına İzmir .... İcra Dairesi'nin ... sayılı İcra dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını, İcra takibine konu: 31/05/2023 tarihli 6.737,76 TL bedelli ... no'lu fatura, 30/06/2023 tarihli 7.421,63 TL bedelli ... no'lu fatura, 30/04/2023 tarihli 8.741,26 TL bedelli ... no'lu fatura, 04/09/2023 tarihli 174,66 TL bedelli ... no'lu fatura, 31/07/2023 tarihli 8.528,75 TL bedelli ... no'lu fatura, 31/03/2023 tarihli 9.268,58 TL bedelli ... no'lu fatura, olmak üzere faturaların davacı şirket tarafından süresinde düzenlendiğini, ancak davalı tarafından fatura bedellerinin zamanında ödenmediğini, borçlu davalının aleyhinde başlatılan icra takibine haksız ve mesnetsiz olarak itiraz ederek icra takibinin durmasına sebebiyet verdiğini ve davacının alacağını sürüncemede bıraktığını, davalının İzmir .... İcra Dairesi'nin ... sayılı İcra dosyasına yapmış olduğu itirazın akabinde itirazın iptali davasının açılabilmesi için 26/10/2023 tarihinde arabuluculuk bürosuna başvurulduğunu, 10/11/2023 tarihinde anlaşamama tutanağının taraflarca imzalandığını, anlaşamama tutanağının sonucunun iş bu itirazın iptaline ve takibin devamını, itiraza uğrayan alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatı ödenmesine karar verilmesi için huzurdaki davayı ikame etme zorunluluğu hasıl olduğunu, davacı şirket tarafından düzenlenen faturalar hakkında; davalı tarafından yasal süre olan 8 gün içerisinde herhangi bir itirazda bulunulmayarak davacı şirket tarafından tanzim edilen faturaların, faturalarda belirtilen patolojik tetkik hizmetinin davalı tarafından alınmış olduğunu, faturada yazılı borçların kabul edilmiş olduğunu, başka bir deyişle edimin davacı şirket tarafından yerine getirildiğini davalı tarafından da kabul edilmiş bulunduğunu taraflar arasındaki ticari ilişkinin, davacı şirketin de, davalı tarafın da ticari defter ve kayıtları incelendiğinde ortaya çıkacak olup, bu haksız ve hukuki dayanaktan yoksun itirazın iptali ve takibin devamı gerektiğini, taraflar arasındaki ticari ilişkinin tanzim edilen faturalardan da anlaşılacağını, davalı tarafın ve davacı şirketin ticari defter ve kayıtlarının bilirkişi marifetiyle incelenmesi halinde davacı şirketin alacağının ispat olacağını, bu nedenle öncelikle mahkemenin takdiriyle bilirkişi incelemesi yapılması talep ettiklerini, Türk Ticaret Kanunu madde 21'e göre; fatura ve teyit mektubu doğrultusunda itirazın iptalini ve takibin devamını, itiraza uğrayan alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatı ödenmesine karar verilmesini, sonuç olarak davanın kabulünü, İzmir .... İcra Dairesi'nin ... sayılı İcra dosyasına yapılan haksız ve dayanaksız itirazın iptali ile faiziyle birlikte hesaplanacak miktar üzerinden takibin devamına davalı aleyhine borcun tamamı üzerinden %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından İzmir .... İcra Dairesi'nin ... sayılı İcra dosyası kapsamında, davalı şirket aleyhine, ilamsız icra yoluyla icra takibi başlatmış olup yasal süresi içerisinde; borca, faize ve fer'ilerine itiraz ettiklerini, buna mukabil olarak davacı yanın, haksız ve dayanaksız bir şekilde eldeki davayı ikame ettiklerini, davacı yanın iddialarını ispatlamakla yükümlü olup dosyaya sunulunan delillerin yetersiz olduğunu, somut ispat yükü kendisinde olan davacı şirketin dava dilekçesinde, her ne kadar davalı şirket ile ticari ilişkinden kaynaklı ödenmememiş faturasının yanı sıra işlemiş faizden bahsetmiş olsa da delil olarak sunulan bilgi ve belgelerin hiç birinin, usul kuralları çerçevesinde, iddia edilen vakıayı ispata elverişli araçlar olmadığını, davalı şirketin, ticari satıma konu malların bedelinden doğan borcunu ifa etmiş olduğundan bahisle