İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/169 E. 2026/197 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/169
- Karar No
- 2026/197
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/180 Esas KARAR NO : 2026/156
DAVA : Sözleşmenin İptali DAVA TARİHİ : 18/12/2020 KARAR TARİHİ : 02/03/2026
Mahkememizin yukarıda esas numarası yazılı dosyasının mahkememizde yapılan yargılaması sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin 2017 yılında gıda takviyesi ve tıbbi cihazların satışı konusunda faaliyet göstermek üzere kurulduğunu, müvekkilinin piyasada yeni olması, şirket yetkilisinin ticari deneyimsizliğinden faydalanarak, AB ülkelerinden ürün alabilme vaadini yerine getireceği ve davalı tarafından sunulan metnin kapsamının ticari danışmanlık olduğu inancıyla İngilizce metni imza ettiğini, metnin imzalanması akabinde, tarafların İtalya'ya gittiğini, 10.000 avro sermayeli Ilphi adında, %50 ortağı davacı şirketin yetkilisi ..., %50 ortağı davalının olduğu, bir şirket kurduklarını, taraflar arasında İngilizce metnin başlığı "ortaklık" kelimesini taşıyor olsa dahi taraflar arasındaki ilişki komisyon karşılığı çalışma şeklinde gerçekleştiğini, taraflar arasında bir ortaklık kurulduğunu, davalı tarafın fuarda oluşturulan muhtemel müşteri portföy kayıtlarına el konulduğunu, İtalya’da ... adında davacı şirket yetkilisinin de ortağı olduğu şirketi kurdururken, dahi eden hiçbir masrafa, ortaklık giderine, katılmamış, sermaye payını davacı şirket yetkilisine ödettiğini, davalı tarafın kötü niyetle İtalya’da da... adlı şirketi kurdurduktan sonra, haftada ortalama dört beş defa cereyan eden görüşmelerini Nisan 2020’den beri kestiğini, rapor taleplerine tehdit ve hakaretlerle cevap verdiğini, almış olduğu paraları iade etmediğini, varsa ödemeye ilişkin fatura ve belgeleri ibraz etmediğini, İtalya’da kurdurduğu şirket ile ilgili tek bir açıklama yapmadığını, kendisinden talep edilen iade ve bilgi, belge taleplerine ihtar ile cevap vermeye kalkışması sürecinde dahi talep ettiği miktarı muayyen hale getirmemekte, hangi hizmetlerinden ne kadar bir ücret doğduğunu dayandığı sözleşmeyi de mesnet tutarak bildiremediğini, istinat ettiği sözleşmede; ticari bağlantılar varsa komisyon alacağını bildiği halde “ortaklık” tan bahsetmesi zaten ceza ve hukuk yollarına başvuru aşamasında dayandıkları haksız fillerinin devamı olduğunu, akıcı şekilde Türkçe konuşabilen, Türkçe okuma-yazma bilen davalının, yine kendisinin hakim olduğu İngilizce dilinde bir sözleşmenin imzalanmasını, davacı müvekkilinin büyüme arzusunu, olmayan ticari yeteneklerinin var olduğu izlenimini yaratarak, İtalya'da kurulacak şirket ile hızla büyüme vaadiyle alelacele imzalattığını, bu sözleşmenin iktisadi müesseselerde mecburi Türkçe kullanılması hakkında kanun'un amir hükümleri gereğince geçersiz olduğunu, davacı tarafından sömürüye ulaşan mali talepleri yerine getirilmediğini, o vakit davalı tarafın davacı şirkete geçersiz olduğunu iddia ettiği İngilizce metin gereğince Kadıköy ... Noterliğinin 01.12.2020 tarihli, ...ye numaralı ihtarnamesi ile bedel talebinde bulunduğunu, müvekkili şirket yetkilisinin uzun yıllar boyunca ilaç sektöründe çalıştığını, büyük şirketlerde bölge müdürlüğü görevi üstlendiğini, şirket yetkilisinin, ürettiği , lisansladığı ürünlerin piyasa da ulaşılması gereken hedef kitle tespitleri doğrultusunda, yeni pazarlar açması beklenen davalının, kendisi bu işi yapamadığı için davacı şirket ile üçüncü kişi (...