İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/574 E. 2026/50 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2025/574
Karar No
2026/50
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/574 Esas KARAR NO : 2026/50

DAVA : Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 31/07/2025 KARAR TARİHİ : 23/01/2026

Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket... Cad. ...Evleri M....Arnavutköy/İSTANBUL, adresinde akaryakıt istasyonunda işletmesi olduğu, bu firmanın asıl işleten ortağı ...'in...CBS...E sayılı soruşturma sonrası şirketi yöneten asıl ortak...ve müdürün 16/06/2025 tarihinde tutuklanmasıyla birlikte, şirket yönetimi ve işletmesi fiili olarak diğer ortak ...'e geçtiğini, ancak bazı çek yapraklarının, yaşanan ceza yargılaması sonrasında şirket yönetiminin diğer ortağa geçmesiyle birlikte kaybolduğun ve şu anki yönetim, ortaklar ve çalışanlar tarafından bu çeklerin akıbeti hakkında bilgi sahibi olunmadığı tespit edildiğini, müvekkili tarafından 07/07/2025 tarihinde T.C. ...Bankası Çiftehavuzlar Şubesi’nden alınan bilgi ve belgeler doğrultusunda, aşağıda bilgileri yer alan dört adet çek yaprağının boş, kullanılmamış ve dolaşıma çıkmamış olduğunun anlaşıldığını, ancak söz konusu çeklerin kimde ve nerede olduğuna dair herhangi bir bilgiye ulaşılamadığını, bu husus çek yapraklarının zayi olduğu ve ya kayıp olduğu anlamına geldiğini, şirket defterleri de incelendiğinde, bu çeklerin her hangi bir mal ve ya borç karşılığı verilmediği ortaya çıkacağını, bu çeklerin müvekkili firma ortakları tarafından ve ya imzaya yetkili kişilerin rızaları ve ya ticaretleri için kullanılmadığını, ancak nerede ve ya kimin elinde olduğu bilinmediğini, 3. Kişilerin elinde ise mal ve ya hizmet alınmadan rıza dışı çalınarak ele geçirildiğini, zayi olduğu anlaşılan çeklerin; T.C. ... Bankası ... Şubesi, ...hesap numaralı, .. müşteri numaralı çek koçanına ait: ... ..., ... ve...numaralı çek yapraklar olduğunu, ...numaralı çek yaprakları müvekkili firma ortakları ve ya yetkilileri tarafından verilmediğini, şirketi yöneten ortağın cezaevine girmesi sebebiyle kayıp olduğu anlaşılan çeklerden olduğunu, bu çeklerin hakkında taraflarınca yasal süresi içerisinde çek zayi davası açtıklarını ancak İstanbul ... Ticaret Mahkemesinin... E. Sayılı dosyası ile çek kaybının zayi davası olamayacağı nedeniyle davalarının reddine karar verildiğini, ayrıca işbu davanın açıldığı tarihte çeklerin kimin olduğu da bilinmediğini, ancak ... sayılı çek 30/07/2025 tarihinde takasa sunulduğunu ve çekin ...'da olduğu ortaya çıktığını, bu aslen müvekkili şirket ortaklarının rıza halefi dışında çıkan yapraklardan olduğunu; davalı ... tarafından 30/07/2025 tarihinde takasa sunulduğunu ancak çek hesabında yeterli bakiye olmadığı için ödeme yapılmadığını, ...'ın müvekkili şirkete ek'te sundukları işe giriş belgesinden de anlaşılacağı üzere; 11/04/2025 tarihinde işe pompacı olarak alındığını, müvekkili şirkette kısa bir süre çalıştığını, kısa bir süre içerisinde çalışan kişinin var olan şirketten herhangi bir alacağı olamayacağı gibi 490.000 TL'lik bir alacağının olması da mümkün olmadığını, müvekkilinin çekinin rızası dışında elinden çıktığı gibi çek üzerindeki imza 1.5 aydır tutuklu Barlas Şahin'e ait olduğunu, müvekkilinin tutuklu olduğu tarihte davalıya bir