İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/876 E. 2026/334 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/876
- Karar No
- 2026/334
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/876 KARAR NO : 2026/334
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 30/09/2025 KARAR TARİHİ : 07/04/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: müvekkili ile davalı arasındaki ticari iş ilişkisine istinaden e-faturanın düzenlenerek davalı tarafa iletildiğini, söz konusu alacak için davalı tarafından bir kısım ödemeler yapıldığını, bakiye alacağın tahsili için yapılan görüşmelerin sonuçsuz kaldığını, davalının takip tarihine kadar müvekkiline başa bir ödeme yapmadığını, alacağın tahsili amacıyla-----.İcra Müdürlüğü ------ esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı tarafından haksız ve kötü niyetli olarak takibe itiraz edildiğini, arabuluculuk yoluna gidildiğini ancak anlaşmanın sağlanamadığını, alacağın likit olduğunu iddia ederek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davanın kabulünü, itirazın iptali ile takibin devamını, %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA:Dava dilekçesi ve tensip zaptının davalı tarafa usulüne uygun tebliğ edildiği, davalı tarafından cevap dilekçesi sunulmadığı görüldü.
DELİLLER : ----Asliye Ticaret Mahkemesi ve ----- Vergi Dairesi Müdürlüğüne müzekkereler yazıldığı görüldü. SMMM Bilirkişi ----- tarafından hazırlanan 25/01/2026 tarihli raporda aşağıdaki tespitlerin yapıldığı görülmüştür.
A- Ticari Defterlerin Usulüne Uygun Tutulup Tutulmadığı Yönünden: Sayın Mahkemenin vermiş olduğu görev ve yetki ile; raporun 4.a.1.bölümünde davacı-----2024 ve 2025 yılları yasal ticari defterleri usul yönünden incelendiğinde; elektronik ortamda tutulan GİB onaylı Yevmiye ve Defter-i Kebir e-defter beratlarının süresinde yapıldığı, ticari defterlerin T.T.K’ nu ve V.U.K’ nu hükümlerine göre usulüne uygun tutulduğu, davacı şirketin kendi defter kayıtlarının birbirlerini doğruladığı ve sahibi lehine delil niteliği taşıdığı görülmüştür. B-Davacının Alacak Talebi Yönünden: Davacı/alacaklının ----. İcra Müdürlüğü’nün ----, sayılı dosyasındaki 68.002,01 TL tutarlı asıl alacak talebine ilişkin yapılan mali incelemede; davacı --- incelenen kendi ticari defterlerinde; davalı------açık hesabından 27/06/2025 takip tarihi itibariyle 68.002,01 TL tutarında alacaklı gözüktüğü, davalı şirketin ise incelemeye katılmadığı ticari defterlerini ibraz etmediği anlaşıldığından her iki tarafın ticari defterleri karşılaştırmalı olarak incelenememiştir.Öte yandan; Sayın Mahkemenin talebiyle tarafların bağlı bulundukları vergi dairesi müdürlüklerinden celp edilen BA/BS kayıtları karşılaştırmalı olarak raporun 4.c. bölümünde incelendiğinde; 2024 yılında davacının davalı tarafa 17 adet fatura karşılığı KDV HARİÇ 330.326,88 TL, 2025 yılında ise 14 adet fatura karşılığı KDV HARİÇ 311.259,25 TL tutarında “satış” yaptığını, davalının da davacıdan 2024 yılında 17 adet fatura karşılığı KDV HARİÇ 330.326,88 TL, 2025 yılında 14 adet fatura karşılığı KDV HARİÇ 311.259,25 TL tutarında “alım” yaptığına ilişkin BA kaydının bulunduğu, tarafların BA/BS bildirimlerinin birbirleri ile uyumlu olduğu görülmüştür. Davacının incelenen defter kayıtlarında açık hesap bakiyesi alacağını oluşturan faturaların BA/BS bildirimine konu edilen faturaları kapsadığı görülmüştür.Hiç kimsenin başkasına ait faturayı sebepsiz yere “alım” olarak kendi aleyhine vergi dairesi BA/BS kayıtlarına dahil etmeyeceğinden işbu fatura içeriği mal/hizmetin teslimine ilişkin karinelerin oluştuğu, bu kez ispat yükünün davalı tarafa geçtiği, davalının işbu mal/hizmeti almadığını veya fatura bedelinin tamamını ödediğini ispat etmesi gerektiği değerlendirilmiştir. Tüm bu hususlar çerçevesinde; davacı/alacaklının ---- İcra Müdürlüğü’nün ----- sayılı dosyasındaki 68.002,01 TL tutarlı asıl alacak talebi yönünden ispat karinelerinin oluştuğunun söylenebileceği, hiç şüphesiz nihai ve hukuki değerlendirmenin Sayın Mahkemenin takdirinde olduğu kanaatine varılmıştır. C- FAİZ: Raporun 5.bölümünde detaylı olarak irdelendiği üzere; davacı/alacaklının takip öncesi için 7.065,22 TL tutarında faiz talebinde bulunmuştur. Dosya kapsamında taraflar arasında önceden kararlaştırılmış ödeme faizi, gecikme halinde uygulanacak faiz oranı, alacaklının borçluyu temerrüde düşürdüğüne ilişkin ihbar, ihtar vs somut bir belgenin yer almadığı görülmüştür. Sayın Mahkeme’nin kısmen ya da tamamen davacı lehine hüküm kurması halinde; tarafların tacir olması, işin ticari iş olması, temerrüt faiz oranının önceden kararlaştırılmamış olması münasebetiyle, takip sonrasında davacı alacağı için 3095 s.k 2/2 m. kapsamında reeskont avans faizi talep edebileceği değerlendirilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE: Dava, taraflar arasındaki ticari satım ilişkisinden kaynaklı olarak davacının davalıdan fatura ve açık hesap alacağının tahsili amacıyla başlatılan--- İcra Dairesi'nin ---- Esas sayılı takibine vaki itirazın iptali davasıdır.