İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/64 E. 2026/486 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/64
- Karar No
- 2026/486
- Karar Tarihi
T.C. ...12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas - Karar No: 2025/64 Esas - 2026/486 T.C. ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/64 Esas KARAR NO : 2026/486 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 22/01/2025 KARAR TARİHİ : 20/05/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 20/05/2026 Mahkememizde görülen yukarıda yazılı davanın yapılan açık yargılaması sonunda; DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde, 13/03/2024 tarihinde müvekkili şirkete ait 06 S 25232 plakalı otobüs ile davalı ...'a ait olup diğer davalı ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın karıştığı maddi hasarlı trafik kazasının meydana geldiğini, kazanın oluşumunda davalı sürücünün asli kusurlu olduğunu, kaza nedeniyle müvekkiline ait ticari aracın hasarlandığını ve onarım süresince kullanılamaması sebebiyle ticari kazanç kaybı yaşadığını, bu zararın haksız fiil hükümlerine göre davalılar tarafından karşılanması gerektiğini, zararın miktarının bu aşamada tam olarak belirlenemediğini belirterek, HMK'nın 107. maddesi uyarınca fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100,00 TL araç mahrumiyeti tazminatının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiş, 10/02/2026 tarihli ıslah dilekçesiyle 100,00 TL olan talebini 45.500,00 TL'ye artırmıştır. CEVAP : Davalılar vekili cevap dilekçesinde, davanın belirsiz alacak davası olarak açılma şartlarını taşımadığını, davacının basit bir araştırma ile alacak miktarını belirleyebileceğini, bu nedenle davanın hukuki yarar yokluğundan usulden reddi gerektiğini; esasa ilişkin olarak ise kazanın oluşumunda davacı tarafa ait araç sürücüsünün %100 kusurlu olduğunu, bu hususun Sigorta Tahkim Komisyonu'na yapılan iki ayrı başvuru neticesinde alınan bilirkişi raporları ve verilen hakem kararları ile sabit olduğunu, müvekkillerinin kusuru bulunmadığından tazminat sorumluluklarının da olmadığını, davacı aracındaki hasarın iddia edildiği gibi büyük olmadığını ve uzun bir onarım süresi gerektirmediğini, ayrıca davacıya kasko sigortası tarafından ikame araç tahsis edilip edilmediğinin araştırılması gerektiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir. DELİLLER : Arabuluculuk son tutanağı, 13/03/2024 tarihli kaza tespit tutanağı, Sigorta Tahkim Komisyonu dosyalarındaki bilirkişi raporları ve kararları, mahkememizce aldırılan 07/10/2025, 26/12/2025 tarihli bilirkişi raporları ile hükme esas alınan 13/04/2026 tarihli Karayolları Fen Heyetinden alınan bilirkişi kurulu raporu ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, trafik kazasından kaynaklanan ticari kazanç kaybı (araç mahrumiyeti) zararının tazmini istemine ilişkindir. 13/03/2024 tarihinde davacıya ait 06 S 25232 plakalı otobüs ile davalı ...'a ait olup diğer davalı ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın karıştığı maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiği, davacı vekilinin, kazanın oluşumunda davalı sürücünün tam kusurlu olduğunu, müvekkili şirkete ait ticari aracın hasar nedeniyle onarımda kaldığı süre boyunca çalışamadığını ve bu nedenle ticari kazanç kaybına uğradığını ileri sürerek, uğranılan zararın davalılardan müştereken ve müteselsilen tazmini istemiyle bu davayı açtığı, davalılar vekilinin ise kazada davacı araç sürücüsünün tam kusurlu olduğunu, bu hususun Sigorta Tahkim Komisyonu kararları ile sabit olduğunu, müvekkillerinin bir kusuru bulunmadığını savunarak davanın reddini talep ettiği görülmüştür. Mahkememizce aldırılan 07/10/2025 tarihli makine mühendisi bilirkişi Bülent Aras tarafından düzenlenen raporda, kaza yerinin dönel kavşak olduğu, davalı sürücünün kavşak içerisinde bulunması nedeniyle geçiş üstünlüğüne sahip olduğu, davacı araç sürücüsü ...'ün dönel kavşak içindeki araca yol vermeyerek KTK'nın 57/b ve 84/h maddelerini ihlal etmesi nedeniyle kazanın oluşumunda %100 oranında kusurlu olduğu, davalı sürücü ...'