İlk Derece Mahkemesi · İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/162 E. 2023/962 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2021/162
- Karar No
- 2023/962
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2021/162 Esas KARAR NO : 2023/962 DAVA : Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 03/03/2021 KARAR TARİHİ : 30/11/2023 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: müvekkili ile davalı şirket arasında 01.02.2020 başlangıç tarihli ’’Özel Sağlık Hizmeti Sunucusu Hizmet Alım Sözleşmesi’’ akdedildiğini, bu sözleşmenin konusunun ortepedi branşında çalıştırılacak hekim ve diğer personelin çalışmasına ilişkin genel kuralların konulması, hak ve yükümlülüklerin belirlenmesi olduğunu, bu sözleşme ile, davalı tarafından gösterilen bölümde ve davalı şirket tarafından yönlendirilen kişilere sağlık ve tedavi hizmeti sunulacağının, sunulan sağlık hizmeti ile ilgili usul ve esaslar ile karşılıklı hak ve yükümlülüklerin belirlendiğini, sözleşmenin her iki tarafın kabul ve onayı ile bu esaslar çerçevesinde düzenlendiğini ve imza altına alındığını, müvekkilinin tüm yükümlülükleri yerine getirdiğini; ancak davalı şirketin, sözleşme gereği verilen hizmete mukabil fatura edilen alacakların ödenmesini ve sözleşmenin ’’Mali Yükümlülükler’’ başlıklı düzenlemesinde yer alan hakediş hesaplamalarının gerçekleştirilmesi yönündeki yükümlülüğünü yerine getirmediğini, bu tavrın öncelikle sözlü uyarılar ve görüşmeler yolu ile aşılmaya çalışıldığını, ancak sonuç alınmaması nedeniyle davalı şirkete sözleşmesel yükümlülükleri yerine getirmesi için Bornova ... Noterliğinin 07/08/2021 tarih ,... yevmiye numaralı,14/08/2020 tarih ... yevmiye numaralı ve 28/08/2020 tarih... yevmiye numarlı üç adet ihtarname keşide edildiğini, davalı şirketin ihtarnameler sürecinde haksız tutumunu düzeltmediğini, hiç bir şekilde olumlu yaklaşım göstermediğini, bunun üzerine arabuluculuk başvurusu yapıldığını, ... sayılı arabuluculuk dosyasının son tutanak görüşmesine davalı şirketin katılmaması nedeni ile görüşme yapılamadan anlaşamama ile sonuçlandığını, davalı şirket ile imza altına alınan sözleşme uyarınca fesih anına kadar doğmuş alacaklarının, davalı şirketçe sözleşmesel yükümlülükler yerine getirilmediği için hesaplaması yapılamayan alacaklarının ve sözleşmesel belirlenen cezai şartın ödenmesi ve tüm zararlarının tazminine yönelik olarak dava açmasının zorunlu hale geldiğini belirterek dava ve taleplerinin kabulü ile lehine doğmuş ve fatura edilmiş 7.905,48- TL alacağın fatura tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle davalı yandan tahsiline, sözleşmenin feshi anına kadar hakkettiği tüm alacağın tespiti ile, şimdilik 1.000,00 TL olan belirsiz alacağın doğduğu tarihten itibaren işletilecek ticari faizi ile birlikte davlıdan tahsiline, davalı şirketin kendisine yapılan ihtara rağmen ödeme yapmaması nedeniyle sözleşme uyarınca her ödeme dönemi için hesaplanacak ortalama aylık cironun tespiti ile sözleşme gereği bu bedelin 5 (beş) katı tutarında 1.000,00 TL (belirisz alacak) cezai şart alacağının davalıdan ticari faizi ile birlikte tahsiline, yargılama gideri ve avukatlık ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı, arabuluculuk tutanağının usulüne uygun tutulmadığını, söz konusu toplantıya davet yazısına binaen belirtilen adreste toplantıya gittiğini, söz konusu toplantı salonunda 15 dakika beklemesine rağmen, davacı taraf yetkilisi ve arabulucunun toplantıya katılmadığını, toplantı salonundan ayrıldıktan sonra iş bu davaya ibraz edilen tutanağın tutulduğunu, toplantıya katıldığı halde katılmamış gibi tutanak tutulduğunu, bu yüzden dava şartının yerine getirilmediğini, davanın usul yönünden reddi yada arabuluculuk görüşmesinin yenilenmesi gerektiğini, davacı yanla imzalanan sözleşmenin geçersiz olduğunu, cironun 5 katı tutarında cezai şart tazminatı talep etme haklarının olmadığını, davacı tarafla imzalanan 01.02.2020 başlangıç tarihli sözleşmenin geçerliliğinin mahkemenizce ATT (Ayakta Teşhis ve Tedavi Hizm.) Yönetmeliği uyarınca değerlendirlmesi