talebe konu edilen fatura alacağı ve faiz kalemlerinin de söz konusu olmadığını, öte yandan itiraz edilmediği iddiasının da isabetsiz olduğunu, bu hususun taraflar arasındaki ticari ilişkinin kayıt altına alındığı ticari defter ve kayıtların karşılıklı olarak incelenmesi ile ortaya çıkacağını, davalı şirketin usulüne uygun olarak temerrüde düşürülmemiş olmasının yanı sıra asıl alacağa işletilmek üzere esas alınan faiz oranının hatalı olduğunu, öte yandan asıl alacağının kabul anlamına gelmemek kaydı ile, takip ve davaya konu edilen faiz ve oranının da ne şekilde belirlendiğinin ortaya konulmadığını, işlemiş ve işleyecek faizin tespitinde başlangıç tarihi ve hangi tür faizin esas alınacağı konusunda belirsizlik mevcut olduğunu, davacı alacaklı şirketin belirlemiş olduğu ticari faiz oranı kanun koyucu tarafından düzenlenen yasal faiz oranlarının da ne şekilde belirlendiği ortaya konulmadığını, işlemiş ve işleyecek faizin tespitinde başlangıç tarihi ve hangi tür faizin esas alınacağı konusunda belirsizliğin mevcut olduğunu, davacı alacaklı şirketin belirlemiş olduğu ticari faiz oranı kanun koyucu tarafından düzenlenen yasal faiz oranlarının üzerinde olduğunu, ayrıca bir başka hususun da davalı davalı şirketin usulüne uygun olarak temerrüde düşürülmediğini, davacı yanca şirket dilekçesinde bu hususu ispata yarar hiç bir bilgi ve belge sunulmadığını, hal böyle olunca; hem temerrüt olmadığından faiz başlangıcında hemde hatalı faiz oranı seçimiyle birlikte toplam faiz alacağında hatalı sonuca varıldığını, bu itibarla haksız faiz talebinin reddinin gerektiğini davacının ibraz ettiği faturanın açık fatura olup davacı tarafından tek taraflı düzenlenmiş bir belge olduğundan tek başına satım ilişkisini ispata yeterli olmadığını, faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesinin TTK.'nın 23. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen karineden kaynaklandığını, buna göre; fatura düzenleyen tacirin alınan karineden yararlanabilmesi için fatura tanzim edenle, adına fatura tanzim edilen arasında akdi ilişki bulunması, faturanın akdin ifasıyla ilgili olarak düzenlenmesi gerektiğini, fatura sözleşmesinin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerektiğini, fıkrasındaki karinenin aksi ispat edilebilen adi bir karine olduğunu, ikinci fıkra gereği sekiz gün içinde faturaya itiraz edilmesi durumunda fatura münderecatının doğru olduğunu faturayı düzenleyen tacirin ispat etmesi gerektiğini, nitekim faturanın ispat gücünün ana hatları ve kriterleri Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 27/06/2003 tarihli, ... E.,... K. sayılı kararında belirleyici olarak açıklandığını, anılan kararda "TTK.'nın 23/1. maddesindeki karinenin uygulama alanı bulmayacağı, zira fatura sözleşme olmadığı gibi, faturaya itiraz edilmemesinin de ona sözleşme niteliği vermeyeceği kabul edilmiştir." ifadesine yer verildiğini, somut olayda davacı tarafça, salt düzenlenen faturalara dayanılarak taraflar arasındaki uyuşmazlıktan kaynaklanan alacağın varlığı iddiası maddi gerçeğe, yasaya ve yargıtay içtihatı birleştirme genel kurul kararına aykırılık teşkil ettiğini, faturaya konu edilen alacak kendiliğinden muaccel hale gelmeyeceği olgusu dikkate alındığında, usulüne uygun olarak temerrüt ihtarı söz konusu olmadığından alacak muaccel hale gelmediğini, faturaların ticari defterlere geçirilmiş olması halinde artık bireysel olarak cari hesaplar ve faturalar değil, ticari defterlerin delil olması söz konusu olacağını, faturadan doğan alacağa yönelik icra takibi yapmadan önce mutlaka karşı tarafa muacceliyet ihbarı gönderilmesi gerektiğini, ihbarın şekline dair kesin bir belirleme yoksa da her iki tarafin tacir olması