İlk Derece Mahkemesi · Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2026/179 E. 2026/213 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2026/179
Karar No
2026/213
Karar Tarihi

T.C. KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2026/179 Esas - 2026/213 T.C. KAYSERİ TÜRK MİLLETİ ADINA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2026/179 Esas KARAR NO : 2026/213 HAKİM : KATİP :

DAVACI : ... VEKİLİ : Av. DAVALI : ... DAVA : Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 23/02/2026 KARAR TARİHİ : 26/02/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 05/03/2026

Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin dava dilekçesinden özetle; İş bu davanın zorunlu arabuluculuk sürecine tabi olmadığını, müvekkili hakkında Kayseri Genel İcra Dairesi Müdürlüğünün 2025/58663 Esas sayılı icra takip dosyasından Kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takibi başlatıldığını, icra takibine konu senetlerde imzası bulunan Hasan Alper Tuğ'un, sadece müvekkilinin eski çalışanı olduğunu, imza ve temsil yetkisinin bulunmadığını, davacı şirketin Yaşar ... tarafından kurulduğunu, şirketin idaresinde tek yetkili kişinin Yaşar ... olduğunu, tek yetkili şirket müdürü olduğunu, davacı şirket yetkilisi Yaşar ...'ın vefatından sonra şirket hisseleri, eşi ve çocuklarına geçtiğini, senette imzası bulunan kişinin yetkili olduğuna dair ticaret sicilinde hiçbir kayıt, tescil ve ilan bulunmadığını, kaldı ki adı geçen kişinin, yetkili kılındığına ilişkin herhangi bir belge de şirket nezdinde bulunmadığını, tescil ve ilan zorunluluğu karşısında, anılan belgenin de varlığı halinde, geçerliliği bulunmadığını, limited şirketlerde tensil yetkisinin, yalnızca ticaret siciline tescil ve ilan edilmiş müdürlere ait olduğunu, Ticaret sicil bilgilerinde yetkisi bulunmayan bir kişinin, müvekkili adına kambiyo taahhünde bulunması mümkün olmadığını, senetlerin düzenlendiği tarihin de, davacı şirket yetkilisinin vefat ettiği tarih olduğunu, bu şekilde verilen bir temsil yetkisi olsa dahi, tescil ve ilan edilmediği için geçerli olmadığı gibi; vefat halinde sona ereceğini, müvekkilinin senetlerden sorumlu olmadığı gibi diğer borçlunun kişisel sorumluluğunun bulunmadığını, bu yönde yerleşik Yargıtay içtihatlarının mevcut olduğunu, icra takip dosyası kapsamında yer alan bilgi ve belgelere göre senedi imzalayan diğer borçlu adına, ödeme emrinin, 09.12.2025 tarihinde tebliğ edildiğini, adı geçen şahsın, icra takibine itiraz etmediğini, imza itirazında da bulunmadığını, adı geçen şahsın, senet altındaki imzalara itirazı bulunmadığı gibi senetleri, şirket adına imzaladığını ve kendisinin kişisel olarak sorumlu olmadığı yönünde hiçbir itirazının da bulunmadığını, davalının A.Ş. niteliğinde ticaret şirketi olduğunu, davalı şirketin, ticaret sicil kayıtlarını araştırması, ticari hayatın içinde olması sebebiyle sicil bilgilerini bilmesi gerektiği gibi senedi imzalayan kişinin yetkisine dair belgeyi de talep etmesi gerektiğini, dolayısıyla basiretli bir tacir gibi hareket etme yükümlülüğü kapsamında, tacirlerden ticari ilişkide muhatap oldukları kişilerin yetki durumunu, olabilecek en üst düzeyde sorgulamaları beklendiğini, müvekkili adına yetkisiz imza atan ve aleyhine iş veya işlemleri yapan diğer borçlu adına ayrıca savcılığa şikayet başvurusunda bulunacaklarını, icra takip dosyasına konu senetlerde bulunan imzanın davacı şirket yetkilisine ait olmadığı gibi senedi imzalayan kişinin bu hususta yetkisinin de bulunmadığını, icra takibinin devamı halinde müvekkili olan şirket açısından telafisi güç zararlar doğacağından öncelikle icra takibinin müvekkili açısından tedbiren durdurulmasına, davanın kabulü