gerektiğini, sözleşmenin 2.maddesinde yazılı olan amacın kendine ait ruhsatlı tıp merkezinin ortopedi bölümünün davalı tarafa tahsisi bir çeşit devir veya kiralama niteliğinde olduğunu, bu hususun ATT Yönetmeliği 12/2 maddesi ’’Tıp Merkezi binasında hiçbir suretle başka amaca yönelik işyeri bulunamaz ve içerisindeki bir bölüm başka bir amaçla faaliyet göstermek üzere üçüncü kişilere kiralanamaz veya herhangi bir şekilde devredilemez şeklindeki ibareye uygun düşmeyeceğini, davacı yanın ATT yönetmeliği 12/3 maddesinde belirtilen istisnalar dışında yönetmeliğin izin vermediği bir sınıfta hizmet veren bir şirket olduğunu, diğer yandan TBK uyarınca mevzuata aykırı sözleşmelerin hukuken geçerli olmayacağını, geçersiz sözleşmenin mahkemece tespiti halinde davalı yana bugüne dek yapılan fatura ödemelerinin istirdatına ilişkin haklarını saklı tuttuğunu, sözleşmenin geçerli olduğunun kabul edilmesi halinde ise, bir sözleşmenin her iki tarafında karşılıklı ve orantılı yükümlülükleri olması gerektiğini, davacı ile akdedilen sözleşmede davacı ...’nun şirket olarak nasıl bir hizmet vereceğinin belli olmadığını, sözleşmenin 3. Madde 2. Paragrafında sözleşmenin konusu olarak müvekkil şirkete gelen ve sözleşme kapsamında sağlık hizmeti talep edenlere davacı tarafından tedavi hizmeti sunulacağının belirtildiğini ancak davacının bu sağlık hizmetini sunmasının mevzuata göre mümkün olmadığını, çünkü davacı ...’ya ait Sağlık bakanlığı ruhsatlı bir tıp merkezi veya hastanenin bulunmadığını, bu nedenle sözleşmenin esasen davacı şirketin hissedarı hekimlerin, kendi özel muayene- hanelerinde yapamayacakları tedavi, ameliyet ve özel sağlık hizmetlerini müvekkile ait tıp merkezi ortopedi bölümü polikilinik ve ameliyathanesinde ATT Yönetmeliği Dış Hekim maddesine Uygun Olarak faaliyet göstermelerinin düşünüldüğünü, bunun dışında davalı müvekkili şirketin kendi tıp merkezinde, kendisinin kadrolu-geçici hekimleri ile verdiği ortopedi hizmetlerinden elde edilen gelirlere davacı şirketin ortak olmasının bir mantığının bulunmadığını, bu durumun kabul edilmesinin hakkaniyet ve nesafet ilkerine aykırı olduğunu, sözleşmenin, davacı şirketin ve hissedarı hekimlerinin kendilerine ait tıp merkezi veya hastaneye sahip olmaması nedeni ile müvekkili şirkete ait tıp merkezini ve ameliyathanelerini kullanmalarına ve burdan elde edilen gelir toplamının sözleşmede yazılı usuller çerçevesinde paylaşılmasına ilişkin olarak düşünülüp imzalandığını, davacının sözleşme imza tarihinden bu yana hastanın isteği dışında hissedar hekimlerin yönlendirmesi ile başka tıp merkezlerinde ve hastanelerde hasta tedavi/ameliyat ettiğinin tespit edildiğini, ATT yönetmeliğine göre sadece ve sadece kadrolu veya kadro dışı geçici Çalışma Uygunluk Belgesi almış olan hekimlerin ve diğer sağlık personelinin çalışabileceğini, yönetmeliğin ek madde 1, fıkra 12 kapsamında özel muayenesi olan hekimlerin kendi muayenelerinde yapmaları yasak olan tedavileri, misafir hekim olarak müvekkilin tıp merkezi gibi hastane veya tıp merkezlerinde yapabildiklerini, bu yasal düzenleme dışında yapılacak özel bir anlaşma ile hasta bakımı ve tedavisini tıp merkezinin bir kısmını kiralayarak yapmasının mümkün olmadığını, davacı şirketin Sağlık Bakanlığı tarafından ruhsatlandırılmadığını, çalışan hekimleri ve personeli içinde verilmiş Faaliyet İzin Belgesi bulunmadığını, nitekim davacının böyle bir hakkı olsa idi davalı müvekkiline davaya konu geçersiz sözleşmeyi akdetmeyeceğini, davacı şirket tarafından talep edilen 7.905,48 -TL bedelli fatura alacağını kabul etmedilerini cevabi ihtarnamelerinde bildirdiklerini, itiraz edilen faturaya ilişkin cezai şart istemesinin hukuka aykırı olduğunu, haksız ve mesnetsiz açılan davanın esastan reddi ile yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Dava, 01/02/2020 tarihli özel sağlık hizmet alım sözleşmeden kaynaklanan fatura, cezai şart ve fesih tarihine kadar hakedilen alacağın tahsili istemine ilişkindir. Tarafların kabulünde olan 01/02/2020 tarihli " Özel Sağlık Hizmetleri Sunucusu Hizmet Alımı