İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/925 E. 2026/315 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/925
- Karar No
- 2026/315
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2025/925 Esas KARAR NO :2026/315
DAVA:Tazminat ( Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:15/12/2025 KARAR TARİHİ:14/04/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat ( Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA Davacı vekilinin dava dilekçesi özetle; Müvekkil ..., sigorta şirketi ... Sigorta A.Ş'nin hasar gören aracının hasar bedelini ödememesi sebebiyle Sigorta Tahkim Komisyonu'na başvurduğu. İşbu başvuru, müvekkil lehine faiz ve ferileri hariç net 105.061,42 TL ödenmesine 15.12.2020 tarihinde karar verildiği İşbu karar, 29.12.2020 tarihinde .... İcra Dairesi'nde 2020/... Esas Numarası ile icraya konulduğu Akabinde ... Sigorta A.Ş Sigorta Tahkim Komisyonu'nun kararını temyiz etmek adına T.C .... Asliye Ticaret Mahkemesi'ne başvurduğu ve kararın temyiz edilerek Yargıtay'a gönderildiği Tehir-i icra talep eden ... Sigorta A.Ş'nin talebi, icra dosyasına haczen para yatırılması sonrası kabul edildiği Temyiz incelmesi, T.C Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nde 2021/... Esas Numarası ile görülmeye başlandığı Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin, 07.12.2022'de düzelterek onama kararı verdiği işbu kararın müvekkile 19.10.2023 tarihinde UYAP SMS ile tebliğ edildiği. Tebliği gördüğünde kararı açan müvekkilin, onama tarihinin aslında 07.12.2022'de olduğunu gördüğü olanlar sonrası müvekkil 23.10.2023 tarihinde icra takibinin konu olduğu T.C .... İcra Dairesi'ne gittiği Yargıtay İlamı'nı sunarak kendisine reddiyat yapılmasını talep ettiği İcra Müdür Yardımcısı , faiz hesabının onama tarihinde kesileceğini ve onama tarihi sonrasına kanunen faiz işletemeyeceğini belirttiği ekonominin güncel hali görülebilir düzeyde olup, davalı şirketin temerrüde düştüğü tarihin Sigorta Tahkim Komisyonu'nun esas ya da itiraz karar tarihi olarak baz alındığından onama tarihi olan Yargıtay onama karar tebliğ tarihi olan 19.10.2023 arasında anapara miktarı olan 105.061,42 TL'nin aynı maddi değere sahip olmadığı anapara cinsinden de müvekkilin zarara uğradığı Davalı ... Sigorta A.Ş.'nin temerrüde düştüğü ödemeyi geç ifa etmesi sebebiyle ortaya çıkan/çıkacak olan şimdilik 14.900,00 TL'lik munzam zararın tespiti ile dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faizi ile birlikte Müvekkil ...'a ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesi özetle; İlgili kazaya karışan ... plakalı araç müvekkil ... Sigorta A.Ş. Tarafından 07/11/2019- 07/11/2020 tarihlerini kapsayan ... poliçe numaralı ayrıcalıklı genişletilmiş kasko sigorta poliçesi ile sigortalandığı, müvekkil sigorta şirketinin sorumluluğu poliçe teminatları, poliçe limitleri ve poliçe dönemi ile sınırlı olduğu Müvekkil şirketin sorumluluğunun söz konusu olabilmesi için öncelikle olayı kapsayan poliçenin mevcut olması ve olayın vukuundan itibaren 2 yıl içinde dava açılması gerektiği munzam zararın oluşmasında borçlunun kusurlu tutumunun olduğu müvekkil şirketin sorumluluğu sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında olduğu müvekkil şirketin davacıyı zarara uğratmak maksadı ile ödeme yapmadığı iddiasının gerçeği yansıtmadığı munzam zarar talebine dayanak olacak bir kusurunun bulunmadığı 14.10.2020 tarihli 2020.E... sayılı uyuşmazlık hakem kararı doğrultusunda 06/04/2021 tarihinde 105.061,42 TL hasar ödendiği Müvekkil Sigorta şirketi tüm yükümlülüklerini hukuka uygun olarak yerine getirdiğini, Dava dilekçesinde iddia edildiği gibi, müvekkil şirket tarafından sebepsiz zenginleşildiği, geç ödeme yapıldığı hususlarının gerçeği yansıtmadığı ikrar anlamına gelmemek üzere, bakiye kısmın yargı mercii kararı ile ödenmesi müvekkil şirketin değil davacının kusurundan kaynaklandığı sigorta hukuk prensibi itibari ile, müvekkil şirketin sorumluluğu mal varlığında riziko anında meydana gelen azalma ile sınırlı olduğu munzam zarar kavramı ile sorumluluk