İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi

Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2026/52 E. 2026/74 K.

Konu: Farkı İzah Edemediğini Bu Surette

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2026/52
Karar No
2026/74
Karar Tarihi
Konu
Farkı İzah Edemediğini Bu Surette

T.C. BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/52 Esas KARAR NO : 2026/74

DAVA : Menfi Tespit (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 07/05/2024 KARAR TARİHİ : 22/01/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 02/03/2026 Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili mahkememize sunduğu dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı 02/04/2024 günlü hafriyat sözleşmesini imzaladığını, bizzat davalı tarafından kendi el yazısıyla hazırlandığını, sözleşmenin sağ altında "... ...'den kalan 400.000,TL olan parayı .... tarafı üstlenmiştir. Kaplan yıkıma ödenecek." şerhi yazıldığını,(Mezkur şahıs, davalının başka işlerde ortaklık yaptığı biridir.) bu akde istinaden davalı tarafından 05/04/2024 günü müvekkilimin hesabına 500.000,-TL EFT ile gönderildiğini, (Dekonta açıklama olarak "BORÇ" kelimesi yazıldığını takipten sonra farkettik. Müvekkilim sözleşme gereği gelen bu paranın açıklamasına dikkat etmemiştir. Halbuki, davalının planlı olarak kötü niyetle hareket ettiğinin göstergesidir.) müvekkilinin üstlendiği işi ifa ederken anlaşmazlık çıkmış ve işi bıraktığını, akabinde davalı tarafından mezkur EFT dekontu dayanak yapılarak icraya konulduğunu, usul ve yasaya aykırılık dolu bir süreç sonunda takip kesinleşmiş; 7 günlük itiraz süresi dolduğu gibi 8. gün sabahı alacaklı vekili tüm mal ve hesaplara haciz koydurduğunu araçlarına konulan haciz bildirimleri e-devlet uygulamasından bildirilince zaten ancak dava konusu icra takibinden haberi olduğunu, davalının üstlendiği borç ile aldığı hizmetin karşılığı olan bu ödemenin bir borç varmış gibi icraya konulması planlı bir kötü niyetin delil olduğunu, yasal itiraz süresi geçtiğinden ve böyle bir borç olmadığından bahisle işbu Menfi Tespit davasını açma gereği hasıl olduğun bu nedenlerden dolayı davanın kabul edilerek karar verilene kadar tedbiren takibin geçici olarak durdurulması ve yargılama sonunda borcun olmadığının tespit edilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili mahkememize sunduğu cevap dilekçesinde özetle; müvekkili ile davacı arasında bir borç akdi kurulduğunu bu borç akdinin kurulmasından sonra davacı tarafça borç ödenmeyince davacıya karşı icra takip yoluna başvurulduğunu bizzat davacı vekilince dava dilekçesinde bildirilen adrese ödeme emri tebliğ edilerek bina kapısına yazı yapıştırıldığı halde, yasal süresi içerisinde takibe itiraz etmediğini akabinde davacı taraf posta memuru hakkında suç duyurusunda bulunduğunu ve huzurdaki iyi niyetten uzak bu davayı ikame ettiğini davanın reddinin gerektiğini, davacı taraf iş için yapılan sözleşmeyi davaya dayanak olarak göstermişse de söz konusu sözleşmenin anlaşma bedeli ile takip dayanağı dekontun bedelleri arasındaki farkı izah edemediğini bu surette davası çelişki dolu olduğunu, sözleşmede belirlenen bedel 400.000 TL iken, müvekkil neden 500.000 TL ödeme yapsın?" Sayın mahkemece de taktir olunacağı üzere müvekkil ile davacı arasında bir işin yapılmasına ilişkin bir sözleşme kurulmuşsa da bu bedelin nasıl, nerede yahut ne zaman ödeneceği belirlenmediği gibi davacı tarafın ikrarı üzere iş tamamlanmadan davacı taraf işi bıraktığını, müvekkil iş bedeli olarak değil, davacının isteği üzere kendisine borç olarak 500.000 TL bedel gönderdiğini davacı taraf aynı şantiyede iş yapacakları hususunu, tüm makinelerinin şantiyede olması durumunu kullanmak sureti ile müvekkili ikna etmiş ve müvekkilden 500.000 TL borç aldığını davacı taraf da müvekkilin kendisine borç verdiğini bilerek söz konusu bedeli almış ve kullandığını bu nedenlerden dolayı haksız davanın reddini talep etmiştir. 7155 Sayılı Kanun ile 6102 TTK.'nın 5. maddesinden sonra gelmek üzere eklenen 5/A maddesi uyarınca bu kanunun 4. maddesinde belirtilen ticari davalardan konusu bir miktar paranın alacak ve tazminatları hakkında dava açılmadan önce arabuluculağa başvurmuş olması dava şartıdır. Belirtilen kanunun 23. Maddesi ile 6325 Sayılı Kanunun eklenen 18A/2. Madde de ise arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması durumunda bir işlem yapılmaksızın usulden reddine karar verilir düzenlemesi bulunmaktadır. Davanın görevsiz Asliye Hukuk Mahkemesinde 07/05/2024 tarihinde açıldığı, 06/02/2025 tarihinde görevsizlik kararı verildiği, davacı vekilinin dosyanın görevli Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesi için başvuruda bulunduğu, mahkememizce 30/04/2025 tarihinde karşı görevsizlik kararı verildiği, İstanbul 37. Bölge Adliye Mahkemesinin ... esas, ... karar sayılı ilamıyla mahkememizin yargı yeri olarak belirlenmesine karar verildiği, davacı vekilinin 19/04/2025 tarihli beyan dilekçesi ile dosyanın görevsizlik kararına istinaden mahkememize tevzi olduğundan arabuluculuk hususunun dava şartı olarak değerlendirilemeyeceğinin bildirildiği, bu doğrultuda görevsiz mahkemede dava açılmış olması mahkemenin sorumluluğunda olan bir husus olmayıp, sorumluluğun davayı görevli mahkemede ikame etmeyen tarafta olduğu, (Antalta BAM 11. HD 2021/2969 esas, 2022/9 karar ), asliye hukuk mahkemesi için arabuluculuk dava şartı olmasa da görevli mahkeme önünde bu şart arandığından davanın açıldığı tarihte arabulucuk dava şartının yerine getirilmediği, görevsizlik kararından sonra arabuluculuğa başvurulması ile işbu eksikliğin giderilemeyeceği zira 7155 sayılı Kanun ile ticari davalarda zorunlu hale getirilen arabuluculuğun tamamlanabilir bir dava şartı olmadığı, (Yargıtay 11. HD' nin 2024/3170 esas, 2025/1085 karar, Yargıtay 6. HD' nin 2024/3201 esas, 2024/4336 karar ve yine Yargıtay 3.HD' nin 2023/4643 esas ve 2024 2797 karar, Antalya BAM 11. H.D. E.2021/1492, K.2021/1204; İzmir BAM 4. H.D., E.2020/778, K.2020/712; Bursa BAM 5. H.D., E.2020/1353, K.2020/1450; Ankara BAM 23. H.D., E.2020/1757, K.2020/1466; Samsun BAM 3. H.D., E.2020/742, K.2020/991 sayılı ilamları ile de sabit olduğu üzere) hususlarından bahisle dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı tarafça açılan davanın arabuluculuk dava şartının yokluğu nedeniyle HMK 114/2 ve 7155 sayılı Kanunun 20 ve 23.maddeleri ve 6325 sayılı Kanunun 18A/2. maddeleri gereğince usulden reddine, 2-Alınması gereken 732,00-TL harcın davacı tarafça yatırılan 8.557,54-TL harçtan mahsubuyla bakiye fazla yatırılan 7.825,54-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine 3-Yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-AAÜT gereğince hesap edilen 45.000,00-TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Büyükçekmece .... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasından İİK 72/3 maddesi gereği, davaya konu Bakırköy .... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasına yatan paranın alacaklı/davalıya ödenmemesine ilişkin verilen tedbir kararının dosya kesinleşinceye kadar devamına, 6-Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacı tarafça peşin olarak yatırılan gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde ve talep hâlinde davacıya iadesine,

Dair, 6100 sayılı HMK'nun 342 ve 345. maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle tebliğden itibaren 2 haftalık süre içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile ilgili İstinaf Dairesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda karar verildi.

Katip ... ¸e-imzalıdır

Hakim ... ¸e-imzalıdır

Atıf: Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2026/52, K. 2026/74, T. 22.01.2026, www.arakarar.com/karar/bakirkoy-7-asliye-ticaret-mahkemesi-2026-52-e-2026-74-k-f7b3736ba197