Sözleşmesi" başlıklı sözleşme incelendiğinde; Konusunun davalı işyerinde davacı tarafından çalıştırılacak hekim ve diğer personelin davalı şirket tarafından yönlendirilen kişilere sağlık ve tedavi hizmeti sunulması olduğu, hak ediş hesaplamasının, ilgili ayın bitiminde ilk iş günü davalı ve davacı yetkililerinin o ayki tüm ortopedi kliniğinin ortaya çıkardığı (poliklinik, yataklı servis, ameliyat, radyoloji, laboratuar, dış laboratuar ve dışarıdan alınan radyoloji hizmetlerinden elde edilen, müdahale vb kalemlerden ortaya çıkan) SGK ve hastadan tahsil edilen farklar da dahil olmak üzere gelir , gider ve masrafları belgeli olarak ortaya koyacaklarının, vergilerden arındırılmış gelir ve gider arasındaki farka KDV'de eklenerek davalıya davacı tarafından hizmet faturasının kesileceği, kesilen fatura bedelinin davacının hesabına ilgili ayı takip eden ayın en geç 10'una kadar yatırılacağı yada nakit olarak verileceği, davacı SGK hakedişi ise iİlgili ayın faturasını ay bitiminde kesildikten 90 gün sonra, para davalı hesabına yattığında , ödemenin banka yoluyla ile davacı hesabına gönderileceği ya da nakit olarak yapılacağı, gecikme halinde güncel aylık ticari kredi faizleri tahsilatı gecikmiş tutara eklenmek suretiyle tahsil edileceği, ödemelerin belirtilen takvim çerçevesinde yapılmaması durumunda davacı tarafın tek taraflı olarak sözleşmeyi feshedebileceği, bu durumda, önce ihtar mektubu gönderilerek davalıya 1 hafta süre tanınacağı, bu süre içerisinde halen ödeme yapılmaz ise davalının davacıya o güne kadar ki gerçekleşen ortalama aylık cironun 5 katı kadar cezai tazminat ödeyeceğinin yazılı olduğu görülmektedir. Davacı vekili, müvekkilinin tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini, davalının verilen hizmete karşılık fatura edilen alacağını ödenemediğini, sözleşmenin "Mali Yükümlülükler" başlıklı düzenlemesine göre yapılması gereken hakediş hesaplamalarının gerçekleştirilmesi yönündeki yükümlülüklerini yerine getirmediğini, davalıya gönderilen ihtarnamelere rağmen fatura bedeli ödenmediğinden sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğini iddia etmektedir. Davalı vekili, taraflar arasındaki sözleşmesinin ilgili yönetmeliğe aykırı bulunduğunu, bu nedenle geçersiz olduğunu, Davacı şirket hekimlerinin başkaca tıp merkezleri ve özel hastanelerde hasta tedavi/ ameliyat yaptıklarını bu durumda sözleşmenin 6.1.2. Maddesi gereği kazancın paylaştırılması gerektiği halde bunun yapılmadığını ve müvekkili şirketin ilgili bölümde zarara uğradığını savunarak davanın reddini talep etmiştir. Davalı tarafın sözleşmenin geçersizliğine ilişkin savunması incelendiğinde; dava konusu sözleşmede her iki tarafında imzasının bulunduğu, sözleşmeye göre taraflara yüklenen yükümlülüklerin başlangıç tarihinin 01/02/2020 olduğu, 27/08/2020 tarihli feshe kadar sözleşmenin ayakta kaldığı ve her iki şirket tarafından sözleşme kapsamında faturalar düzenlendiği ve ödeme yapıldığı görüldüğünden sözleşmenin yönetmeliğe aykırı olmasından ötürü geçersizliğinin öne sürülmesi hakkında kötüye kullanılması kapsamında kaldığından sözleşmenin MK' nun 2. Maddesi gereği geçerli olduğu kanaatine varılmıştır. Mahkememizin 13/01/2022 tarihli celsesi 2 nolu ara karar gereğince; tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde ve her iki şirketin hastane kayıtları üzerinde yerinde inceleme yapılmak suretiyle tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda davalının sözleşme gereği üstlendiği tahsis görevini yerine getirip getirmediği, davacının edimlerini yerine getirip getirmediği, tarafların sözleşmeyi ihlal edip etmedikleri, davacının alacağının bulunup bulunmadığı, cezai şart talebinin yerinde olup olmadığı konularında Bilirkişilerden alınan 27/10/2022 tarihli raporda; "Davacı yanca dava dilekçesinde aşağıdaki 3 maddeyi talep etmiş olup heyetimizce davacının talepleri aşağıdaki şekilde değerlendirilmektedir. 