sigortası kavramının nitelik itibari ile örtüşmediği munzam zararın poliçe teminatı kapsamında olmadığı işbu davada munzam zarar şartlarının oluşmadığı haksız fiili işleyen tarafın Davalı sigorta şirketi olmadığı Bir gecikme varsa, Davacının konuyu yargıya taşımış olması ve ülkemiz gereği olarak, yargı sürecinin uzamış olduğu Burada Davalı Müvekkilimiz Şirket ve/veya sigortalının ihmal veya kusurunun bulunmadığı Harç, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER Delil olarak; gösterilen deliller toplanarak dosya arasına konulmuştur. HUKUKİ NİTELENDİRME ve GEREKÇE Uyuşmazlık; TBK’nın 122. maddesi çerçevesinde aşkın (munzam) zarar talebinin konusunu oluşturan zaman aralığına ilişkin piyasadaki ekonomik koşullar karşısında, eldeki davada varlığı iddia olunan zarar olgusunun, davacının bulunduğu duruma göre somut vakıalarla ispatının gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır. Aşkın (munzam) zarar, para borcunun ifasında borçlunun kusuruyla temerrüde düşmesi nedeniyle alacaklı nezdinde ortaya çıkan zararın temerrüt faiziyle karşılanamaması hâlinde söz konusu olan bir zarar olup bu zarar, borçlunun temerrüdü ile borcun ödendiği tarih aralığındaki dönemi kapsamaktadır. Bu anlamda aşkın (munzam) zarar, temerrüt faizini aşan ve kusur sorumluluğuna dair ilkelere bağlı bir zarar türü olarak kabul edilir (Uygur, Turgut: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu Şerhi, Cilt I, 2012, s. 810). Aşkın (munzam) zarar, borçlu temerrüde düşmeden borcunu ödemiş olsaydı, alacaklının mal varlığının kazanacağı durum ile temerrüt sonucunda ortaya çıkan ve oluşan durum arasındaki farktır. Aşkın (munzam) zararın varlığı için gereken ilk koşul, bir para borcunda borçlunun temerrüdünün varlığıdır. Bu para borcunun kaynağının, aşkın (munzam) zararın talep edilebilirliği için herhangi bir önemi bulunmamaktadır. Bu anlamda TBK’nın 122. maddesi, kaynağı ne olursa olsun temerrüt faizi yürütülebilir nitelikte olmak koşuluyla bütün para borçlarında uygulanma olanağına sahiptir. Borcun dayanağı haksız fiil, sözleşme, sebepsiz zenginleşme, kanun yahut vekâletsiz iş görme olabilir. Öte yandan hemen belirtilmelidir ki; aşkın (munzam) zarar borcunun hukukî sebebi, asıl alacağın temerrüde uğraması ile oluşan hukuka aykırılıktır. Bu nedenle borçlunun aşkın (munzam) zararı tazmin yükümlülüğü, asıl borç ve temerrüt faizi yükümlülüğünden tamamen farklı, temerrüt ile oluşmaya başlayan asıl borcun, ifasına kadar geçen zaman içinde artarak devam eden, asıl borçtan tamamen bağımsız yeni bir borçtur. Aşkın (munzam) zararın varlığı için gereken ikinci koşul; borçlunun temerrüdü nedeniyle temerrüt faiziyle karşılanamayan alacaklı zararının mevcudiyetidir. Ancak alacaklının zararının temerrüt faizinden az yahut temerrüt faizine eşit olması durumunda, zararın temerrüt faiziyle karşılanacak olması sebebiyle aşkın (munzam) zararın varlığından söz edilemez. Bu aşamada önemle belirtilmelidir ki; TBK’nın 122. maddesi kapsamına kanunî temerrüt faizinin yanında akdi temerrüt faizinin uygulandığı borç ilişkileri de dâhildir. Eş söyleyişle alacaklının, borçlu ile arasındaki hukukî ilişkiden doğan temerrüt faizinin akdi yahut yasal olması, aşkın (munzam) zararın talep edilebilirliğine engel teşkil etmez. Burada önem arz eden husus alacaklının temerrüt faiziyle karşılanamayan zararının mevcudiyetinin ispatıdır. Aşkın (munzam) zararın varlığı için gereken üçüncü koşul; borçlunun temerrüde düşmede kusurlu olmasıdır. Zira aşkın (munzam) zarar sorumluluğu, temerrüt faizinden sorumluluktan farklı olarak kusur sorumluluğuna dayanmakta olup burada aranan kusur, borçlunun temerrüde düşmekteki kusurudur. Ancak aşkın (munzam) zarar iddiasının ileri sürüldüğü durumlarda sorumluluk için, diğer koşulların varlığı durumunda borçlunun temerrüde düşmedeki kusurunun varlığı asıldır. Başka bir anlatımla temerrüt sonrasında borçlunun temerrüde düşmedeki kusurunun alacaklı tarafından ispatı gerekmez. Aksine borçlu, temerrüde düşmede kusursuz olduğunu ispatlamadıkça ortaya çıkan aşkın (munzam) zarardan