halinde ihbarın noterle ya da taahhütlü mektupla yapılması gerektiğini, talep ve davayı kabul anlamına gelmemesi kaydıyla, somut olayda usulüne uygun bir muacceliyet ihbarı söz konusu olmadığından, davalı şirketin borçlusu olduğu bir fatura alacağının varlığından söz edilemeyeceğini, davalı tarafından yapılan ödemelerin ticari defter ve kayıtların incelenerek hesaplanması gerektiğini, yine kabul anlamına gelmemesi kaydı ile, davalı şirketçe davacı şirkete yapılan ödemelerin tespitinin yapılması gerektiğini, zira ortada belirsiz bir alacak söz konusu olduğundan takibe bu haliyle devam edilmesinin davalı mağduriyete uğratacak ve davacı lehine haksız kazanca sebep olacağını, bu itibarla asıl alacağın tespitinin yapılmasında davalı firmanın ticari defter ve kayıtlarının yine davalı firmanın adı geçen adresinde incelenmesi ve buna göre bir sonuca varılması gerektiğini, yine kabul anlamına gelmemesi kaydı ile, davalı şirketçe davacı şirkete yapılan ödemelerin tespitinin yapılması gerektiğini, zira ortada belirsiz bir alacak söz konusu olduğundan takibe bu haliyle devam edilmesinin davalı mağduriyete uğratacak ve davacı lehine haksız kazanca sebep olacağını, bu itibarla asıl alacağın tespitinin yapılmasında davalı firmanın ticari defter ve kayıtlarının yine davalı firmanın adı geçen adresinde incelenmesi ve buna göre bir sonuca varılması gerektiğini, alacak likit olmadığından kötü niyet tazminatının söz konusu olmadığını son olarak davacı yanın dilekçesinde, kötü niyet tazminatı talebinde bulunduğunu, kötü niyet tazminatının doğabilmesi için gerekli olan şartlardan belki de en önemlisi söz konusu alacağın likid yani belirlenebilir olduğunu, alacağın gerçek miktarının belli ve sabit ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmekte veya bilinmesi gerekmekte ve böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün ise başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise" alacağın likit olduğunu, borçlunun tespiti hususunun ise alacağın ve miktarının borçlu tarafından bütün unsurları ile bilinebilir (hesap edilebilir) olması ve bu konuda alacağın tespiti için ayrıca yargılama yapılmasına gerek olmaması anlamında olduğunu, anlatılanlar ışığında somut olayda belirsiz bir asıl alacak ve ne şekilde tespit edildiğinin belirsiz olan bir faiz oranı üzerinden başlatılan takibe konu edilen bahse konu alacağın likit olmadığını, bu itibarla kötü niyet tazminatının reddinin gerektiğini, sonuç olarak haksız ve dayanaksız davanın reddi ile yargılama masrafları ve vekâlet ücretinin, ve yüzde yirmiden az olmamak üzere kötüniyet tazminatının davacı şirkete yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. KANITLAR: İzmir .... İcra Dairesi'nin... sayılı İcra dosyası UYAP sistemi üzerinden celp edilmiştir. İzmir Kordon Vergi Dairesi Müdürlüğü'nden davacı... Sağlık Hizmetleri ve ... Limited Şirketi Bayraklı Şubesi'nin Ba ve Bs formları celp edilmiştir. İzmir Ege Vergi Dairesi Müdürlüğü'nden davalı ...Yatırımları Sanayi Ticaret Anonim Şirketi'nin Ba ve Bs formları celp edilmiştir. SMMM Bilirkişi ...'in 18/05/2024 tarihli raporunda; Davacı ile Davalı taraflar arasında ticari bir ilişkinin mevcut olduğu, -Davacı ... Sağlık Hizmetleri ve ... Şirketi Bayraklı Şubesi'nin 2022-2023 yılı Yasal Defterlerinin Lehine Delil Teşkil edebilecek vaziyette olduğu, -Davalı ... Sanayi Tic. A.Ş.'nin 2023 yılı yasal defterlerinin Lehine Delil Teşkil Edebilecek vaziyette olduğu, -T.C. İzmir .... İcra Dairesi'nin ...sayılı İcra takip dosyası ile, Alacaklı/Davacı ... Laboratuvarı Sağlık Hizmetleri Ve ... Limited Şirketi Bayraklı Şubesi firması tarafından Borçlu/Davalı ... Yatırımları Sanayi Tic. A.