ile davacı şirketin borçlu olmadığının tespitine, davalı hakkında alacağın en az %20'sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Dava tensip aşamasında olduğundan dava dilekçesi davalıya tebliğ edilmemiştir. Dava şartı medeni usul hukukuna ait bir kurumdur. Bunun amacı bir davanın esası hakkında incelemeye geçilebilmesi için gerekli bütün şartları ve bunların incelenmesi usulünü tespit etmek; böylece davaların daha çabuk, basit ve ekonomik bir şekilde sonuçlanmasına yardımcı olmaktır. Dava şartları dava açılabilmesi için değil mahkemenin davanın esası hakkında inceleme yapabilmesi (davanın esasına girebilmesi) için gerekli olan şartlardır. Buna davanın dinlenebilmesi şartları da denir. Mahkeme dava şartlarından birinin bulunmadığını tespit ederse davanın esası hakkında inceleme yapamaz; davayı dava şartı yokluğundan (usulden) reddetmekle yükümlüdür. Dava şartlarının bulunup bulunmadığı davada hâkim tarafından re'sen gözetilir. 6100 sayılı HMK’nun 114/1. maddesinde, dava şartları açıkça sayılmış ve yine HMK'nın 114/2. maddesi gereğince diğer kanunlarda sayılan dava şartlarına da atıfta bulunmuştur. 6102 sayılı TTK'nun 5/A maddesinde (Ek:6/12/2018-7155/20 maddesi):"(1) Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır..." şeklinde getirilen düzenleme ile arabuluculuk müessesesine başvurunun bir dava şartı olduğunu benimsenmiştir. Öte yandan 05/04/2023 tarihli ve 32154 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 7445 sayılı "İcra İflas Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun" 31. Maddesi ile 6102 sayılı TTK’nın 5/A maddesinin birinci fıkrasında yer alan “paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında” ibaresi “para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında,” şeklinde değiştirilmiştir. Ancak, yapılan değişiklik, 7445 sayılı Kanun’un 43/1-a maddesi uyarınca 1 Eylül 2023 tarihinde yürürlüğe girecektir. Bu nedenle, 01.09.2023 tarihine kadar ticaret mahkemeleri nezdinde açılacak itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında zorunlu arabuluculuğa başvurulmasına gerek bulunmayacaktır. Somut davanın değerlendirilmesinde; davanın menfi tespit istemine ilişkin olduğu ve 23/02/2026 tarihinde açıldığı, bu tarih itibariyle davanın zorunlu arabuluculuk dava şartına tabi davalardan olduğu, dava dilekçesi ekinde arabuluculuk başvuru tutanağı bulunmadığı gibi dava dilekçesi içeriğinden de arabuluculuğa başvurulmadan iş bu davanın açıldığı anlaşılmakla açılan davanın 6102 sayılı TTK'nun 5/A. maddesi ile 6325 sayılı kanunun 18/A. maddesi uyarınca dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenler ile; 1-Arabuluculuğa başvurulmadan açılan davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden REDDİNE, 2-Alınması gereken 732,00-TL maktu karar ve ilam harcının, dava tarafından yatırılan 4.973,85-TL peşin harçtan mahsubu ile artan 4.241,85-TL' nin karar kesinleştiğinde ve istek halinde davacıya iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama harç ve giderlerinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafından yapılan bir yargılama gideri bulunmadığından bu konuda bir karar verilmesine yer olmadığına, 5-Davacı tarafından yatırılan gider avansından yargılama sırasında yapılan masraflar ile karar tebliğ işlemlerinden geriye kalan avansın kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, Dair, tarafların yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere karar verildi 26/02/2026

Katip ¸E-imzalıdır

Hakim ¸E-imzalıdır

Atıf: Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2026/179, K. 2026/213, T. 26.02.2026, www.arakarar.com/karar/kayseri-2-asliye-ticaret-mahkemesi-2026-179-e-2026-213-k-1593f40b0402