-...) arasında komisyon sözleşmesi imzalanmasını sağladığını, taraflar arasında var olduğu kabul edilebilecek ticari simsarlık sözleşmesi nedeniyle, davacı şirket tarafından yapılan harcamaları karşılayacak bir iş anlaşması- ticari kontak davalı tarafından sağlanamadığını, hatta tarafların resmi olaraak çalışmaya başladığı kabul edilebilecek 2019 yılında, davacı şirketin ihracatının bir önceki yıla göre düştüğünü, davalı tarafın Kadıköy ...Noterliği'nin 01.12.2020 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesini keşide ettiğini, bu ihtarda , davalının kendi hukuki durumunu şirket ortaklığı noktasına vardırdığını ve “Cari Hesap’tan davacı şirketten sözde 483.482,15 TL kârını talep ettiğini, davalı taraf ile yürütülen kutu başı anlaşma gereğince, davalıdan beklenen simsarlık hizmeti de yerine getirilemediğini, tarafların iradesinin, bugüne kadar yürütülen taraf rolleri itibariyle ortaklık olmadığı, taraflar arasındaki ilişkinin olsa olsa ticari tellallık sözleşmesi kapsamında değerlendirebileceği ve bu sözleşme çerçevesinde vekil sıfatını haiz davalının, yukarıda izah edilen şekilde vekil olarak üstlendiği görevi yerine getiremediği ve davacının ihracatını arttıramadığı, sözleşmenin başlangıcında vekil olarak şahsı, iş alanları ve uzmanlığı konusunda hatalı bilgiler verdiği, zaman içerisinde bilgilerin hatalı olduğunun öğrenilmesi ile vekile olan güvenin ortadan kalktığı, 805 sayılı Kanun hükümleri gereğince davalı tarafın yabancı dilde imza ettirdiği sözleşmenin batıl olması yanında, bu sözleşmeyi lehine delil olarak kullanamayacağı, vekil eden davacı şirket yönünden, vekile duyulan güven sarsıldığından, taraflar arasında kurulduğu varsayılabilecek ticari simsarlık sözleşmesinin devamında davacı yönünden fayda kalmaığından sözleşmenin feshedildiğinin tespitine, taraflar arasındaki ilişkinin vekalet hükümlerine dayanıyor olması nedeniyle, bugüne kadar davalının kestiği "simsarlık bedeli" konulu fatura mukabilinde yapılan ödemeler dışında başkaca bir nedenle borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın müvekkili ile aralarında akdedilmiş bulunan 15.01.2019 imza tarihli İş Ortaklığı Sözleşmesi'nin Türk Borçlar Kanunu'nun "Aşırı Yararlanma" başlıklı 28. Maddesine dayandırmakta ise de; -tarafımızca hiçbir hal ve koşulda kesinlikle kabul edilmemekle beraber söz konusu kanun maddesine dayanılarak sözleşmenin iptalini talep edebilmek için gerekli olan 1 yıllık hak düşürücü süre dolmuş olduğundan davanın öncelikle usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı tarafın, işbu davayı ikame ederek; taraflar arasında akdedilmiş bulunan 15.01.2019 tarihli sözleşmeden kaynaklı ödeme yükümlülüğünü yerine getirmemesine soyut iddialar ile kendince haklı gerekçeler yaratmaya çalışarak süreci uzatmaya ve kendisi tarafından borçlu olunan tutarın ödenmesini mümkün mertebe geciktirmeye çalıştığını, davacı tarafın şirket yetkilisinin ticari deneyimsizliğinden faydanıldığından bahisle ileri sürdüğü aşırı yararlanma(gabin) sebebiyle sözleşmenin geçersiz olduğu iddiasının dinlenemez nitelikte olduğunu, taraflar arasında akdedilen dava konusu sözleşme dışı kurulan şirkete ilişkin olarak vaadlerin karşılanmadığı iddiasının işbu sözleşmenin iptali ve menfi tespit davası ile ilgisi bulunmadığı gibi davanın sonucuna da bir etkisi bulunmadığını, iki hususun birbirinden tamamen bağımsız olduğunu, davacı tarafın kendisinden bilgi saklandığı, teslim edilen bilgilerin tahrif edildiği iddiasının gerçeği