İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 2026/53 E. 2026/73 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
- Esas No
- 2026/53
- Karar No
- 2026/73
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/53 Esas KARAR NO : 2026/73
DAVA : Tazminat (Fikir Ve Sanat Eserleri Sahipliğinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 25/03/2026 KARAR TARİHİ : 25/03/2026
Mahkememizde görülmekte bulunan Tazminat (Fikir Ve Sanat Eserleri Sahipliğinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı şirket ve yetkilisi ...'in davacı şirketin mülkiyet ve kullanım hakkına sahip olduğu modülleri ihtarnameye rağmen bedelsiz olarak kullandığını, davacı şirket yetkilisi yaptığı araştırmada şirketinin eski ortağı ve aynı zamanda 2023 yılında boşandığı eski eşi ...'nun bu modüllerle ilgili olarak davalılarla işbirliği içerisine girdiği ve bu modüllerle ilgili olarak davalılar ile hukuka aykırı şekilde sözleşmeler imzaladığı, bu sözleşmeler gereğince taraflar arasında ihtilaf oluştuğu öğrenilmiştir. Her üç davalı da fikri mülkiyet ve kullanım hakları davacı şirkete ait olan bu modülleri haksız şekilde kullanarak zenginleşmiştir. 2024 yılı Haziran ayından bu yana bu modülleri kullanan ve yasaya aykırı menfaat elde eden davalılara karşı işbu belirsiz alacak davasını açma zorunluluğunu belirterek davanın kabulünü talep etmiştir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava konusu uyuşmazlığın; Maddi tazminata ilişkin belirsiz alacak davasına ilişkin olduğu anlaşılmıştır. Resmi Gazete'de 18/12/2018 tarihinde yayımlanan 7155 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'na (TTK) eklenen dava şartı olarak arabuluculuk başlıklı 5/A maddesi; "(1) Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır" hükmünü içermektedir. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 'Dava Şartı Olarak Arabuluculuk' başlıklı 18/A maddesinde ise "(1) İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması, dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine aşağıdaki hükümler uygulanır. (2) Davacı arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması halinde mahkemece davacıya son tutanağın 1 haftalık kesin süre içerisinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir." şeklindeki yasal düzenlemeye yer verilmiştir. Somut uyuşmazlıkta; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1-d maddesine göre 'Fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta' öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılacağı, taraflar arasındaki davanın da 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1-d. maddesi gereği mutlak ticari dava olduğu, davanın zorunlu arabuluculuk kapsamında olduğu tartışmasızdır. Yukarıda da belirtildiği üzere, davacının dava açmadan önce arabuluculuğa başvurması zorunlu olup salt başvurunun da yeterli olmadığı, dava açılmadan önce de arabuluculuk sürecinin tamamlanması ve anlaşamama son tutanağının mevcut olması gerekmektedir. Zira belirtili şart tamamlanabilir bir dava şartı değildir. Yapılan incelemede, dava dilekçesi içeriğinde, deliller kısmında ve yine eklerde dava konusu yönünden dava öncesi arabuluculuğa başvurulduğuna ilişkin hiçbir bilgi ve belge sunulmamıştır. Yukarıda belirtili mevzuat hükmünde de yazılı olduğu üzere Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir." şeklindeki yasal düzenleme nazara alınarak davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine dair aşağıdaki gibi hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-2. maddeleri atfıyla 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/2. ve 115/2. maddeleri uyarınca açılan davanın dava şartı yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE, 2-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 3-Alınması gereken 732,00 TL harcın peşin alınan 853,88 TL peşin harca mahsubu ile fazla yatırılan 121,88 TL harcın kararın kesinleşmesi ile talep halinde davacı yana iadesine, 4-Arta kalan gider ve delil avansının kararın kesinleşmesi ile yatıran tarafa iadesine, Dair, tarafların yokluğunda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF YASA YOLU açık olmak üzere karar verildi. 25/03/2026
Katip ¸e-imzalıdır
Hakim ¸e-imzalıdır