İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/779 E. 2026/364 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2025/779
Karar No
2026/364
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/779 Esas KARAR NO : 2026/364 Karar

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 31/10/2025 KARAR TARİHİ : 15/04/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı ile kurulan ticari ilişkisi kapsamında davacı tarafından çeşitli tarihlerde faturalar ve irsaliyeler tanzim edildiğini, davacı şirket tarafından davalı ... firmasına yapılan mal satışlarında, ödemelerin düzenli olarak fatura tarihinden itibaren 1 hafta ile 15 gün içerisinde gerçekleştirildiğini, ilerleyen dönemde davalı firmanın, ödeme vadelerini giderek uzattığı ve bazı ödemeleri fatura tarihinden itibaren yaklaşık 1 ay sonra yaptığını, bu durumun üzerine davacı firma süresinde ödenmeyen faturalar bakımından vade farkı uygulamak zorunda kaldığını, davacı şirket tarafından uygulanacak vade farkları söz konusu siparişlerin teslimin önce davalı tarafa yazılı olarak bildirildiğini ve davalı tarafın herhangi itirazda bulunmadığını, ticari ilişkinin devam ettiğini, ancak davalı firmanın, uyuşmazlığa konu davacı tarafından düzenlenen vade farkı faturalarının iadesini düzenlediğini, davacının ise bu iadeleri kabul etmeyerek söz konusu vade farkı faturalarını yeniden düzenlediğini, davacı tarafından davalıya yapılan satışlara ilişkin faturaların peşin olarak kesildiğini, davalının, ödemelerini geciktirdiğinden doğan vade farkı alacaklarını ödemediğini, dava konusu alacağın, davalı tarafından süresinde ödenmeyen faturalar nedeniyle doğan vade farkı alacaklarından ibaret olduğunu, hal böyle olunca davacı şirket tarafından davalı aleyhine ... 14. İcra Dairesi ... E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını ve davalı tarafından işbu icra takibine haksız olarak itiraz edildiğini, itiraz üzerine duran icra takibinin devamı için huzurdaki davanın açıldığını, bunun üzerine ticari uyuşmazlıklarda dava şartı olan arabuluculuğa başvurulduğu ancak anlaşma sağlanamadığını, bu nedenlerle, davanın kabulünü, davalı hakkında yapılan ... 14. İcra Dairesi ... E. sayılı dosyasına yapılan itirazın takip öncesi işlemiş faiz hariç olmak üzere iptalini, icra takibine konu asıl alacak olan 291.330,90 TL üzeriden icra takibi tarihinden itibaren işleyecek reeoskont avans faiziyle birlikte devamını, davalı borçlunun yerinde olmayan itirazları icrayı geciktirmeye yönelik olduğundan, ayrıca alacak likit olduğundan %20’den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu icra takibinin alacak bulunmadığı halde ve kötü niyetli olarak başlatıldığını, takibe itirazın haklı olduğu, davacının müvekkilinden vade farkı veya faiz talep edemeyeceğini, müvekkilinin davacıya herhangi bir borcu bulunmadığını, huzurdaki davanın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu bu sebeple davanın reddini ve davacı aleyhinde kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava itirazın iptali davasıdır. Davacı taraf, davalıya, faturalarda adet ve bedelleri belirtilen ürünlerin satılıp ve teslim edildiğini, davalının ödemeleri düzenli olarak fatura tarihinden itibaren 1 hafta ile 15 gün içerisinde gerçekleştirdiğini, ilerleyen dönemde davalı firmanın, ödeme vadelerini giderek uzattığını ve bazı ödemeleri fatura tarihinden itibaren yaklaşık 1 ay sonra yaptığını bu durum üzerine davalı firmaya süresinde ödenmeyen faturalar bakımından vade farkı uygulandığını ve bu sebeple davacı Şirket tarafından davalı aleyhine ... 14. İcra Dairesi ... E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını davalı tarafından işbu icra takibine haksız olarak itiraz edildiğini belirterek itirazın iptalini talep etmiştir. ... 14. İcra Müdürlüğü ...Esas sayılı dosyasının incelenmesinde alacaklının dosyamız davacısı ...A.Ş., borçlunun dosyamız davalısı...Tic. A.Ş olduğu alacak kaleminin fatura ve faizler olmak üzere 248.419,34 TL olduğu anlaşılmıştır. Bir davada çekişmeli olguların kimin tarafından ispat edilmesi gerektiği konusuna, ispat yükü denir. Her iki taraf da ispat yükünün kime düştüğünü gözetmeden delil göstermişler ise bu halde hâkimin ispat yükünün hangi tarafa düştüğünü araştırmasına gerek yoktur. Çünkü hâkim, ilk önce tarafların gösterdikleri delilleri incelemekle yükümlüdür. İki tarafın (veya bir tarafın) gösterdiği deliller ile davaya ilişkin bütün çekişmeli olgular aydınlanmış ise yine ispat yükünün hangi tarafa düştüğünü araştırmakta bir yarar yoktur. Buna karşılık, gösterilen delillerin hâkime dava hakkında tam bir kanaat vermemesi halinde, ispat yükünün hangi tarafa düştüğünün tespit edilmesinde yarar vardır. Delillerin davayı etkileyecek çekişmeli hususlarda gösterileceği ve ispat faaliyetinin çekişmeli vakıalar için söz konusu olduğu hususu göz önünde bulundurulmalıdır ( 6100 sayılı HMK m.187/1). TMK 6. maddesinde; "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." denilmiştir. HMK'nun "İspat yükü" başlıklı 