1-Lehine doğmuş ve fatura edilmiş 7.905,48 TL alacağın fatura tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle davalı yandan tahsiline, karar verilmesini talep etmiştir. Cevaben; Tarafların incelenen karşılıklı yasal defter kayıtlarına ve ispat edilebilen tutarlara göre; 23.06.2020 tarihinde davalı yanca davacıya 02,03,04 dönemi için oluşan bakiye alacağı 5.444,52 TL yerine toplamda 13.350,00 TL’nin davalı yanca ödenmesi ile davalı yanca davacıya fazladan 7.905,48 TL ödenmiş olduğu, bakiye oluşan bu 7.905,48 TL için davacı yanca +%18KDV eklenerek fatura düzenlendiği, Davacı yanca dava dosyasına sunulan 28.07.2020 tarihli ... nolu ”Mayıs 2020 Sözleşme Hizmet Bedeli” açıklamalı faturanın davalının yasal defterlerinde kayıtlı olmadığı, kabullerinde olmadığını belirtmelerine rağmen KDV Hariç kısmı olan 7.905,48 TL lik kısmının 23.06.2020 tarihinde, %8 KDV oranı 632,44 TL lik KDV tutarı kadarlık kısmının da 632,00 TL sinin 19.08.2020 tarihinde ödendiği, her iki taraf yasal defterlerinde kayıtlı olduğu, Davacı yanca Mayıs 2020 dönemi için davacı yanca düzenlenen iş bu faturanın davalının kabulünde olmadığı davalı yanca belirtilmektedir. Davacının yasal defter kaydı esas alınır ve iş bu fatura içeriği hizmet kabul edilir ise 7.905,48 TL KDV hariç kısmını 23.06.2020 tarihinde tahsil etmiş olduğu, 1.422,99 TL KDV bedelinden 19.08.2020 tarihinde tahsil ettiği 632,00 TL tahsilat sonrası 790,99 TL alacağının kaldığından bahsedilebilir ancak Sözleşme kapsamına göre teknik olarak Mayıs 2020 dönemi hakedişi KDV hariç 7.905,48 TL midirin cevabı için dosya içeriği belgelerin değerlendirmeye yeterli olmadığını, iş bu tutarın tespitinde hangi gelir yada gider kalemlerinin dikkate alındığı ile ilgili somut belge sunulmadığı için heyetimiz konusunda uzman teknik bilirkişisi olarak herhangi bir tespit ve değerlendirme yapılamamaktadır. 2-Sözleşmenin feshi anına kadar hakkettiği tüm alacağın tespiti ile, şimdilik 1.000,00 TL olan belirsiz alacağın doğduğu tarihten itibaren işletilecek ticari faizi ile birlikte davlıdan tahsiline, karar verilmesini talep etmiştir. Cevaben; Sözleşmenin feshi anına kadar davacının davalıdan hakettiği tüm alacağın talep edilmiştir. Dava dosyasına sunulu Hizmet Alım Sözleşmesi ve taraf beyanlarına göre 01.02.2020 tarihinden feshedilen 27.08.2020 tarihine kadar geçen süreye ait davacı hakedişinin hesaplanmasını talep etttiği anlaşılmakla beraber, Davacı yanca dava dosyasına ”Mayıs 2020 Hizmet Bedeli” açıklamalı ... nolu faturanın sunulduğu, İşbu fatura içeriğinin davalı yanca kabul edilmediği, taraf yasal defterlerine bakıldığında 02,03 dönemine ait çıkan zarar bedeli olan 3.115,80 TL nin faturası düzenlenerek davacı yanca davalıya ödendiği, 04 dönemine ait davacının düzenlediği faturanın bir kısmının davalı yanca iadesi düzenlenerek her iki tarafın yasal defter kaydına göre 5.444,52 TL olarak belirlendiği ve bu bedelin davalı yanca 23.06.2020 tarihinde ödendiği, ancak Mayıs,Haziran,Temmuz ve Ağustos 2020 dönemleri için taraflarca bir uzlaşma sağlanamadığı anlaşılmaktadır. Taraflarca dava dosyasına sözleşme kapsamı hakediş alacağının tespit edilmesine yarar somut belgeler eklenmemiştir. Sözleşmenin 6.maddesi gereği taraflarca hakedişin her ay bitimini takip eden ilk iş gününde gelir-gider belgeleri ile ortaya konup vergilerden arındırılmış gelir ve gider arasındaki farka KDV eklenerek (...) tarafından hizmet faturası olarak kesileceği yazılı olup, Şubat,Mart ve Nisan ayına takip eden ay sonlarında fatura düzenlendiği, Mayıs ayına da davalının ödediği bakiye bedel kadar fatura düzenlendiği ancak davalı yanca kaydedilip sonrasında iade edildiği ve dava dosyasında da kabul etmediğinin ifade edildiği, Haziran, Temmuz ve Ağustos aylarına da fatura düzenlenmediği, Dava dosyasında davacının hakedişine esas olabilecek hiçbir gelir ve gider belgesi sunulmadığı gibi, Mayıs ayında düzenlenen faturaya esas hakediş belgesi yada ne şekilde hesaplandığına dair dayanak belgelere de rastlanılmamıştır. Bu sebeple de taraflarca Mayıs haziran temmuz ağustos aylarında ortopedi branşına başvuran hastalara ait Sosyal güvenlik kurumu özel ve tamamlayıcı sigorta nakit başvuru sağlık turizmi ve benzeri kurumlardan gelen hastaların faturalarının ibrazı