ın ise kusursuz olduğu; davacının ticari kazanç kaybının 7 günlük makul onarım süresi için 45.500,00 TL olarak hesaplandığı bildirilmiştir. Mahkememizce aldırılan 26/12/2025 tarihli Adli Tıp Kurumu ...Grup Başkanlığı Trafik İhtisas Dairesi raporunda, olay yerindeki kavşağın işaretlemelerinin yetersiz olması nedeniyle dönel kavşak olarak kabul edilemeyeceği, bu durumda sağdan düz seyirle gelen davacı araç sürücüsü ...'ün ilk geçiş hakkına sahip olduğu, davalı sürücü ...'ın ise kavşakta manevra yapmadan önce sağından gelen araca yol vermemesi nedeniyle %100 oranında kusurlu olduğu, davacı araç sürücüsünün kusursuz olduğu görüşü bildirilmiştir. Mahkememizce raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi amacıyla aldırılan 13/04/2026 tarihli, Karayolları Fen Heyetinde görevli makine mühendisleri Ali Ekber Çakar, Tahsin Akbaba ve Hüseyin Dinçer'den oluşan bilirkişi kurulu raporunda, Adli Tıp Kurumu raporuna iştirak edilmediği, kaza yerinde "Ada Etrafında Dönünüz" trafik işaret levhasının mevcut olduğu, bu nedenle kavşağın dönel kavşak niteliğinde olduğu, KTK'nın 57/b-6 maddesi uyarınca dönel kavşağa gelen sürücülerin kavşak içindeki araçlara geçiş hakkını vermek zorunda olduğu, davalı sürücünün kavşak içinde bulunduğu, davacı araç sürücüsü ...'ün ise kavşağa girerken kavşak içindeki davalı aracına yol vermeyerek kazaya sebebiyet verdiği, bu nedenle davacı araç sürücüsü ...'ün %100 oranında kusurlu, davalı sürücü ...'ın ise kusursuz olduğu kanaati bildirilmiştir. Bu açıklamalar ışığında dosya kapsamı değerlendirildiğinde, 13/03/2024 tarihli kaza tespit tutanağı, Sigorta Tahkim Komisyonu dosyalarındaki bilirkişi raporları ve kararları, mahkememizce aldırılan 07/10/2025, 26/12/2025 tarihli bilirkişi raporları ile hükme esas alınan 13/04/2026 tarihli Karayolları Fen Heyetinden alınan bilirkişi kurulu raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davanın trafik kazasından kaynaklanan ticari kazanç kaybı tazminatı istemine ilişkin olduğu, uyuşmazlığın çözümünün kazanın meydana gelmesinde tarafların kusur oranlarının tespitine bağlı olduğu, bu hususta dosyaya sunulan bilirkişi raporları arasında çelişkiler bulunduğu, özellikle mahkememizce aldırılan 07/10/2025 tarihli bilirkişi raporu ile 26/12/2025 tarihli Adli Tıp Kurumu raporu arasında kaza yerinin niteliği (dönel kavşak olup olmadığı) ve buna bağlı olarak geçiş üstünlüğünün hangi tarafta olduğu konusunda tam bir zıtlık bulunduğu, bu çelişkinin giderilmesi amacıyla Karayolları Fen Heyetinde görevli uzmanlardan oluşan bilirkişi kurulundan rapor alındığı, 13/04/2026 tarihli bilirkişi kurulu raporunda kaza yerinin "dönel kavşak" olduğunun ve KTK'nın 57/b-6 maddesi gereğince geçiş üstünlüğünün kavşak içinde bulunan davalı sürücüde olduğunun ayrıntılı ve gerekçeli olarak açıklandığı, Adli Tıp Kurumu raporuna neden iştirak edilmediğinin izah edildiği, mahkememizce, dosya kapsamına, kaza tespit tutanağına ve Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına en uygun, ayrıntılı ve gerekçeli görülen 13/04/2026 tarihli Karayolları Fen Heyetinden alınan bilirkişi kurulu raporunun hükme esas alındığı, bu rapora göre kazanın meydana gelmesinde davacı araç sürücüsünün %100 oranında kusurlu olduğu, davalı sürücünün ise kusurunun bulunmadığı, TBK'nın 49. maddesi uyarınca haksız fiil sorumluluğunun en temel unsurunun kusur olduğu, davacının kendi sürücüsünün tam kusuru ile meydana gelen zararından davalıların sorumlu tutulamayacağı anlaşıldığından, davacının davasının reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Alınması gereken 732,00 TL maktu harcın, 615,40 TL peşin harç, 778,00 TL ıslah harcı toplamı olan 1.393,40 TL harçtan düşümü ile artan 661,40 TL harcın karar kesinleştiğinde ve istek halinde yatırana geri verilmesine, 3-Davacının karşıladığı yargılama harç ve giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinin 13. fıkrası uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.800,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 5-Davalılar kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen 45.500,00 TL üzerinden takdir edilen 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 6-Karar kesinleştiğinde taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının re'sen yatırana iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı verilen karar tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde ...Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı. 20/05/2026
¸ e-imzalıdır ¸ e-imzalıdır