İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi

Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi 2026/283 E. 2026/305 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2026/283
Karar No
2026/305
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/283 Esas KARAR NO : 2026/305

DAVA : Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 07/04/2026 KARAR TARİHİ : 16/04/2026 G.K. YAZILDIĞI TARİH : 17/04/2026

Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde;Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 12.03.2026 tarih ..... esas 2026/303 karar sayılı dosyasında verilen karar ile "Davanın Kısmen kabul, Kısmen reddine, Davacının davalı şirketin feshi ve tasfiyesi taleplerinin REDDİ ile, TTK. 531.maddesi uyarınca davacının .... sicil numaralı .... MEDYA TAKİP YAYINCILIK VE İLETİŞİM MERKEZİ ANONİM ŞİRKETİ'nden çıkarılmasına , Karar tarihine en yakın tespit edilen davacı için 52.333.305,22 TL çıkma payının karar tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalı şirketten tahsili ile davacıya verilmesine" karar verildiğini, mahkemece verilen bu karar Bakırköy ..... İcra Müdürlüğünün ..... esas sayılı dosyası ile icraya konulduğunu, oysaki verilen kararda belirtilen paranın ödenmesi , davacı alacaklının şirketten çıkarılmasına bağlı olmakla , bu karar kesinleşmeden icraya konu edilmesi mümkün olmadığını, alacak muaccel olmadan icraya konulduğunu, bu nedenle borcun vadesi henüz gelmemekle davalının alacağı talep hakkı da henüz doğmadığını, TTK m 531 hükmü ve gerekçesinde, Anonim ortaklığın haklı sebeple feshi davası sonucunda mahkeme tarafından çıkarılmasına karar verilen pay sahibinin ayrılma akçesine ilişkin alacağı, verilen kararın inşai nitelikte olması sebebiyle, ancak ve ancak kararın kesinleşmesi ile muaccel hale geleceğini, bu nedenle Bakırköy ..... icra Müdürlüğünce başlatılan takibe konu alacak da henüz muaccel olmadığından huzurdaki davayı açmak zorunlu olduğunu, Türk Ticaret Kanunu'nun 531. maddesi kapsamında hükmedilen ayrılma akçesi, niteliği gereği sıradan bir alacak hükmü olmayıp, şirketin yapısını doğrudan etkileyen, şirket malvarlığı üzerinde sonuç doğuran ve çoğu zaman şirketin finansal dengesini değiştiren kurucu (inşai) nitelikte bir mahkeme kararına bağlıdır. Bu nedenle söz konusu kararların kesinleşmeden icraya konulması mümkün olmadığını, nitekim verilen kararın muaccel hale gelmesi ve talep edilebilmesi için öncelikle ortağın şirketten ayrılmasının kesinleşmesi gerektiğini, bu karar bir para alacağı hükmü gibi görünse de gerçekte, Pay sahipliği statüsünü sona erdiren ve şirket ortaklık yapısını değiştiren bir statü kararı olduğunu, bu nedenle Ayrılma akçesi kararı sadece para borcu değil aynı zamanda ortaklık sıfatını da sona erdiren inşai bir karardır.İnşai kararların icrası ise ancak kesinleşme ile mümkün olduğunu, bu nedenle de kesinleşmeden icra edilmesi mümkün olmadığını, davalı ortağın şirketteki ortaklığı devam etmekte olduğunu, davalı, Bakırköy ..... Asliye Ticaret Mahkemesince verilen çıkarma kararı kesinleşmediğinden şirketteki tüm ortaklık haklarına da sahip olmaya devam etmekte olduğunu, davalı, halen ortak olduğu için Genel Kurullara Katılma, kar payı ödenmesini isteme, şirkete özel denetçi tayini gibi hakları devam ederken aynı zamanda ayrılma akçesinin ortaklıktan çıkması kesinleşmeden önce kendisine ödenmesi hukuken mümkün olmadığını, bu nedenle de davacı şirketin davalıya borçlu olmadığının tespiti gerekmekte olduğunu, davanın kabulü ile Bakırköy ..... İcra Dairesi ..... Esas sayılı dosyasındaki takibe konu alacak henüz muaccel hale gelmemiş olduğundan davalı tarafça alacağı talep hakkının bulunmadığının (davacı şirketin bu aşamada borçlu olmadığının) tespiti ile Takibin İptaline, Tensip ile verilecek karar ile dava sonuna kadar icra takibinin teminatsız olarak tedbiren durdurulmasına , davalı, takibinde haksız ve kötüniyetli olduğundan alacağın %20 sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini bilvekale arz ve talep etmektedir. Mahkememizin 08/04/2026 tarihli ara karar ile;'' Arabuluculuk Son Tutanağının aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini 1 HAFTALIK KESİN SÜRE içerisinde sunması için meşruhatlı davetiye çıkartılmasına, sunmadığı takdirde davanın usulden reddedileceği hususunun ihtarına," hususunda davacıya ihtaratlı davetiye çıkartılmıştı. Usulüne uygun tebliğe rağmen davacı tarafça ''Davalı taraf ile arabuluculuk süreci henüz tamamlanmamıştır. Dolayısı ile Arabuluculuk son tutanağının Mahkemenize bu aşamada sunulması mümkün değildir. Bu nedenle mahkemenizce bu husus değerlendirilerek karar tesisini Saygı ile arz ederim.'' şeklinde beyanda bulunduğu ve arabuluculuk son tutanağının sunulmadığı görülmüştür. Dava dilekçesi, taraf beyanları, icra dosyası ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; Dava, menfi tespit isteminden ibarettir. Dava şartları bakımından HMK.nın 114 ve 115. maddeleri bakımından re'sen yapılan inceleme sonucunda; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)’nın 114 maddesinde, dava şartları açıkça sayılmış olup, mahkeme tarafından resen gözetilir. HUAK m. 18/A (2) hükmünde dava şartı arabuluculuğa mutlaka dava açmadan önce başvurulması zorunlu tutulmuştur. HMK 114/2 ye göre (2) Diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır. denilerek özel kanunlarla da özel dava şartı getirildiğinden resen inceleme yapılacağı sabittir. Yargıtay .... Hukuk Dairesi'nin 17/06/2020 gün, ..... Esas sayılı, ..... Karar sayılı ilamı; "Davacı tarafından yukarıda anılan mevzuat uyarınca dava tarihi itibariyle arabuluculuğa başvurduğundan bahsettiği ancak buna ilişkin tutanağın sunulmadığı da görülmüştür. Uyuşmazlığın giderilmesinde uyuşmazlık, davacı vekiline arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağının aslının veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin dosyaya ibraz edilmemesi halinde bu belgelere UYAP sisteminden ulaşılabilmesi nedeniyle suretinin yeterli olup olamayacağı noktasında toplanmaktadır.''Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması halinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi taktirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir'' hükmüyle davacının arabulucuk faaliyetine ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dosyasına sunulmasını ''dava şartı'' olarak kabul etmiş, bu şartın gerçekleşmemesi halinde de müeyyidesinin ne olacağını açıkça kural altına almıştır. Bu yönüyle emredici nitelikte olan norm, hakime taktir yetkisi tanımamıştır. şeklindedir. 5235 Sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş Görev ve Yetkilerini Düzenleyen Kanun'un 35 inci maddesine dayalı olarak; taraf veya vekilinin arabuluculuk aslını mahkememize sunmadığı görülmüştür. 6102 sayılı TTK' nın 5/A maddesi; " (1) Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. " şeklindedir. Somut olayda; Mahkememiz dosyasında arabuluculuk tutanak aslının sunulmadığı, 08/04/2026 tarihli ara kararı ile arabuluculuk son tutanağının sunulması için davacı tarafa süre verildiği, davacı tarafça arabuluculuk görüşmelerinin sonuçlanmadığının beyan edildiği görülmüştür. Dava konusunun menfi tespit istemine ilişkin olduğu, buna ilişkin davaların zorunlu arabuluculuğa tâbi olduğu ve dava şartı olarak kabul edildiği, bu nedenle dava tarihi itibariyle sonuçlanan arabuluculuk başvurusu bulunmadığı sabit olan davanın özel dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiş ve hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının davasının ARABULUCULUK ÖZEL DAVA ŞARTI YOKLUĞU NEDENİYLE USULDEN REDDİNE, 2-Davacı tarafça yatırılan 732,00-TL peşin harcın karar ve ilam harcına mahsubuna, başkaca harç alınmasına YER OLMADIĞINA, 3-Davacı taraflarca yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, -Davacı taraflarca yatırılan gider avansından arta kalan miktarın karar kesinleştiğinde davacı taraflara İADESİNE, (Gerekçeli kararın tebliğe çıkarılma masraflarının kalan gider avansından karşılanmasına) Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere dosya üzerinden tarafların yokluğunda oy birliği ile karar verildi. 16/04/2026 Başkan ..... ¸e-imzalı Üye ..... ¸e-imzalı Üye ..... ¸e-imzalı Katip .... ¸e-imzalı

Atıf: Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2026/283, K. 2026/305, T. 16.04.2026, www.arakarar.com/karar/bakirkoy-8-asliye-ticaret-mahkemesi-2026-283-e-2026-305-k-83811504d035