190. maddesinde ise bu düzenlemeye paralel bir düzenleme getirilmiştir. Anılan maddede "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir." denilmiştir. İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Kendisine ispat yükünün düştüğü taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir. Kendisine ispat yükü düşmeyen taraf, karşı (kendisine ispat yükü düşen) tarafın iddiasını (olguyu) ispat etmesini bekleyebilir. Kendisine ispat yükü düşen taraf iddiasını ispat edemezse, diğer (kendisine ispat yükü düşmeyen) tarafın onun iddiasının aksini (hilafını) ispat etmesine gerek yoktur; o olgu ispat edilmemiş (yani dava bakımından yok) sayılır. Somut olayda davacı taraf davalıdan vade farkı sebebiyle alacağının bulunduğunu ispatlamak durumundadır. Vade farkı, özellikle tacirler arasındaki ilişkilerde, süresinde ödenmeyen mal ve hizmet bedeli dolayısıyla, alıcının faiz dışında ödemek zorunda kaldığı ve sözlü akdin inikadı sırasında taraflarca kararlaştırılmış ek bir miktardır. Vade farkı, başta sözleşme ilişkisi kurulurken ya da daha sonradan tarafların ortak iradeleri ile kararlaştırılabileceği gibi var olan ticari teamüller sonucu da ortaya çıkabilir. Vade farkının talep edilebilmesi için; a-taraflar arasında bir fatura verilmesini gerektiren bir ilişki bulunmalı, b-bu ticari ilişkiye konu bedelin peşin veya belli bir tarihte ödenmesi kararlaştırılmış olmalı, c-bedel vadesinde ödenmemiş olmalı, d-vade farkının alınacağına dair sözleşmede açık hüküm bulunmalı veya vade farkı uygulaması, taraflar arasında sürekli uygulanan teamül haline gelmiş olmalıdır. Vade farkının talep edilebilmesi için yazılı bir sözleşmede kayıtlı olması veya taraflar arasındaki bu doğrultuda oluşmuş bir teamülün bulunması gerektiği yönündedir. Bu iki durum dışında ise vade farkının talep edilebilmesi mümkün değildir. Dosya davacının davalıdan vade farkı talep edip edemeyeceği ve davacının icra takibinde haklı olup olmadığı yönünde rapor tanzimi için bilirkişiye tevdi edilmiş ve bilirkişi heyeti dosyaya sunduğu 24/02/2026 tarihli raporda; taraflar arasındaki ilişkinin vade farkı niteliğinde olduğunun değerlendirilmesi halinde taraflar arasında ne sözleşme ilişkisinde ne de teamülde vade farkına ilişkin bir anlaşmanın olduğunun tarafımızca tespit edilebildiği; ayrıca davacının beyanı ile alınan faturaya davalı tarafın 8 gün içinde itiraz etmemiş olmasının vade farkının diğer tarafça kabul edildiği ve istenebileceği anlamına gelmeyeceği; İşlemiş faiz olarak değerlendirilmesi halinde ise; davacı tarafından davalının temerrüdü için herhangi bir ihtar çekilmediği ve fakat başlatılan icra takibinin ihtar olarak kabul edilebileceği; bununla birlikte faizin feri niteliği sebebiyle asıl alacağın sona ermesi halinde saklı tutulmamış olan faiz alacağının da sona ereceği ve huzurdaki davaya konu dosyada davacı tarafin faiz hakkını saklı tuttuğuna dair bir bilgi ve belge tarafımızca tespit edilemediği; Yapılan hukuki açıklamalar doğrultusunda vade farkı faturalarına sebep olan asıl faturaların ödemeleri yapılmış olduğundan, vade farkı faturaları için hesaplama yapılmamıştır. Şeklinde rapor sunulmuştur. Davacı taraf dava dilekçesinde davalıya vade farkı için fatura düzenlediğini ve icra takibi yaptığını beyan etmiş olup taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinde ve teamülde vade farkına ilişkin bir anlaşmanın olduğuna ilişkin bir anlaşma olmaması sebebiyle davacının davalıdan vade farkı talep etmesinin şartları oluşmadığından davanın reddine karar verilmiş ve davacının takip başlatmakta kötüniyetli olmadığı anlaşıldığından davalının kötüniyet tazminatı isteminin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın reddine 2-Davacının takip başlatmakta kötüniyetli olmadığı anlaşıldığından davalının kötüniyet tazminatı isteminin reddine 3-Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 3.733,11 TL harçtan mahsubu ile fazlaca alınan 3.001,11 TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama masraflarının kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı tarafından belgelendirilen bir yargılama masrafı olmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 6-Davalı taraf duruşmalarda vekil ile temsil edildiğinden reddedilen dava değeri itibariyle AAÜT uyarınca takdiren 46.612,94 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsil edilerek davalı tarafa verilmesine, 7-Arabuluculuk ücreti olan 4.600,00 TL bedelin davacıdan tahsil edilerek Hazineye irat kaydına, 8-Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde HMK 333 maddesi uyarınca yatıran tarafa iadesine, Dair, Taraf vekillerinin yüzlerine karşı tebliğden itibaren 2 haftalık sürede HMK 341 maddesi uyarınca istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. 15/04/2026

Katip e-imzalıdır

Hakim e-imzalıdır

Atıf: İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/779, K. 2026/364, T. 15.04.2026, www.arakarar.com/karar/istanbul-5-asliye-ticaret-mahkemesi-2025-779-e-2026-364-k-582f7cd4e6d5