İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/162 E. 2026/176 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/162
Karar No
2026/176
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

DOSYA NO : 2026/162 KARAR NO : 2026/176

DAVA : TESPİT (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

DAVA TARİHİ : 19.02.2026 KARAR TARİHİ : 26.02.2026

Yukarıda açık kimliği yazılı taraflar arasında görülen TESPİT davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda:

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA; Davacı vekili İstanbul ...Asliye Ticaret Mahkemesine verdiği dava dilekçesinde özetle; davacı müvekkili ile davalı şirket ekte ruhsatı sunulan aracın satışı için ekte de sunulan maillerden görülebileceği üzere ... plakalı aracın satın alınmasıyla ilgili olarak satış bedelinin %35'i peşin ve kalan 1.149.000,00 TL'nin ise 23.02.2026 ödeme tarihli çek düzenlenmesi suretiyle anlaşıldığını, bu sözleşme kapsamında müvekkilinin, davalı tarafa sözleşmenin kurulması esnasında 500.000,00-TL peşinat ödediğini, ayrıca kalan 1.149.000,00-TL bedelli ve 23.02.2026 düzenleme tarihli çek düzenleyerek davalı tarafa teslim ettiğini, bu kapsamda aracın MTV'si dahi müvekkili tarafından ödendiğini, buna ilişkin MTV ödeme belgesi ekte sunulduğunu, ancak, gelinen aşamada taraflar arasında karşılıklı edim yükleyen işbu sözleşmede davalı tarafın üzerine düşen edimi gereği gibi ve süresinde yerine getiremeyeceği açık hale gelmiş olup huzurdaki davayı açma zorunluluğu hasıl olduğunu, davalı tarafın, sözleşmeden doğan edimini gereği gibi ve süresinde ifa edemeyeceğini, davalının mevcut mali durumundan açıkça anlaşılmakta olup müvekkilinin ödeme yükümlülüğünü yerine getirmesi halinde müvekkilinin hakkı tehlikeye düşecek ve müvekkilin telafisi güç zararlara uğramasına neden olacağını, zira davalı hakkında birden fazla derdest icra takibinin bulunduğunu, ayrıca satışa konu araçlar üzerinde söz konusu takiplerden dolayı rehinler bulunduğunu, tüm bu hususlar, davalının borçlarını ifa edemeyeceğini ve edimini yerine getirmesinin objektif olarak imkansız olduğu açıkça gösterdiğini, Türk Borçlar Kanununun 98. maddesi anlamında ifa güçsüzlüğü teşkil ettiğini, bu durumda, edimini henüz ifa etmemiş olan taraf, karşı taraf kendi ediminin ifası için yeterli teminat gösterinceye kadar ifadan kaçınma hakkına sahip olduğunu, bu nedenle, davalı taraf edimin ifası için yeterli ve güvence teşkil edecek bir teminat sunmadıkça davacı müvekkilinin kalan ödeme yükümlülüklerini yerine getirmesinin beklenmesi hukuken ve fiilen mümkün olmadığını, aksi halde, bu durum müvekkilinin telafisi güç zararlara maruz kalmasına neden olacağını, zira, söz konusu ... plakalı araç üzerinde ... Bankası lehine kurulmuş rehin de bulunmakta olup bu nedenle söz konusu aracın müvekkile satışı mümkün olmadığını, ayrıca, borçlu şirketin aleyhine başlatılmış icra dosyaları da bulunmadığını, bu bakımdan borçlu şirketin içinde bulunduğu mali durum nedeniyle satması da mümkün olmadığını, her ne kadar davalı şirketin borçlu olduğunu ve buna ilişkin icra tevzi sorgusunu yapmak istemiş isek de KVKK gereği 2024 yılından itibaren icra tevzi sorgulaması yapılamadığından ilgili kayıtlar mahkemenize sunulamadığını, bu durum nedeniyle İVEDİLİKLE davalı şirketin borçluluk durumunun tespiti için icra sorgulamalarının yapılmasını talep ettiklerini, tüm bu açıklanan nedenlerle birlikte, öncelikle davalı şirketin ifa güçsüzlüğü içinde bulunduğunun kabulü ile uygun teminat göstermesinin sağlanmasını talep ettiğini, ayrıca durumun aciliyetine binaen öncelikle teminatsız, mümkün değilse uygun teminat karşılığı ilgili çek hakkında ödeme yasağı konulmasını talep ettiğini, izah olunan nedenlerle ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla; haklı davalarının kabulü ile birlikte davalının TBK m. 98 kapsamında ifa güçsüzlüğü içinde bulunduğunun tespitine, davalıya uygun teminat göstermesi için kesin süre verilmesine, davalı şirketin teminat göstermesine; aksi halde ve İVEDİLİKLE