İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2026/400 E. 2026/400 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2026/400
- Karar No
- 2026/400
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2026/400 Esas KARAR NO : 2026/400 DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 16/04/2026 KARAR TARİHİ : 20/04/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile davalı arasında, davalının müvekkili şirketten mal temin etmesine dayalı süreklilik arz eden bir ticari ilişki bulunduğunu, davalının, müvekkili şirketten farklı tarihlerde ve farklı miktarlarda ürün temin etmiş, bu kapsamda taraflar arasında cari hesap ilişkisi doğduğunu ve davalının müvekkili şirket nezdinde önemli miktarda borçlandığını, davalının, müvekkili şirket ile arasındaki ticari ilişki kapsamında yalnızca alıcı konumunda olmayıp, aynı zamanda 14/05/2024 tarihi itibarıyla müvekkil şirket --------- Şti.’ne %50 oranında ortak sıfatını haiz olduğunu, bu kapsamda davalı, şirketin ticari faaliyetlerine, tedarik süreçlerine ve mali yapısına doğrudan vakıf olup, taraflar arasındaki cari hesap ilişkisi bu ortaklık ilişkisi ile birlikte değerlendirilmesi gereken nitelikte olduğunu, buna rağmen davalı, müvekkil şirketten temin ettiği ürün bedellerini ödememek suretiyle hem ticari ilişkiye hem de ortaklık hukukundan doğan yükümlülüklere aykırı hareket ettiğini, şirket ortağı sıfatına rağmen borcunu ifa etmediğini, davalının bu şekilde borcunu ödememesi ve akabinde icra takibine itiraz etmesi, somut olayın özellikleri dikkate alındığında, hukuki dayanaktan yoksun ve sırf alacağın tahsilini engellemeye yönelik bir tutum niteliğinde olduğunu, davalı tarafından temin edilen söz konusu ürünler, taraflar arasındaki ticari güven ve ortaklık ilişkisi çerçevesinde ve piyasa koşullarına kıyasla oldukça avantajlı şartlarla sağlanmış olup, davalı bu suretle müvekkili şirketten temin ettiği ürünleri kendi ticari faaliyetleri kapsamında kullanarak ekonomik menfaat elde ettiğini, buna rağmen davalının, temin etmiş olduğu ürünlere ilişkin bedelleri süresinde ve gereği gibi ödememiş, müvekkili şirketi alacaklı konumda bıraktığını, müvekkili şirket tarafından, ticari ilişkinin sağlıklı şekilde devam ettirilebilmesi ve taraflar arasındaki mevcut güven ilişkisinin korunabilmesi amacıyla, davalıdan borcunu ödemesi hususunda defaatle talepte bulunulduğunu, davalıya sözlü ve yazılı şekilde birçok kez hatırlatma yapıldığını, ancak davalının, tüm bu iyi niyetli girişimlere rağmen borcunu ifa etmemiş, ödeme yükümlülüğünü yerine getirmekten ısrarla kaçındığını, bunun üzerine müvekkili şirket tarafından, borcun tahsili amacıyla davalıya noter kanalıyla ihtarname gönderilmiş; ihtarnamede borcun miktarı ve dayanağı açıkça belirtilerek, belirli süre içerisinde ödeme yapılması ihtar edildiğini, ne var ki davalı, kendisine usulüne uygun şekilde tebliğ edilen ihtarnameye rağmen herhangi bir ödeme yapmamış, borcunu ödememekteki ısrarını sürdürdüğünü davalının bu şekilde açık ve kesin borcunu ödemekten imtina etmesi üzerine, müvekkili şirket tarafından alacağın tahsili amacıyla -------- İcra Müdürlüğünün --------- Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, başlatılan icra takibi usulüne uygun şekilde davalıya tebliğ edilmiş olup, davalı