İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2026/76 E. 2026/136 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2026/76
- Karar No
- 2026/136
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/76 Esas KARAR NO : 2026/136
DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 23/01/2026 KARAR TARİHİ : 23/02/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin maliki olduğu ... plakalı araç ile müvekkile ait ... plakalı araç arasında 05/10/2025 tarihinde maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, işbu davaya konu kazada davalı şirkete ait aracın sürücüsünün asli ve tam kusurlu fiili neticesinde müvekkiline ait aracın ciddi derecede hasar gördüğünü, değer kaybettiğini ve araçtan onarım süresince mahrum kalındığını, davalıya ait aracın sürücüsünün asli ve tam kusurlu fiili neticesinde meydana gelen zarar neticesinde doğan araç mahrumiyet bedeli ve değer kaybı tazminatlarının davalıdan tazmini gerektiğini, araç mahrumiyet bedeli ve değer kaybı tazminatı alacaklarının belirgin hale gelmesine müteakip arttırım hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100,00 TL değer kaybı ve 10,00 TL araç mahrumiyet bedeli alacakları talebinde bulunduklarını araç mahrumiyet bedeli ve değer kaybı tazminatı alacaklarının tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla davalıdan kaza tarihinden itibaren işleyecek avans, mümkün olmaması haliyle yasal faizi ile tahsili gerektiğini, dava konusu kaza neticesinde zarar gören müvekkili şirketin merkezi ...olduğundan yetkili mahkemenin İstanbul Mahkemeleri olduğunu beyan ederek, müvekkiline ait araçtaki hasarın bu denli yüksek oluşu, alacaklarının sürüncemede kalması ihtimalleri bulunduğundan, ayrıca davalının olay tarihinden bugüne dek ödeme yapmaktan kaçınması, dava süresince mal kaçırma tehlikesinin bulunması, dava tutarının yüksek olma ihtimali ve olası mal kaçırma durumunun mevcudiyeti halinde zararın tazmininin imkansız hale gelecek olması durumları göz önünde bulundurularak, yaklaşık ispat hususu da gerçekleşmiş olduğundan, İİK m. 257 vd. hükümleri uyarınca dava konusu alacaklarının celbedilecek deliller ve yapılacak bilirkişi incelemesi neticesinde kesin ve tartışmasız olarak belirlenmesine müteakip talep arttırım hakları saklı kalmak kaydıyla, teminatsız, aksi kanaatle mahkemece takdir edilecek tutar üzerinden İİK'nın 257. ve devamı maddeleri gereğince aleyhine ihtiyati haciz istenilen davalının haczedilebilir menkul ve gayrimenkul malları ile 3. şahıslardaki hak ve alacaklarının borcu karşılamaya yeter düzeyde ihtiyaten haczine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, tazminat davasına ilişkindir. 01.01.2019 tarihinde yürürlüğe giren ve 03/01/2011 tarihli ve 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununun 5 inci maddesinden sonra gelmek üzere eklenen Madde 5/A ile, bu kanunun 4.maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak düzenlenmiştir. 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasına eklenen Madde 18/A: (1) İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine aşağıdaki hükümler uygulanır. (2) Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin 22.maddesinin 3 nolu bendi: Dava dilekçesi içeriğinden açıkça arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde derhal herhangi bir usuli işlem yapılmadan ve duruşma yapılmaksızın dosya üzerinden davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir. Davanın 7155 Sayılı Kanunun 26.maddesinde belirtilen yürürlük tarihi olan 01.01.2019 tarihinden sonra açıldığı, 6102 Sayılı kanunun 5.md/A bendinin yürürlükte bulunduğu, 6102 Sayılı Kanunun 5.md/A bendinin,"Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.'" şeklinde düzenlendiği, kanun maddesinin dava şartı niteliğinde bulunduğu, dava dilekçesinin ekinde arabuluculuk yoluna başvurulduğuna ilişkin belge ibraz edilmediği gibi davacı vekilince dava dilekçesinde arabuluculuk yoluna başvurulmadığının belirtildiği anlaşılmakla, 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun m.l8/A-f.2, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin 22/3 ve HMK 115/2 hükümleri gereğince davanın Arabuluculuk Dava Şartı Yokluğu Nedeni ile Usulden Reddine, karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM; Açıklanan gerekçeye göre; 1-)Davacı tarafın davasının açıldığı tarih itibariyle 6102 Sayılı kanunun 5.md/A bendinin yürürlükte bulunduğu, 6102 Sayılı Kanunun 5.md/A bendinin,"Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.'" şeklinde düzenlendiği, kanun maddesinin dava şartı niteliğinde bulunduğu, dava dilekçesinin ekinde arabuluculuk yoluna başvurulduğuna ilişkin belge ibraz edilmediği gibi davacı vekilince dava dilekçesinde arabuluculuk yoluna başvurulmadığının belirtildiği anlaşılmakla, 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun m.l8/A-f.2, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin 22/3 ve HMK 115/2 hükümleri gereğince davanın Arabuluculuk Dava Şartı Yokluğu Nedeni ile Usulden Reddine, 2-Alınması gereken 732,00 TL harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-Yapılan yargılama giderlerinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 110,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine, 5-Davacı tarafından yatırılan gider avansının karar kesinleştiğinde bakiye kalan kısımlarının davacıya iadesine, 6100 Sayılı HMK.' nın 345./1Maddesi uyarınca ilgililere kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde mahkememize vereceği bir dilekçe ile İSTİNAF YOLU açık olmak üzere tarafların yokluğunda dosya üzerinde oybirliğiyle verilen karar alenen okunup usulen tefhim kılındı. 23/02/2026
Başkan ¸e-imzalıdır Üye ¸e-imzalıdır Üye ¸e-imzalıdır Katip ¸e-imzalıdır