gerekmektedir. Özellikle Sgk hastalarının faturalandırılması sözleşme gereği hastanın geldiği tarihten itibaren 3 ay sonrasında yapılabileceği en son ağustosta gelen hastanın faturası kasımda olabilmektedir. Bu nedenle ağustosta gelen Hastanın kadim ayındaki fatura miktarının da yazılması gerekmektedir. Yine bu hastalara ait bu sözleşmedeki gider kalemleri için gider fatura, işçi ve gider masrafları gerekmektedir. Dava dosyasına ortopedi bölümü ile ilgili olarak Mayıs,Haziran,Temmuz,Ağustos 2020 dönemleri (Ortopedi poliklinik, servis, ameliyathane, radyoloji, laboratuar vb. hizmetlerden kaynaklı) hangi tür gelirin, hangi ay, ne tutarda elde edildiği - söz konusu gelirlerden sözleşme kapsamında hangi giderlerin düşülmesi gerektiğine dair somut belgeler sunulamaması durumunda, heyetimize sunulmayan verilere göre bir hesaplama yapılamayacağını beyan ederiz. 3- Davalı şirketin kendisine yapılan ihtara rağmen ödeme yapmaması nedeniyle sözleşme uyarınca her ödeme dönemi için hesaplanacak ortalama aylık cironun tespiti ile sözleşme gereği bu bedelin 5 (beş) katı tutarında 1.000,00 TL (belirisz alacak) cezai şart alacağının davalıdan ticari faizi ile birikte tahsiline, karar verilmesini talep etmiştir. Cevaben; Davacı yanca gönderilen 14.08.2020 tarihli noter ihtarnamesi ile; sözleşmenin 6.1.1. hükümleri doğrultusunda tahakkuk eden ve davacı tarafından davalı adına fatura edilen 7.905,48 TL tutarındaki alacaklarının ihtarnamenin tebliğinden itibaren 1 hafta içerisinde ödenmesi, aksi takdirde 7.905,48 TL alacaklarının ve ortalama bir aylık cironun 5 katı tutarında cezai tazminat talep edebileceği ve sözleşmenin haklı nedenle feshedileceği,Davacı yanca gönderilen 28.08.2020 tarihli noter ihtarnamesi ile; Keşide edilen 14.08.2020 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarın davalıya tebliğinden itibaren 1 hafta içinde 7.905,48 TL tutarındaki alacaklarının ödenmemesi ve mali yükümlülüklerin yerine getirilmemesi nedeniyle taraflarca imzalanmış sözleşmenin 27.08.2020 tarihi itibariyle feshettiklerini ihtar etmişlerdir. Davacı yanca davalı adına düzenlediği fatura bedelinin hakediş alacağının ödenmesi taleplerini, noter kanalı ile ihtar ettiği ancak davalı yanca faturanın kabul edilmemesi sebebi ile ödenmediği dava dosyasındaki noter ihtarnamelerinden ve taraf beyanlarından anlaşılmaktadır. Sözleşme kapsamına göre davacı yan davalıdan olan hakediş alacağını ve miktarını ispat edebilir ise söz konusu cezai bedel alacağının hesaplanabileceğini ifade ederiz."şeklinde rapor sundukları görüldü. Mahkememizin 19/01/2023 tarihli celsenin 1 nolu ara kararı gereğince; Davacı tarafın rapora yapmış olduğu itiraz dilekçesi dosya içerisinde yer almadığından ve bu dilekçe bugün tarihi itibariyle incelendiğinden dilekçede belirtilen hususlara karşı davalı vekili tarafından iddianın genişletilmesi kapsamında muvafakat verilmediği, bu haliyle dosyanın bir bütün halinde tekrar incelenerek itiraz dilekçesinde belirtilen hususların iddianın genişletilmesi kapsamında yer alıp almadığının değerlendirilmesinin yapılması için celse arasında ara karar açılmasına karar verildiği anlaşıldığından, davacı vekilinin 18/04/2023 tarihli talebinin kabulüne, mevcut delilere göre taraflar arasındaki sözleşmenin 6. Maddesine göre cezai şartın hesaplanması için Bilirkişilerden alınan 13/09/2023 tarihli ek raporda; Davacı yanca dava dilekçesinde aşağıdaki 3 maddeyi talep etmiş olup heyetimizce davacının talepleri aşağıdaki şekilde değerlendirilmektedir. "1-Lehine doğmuş ve fatura edilmiş 7.905,48 TL alacağın fatura tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle davalı yandan tahsiline, karar verilmesini talep etmiştir. Cevaben; Tarafların incelenen karşılıklı yasal defter kayıtlarına ve ispat edilebilen tutarlara göre; 23.06.2020 tarihinde davalı yanca davacıya 02,03,04 dönemi için oluşan bakiye alacağı 5.444,52 TL yerine toplamda 13.350,00 TL’nin davalı yanca ödenmesi ile davalı yanca davacıya fazladan 7.905,48 TL ödenmiş olduğu, bakiye oluşan bu 7.905,48 TL için davacı yanca +%18KDV eklenerek fatura düzenlendiği, Davacı yanca dava dosyasında sunulan 28.07.2020 tarihli ...nolu ”Mayıs 2020 Sözleşme Hizmet Bedeli” açıklamalı faturanın davalının yasal defterlerinde kayıtlı olmadığı, kabullerinde olmadığını belirtmelerine rağmen KDV Hariç kısmı olan 7.905,48 TL lik kısmının 23.06.2020 tarihinde, %8 KDV oranı 632,44 TL lik KDV tutarı kadarlık kısmının da 632,00 TL sinin 19.08.2020 tarihinde ödendiği, her iki taraf yasal defterlerinde kayıtlı olduğu, Davacı yanca Mayıs 2020 dönemi için davacı yanca düzenlenen iş bu faturanın davalının kabulünde olmadığı davalı yanca belirtilmektedir. Davacının yasal defter kaydı esas alınır ve iş bu fatura içeriği hizmet kabul edilir ise 7.905,48 TL KDV hariç kısmını 23.06.2020 tarihinde tahsil etmiş olduğu, 1.422,99 TL KDV bedelinden 19.08.2020 tarihinde tahsil ettiği 632,00 TL tahsilat sonrası 790,99 TL alacağının kaldığından bahsedilebilir ancak Sözleşme kapsamına göre teknik olarak Mayıs 2020 dönemi hakedişi KDV hariç 7.905,48 TL midirin cevabı için dosya içeriği belgelerin değerlendirmeye yeterli olmadığını, iş bu tutarın tespitinde hangi gelir yada gider kalemlerinin dikkate alındığı ile ilgili somut belge sunulmadığı için heyetimiz konusunda uzman teknik bilirkişisi olarak herhangi bir tespit ve değerlendirme yapılamamaktadır. 2- Sözleşmenin feshi anına kadar hakkettiği tüm alacağın tespiti ile, şimdilik 1.000,00 TL olan belirsiz alacağın doğduğu tarihten itibaren işletilecek ticari faizi ile birlikte davlıdan tahsiline, karar verilmesini talep etmiştir.Cevaben; Sözleşmenin feshi anına kadar davacının davalıdan hakettiği tüm alacağın talep edilmiştir. Dava dosyasına sunulu Hizmet Alım Sözleşmesi ve taraf beyanlarına göre 01.02.2020 tarihinden feshedilen 27.08.2020 tarihine kadar geçen süreye ait davacı hakedişinin hesaplanmasını talep etttiği anlaşılmakla beraber, Davacı yanca dava dosyasına ”Mayıs 2020 Hizmet Bedeli” açıklamalı ... nolu faturanın sunulduğu, İşbu fatura içeriğinin davalı yanca kabul edilmediği, taraf yasal defterlerine bakıldığında 02,03 dönemine ait çıkan zarar bedeli olan 3.115,80 TL nin faturası düzenlenerek davacı yanca davalıya ödendiği, 04 dönemine ait davacının düzenlediği faturanın bir kısmının davalı yanca iadesi düzenlenerek her iki tarafın yasal defter kaydına göre 5.444,52 TL olarak belirlendiği ve bu bedelin davalı yanca 23.06.2020 tarihinde ödendiği, ancak Mayıs,Haziran,Temmuz ve Ağustos 2020 dönemleri için taraflarca bir uzlaşma sağlanamadığı anlaşılmaktadır. Taraflarca dava dosyasına sözleşme kapsamı hakediş alacağının tespit edilmesine yarar somut belgeler eklenmemiştir. Sözleşmenin 6.maddesi gereği taraflarca hakedişin her ay bitimini takip eden ilk iş gününde gelir-gider belgeleri ile ortaya konup vergilerden arındırılmış gelir ve gider arasındaki farka KDV eklenerek (...)’ya (...) tarafından hizmet faturası olarak kesileceği yazılı olup, Şubat,Mart ve Nisan ayına takip eden ay sonlarında fatura düzenlendiği, Mayıs ayına da davalının ödediği bakiye bedel kadar fatura düzenlendiği ancak davalı yanca kaydedilip sonrasında iade edildiği ve dava dosyasında da kabul etmediğinin ifade edildiği, Haziran, Temmuz ve Ağustos aylarına da fatura düzenlenmediği, Dava dosyasında davacının hakedişine esas olabilecek hiçbir gelir ve gider belgesi sunulmadığı gibi, Mayıs ayında düzenlenen faturaya esas hakediş belgesi yada ne şekilde hesaplandığına dair dayanak belgelere de rastlanılmamıştır. Bu sebeple de taraflarca Mayıs haziran temmuz ağustos aylarında ortopedi branşına başvuran hastalara ait Sosyal güvenlik kurumu özel ve tamamlayıcı sigorta nakit başvuru sağlık turizmi ve benzeri kurumlardan gelen hastaların faturalarının ibrazı gerekmektedir.