ÖNCELİKLE TEMİNATSIZ, MÜMKÜN DEĞİLSE UYGUN TEMİNAT KARŞILIĞI İLGİLİ ÇEK HAKKINDA ÖDEME YASAĞI KONULMASINA, her türlü yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, dava dilekçesi, ekleri ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; talebin esasen TBK md 98 kapsamında davalının ifa güçsüzlüğü içinde bulunduğunun tespiti istemine ilişkin olduğu anlaşılmakla davacı vekilinin talebinin tespit davası ile birlikte ihtiyati tedbir isteminden ibaret olması sebebiyle talebin ve davanın esasının değişik iş üzerinden değil esas üzerinden yürütülmesi gerektiğinden dosyanın esas numarası almak ve İstanbul Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi'ne tevzi edilmek üzere Hukuk Mahkemeleri Tevzii Bürosuna iadesine karar vermiştir. Dava ilk baştan beri tespit davası olarak açılmıştır. Tevzi bürosu açılan davaya esas numarası vermesi gerekirken D.İş numarası vermiştir ve tevzide İstanbul 3.ATM.ne düşmüştür. Bu durum mahkeme hakimince fark edilmesi üzerine durumun düzeltilmesi için tekrar tevzi bürosuna gönderilmiştir. Tevzi bürosunca dosya mahkememize tevzi edilmiş, yukarıdaki esasa kaydedilmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE HUKUKİ NİTELENDİRME: Dava; Türk Borçlar Kanunu’nun 98. maddesi uyarınca davalının ifa güçsüzlüğü içinde bulunduğunun tespiti istemine ilişkin Tespit davasıdır. Davacı taraf , davalıya ait ... plakalı aracı satın almış, karşılığında da 500.000,00-TL peşinat, 1.149.000,00-TL bedelli ve 23.02.2026 düzenleme tarihli çek düzenleyerek davalı tarafa teslim etmiştir. Bu ödemelerden sonra davalı tarafın üzerine düşen edimi gereği gibi ve süresinde yerine getiremeyeceğini zira davalı hakkında birden fazla derdest icra takibi nedeniyle satışa konu araçlar üzerinde rehinler bulunduğunu, davalının borçlarını ifa edemeyeceğini ve edimini yerine getirmesinin objektif olarak imkansız olduğunu söylemektedir. Bu sebeple davalının aciz halinde olduğunun tespitini istemektedir. Davacı taraf 6098 sayılı TBK.nun "İfa Güçsüzlüğü" başlıklı 98.maddesine dayanmaktadır. Madde gereğince "Karşılıklı borç yükleyen bir sözleşmede, taraflardan birinin borcunu ifada güçsüzlüğe düşmesi ve özellikle iflas etmesi ya da hakkındaki haciz işleminin sonuçsuz kalması sebebiyle diğer tarafın hakkı tehlikeye düşerse bu taraf, karşı edimin ifası güvence altına alınıncaya kadar kendi ediminin ifasından kaçınabilir. Hakkı tehlikeye düşen taraf, ayrıca uygun bir sürede istediği güvence verilmezse sözleşmeden dönebilir." denilmektedir. Görüldüğü üzere dava konusu aracın mülkiyetinin kendisine verilmediği ve dolayısıyla davalının kendi üzerine düşen edimi yerine getirmediği veya getiremeyeceği kanısında olan davacının sözleşmeden dönme hakkını kullanarak eda davası açmak suretiyle yaptığı ödemeleri geri istemesi, çek nedeniyle menfi tespit veya istirdat davası açması veya sözleşmeden dönmeyerek temerrüt hükümleri gereğince davalının edimini yerine getirmeye zorlaması vb.gibi bir takım yollara başvurarak eda davası açması gerekirken, bu tür yollara başvurmadan tespit davası açmakta hukuki yararı yoktur. Bu nedenle davanın HMK.nun 114/1-h ve 115/2 maddeleri gereğinc hukuki yarar dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar vermek gerekmiş olup aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan gerekçelerle; Davanın HMK.nun 114/1-h ve 115/2 maddeleri gereğinc hukuki yarar dava şartı yokluğu nedeniyle usulden REDDİNE,

1-Alınması gerekli 732,00-TL peşin ve 732,00-TL başvurma karar ve ilam harcının DAVACIDAN TAHSİLİ İLE HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 2-Davacı ve davalı taraflarca yapılan yargılama gideri bulunmadığından BU HUSUSTA DEĞERLENDİRMEYE YER OLMADIĞINA, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK.nun 345.maddesi gereğince, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 26/02/2026

KATİP - ... HAKİM - ... ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/162, K. 2026/176, T. 26.02.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-162-e-2026-176-k-c3d7c6ab956f