İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/921 E. 2026/2 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/921
Karar No
2026/2
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO:2025/921 Esas KARAR NO :2026/2

DAVA:Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:12/12/2025 KARAR TARİHİ:08/01/2026

Mahkememizde görülen davanın dosya üzerinden yapılan incelemesi sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ DAVA /Davacı vekili dava dilekçesinde ve özetle; Müvekkili ... nın, davalı ...’nın yetkilisi olduğu ve daha sonra ... Asliye Ticaret Mahkemesi 02.03.2017 tarih, 2015/... Esas, 2017/... Karar sayılı kararıyla tasfiyesine karar verilen ... A.Ş. ile .... arasında imzalanan genel kredi sözleşmesinde davalılardan ... ile müteselsil kefili olduğunu, ...., işbu sözleşmeye dayanarak ... A.Ş., ... A.Ş., ...Ticaret A.Ş. ve bu şirketlerin yetkilisi ve kefil sıfatına sahip davalı ... ile diğer müteselsil kefili davacı ... aleyhine .... İcra Müdürlüğü’nün 2015/... Esas sayılı dosyası ile ilamsız takip başlattığı Söz konusu alacağın, dava dışı .... tarafından .... Noterliğinin 05.04.2022 tarih ve ... yevmiye numaralı devir/temlik sözleşmesi ile davalı ... A.Ş.'ye temlik edildiği Alacağın, ... A.Ş. tarafından .... Noterliğinin 28.02.2025 tarih ve ... yevmiye numaralı temlik sözleşmesi ile görünürde alacaklı diğer davalı ...'e temlik edildiği Gerçekte kefil sıfatını taşıyan davalı ... nın davacı müvekkiline karşı husumet güttüğü için, şirket yetkilisi ve müteselsil kefil olarak iflas masası üzerindeki alacak paylaşımını kendi lehine etkilemeye yönelik şekilde organizasyon kurduğunu, bu organizasyonun da, ... üzerinden kurgulandığını, ...'nın hem kendi adına bono düzenleyerek hem de nakit ödemeyi kendi hesabından ... adına gerçekleştirerek gerçek iradesini gizleyyip, alacak devrini perdelemek amacıyla “namı müstear” olarak kullandığını, işlemin muvazaalı olduğunu, ... nın temlik sözleşmesinin büyük bir bölümünü bono vererek karşıladığını, Takibe konu borcun, borçlusu tarafından alacaklısına ödeme yapılarak kapandığını, ödeme neticesinde kefil sıfatındaki ...'nın borcunun da sona erdirdiğini, müvekkili ...'nın kefil sıfatının sonlandığını, muvazaa nedeniyle temliğin hükümsüzlüğünün tespiti gerektiğini,belirterek ; ... tarafından yapılan ödemenin şirket yetkilisi sıfatıyla yapıldığının kabul edilmesi halinde borçlu tarafından ödeme gerçekleştirildiğinden kefil ...'nın alacaklılara herhangi bir borcunun kalmamış olması sebebiyle borçlu olmadığının tespitine, takibin kefil ... yönünden iptaline ve infaz edilmiş sayılmasına karar verilmesini,

Mahkemenizce söz konusu borcun ... tarafından borçlu şirket yetkilisi sıfatıyla değil de kefil olarak ödediğinin kabul edilmesi halinde ise müteselsil borçluluk nedeniyle ... tarafından ödenmiş olduğunun tespiti ile müvekkil ...'nın alacaklılara herhangi bir borcunun kalmamış olması sebebiyle borçlu olmadığının tespitine, takibin Kefil ... yönünden iptaline ve infaz edilmiş sayılmasına,

Mahkemenizce ... tarafından yapılan ödemenin ...'nın borcunu sonladırdığının kabul edilmemesi halinde temlik işleminin namı müstear kullanılarak muvazaalı olması nedeniyle geçersiz olduğunun tespit edilmesine ve temlik işleminin iptaline, Davalı ...'ün iflas masasındaki alacaklı sıfatının kaldırılmasına ve temlik işlemi nedeniyle oluşan her türlü sonucun iflas masasına karşı hükümsüz sayılmasına,