sorumludur. (Yargıtay HGK ESAS NO : 2021/11-938 , KARAR NO : 2022/401 sayılı ilamı) Somut olayda, davacı tarafından talep edilen aşkın (munzam) zararın dayanağı olarak ileri sürülen iddia, geç ödeme nedeniyle kendisince, bizzat ve somut olarak uğranılan zarar iddiasından ziyade ekonomik koşullardaki olumsuzluklar nedeniyle paranın satın alma gücündeki meydana gelen azalmanın aşkın (munzam) zararı oluşturduğu yönündedir. Başka bir anlatımla davacı tarafından, ülkemizdeki belirli dönemlerdeki ekonomik koşullarda mevcut olumsuzluklardan hareketle, kendi durumuna özgü şekilde açık ve somut olarak oluşan bir zarar olgusuna dair bir iddiada bulunulmadığı gibi bu yönde ispata yeter herhangi bir delil de sunulmamıştır. Açılan davada sadece, ekonomik koşullardaki olumsuzluklardan hareketle davacının durumunda olan bir bireyin elindeki varlığını koruma amacıyla belirli yatırımlara yönlendireceğine dair faraziyeye dayalı olarak aşkın (munzam) zararın ortaya çıktığı ileri sürülmüştür. Bu itibarla davacı tarafından ileri sürülen, ülkemizdeki belirli dönemlerde mevcut olan ekonomik olumsuzluklardan enflasyon, yüksek faiz, para değerindeki düşüş gibi olgulara dayalı aşkın (munzam) zarar talebi, zarar olgusunun delili olarak kabul edilemez. Zira ülkemizdeki belirli dönemlerde var olan ekonomik koşullardaki olumsuzluklar nedeniyle paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma, tek başına davacının temerrüt faizi dışında bir zararının varlığının ispatı değildir. Dolayısıyla ekonomik şartlar sebebiyle ortaya çıkan yüksek enflasyon, döviz kurlarındaki dalgalanma, serbest piyasadaki faiz oranlarının yüksek oluşu, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma gibi olumsuzluklar, bir karine olarak kabul edilip davacıyı, kendi somut durumuna özgü vakıalarla oluştuğu iddia olunan zararı ispat yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi davacıya bu yönde herhangi bir ispat kolaylığı da sağlamaz. Hâl böyle olunca, TBK’nın 122. maddesinde karşılanması öngörülen faizi aşan aşkın (munzam) zararın, genel ekonomik olumsuzlukların (ülkede cari enflasyon oranı, yüksek ve değişken döviz kurları, mevduat faizleri, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma) dışında davacının durumuna özgü somut vakıalarla ispatlanması gerekir. Burada kanıtlanacak olgular; ekonomik şartlar sonucu ortaya çıkan olumsuzluklar gibi genel ve soyut hususlardan ziyade geç ödeme nedeniyle davacının kendisinin, şahsen ve somut olarak uğradığı zarardır. Ancak mahkemece yapılan yargılama sırasında, davacı tarafından yukarıda belirtildiği şekilde bir zarar olgusunun ileri sürülüp yasal çerçevede ispatlandığı söylenemediğinden yargılama ve hükmün infazı aşamasından kaynaklandığı ileri sürülen munzam zarardan davalının sorumlu tutulması da mümkün olmayacağından bu nedenle davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın REDDİNE, 2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereğince peşin alınan 615,40-TL' nin 732-TL nispi karar harcından mahsubu ile kalan 116,60-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 3-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-13 maddesinin "...Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve taraflarca karşılanan arabuluculuk ücreti, yargılama giderlerinden sayılır..." hükmü gereği 4600-TL'sı arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydedilmesine, 4-Davalı vekili lehine karar tarihindeki avukatlık asgari ücret tarifesi üzerinden hesap olunan 14.900-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 6-HMK. 333. md. uyarınca davacı tarafından yatırılan gider avansından bakiyesinin kararın kesinleşmesi sonrası davacıya iadesine, Mahkememizin bu kararına karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde, Mahkememize ve Mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine dilekçe verilmek suretiyle İstanbul BAM ilgili Hukuk Dairesince incelenmek üzere istinaf yoluna başvuru hakkı bulunduğuna dair verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 14/04/2026
Katip ...
Hakim ...