Ş. firmasına karşı 29/09/2023 tarihli (örnek 7) ödeme emri ile, 38.240,12 TL Asıl Alacak Toplamı 1.688,02 TL Gecikme Faizi Toplamı 39.928,14 TL Toplam Alacak Bedeline istinaden takip tarihinden itibaren alacağın tahsili tarihine kadar işleyecek T.C. Merkez Bankası'nın kısa vadeli kredilere uyguladığı 9.616,75 Avans Faizi ile birlikte ilamsız takip yoluyla takipte bulunulduğu, Ödeme emrinin borçluya tebliğ edilmiş olduğu, Borçlu vekili tarafından 04/10/2023 tarihinde icra dairesine verilen itiraz dilekçesi ile; asıl alacağa, işlemiş ve işleyecek faize, faiz oranına ve tüm ferilerinin tümüne, itiraz edilmesi üzerine, icra dairesi tarafından 12/10/2023 tarihinde icra takibini durdurma kararı verilmiş olduğu görülmüştür. İcra Takip Dosyasındaki Alacak Bedelinin; 6 Adet Faturanın Tahsil Talebine İlişkin olarak başlatılmış olduğu görülmüştür, “Davacı Özel ...Hizmetleri Ve Medikal Sanayi Ticaret Limited Şirketi Bayraklı Şubesi firmasının yasal defter ve dayanağı belgelerinin tetkikinde; Taraflar arasında ki ticari çalışmanın davacının yasal defter ve dayanağı belgelerine göre 2023 Yılından önce başlamış olduğu Davacı ve Davalı taraf arasında 01/04/2016 Tarihinde hizmet alım sözleşmesi imzalanmış olduğu ve 38.025,62 TL'lik Davalı ... Yatırımları Sanayi Tic. A.Ş. firmasının Davacı ... Sağlık Hizmetleri ve ...Limited Şirketi Bayraklı Şubesi firmasına 31/12/2023 tarihinde yapmış olduğu ödeme ile taraflar arasındaki ticari ilişkinin sonlanmış olduğu, gözükse dahi Davacının Davalının Yıl İçerisinde yapmış olduğu bır kısım ödemeyi ilgili tarihlerde kaydetmeyerek yıl sonunda tek kalem olarak resmi defterlerine işlemiş olduğu buna göre de Davacının resmi defterlerinde taraflar arasındaki ticari ilişkinin 04/09/2023 tarihinde sonlanmış olduğu görüş ve kanaatine varılabileceği Davacı Tarafından İcra Takibine Konu edilen Tüm satış faturalarının Davacının Resmi Defter ve Belgelerinde işlenmiş olduğu ve buradan hareketle Davacı ... Laboratuvarı Sağlık Hizmetleri ve ... Ticaret Limited Şirketi Bayraklı Şubesi firmasının Davalı ... Yatırımları Sanayi firmasından yasal defter ve dayanağı olan cari hesap ekstresinin karşılığı olarak 29/09/2023 İcra Takip Tarihi İtibari ile 38.025,62 TL tutarında alacaklı olduğu, tespit edilmiştir. GEREKÇE : Dava; Hizmet sözleşmesinden kaynaklanan fatura alacağının tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır. Dava, 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmıştır. Öncelikle taraflar arasında hukuki ilişki olup olmadığı, varsa hukuki ilişkinin niteliğinin belirlenmesi gerekmektedir. Bu sebeble de davacı ve davalının ileri sürmüş olduğu iddialar, vakıalar ve bunları ispat edip etmedikleri ve ispat yükünün kimde olduğu hususuna değinmekte yarar vardır. HMK. 190. maddesi "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir." " Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir. " hükmü mevcuttur. İleri sürülen bir önermenin doğruluğu hususunda kanaat oluşturmak için bir nedenselliğin ortaya konulması olarak tanımlanabilen ispat, yargılama hukuku açısından dava konusu hakkın ve buna karşı yapılan savunmanın dayandığı vakıaların var olup olmadıkları hakkında mahkemeye kanaat verilmesi işlemidir. İspatın konusu olan vakıalar, hukuk açısından doğrudan önem taşıyan veya dolaylı olarak önem taşıyan vakıalar olarak ayrılabilir. Hukuk açısından doğrudan önem taşıyan olaylar; hukuken hakların ve hukuksal ilişkilerin doğumu, değişmesi, işlemez duruma gelmesi, doğumunun engellenmesi veya doğduktan sonra düşmesine yol açan olaylardır. Hukuk açısından dolayısıyla önem taşıyan ve “emareler (belirtiler) ” olarak da tanımlanan olaylar ise; hak ve hukuksal ilişkilerde yukarıda belirtilen durumların meydana gelmiş olduğu, kendilerinden olağan yaşam deneyimleri kuralları uyarınca anlaşılabilen, bir başka deyişle bir eylemsel karine bağının kurulmasına olanak veren olaylardır. Emareler, ancak hâkimin delilleri serbestçe değerlendirme (takdir) serbestisinin bulunduğu (HMK. madde 198), bu serbestinin özel kurallar ile sınırlanmamış olduğu (HMK. madde 200. ve 201. gibi) durumlarda ispat konusu olabilir. (Bilge Umar; (1980), İspat Yükü, (2. Baskı), Büyükçekmece, Kazancı Matbaacılık Sanayi. sf. 19.) İspatın, doğrudan delil göstererek ispat ve dolaylı ispat olarak ayrıma tabi tutulup, dolaylı ispatın emareler ile ispat olarak değerlendirildiği, bu kapsamda emareyi bir delil vasıtası olarak değil, ispata yardımcı, kanuni maddi unsura uymayan yabancı vakıalar olarak nitelendirildiği de görülmektedir. (M. Kamil Yıldırım; (1990), Medeni Usul Hukukunda Delillerin Değerlendirilmesi, İstanbul, Kazancı Kitap Ticaret. sf. 120, 121.) İspat yükü belli bir olayın gerçekleşip gerçekleşmediğinin anlaşılamaması, yani olayın ispatsız kalması yüzünden hâkimin aleyhte bir kararıyla karşılaşma tehlikesidir. Bu tanımda asıl davayı kaybetmek tehlikesinden değil, hâkimin aleyhte bir kararı ile karşılaşma tehlikesinden bahsedilmesi dikkate değerdir. Zira yalnızca davanın asıl konusu bakımından değil, aynı zamanda bir ön sorun veya bir ara sorun hakkında da iki tarafın birbirine zıt olarak ileri sürdükleri olayların hiçbirinin ispat edilememesi olasılığı vardır. Bu durunda hâkimin yapacağı iş söz konusu sorun bakımından ispat yükünü taşıyan tarafın, o sorunda ileri sürdüğü istemi reddetmek olacaktır. (Umar; İspat Yükü, sf. 3) İspat yükü taraflar için bir yükümlülük (mükellefiyet) değil, sadece bir yüktür (külfettir). Taraf kendisi tarafından ispatı gereken bir vakıayı ispat edemezse, karşı taraf (ve mahkeme) onu mutlaka ispat etmesini isteyemez (yükümlülük). Bilâkis kendisine ispat yükü düşen taraf, o vakıayı ispat edememiş sayılır; meselâ, kendisine ispat yükü düşen ve fakat bunu yerine getiremeyen taraf davacı ise, davasını ispat edememiş sayılır ve dava bu nedenle reddedilir. (Kuru; Arslan; Yılmaz; sf. 370.) Tarafların ticari defterleri üzerinde yapılan incelemede "..Davacı tarafın kesmiş olduğu icra takibinin konusu olan satış faturalarının tümünün davalı tarafın resmi defterlerinde kayıtlı olduğu ve davalı ... Sanayi Tic. A.Ş.'nin Davacı ... Sağlık Hizmetleri ve ... Limited Şirketi Bayraklı Şubesi firmasına yasal defter ve dayanağı olan cari hesap ekstresinin karşılığı olarak 29/09/2023 İcra Takip Tarihi İtibari ile 38.025,02 TL tutarında borçlu olduğu" " tespit edilmiştir. HMK.'nın 222/1. fıkrası uyarınca taraf defterlerinin incelenmesinin kabul edildiği, kesin süre içinde ticari defter ve kayıtların ibraz edilmemesi veya bulunduğu yerin bildirilmemesi ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz edilmeme hakkında kabul edilebilir bir mazeret gösterilmediği takdirde, söz konusu ticari defter ve kayıtlara delil olarak dayanılmaktan vazgeçmiş sayılacağının, karşı tarafın ticari defter ve kayıtlarını sunması halinde, 28/07/2020 tarihinde yürürlüğe giren 7251 sy. yasanın 23. maddesi ile değişik HMK.'nın 222/3. fıkrası uyarınca karşı tarafın HMK.'nın 222/2. fıkrasına uygun olarak tutulmuş ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edileceğinin ihtar edildiği, tarafların ticari defterlerinin lehlerine delil olarak nitelikte bulunduğu, davacı tarafın ticari ilişkiye ve davacı tarafın alacaklı olduğuna ilişkin iddialarını ispat ettiği, söz konusu alacağın davalı ticari defterlerinde de kayıtlı olduğu ve davalı tarafından ödeme yapıldığının ispat edilemediği, dava konusu faturaların üzerinde faturaların ödeme vadeleri yazılı bulunduğundan ayrıca ihtara gerek olmadan ve tarafların tacir olması, hizmet sözleşmesinin de ticari iş olması nedeniyle TTK 1530. maddesi uyarınca temerrüt faizi işletilmiş ve faturaların 2023 yılına ait olması nedeniyle 2023 yılı uygulanacak temerrüt faizi dikkate alınarak davanın kısmen kabulüne, itirazın iptali ile takibin devamına karar vermek gerekmiştir. 