yansıtmadığı gibi; davacının ihracat hacminin düştüğü yönündeki beyanın dinlenemez nitelikte olduğunu, bir an için 805 sayılı kanun'un uygulama alanı bulacağı varsayılsa dahi Türk Borçlar Kanunu ve Anayasanın 48. maddesi uyarınca sözleşme serbestisi bulunduğu gözetildiğinde; 805 sayılı iktisadi müesseselerde mecburi türkçe kullanılması hükmünde kanun uyarınca sözleşme dilinin ingilizce olduğundan bahisle sözleşmenin hükümsüz olduğunu söylemenin açıkça hakkın kötüye kullanılması olduğunu beyanla davanın reddini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Mahkememizce ... Esas sayılı asıl davada; dosyaya tüm deliller celp edilmiş, bilirkişi raporları aldırılmıştır. Mahkememizin 2020/737 Esas sayılı dosyasının davacı ... tarafından , davalı ... aleyhine açıldığı, dava konusu uyuşmazlığın; taraflar arasındaki 15.01.2019 tarihli sözleşmenin niteliğinin ne olduğu, davacı yanın sözleşmenin geçersizliğinin tespiti ile feshi ve sözleşme nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti talebinin haklı olup olmadığına ilişkin olduğu, işbu asıl dava ile İstanbul ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas ... Karar sayılı davasının birleştiği, yargılamaya mahkememizin 2020/737 Esas sayılı dosyası üzerinden devam edildiği anlaşılmıştır. Mahkememizin 2020/737 Esas sayılı dosyasındaki asıl dava 29/06/2021 tarihli duruşmada ilk kez takipsiz bırakılmış , davacı vekilince 30/06/2021 tarihli dilekçe ile yenilenmiştir. İşbu asıl dava 17/12/2025 tarihli duruşmada ikinci kez takipsiz bırakılmış, davacı vekilince yeniden yargılamanın kaldığı yerden devamına karar verilmesinin talep edildiği anlaşılmış ise de işlemden kaldırılmasına karar verilmiş ve sonradan yenilenmiş olan dava, ilk yenilenmeden sonra bir defadan fazla takipsiz bırakılamaz. Aksi hâlde dava açılmamış sayılır. Açıklanan işbu nedenlerle; asıl dava olan 2020/737 Esas sayılı dosyasının tefrik edilerek mahkememizin yeni esasına (2026/180) kaydı yapılmış ve sonuç itibariyle; HMK 150/6 maddesi gereğince; "işlemden kaldırılmasına karar verilmiş ve sonradan yenilenmiş olan dava, ilk yenilenmeden sonra bir defadan fazla takipsiz bırakılamaz. Aksi hâlde dava açılmamış sayılır." gereğince asıl davanın açılmamış sayılmasına karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi Açıklandığı Üzere; 1-Davanın (2020/737 Esas sayılı dosyada asıl davanın) ikinci kez takipsiz bırakılması nedeni ile HMK 150/6 maddesi gereğince AÇILMAMIŞ SAYILMASINA, 2-Mahkememizin 2020/737 Esas sayılı asıl davasında ; yatırılan 54,40 TL peşin harç ile 8.202,26 TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 8.256,66 TL harçtan, alınması gerekli 732,00 TL karar ve ilam harcının düşümü sonucu başkaca harç alınmasına yer olmadığına, kalan 7.524,66 TL harcın işbu dosya kesinleştiğinde ve talep halinde 2020/737 Esas sayılı dosya üzerinden davacı tarafa iadesine, 3-Mahkememizin 2020/737 Esas sayılı asıl davasında; davacı ... Şirketi tarafından yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ve vekalet ücreti dava değerini geçemeyeceğinden hesap ve takdir olunan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya ödenmesine, 5-Davacı tarafça yatırılan avansın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, Dair, tarafların yokluğunda, gerekçeli kararın kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere istinaf dilekçesi sunulmak suretiyle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda karar verildi. 02/03/2026
Katip ...
Hakim ...