Özellikle SGK hastalarının faturalandırılması sözleşme gereği hastanın geldiği tarihten itibaren 3 ay sonrasında yapılabileceği en son ağustosta gelen hastanın faturası kasımda olabilmektedir. Bu nedenle ağustosta gelen Hastanın kadim ayındaki fatura miktarının da yazılması gerekmektedir. Yine bu hastalara ait bu sözleşmedeki gider kalemleri için gider fatura, işçi ve gider masrafları gerekmektedir. Dava dosyasına ortopedi bölümü ile ilgili olarak Mayıs,Haziran,Temmuz,Ağustos 2020 dönemleri (Ortopedi poliklinik, servis, ameliyathane, radyoloji, laboratuar vb. hizmetlerden kaynaklı) hangi tür gelirin, hangi ay, ne tutarda elde edildiği - söz konusu gelirlerden sözleşme kapsamında hangi giderlerin düşülmesi gerektiğine dair somut belgeler sunulamaması durumunda, heyetimize sunulmayan verilere göre bir hesaplama yapılamayacağını beyan ederiz. 3-Davalı şirketin kendisine yapılan ihtara rağmen ödeme yapmaması nedeniyle sözleşme uyarınca her ödeme dönemi için hesaplanacak ortalama aylık cironun tespiti ile sözleşme gereği bu bedelin 5 (beş) katı tutarında 1.000,00 TL (belirisz alacak) cezai şart alacağının davalıdan ticari faizi ile birikte tahsiline, karar verilmesini talep etmiştir. Cevaben; Davacı yanca gönderilen 14.08.2020 tarihli noter ihtarnamesi ile; sözleşmenin 6.1.1. hükümleri doğrultusunda tahakkuk eden ve davacı tarafından davalı adına fatura edilen 7.905,48 TL tutarındaki alacaklarının ihtarnamenin tebliğinden itibaren 1 hafta içerisinde ödenmesi, aksi takdirde 7.905,48 TL alacaklarının ve ortalama bir aylık cironun 5 katı tutarında cezai tazminat talep edebileceği ve sözleşmenin haklı nedenle feshedileceği,Davacı yanca gönderilen 28.08.2020 tarihli noter ihtarnamesi ile; Keşide edilen 14.08.2020 tarih ve... yevmiye numaralı ihtarın davalıya tebliğinden itibaren 1 hafta içinde 7.905,48 TL tutarındaki alacaklarının ödenmemesi ve mali yükümlülüklerin yerine getirilmemesi nedeniyle taraflarca imzalanmış sözleşmenin 27.08.2020 tarihi itibariyle feshettiklerini ihtar etmişlerdirDavacı yanca davalı adına düzenlediği fatura bedelinin hakediş alacağının ödenmesi taleplerini, noter kanalı ile ihtar ettiği ancak davalı yanca faturanın kabul edilmemesi sebebi ile ödenmediği dava dosyasındaki noter ihtarnamelerinden ve taraf beyanlarından anlaşılmaktadır. Sözleşme kapsamına göre davacı yan davalıdan olan hakediş alacağını ve miktarını ispat edebilir ise söz konusu cezai bedel alacağının hesaplanabileceğini ifade ederiz." şekilde ek rapor sundukları görülmüştür. Davacı vekili mahkememizce aldırılan bilirkişi kök raporuna karşı itiraz dilekçesi sunmuş ve müvekkilinin ulaşıp inceleyemediği ;SGK medula sistemi, ... Bİlgi İşlem(... ),... Hastane Protokol Defteri ile... Hastane Ortopedi poliklinik defterindeki veriler incelenerek ek rapor alınmasını talep etmiş, davalı vekili ise itiraz dilekçesi ile celbi talep edilen dillerin toplanmasına muvafakat etmediğini belirtmiştir. Mahkememizce talepler doğrultusunda ara karar açılmış ve ara karar ile,Türk Medeni Usul Hukukuna yön veren en önemli ilkelerden biri teksif ilkesidir. Teksif ilkesi tarafların bütün iddia ve savunma sebeplerini belli bir usul kesitine kadar mahkemeye sunmalarını öngörmektedir. Bu ilke uyarınca taraflar dava malzemelerini yargılamanın herhangi bir aşamasında değil, ancak kanunca öngörülen süre dâhilinde mahkemeye hasredeceklerdir. Teksif ilkesiyle davaların gereksiz ve kötü niyetli olarak uzamasının önlenmesi ve yargılamanın sürüncemede bırakılmasının önüne geçilmesi amaçlanmaktadır. Teksif ilkesi hem tarafları hem de Hâkimleri kanunda belirtilen süreye uymaya zorlayarak yargılanmanın hızlanmasını sağladığından usul ekonomisi ilkesinin gerçekleşmesine de hizmet etmektedir. Teksif ilkesinin yargılamadaki en önemli yansıması iddia ve savunmanın değiştirilmesi ve genişletilmesi yasağıdır. 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 319. maddesinde tarafların yargılamada iddia ve savunmalarını ne zamana kadar değiştirebilecekleri düzenlenmiştir. Buna göre, İddianın genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağı dava açılmasıyla (basit yargılamaya tabi davalarda); savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağı cevap dilekçesinin mahkemeye verilmesiyle başlar. Bu düzenleme ile kural olarak dilekçeler aşamasında tarafların iddia ve savunmalarını sunmaları istenmektedir. Somut olayda davacı vekilinin dava dilekçesinde genel bir ifade ile belirtmiş olduğu deliller arasında yer alan "tüm mali defter kayıtları" mahkememize sunulan bilirkişi raporuna karşı yapılan itiraz dilekçesine konu celbi talep edilen deliller ile ilişkilendirilemediğinden iş bu delillere açıkça dava dilekçesinde dayanılmadığından ve tensip zaptı 4 nolu ara karar gereği de bu yönde bir dilekçe sunulmadığından süresinden sonra delil sunulması ve toplanması mümkün olmadığından celbi istenen deliller toplanmamıştır. Kaldı ki davacı tarafın taleplerinin hesaplanması için taraflar arasındaki sözleşmenin 6.1.1. Maddesine göre davalı hastane kayıtlarına ihtiyaç duyulacağı davanın açıldığı tarih itibari ile öngörülebilir bir delildir. Somut olayda, taraflar arasında 01/02/2020 tarihli sözleşme kapsamında bir kısım faturaların düzenlendiği, davacı tarafından 7.905,48 TL alacak ile birlikte cezai şart ve fesih tarihine kadar hakedilen alacağın tahsilinin istendiği, 7.905,48 TL bedelli alacak için fatura düzenlenmesine karşılık dava dilekçesi ile KDV dışında kalan bedelin tahsilinin talep edildiği bu bedelinde davacı ticari defterlerine göre ödendiği, davacı tarafın kendi tasarrufunda yer alan ticari defterlere göre ödemenin kaydedilmiş olması karşısında davacının KDV dışında bakiye alacağının kalmadığı, davalı taraf iş bu faturayı ticari defterlerine işlememiş ise de ödeme yapmış olmakla faturanın kabulünde sayılması gerektiği, bu hali ile davacının fesih tarihine kadar bakiye alacağının 790,99 TL olduğu, başkaca yeterli delilin dosyaya sunulmadığı, tarafların kabulünde olan fatura bedellerinin toplamının ise (6.554,9+9.328,47-3.115,80-1.110,38=11.657,19)11.657,19 TL olarak tespit edildiği, davacı tarafından davalıya gönderilen ihtarnameye rağmen KDV hariç 7.905,48 TL' lik faturadan bakiye kalan alacak ödenmediğinden davacının sözleşmenin 6.1.1 maddesi gereği %5 oranında cezai şart talebinde haklı bulunduğu, tarafların kabulünde olan ve fesih tarihine kadar mahkememizce tespit edilebilen ciro üzerinden (11.657,19 TL / 3 ay= 3.885,73 TL aylık ciro) hesaplanan %5 oranında cezai şart yönünden de davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KISMEN KABULÜ ile, Bakiye 790,99 TL alacağın 22/08/2020, 194,28 TL cezai şartın ise 03/03/2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faiz ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, 2-Alınması gereken 67,30 TL karar ve ilam harcının yatan 169,17 TL peşin harçtan mahsubu ile artan 101,87 TL'nin davacıya iadesine, 3-Davacı tarafından yatırılan ve mahsup edilen 67,30 TL ve 59,30 TL başvurma harcının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Yargılama sırasında davacı tarafından yatırılan ve harcanan 138,60 TL posta ve diğer giderler ile 1.400,00 TL bilirkişi masrafı olmak üzere toplam 1.538,60 TL yargılama giderinin kabul red oranı nazara alınarak 153,04 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye giderin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan A.A.Ü.T. uyarınca kabul edilen miktar üzerinden hesap ve takdir edilen 985,27 TL vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 6-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan A.A.Ü.T. Uyarınca reddedilen miktar üzerinden hesap ve takdir edilen 8.920,21 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, 7-6325 sayılı HUAK uyarınca, suçüstü ödeneğinden karşılanan 1.320,00 TL arabuluculuk giderinin her iki tarafta oturuma katıldığından kabul red oranı nazara alınarak 1.188,71 TL' sinin davacıdan, bakiye kalan 131,29 TL' nin ise davalıdan alınarak Hazine' ye irat kaydına, 8-Yargılama sonucunda ve re’sen yapılacak gider olmadığı takdirde, gerekirse re’sen yapılacak gider de mahsup edilmek ve 6100 sayılı HMK’nın 333. maddesi gereğince yatırılan avansın kullanılmayan kısmının yatırana iadesine, Dair, taraf vekilinin yüzüne karşı tebliğden itibaren 2 hafta içerisinde İzmir Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesine hitaben mahkememize verilecek istinaf dilekçesi ile istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 30/11/2023 Katip... E imza Hakim ... E imza