---- İcra Dairesi'nin ----- Esas sayılı takibi incelendiğinde davacının davalı aleyhine 27/06/2025 tarihinde "fatura, cari hesap vs belgeler" alacak sebebine dayalı olarak 68.002,01 TL asıl alacak, 7.065,22 TL faiz olmak üzere toplam 75.067,23 TL alacağın tahsili için ilamsız takip başlattığı, borçlunun 09/07/2025 tarihli itirazı üzerinde takibin durduğu görülmüştür. Davacının 68.000,00 TL asıl alacak yönünden ikame edildiği görülmüştür. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 83. Maddesi uyarınca "(1) Ticari uyuşmazlıklarda mahkeme, yabancı gerçek veya tüzel kişi bile olsalar, tarafların ticari defterlerinin ibrazına, resen veya taraflardan birinin istemi üzerine karar verebilir. (2)Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun, yargılamayı gerektiren davalarda hazırlık işlemlerine ilişkin hükümleriyle senetlerin ibrazı zorunluluğuna dair olan hükümleri ticari işlerde de uygulanır."6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 222. Maddesi uyarınca "(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. (4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur."Mahkememizce yapılan değerlendirmede, davanın belirtildiği gibi açık hesap ve fatura alacağına dayalı itirazın iptali davası olduğu, davacı alacaklının hukuki ilişkiyi ve alacağın varlığını, davalı borçlunun ise borcun ifa veya sair sebeple bulunmadığını ispatlamakla mükellef olduğu, davanın hukuki ilişkinin ve alacağın varlığı hususunda faturaya ve ticari defterlere dayandığı, ticari defterlerin yukarıda atıf yapılan yasa hükümleri uyarınca mahkememizce resen de incelenebileceği, bu doğrultuda taraflara verilen kesin süre içerisinde davacı tarafın ticari defterlerini ibraz ettiği, davalının ise verilen kesin süre ve usulüne uygun ihtara rağmen ibrazdan kaçındığı, bu sebeple davacının usule ve kanuna uygun tutulmuş açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve birbirini doğrulamış defter kayıtlarının kendisi lehine kesin delil teşkil ettiği, bilirkişi raporu ile de tespit edildiği ve yukarıda açıklandığı üzere kesin delil niteliğindeki davacı defterlerinde 68.002,01 TL alacağın varlığının görüldüğü, bu sebeple davacının alacağını ispatladığı, borcun ödendiğine veya sair sebeple istenemeyeceğine dair davalı tarafından herhangi bir savunmada bulunulmadığı gibi bir delil de ileri sürülmediği, dava konusu alacağın faturaya dayanması ve likit olması, alacaklının talebinin bulunması ve davalının itirazında haksız çıkması nedeniyle borçlunun icra inkar tazminatına mahkum edilmesi gerektiği kanaatine varılmış, davanın kabulü ile aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi açıklandığı üzere, 1-Davanın KABULÜ ile, davalı borçlunun --- İcra Dairesi'nin ---- Esas sayılı takibine yaptığı itirazın 68.000,00 TL asıl alacak yönünden İPTALİNE, takibin takip tarihi itibariyle bu miktar ve takipte talep edilen faiz türü üzerinden DEVAMINA, 2- Kabul edilen alacağın (68.000,00 TL) yüzde 20'sine karşılık gelen 13.600,00 TL icra ve inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Sayın Hakimim, ilettiğiniz sayısal verilerin Şablon 1 formatına tam uyarlanmış ve güncel AAÜT (04.11.2025) uyarınca maktu limitler göz önüne alınarak hazırlanmış hali aşağıdadır: 3-Harçlar Kanunu uyarınca kabul edilen dava değeri (68.000,00 TL) üzerinden hesaplanan ve alınması gereken 4.645,08 TL karar ve ilam harcından dava açılırken peşin olarak alınan 785,88 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 3.859,20 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 4-Davacı tarafça yapılan 1.488,78 TL dava açma masrafı ve 7.595,00 TL bilirkişi/posta masrafından ibaret 9.083,78 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Artan gider avansının HMK'nun 333. maddesi uyarınca hükmün kesinleşmesinden sonra resen ilgilisine iadesine, 6-Davacı yapılan yargılamada kendisini vekille temsil ettirdiğinden kabul edilen dava değeri (68.000,00 TL) üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-6325 sayılı Yasa uyarınca genel bütçeden sarf edilen 4.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde mahkememize verilecek veya mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine sunulacak dilekçe ile ----- Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi.