İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/643 E. 2026/606 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/643
Karar No
2026/606
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/643 Esas KARAR NO : 2026/606

DAVA : Ticari Şirket (Şirket Ortaklık Payı Alacağının Tahsili Kaynaklı) DAVA TARİHİ : 04/04/2023 KARAR TARİHİ : 18/09/2026

Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Şirket Ortaklık Payı Alacağının Tahsili Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TALEP: Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davalı şirketin diğer ortağı ... , dava dışı ...ve dava dışı ... arasında ".. . Polikliniği (... Ltd. Şti.) 01.10.2016 tarihli iç ortaklık sözleşmesi" imzalandığını, müvekkilinin hisse oranı % 30 , diğer ortak ...'ın hisse oranının da % 30 olarak eşit oranda ortak olduklarını, diğer iki ortağın ise ... Hekimi olmadıklarını, ancak iç ortaklık sözleşmesi gereğince şirketin 4 ortaklı olarak göründüğünü, bir süre sonra diş hekimi olmayan ortakların ayrıldıklarını ve geriye müvekkili ile ...'ın ortak olarak kaldıklarını, ortaklıklarının normalde yarı yarıya olması gerekirken ... tarafından haksız şekilde kendisini %60 oranında ortak gösterdiğini, daha sonra şirketin maddi anlamda büyük zarara uğraması üzerine ...'ın söz konusu zarardan müvekkilini sorumlu tutarak manevi baskı uygulaması üzerine müvekkilinin %30 olan payını devir bedeli alınmadan ...'a devrettiğini, akabinde de şirketten ayrıldığını ve en azından o şamada %10'luk payın kendisine ödenmesini talep etmesine rağmen taleplerinin sonuçsuz kaldığını iddia ile müvekkilinin davalı şirketten haklı nedenle çıkmasına, çıkma payı alacağının dava tarihinden itibaren davalıdan tahsiline, ayrıca davalı şirketin adına kayıtlı taşınmazlar, makineler ve araçlar üzerine ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; Davalı şirketin ağız ve diş sağlığı ile ilgili sağlık hizmeti verilmek üzere 100.000TL sermaye ile kurulduğunu, 1000 payın 900 payının ...'a, 100 payının da davacıya ait olduğunu, davacının iddialarını gerçek dışı olduğunu, dava dilekçesinde bahsedilen olayların hiçbir şekilde gerçeği yansıtmadığını, davalı şirketin ilk kurulduğu günden itibaren tüm emek ve maddi varlığını seferber eden hissedar ...'ın, kliniğin kiralanmasından, dekorasyon çalışmalarına kadar herşeyi üstlendiğini, sırf şirketin kuruluşu ve devamında borçları için şahsi krediler çektiğini, kendi birikimi ve şahsi varlığını sürekli şirkete yatırdığını, hissedar ...'ın davalı işyerinde tek cerrahi işlem yapan, implant yapan hekim olması yoğun ve yorucu bir hasta tedavi süreci olması nedeniyle idari işleri üstlenen davacının iyi niyeti suiistimal ettiğini, iç ortaklık sözleşmesi ile ortak olan ...ve ayrılması ile de tüm hesapları kendisinin kontrolüne aldığını, söz konusu dönemde davalı işyerinin mali ve finans işlerinin tamamen davacının idaresinde olduğunu, iddia edildiği gibi ... tarafından bir dolandırılmanın söz konusu olmadığını, bu kişinin davacının baskısı ve usulsüz işlemlerine tanık olması nedeniyle istifa ederek işten ayrıldığını, davalı şirketin nakit kasası, banka hesapları ve şifrelerinin davacıda olması nedeniyle tüm ödemelerin ve para transferlerinin söz konusu dönemde bizzat davacı tarafından yönetildiğini, dava sonucu yapılan incelemeler neticesinde davacının nakit olarak imza karşılığı aldığı bakiyelerin şirket hesabına aktarılmadığının tespit edildiğini, davalı şirketin sürekli zarar etmesi, davacının demelerle ilgili doğru bilgi verilmediğinin tespiti, kliniğin kar ve zararıyla ilgili bilgilendirilmemesi nedeniyle hesapların kontrol edildiğini, böylece davacının mesul müdür olarak şirket kasasından nakit paralar çektiği, banka hesaplarından bilgi verilmeksizin kendine transferler yaptığı, şirketle ilgisi olmayan kişilere ödemeler gönderdiğinin ortaya çıktığını, bunların yanında davacının Sağlık Bakanlığı tarafından yayımlanan Diş Tabibinin İş ve Görev Tanımlarına aykırı olarak botoks ve dolgu işlemleri yaptığını, kliniğe ait malzemeleri klinik dışında kullanarak şahsi menfaat elde ettiğini, hatta ve hatta klinik dışında başkaca işletmelere klinik hastalarını yönlendirmek suretiyle başka kliniklerde çalışarak maddi kazanç sağlandığını, davacının bu hukuka aykırı eylemlerinin ve şirkete verdiği zararların ortaya çıkması neticesinde ...'