Mahkemenizce ... tarafından yapılan ödemenin ...'nın borcunu sonladırdığının kabul edilmemesi ve temlik işleminin namı müstear kullanılarak muvazaalı olduğunun kabul edilmemesi halinde, gerçekleşen işlemin TBK'nın 183. maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen ve 14 Temmuz 2021 tarihli 31541 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Varlık Yönetim Şirketlerinin Kuruluş ve Faaliyet Esasları ile Devralınacak Alacaklara İlişkin İşlemler Hakkında Yönetmelik’in 21/4 maddesine aykırı olarak müvekkil ...'nın muvafakati alınmadan gerçekleştiğinden geçersiz sayılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davacı vekili 05/01/2026 tarihli beyan dilekçesinde ve özetle : İcra takibine konu edilen alacağın temlik işleminin namı müstear kullanımı ve muvazaa iddiasına dayalı olarak açılmış tespit nitelikli bir dava olduğu, bir miktar paranın ödenmesine yönelik alacak veya tazminat davası niteliği taşımadığı dikkate alınarak,6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 18/A maddesi uyarınca arabuluculuğa başvurunun dava şartı olmadığının tespiti ile arabuluculuk son tutanağının dosyaya sunulmamasının dava şartı yokluğu oluşturmadığı gözetilerek, Mahkememizin 17.10.2025 tarihli tensip tutanağında yer alan 10 numaralı ara kararından dönülmesine, Yargılamaya devam edilerek, icra takibine dayanak gösterilen temlik işleminin gerçek bir alacak devrine dayanmadığının, temlik alan olarak gösterilen davalı ...’ün namı müstear olarak kullanıldığının ve borcun davalı ... tarafından ifa edilmesi nedeniyle müvekkili ...’nın takip konusu alacaktan sorumlu olmadığının tespitine, müvekkili aleyhine yürütülen icra takibinin iptaline, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP /Davalılara dava dilekçesinin tebliğ edildiği, davalı ... adına vekili Av ... nun vekaletname sunarak, ilk itirazlarını sunan dilekçe sunduğu, esas hakkında cevap dilekçesi vermek üzere süre uzatım talebinde bulunduğu, ancak süresinde esas hakkında cevap dilekçesi sunmadığı, diğer davalıların da cevap dilekçesi ibraz etmediği görülmüştür.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava İİk 72 md gereğince menfi tespit istemine ilişkindir. Dava 12/12/2025 tarihinde açılmış olup, Türk Ticaret Kanunu’nda 7445 sayılı kanunla yapılan değişiklik kapsamında Kanunun 5/A maddesinin birinci fıkrasında yer alan “paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında” ibaresi “para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında,” şeklinde değiştirilerek menfi tespit davaları da zorunlu arabuluculuk kapsamına alınmış, söz konusu bu düzenleme 01/09/2023 tarihinde yürürlüğe girmiştir. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A/2. maddesi; "Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir." düzenlemesini havidir. Yukarıda açıklanan yasal hükümler hep birlikte değerlendirildiğinde; davacı vekiline mahkememiz 17/12/2025 tarihli tensip tutanağının muhtıra yerine geçmek üzere 28/12/2025 tarihinde tebliğ edildiği arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini sunması için bir haftalık kesin süre verildiği, verilen süre içinde son tutanağın sunulmadığı ayrıca davacı vekilinin de bu muhtıraya karşı 05/01/2025 tarihli dilekçe ile rücu talebinde bulunuğu anlaşıldığından, davanın arabuluculuk dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar vermek gerekmiştir.

H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın arabuluculuk başvuru şartı yokluğundan usulden REDDİNE, 2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereğince hesap olunan 732,00 TL karar harcının peşin alınan 50.404,84 TL harçtan mahsubu ile fazla 49.672,84-TL harcın kararın kesinleşmesi sonrası talep halinde davacıya iadesine, 3-Davalılar kendini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereği hesaplanan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalılara verilmesine , 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-HMK. 333. md. uyarınca davacı tarafından yatırılan gider avansından bakiyesinin kararın kesinleşmesi sonrası davacıya iadesine, Dair tarafların yokluğunda verilen gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde İstanbul BAM da istinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.08/01/2026

Başkan ... ¸e-imzalıdır. Üye ... ¸e-imzalıdır. Üye ... ¸e-imzalıdır. Katip ... ¸e-imzalıdır.

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2025/921, K. 2026/2, T. 08.01.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-921-e-2026-2-k-f674eaebf11c