İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/793 E. 2026/235 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/793
- Karar No
- 2026/235
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/793 Esas KARAR NO : 2026/235 Karar
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 04/11/2025 KARAR TARİHİ : 02/04/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVACI İDDİASI VE TALEP: Müvekkili olduğu davacı ... A.ş. ve davalı ... A.Ş arasındaki ticari ilişki neticesinde, davalının vekaletli gümrükçüsü olarak gümrük işlemlerini takip ettiği, Davacı müvekkili şirket ile davalı şirket arasında iş ilişkisi mevcut olduğu, davacı müvekkili şirket, vekaletnamede yazan yetkiler kapsamı ile gümrük işlemlerinin takibinde, bu işlemler sonucunda doğmuş olan Damga vergisi, harçların ödenmesi ve sigorta vb. konularda davalıya hizmet verdiği, Verilen hizmetlere ilişkin dekont, makbuz ve faturalar icra takibine dayanak belge olarak sunulduğu ve dava dilekçesinin ekinde de sunulduğu, Ancak verilen hizmetler nedeniyle davalı şirket müvekkile herhangi bir ödeme yapmadığı. müvekkili olduğu şirketin davalıya verdiği hizmet ve gümrük işlemleri sebebiyle ödenmiş olan dekontlar nedeniyle doğmuş bulunan alacağının tahsili için, müvekkili şirket kayıtlarında mevcut bakiye cari hesap alacağı olan 6.315,32-TL ve 643,12-TL geçmiş gün faizi bedeli olmak üzere toplam 6.958,44-TL üzerinden, ... 22. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası üzerinden icra takibine geçildiği, ... 22. İcra Müdürlüğünün... esas sayılı dosyası ile yapmış olduğu takibe borçlu tarafından haksız ve kötü niyetli biçimde müvekkilinin alacağını engellemek amacıyla itiraz ederek takipin durdurulduğu, Bu nedenle borçlunun itirazının iptaline , takibin devamına, borçlunun haksız itirazı sonucu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına çarptrılmasına, borçlu kötü niyetli olarak borcunu sürüncemede bırakmasından dolayı alacağın %20 den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına çarptırılmasına ve borçlunun malları kaçırma kastının olması sebebiyle, borçlunun malları üzerine ihtiyati tedbir konulması için mahkememize müracaat etme zorunluluğu hasıl olduğu, bu nedenle davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. DAVALI CEVABI : Davacının iddialarının mesnetsiz olduğu; borç açık ve kesin olmadığı, Davacı taraf alacak iddiasını hiçbir somut belgeye dayandıramadığı, sunduğu faturaların tek başına borcun varlığını ispat etmeye yeterli olmadığı. Davalı şirket ile davacı arasında ileri sürülen borca ilişkin: Teslim irsaliyesi olmadığı, Sözleşme veya sipariş formu bulunmadığı, Mutabakat yapılmadığı, Ticari defter kayıtlarında davacı tarafın iddialarını doğrulayan bir kayıt olmadığı, Bu nedenle ortada açık, kesin ve likit bir alacak bulunmadığı, tamamen hukuki ihtilaf konusu olan tartışmalı bir iddia bulunduğu, 2. Borç ilişkisi tartışmalı olduğundan icra inkâr tazminatının şartlarının oluşmadığı. İİK m. 67/2 gereği icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için: Borcun açık, likit ve kesin olması, Borcun haksız ve kötü niyetle inkâr edilmiş olması gerektiği, Somut olayda müvekkilinin itirazı kötü niyetle olmayıp, alacağın dayanaklarının belirsizliği, teslimin ispat edilememesi ve borç ilişkinin hiç kurulmamış olması nedeniyle olduğu, Yargıtay’ın yerleşik içtihatları gereği (borcun likit olmaması, belgeyle ispatlanamaması, borçta açık ihtilaf bulunması) hâllerinde icra inkâr tazminatı asla uygulanamayacağı, Bu nedenle davacının tazminat talebinin reddinin gerektiği, 3. Davacı taraf alacağını ispat yükünü yerine getiremediği, İspat yükünün davacıda olduğu. Sunduğu tek taraflı düzenlenmiş belgeler borcun varlığını ispatlayamayacağı, Davacı; Mal veya hizmet teslimini, Borcun hesaplanma yöntemini, Alacağın miktarını ispatlayamadığı, bu durumda itirazın kaldırılması davacının ispatına bağlı olduğundan, icra inkâr tazminatı koşulları yine oluşmadığı, Davacı, takip konusu alacağı ispat edemediği gibi, dava dilekçesi ekinde sunduğu belgeler arasında teslimin gerçekleştiğini gösteren hiçbir kesin delil olmadığı, Bu nedenle gerek borcun dayanağı, gerek miktarı açık ve belirlenebilir olmadığı, Dolayısıyla ortada icra inkar tazminatını gerektirecek “inkâr edilen kesin bir alacak” bulunmamakta olduğu, Davacının açmış olduğu itirazın iptali davasının reddine, Alacak likit ve kesin olmadığından davacı tarafın talep ettiği icra inkâr tazminatının reddine, Yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davalı vekili 27/02/2026 tarihinde davadan feragat dilekçesi adı altında beyan dilekçesi ibraz ettiği, herhangi bir vekalet ücreti ve yargılama gideri talep etmediğine, Arabuluculuk ücretini yarı yarıya ödemek istediklerine dair beyanda bulunduğu görülmüştür. Davacı vekilinin 02/04/2026 tarihli duruşmandaki beyanında karşı taraflar anlaştıkların, protokol imzaladıklarını, davadan feragat ettiğini, herhangi bir vekalet ücreti etmediğine, Arabuluculuk ücretini yarı yarıya ödemek istediklerine dair beyanda bulunduğu görülmüştür. H.M.K 307 Md. uyarınca davacının talep sonucundan tamamen vazgeçtiği anlaşıldığından ve H.MK 331 Md. uyarınca feragat kesin hüküm gibi sonuç doğurduğundan davanın feragat nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1) Davanın Feragat nedeniyle reddine, 2)Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 3)Davacı tarafından yatırılan gider avansından artan kısmın karar kesinleşmesi ve talep halinde davacı tarafa iadesine, 4)Bu dava sebebi ile alınması gereken 732,00-TL maktu karar harcından peşin alınan 615,40 -TL harçtan eksik kalan 116,6-TL 'nin harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına 5)Arabuluculuk sürecinde tarafların anlaşamaması nedeni ile devletçe karşılanan arabulucu ücreti 4.600,00 TL 'nin taraflardan yarı yarıya(ayrı ayrı 2.300-TL olmak üzere) tahsili ile hazineye gelir kaydına, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı 5235 sayılı Kanun'un 33-(1), 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341-(1) ve devamı maddeleri uyarınca, gerekçeli kararın usulen taraflardan her birine tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süre dahilinde, Mahkememize dilekçe ile başvurmak suretiyle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 02/04/2026
Katip ¸E-İmzalıdır
Hakim ¸E-İmzalıdır