tarafından borcun varlığı bilindiği halde, tamamen kötü niyetli ve takibi sürüncemede bırakma saikiyle borca itiraz edildiğini, davalının icra takibine yönelik itirazı, herhangi bir hukuki veya fiili dayanağa sahip olmayıp, sırf müvekkili şirketin alacağına kavuşmasını geciktirmek ve icra sürecini sonuçsuz bırakmak amacıyla ileri sürüldüğünü, zira davalının, müvekkili şirketten mal temin ettiğini, bu kapsamda borçlandığını ve söz konusu borcu ödemediğini bilmesine rağmen, açıkça borçtan kurtulmaya yönelik kötü niyetli bir tutum sergilediğini, davalının borcunu ödememesi, ihtarnamelere rağmen sessiz kalması ve nihayetinde icra takibine haksız şekilde itiraz etmesi birlikte değerlendirildiğinde; davalının başından itibaren borcunu ifa etme niyetinde olmadığı, aksine süreci uzatmaya ve müvekkil şirketi alacağından mahrum bırakmaya yönelik hareket ettiği açıkça anlaşılmakta olduğunu, bu nedenlerle davalı tarafından icra takibine yapılan itirazın haksız ve mesnetsiz olduğu sabit olup, işbu itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesi zarureti doğduğunu beyan ederek öncelikle; müvekkili alacağının mahiyeti, davalının açıkça kötüniyetli tutumu ve alacağın e-faturalara dayalı olarak kesinleşmiş olması birlikte değerlendirildiğinde, teminat aranmaksızın davalı şirket adına kayıtlı tüm taşınır taşınmaz ve banka hesapları dahil olmak üzere malvarlığı değerlerinin tespiti ile, bu malvarlığı unsurlarının üçüncü kişilere devrini ve tasarrufunu önleyici şekilde 3. şahıslara devir temliki önleyici” ihtiyati tedbir şerhi konulmasına, bu kapsamda davalı adına kayıtlı banka hesaplarının ilgili bankalara müzekkere yazılmak suretiyle teminat aranmaksızın tespiti ve hesaplar üzerinde tasarrufun teminat aranmaksızın sınırlandırılmasına, ayrıca davalıya ait taşınır mallar yönünden, teminat aranmaksızın yerinde tespit edilmek suretiyle fiili haciz uygulanmasına, bu suretle söz konusu taşınırların muhafaza altına alınmasına ve üçüncü kişilere devrinin fiilen engellenmesine yönelik ihtiyati tedbir kararı verilmesine, Mahkemece teminatsız tedbir talebi kabul edilmemesi ihtimalinde ise, uygun görülecek makul bir teminat karşılığında ihtiyati tedbir kararı verilmesine ve ilgili kurumlara müzekkere yazılmasına, aksi kanaatin varlığı halinde ise, huzurdaki talebin para alacağına ilişkin olduğu, alacağın likit ve belgeli nitelik taşıdığı hususları birlikte değerlendirilerek, İİK m. 257 ve devamı hükümleri uyarınca davalı şirket adına kayıtlı taşınır, taşınmaz ve banka hesapları dahil tüm malvarlığı değerleri üzerine ihtiyati haciz konulmasına, bu kapsamda özellikle taşınır mallar yönünden, mahallinde tespit edilerek fiili haciz uygulanmak suretiyle muhafaza altına alınmasına, üçüncü kişilere devrinin ve kaçırılmasının önlenmesine, icra takibinde ödeme emrine davalı borçlu şirket tarafından takibi sekteye uğratmak saiki ile yapılan haksız ve kötüniyetli itirazın iptaline ve takibin devamına, likit alacağa ilişkin tarafımızca başlatılan icra takibine davalı borçlu tarafından borçlu olduğu bilinerek ve kötüniyetli olarak itiraz edildiğinden davalı borçlu şirketin alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri, masraflar ve yasal vekâlet ücretinin davalı yana tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE: Dava, hukuki niteliği itibariyle; cari hesap alacağına dayalı başlatılan icra takibine itirazın iptali davasıdır.Dava basit yargılama usulüne tabidir.-------- İcra Dairesi --------- Esas sayılı dosyası celp edilmiş, davacı tarafından sunulan diğer deliller ile birlikte değerlendirilmek suretiyle tahkikat sonuçlandırılmıştır. İtirazın iptali istemine konu-------- İcra Dairesi --------- Esas sayılı dosyası incelendiğinde; Davacı yanın, vekili vasıtası ile 13/03/2026 tarihinde davalı aleyhine 304,20 USD FATURA 23/12/2024 (İstenen: Yıllık Kamu Bankalarınca 1 Yıla Kadar Vadeli Mevduatlara Fiilen Uygulanan Azami Faiz (USD)) (Fiili Ödeme Tarihindeki Türk Lirası Karşılığı Üzerinden Tahsili Talebi), 13,44 USD İşlemiş Faiz (Fiili Ödeme Tarihindeki Türk Lirası Karşılığı Üzerinden Tahsili Talebi) olmak üzere toplam 317,64 USD (317,64 USD = 14.016,82 TL [1 USD=44,1280 TL(11.03.2026)] tutarındaki alacağın icra gideri, vek.ücr. ve takip tarihinden itibaren asıl alacağa işleyecek (YILLIK %2,90 (Kamu Bankalarınca 1 Yıla Kadar Vadeli Mevduatlara Fiilen Uygulanan Azami Faiz (USD)) değişen oranlarda) talep ettiği, davalı borçlu vekilinin 16/03/2026 havale tarihli dilekçesi ile karşı tarafa hiçbir borcu bulunmadığından borca, faize ve tüm ferilerine itiraz ettiği, takibin durdurulmasını talep ettiği görülmüştür.Mahkememizce yapılan inceleme neticesinde yine mahkememizin ---------- Esas sayılı dosyası dosyası ile taraflarının ve dava konularının aynı olduğu anlaşılmıştır.Mahkememizin ---------- Esas sayılı dosyasında; dava hukuki niteliği itibariyle cari hesap alacağına dayalı başlatılan icra takibine itirazın iptali davası olduğu, davanın yazılı yargılama usulüne tabi olduğu anlaşılmıştır. HMK m.166/I hükmü; "Aynı yargı çevresinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış davalar, aralarında bağlantı bulunması durumunda, davanın her aşamasında, talep üzerine veya kendiliğinden ilk davanın açıldığı mahkemede birleştirilebilir. Birleştirme kararı, ikinci davanın açıldığı mahkemece verilir ve bu karar, diğer mahkemeyi bağlar." şeklindedir.HMK m.166/4 ise, "Davaların aynı veya birbirine benzer sebeplerden doğması ya da biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte bulunması durumunda, bağlantı var sayılır." hükmünü haizdir.Her iki dosyanın birlikte yapılan incelemesinde, taraflarının ve dava konusunun aynı olduğu, dolayısıyla davalar arasında bağlantı bulunduğu sabit olmakla, HMK m.30 ve HMK m.166 hükümleri gereğince bu iki dosyanın birlikte görülmesinde fayda olduğu değerlendirilerek iş bu dava dosyasının ---------- Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Mahkememizin iş bu dosyasının ---------- Esas sayılı dosyası ile bağlantı bulunması nedeniyle HMK m.166/1 hükmü gereğince dava dosyamızın anılan dava dosyası ile birleştirilmesine, 2-Birleştirme kararı doğrultusunda mahkememiz esasının kapatılmasına ve yargılamanın anılan dosya üzerinden yürütülmesine, 3-Birleştirme nedeniyle bu dosyanın esasının kapatılmasına, 4-Harç ve yargılama giderlerinin birleşen ana dosya üzerinden değerlendirilmesine, İlişkin olarak, tarafların yokluğunda birleştirme kararı bakımından şimdilik kesin, nihai kararla birlikte istinaf yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 20/04/2026