2004 sayılı İİK.'nın 67/2. Fıkrasına göre ;bir davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. Kanuni düzenlemeye göre davalı borçlunun icra inkar tazminatına mahkum edilebilmesi için takip tarihi itibari ile itirazında haksız bulunması yeterlidir. Diğer bir anlatımla kötüniyetli olması alacaklı bakımından getirilmiş bir koşuldur. Ancak itirazın haksızlığı tek başına icra inkar tazminatına hükmedilmesine elverişli değildir. Yani bu tazminata hükmedilmesi için takip konusu alacağın belirli, sabit olması, borçlu tarafından bilinmesi veya tayin ve tahkik edilmesinin mümkün nitelikte bulunması, hakimin takdirine bağlı olmaması gerekir. (Yargıtay HGK. 13/12/1967 Tarih, 9/1344- 615) Diğer bir anlatımla alacağın likit ve belli olması gerekir. Alacak likit ve belirlenebilir olduğundan alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatına karar verilmiş aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; Davanın KISMEN KABULÜ ile; 1-İzmir .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında davalının 38.025,02 TL asıl alacak 1.082,98 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 39.108,00 TL borca ilişkin İTİRAZIN İPTALİ ile takip talebindeki koşullarda TAKİBİN DEVAMINA, 2-Alacak likit ve hesaplanabilir olduğunda alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Davacının fazlaya ilişkin taleplerinin REDDİNE, 4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 2.671,47 TL nispi harçtan, peşin alınan 681,88 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.989,59 TL karar ve ilam harcının davalı taraftan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 5-Davacı tarafından yapılan 269,85 TL başvurma harcı, 681,88 TL peşin harç olmak üzere toplam 951,73TL harcın davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine, 6-Davacı tarafından yapılan 40,00 TL tebligat ve posta gideri ve 6.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 6.040,00 TL yargılama giderinin kabul ve ret oranı dikkate alınarak 5.915,79 TL'sinin davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına, 7-Dava şartı arabuluculuk ücreti olan ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-13 maddesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.120,00 TL'nin, davanın kabul ve ret oranına göre, 3.055,91‬ TL'lik kısmının, davalı taraftan, 64,09 TL'sinin davacı taraftan alınarak HAZİNE'YE GELİR KAYDINA, 8-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 9-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte olan AAÜT. hükümlerine göre 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine, 10-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte olan AAÜT. hükümlerine göre 820,14 TL vekalet ücretinin davacı taraftan alınarak davalı tarafa verilmesine, 11-Taraflarca yatırılan kullanılmayan gider avansının kalan kısmının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı kararın taraflara tebliğinden itibaren 6100 sayılı yasanın 345. Maddesi uyarınca 2 haftalık kesin süresi içerisinde Bölge İstinaf Mahkemesine başvuru yolunun açık olduğu açıkça okunup usulünce anlatıldı. 24/09/2024 Katip ... ¸E-imza Hakim ... ¸E-imza

Atıf: İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/962, K. 2024/626, T. 24.09.2024, www.arakarar.com/karar/izmir-4-asliye-ticaret-mahkemesi-2023-962-e-2024-626-k-528fdfd94d73