ın davacı hisselerinin 300 payını Kadıköy ...Noterliğinin 26.08.2020 tarih ve... yevmiye sayılı “limited şirket pay devri sözleşmesi” ile bedelini nakit ödemek suretiyle satın aldığını, devamında şirketin %90 hisse sahibi ...'ın şirketi daha kurumsal ve profesyonel bir yapıya dönüştürme çabasına girdiğini, hekimler ile şirket arasında hakkediş sözleşmesi imzalattığını, tüm ödemelerin yasal bir şekilde yapılması için gerekli yapıyı kurarak ödemelerin banka kanalıyla yapılması, tahsilatların doğrudan banka hesabına geçmesi için yetkileri 2020 yılı Ekim ayı itibariyle davacıdan aldığını, ancak bu durumun davacı açısından haksız kazanç elde etmesine imkan vermediği için memnuniyetsizlikle karşılandığını, davacının kendisine mobbing yapıldığı iddiasının tamamen asılsız olduğunu, kendisinin hukuka aykırı eylemlerine izin verilmemesi neticesinde bir anda ayrılma kararı aldığını, hatta davacının kanuna ve meslek etiğine aykırı çalışmaya devam ettiğini, öyle ki davacının hatalarının işlerini, tedavilerini yarıda bıraktığını, hastalarından peşin olarak aldığı ödemeleri tahsil ederek önceden bilgi vermeksizin ani bir şekilde işten ayrıldığını, davacının davalı şirketten ayrılırken Fesih Protokolü imzaladığını, Fesih Protokolü ile davalı şirketi ibra ettiğini, nitekim davacının kendi özgür iradesi ile davalı şirketten hakkedişlerini alarak ve şirketi ibra ederek işten ayrıldığını, davacının %10 paya karşılık pay devri için talep ettiği tutarın fahiş olduğunu beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Mahkememizce yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre; Dava, davacı ile davalı şirket arasında şirket ortaklık payı alacağının tahsili kaynaklı ticari şirket davasıdır. Davacı vekili 17/09/2026 tarihli dilekçesiyle davadan feragat ettiklerini beyan etmiştir. Davalı vekili 17/09/2026 tarihli dilekçesiyle davacı tarafın feragat dilekçesini kabul ettiğini, vekalet ücreti ve yargılama gideri taleplerinin bulunmadığını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmişr. Her ne kadar davacı tarafından davalı aleyhine şirket ortaklığı payı alacağına ilişkin dava açılmış ise de; davacının dosyada mevcut vekaletnamesinin incelenmesinde davacı vekilinin feragata ilişkin yetkisinin bulunduğu ve davalı tarafça feragat nedeniyle yargılama gideri ve vekalet ücreti talepleri olmadığı anlaşıldığından, feragat beyanı kesin hükmün sonuçlarını doğuran irade beyanı olduğundan, davaya konu hakkın özüne ilişkin vaki feragat nedeniyle davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı tarafça davalı aleyhine açılan davanın FERAGAT NEDENİYLE REDDİNE, 2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesine göre davadan feragat muhakemenin ilk celsesinden önce vuku bulduğundan, maktu karar ve ilam harcının üçte ikisi olan 488,00-TL harcın mahsubu ile fazladan alınan 3.781,38-TL'nin davacı tarafa talep ve istek halinde iadesine, 3-Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşamamaları nedeniyle 6325 Sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 3.120,00-TL'nin davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydedilmesine, 4-Davalı tarafça vekalet ücreti talebinde bulunmadığı için bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 6-Davacı tarafça yatırılan ve bakiye kalan gider avansının kararın kesinleşmesi halinde davacı tarafa re'sen iadesine, Dair, tarafların yokluğunda dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı. 18/09/2026

Katip e-imza*

Hakim e-imza*

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/643, K. 2026/606, T. 18.09.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-643-e-2026-606-k-137ff4049202