çek verme imkanı bulunmadığını, müvekkilinin Çanakkale Cezaevi'nde bulunduğu sırada bu çeki davalıya verme, temin etme gibi bir şansı bulunmadığını, çekin ibraz tarihi karine olduğunu aksini ispat etmek elinde bulundurana ait olduğunu, şirket ticari defterlerinde bu çek karşılığı verilen bir mal ve ya hizmet bulunmadığı gibi müvekkili firmanın bu nedenle ... adlı kişiye de herhangi bir borcu bulunmadığını, müvekkili şirket ortağı ...'e karşı dolandırıcılık, tehdit, şantaj suçu işleyen ve hali hazırda ... CBS... Soruşturma numarası ile haklarında soruşturması devam eden ...ın da kardeşi olduğunu, bu sebeple müvekkili şirketin bu kişiye bir borcu olmadığı gibi, kardeşini de şirket ortağı ...tarafından şikayet edildiğini, davalıya karşı da suç duyurusunda bulunma hakkımızı saklı tuttuklarını, bilirkişi marifetiyle şirket defterlerinin incelendiği takdirde bu hususun ortaya çıkacağını, müvekkili firmaya karşı yapılacak bir icra takibinin henüz açılmadığını, açılması takdirde geriye dönülmez zararlar olacağını, bu nedenle çek sebebiyle davalı ...'a borçlu olmadığının tespiti ile birlikte icra takibi öncesi İİK 72/2 maddesi gereği takip yasağı talep ettiklerini, ayrıca çekin kötü niyetli kişilerin eline geçerek haksız şekilde ciro edilip kullanılmasının ve müvekkilinin veya şirketin zarara uğraması ihtimali olduğunu, davalıya borçlu olmadığının ve takip yasağı ihtiyati tedbir kararı verilmesi için işbu davanın açıldığını, T.C. ...Bankası Çiftehavuzlar Şubesi, ...hesap numaralı, ... müşteri numaralı şirketin ... no'lu çekten müvekkilinin davalıya 490.000 TL borçlu olmadığının tespitini, çekin kötü niyetli kişilerde olması ve olası bir icra takibinin müvekkilinin zor durumda bırakması sebebiyle icra takibi açılmadan önce mümkünse teminatsız olarak, mümkün değil ise İİK m. 72/2 gereğince %15'i oranında bir teminat ile ihtiyati tedbir kararı verilmesini, işbu çek hakkında takip yasağı kararı verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının işbu davayı arabulucuya başvuru yapmadan açtığını, bu sebeple davanın usulden reddedilmesi gerektiğini, davacının son dönemlerde birçok çek borçlusunun borçtan kurtulmak yahut ertelemek için çek çalındığını, kaybolduğu yalanını kullandığını, kambiyo senetlerinin mücerretlik vasfı bulunduğunu, bu vasfın ortadan kaldırılması için çekin yetkili hamilinin yahut lehtarının kötü niyetli veya ağır kusurlu olduğunun tespiti gerektiğini, davacının çeki önce boş olarak beyan ettiğini, sonrasında da müvekkili ...tarafından imzalandığını ancak çalındığı ve ...'in cezaevinde olması sebebiyle bu çeki imzalayamayacağının beyan edildiğini, ...14 Haziran 2025 tarihinde cezaevine girdiğini, çeklerin basım tarihinin 12 Şubat 2025 olduğunu, bu zaman aralığında ...'in çek imzalamasının neden imkansız gibi belirtildiğini anlamadıklarını, zaten imza itirazında bulunmalarının yersiz olacağını, imzanın ...'e ait olduğunu, bunun yanı sıra çekin üzerindeki ... ve bedel ile vade yazılarının da bizzat ...'e ait olduğunu, dolayısıyla çek üzerinde imza ve mürekkep incelemesi yapılarak ...'in imza ve yazısıyla karşılaştırılmasını, bu yönde bilirkişi raporu alınmasını, bu hususun çeki gerçekten kimin ne zaman yazdığını ortaya çıkaracağını, müvekkilinin davacı ...Akaryakıt firmasının ... şubesinin açılışında firmaya kar ortağı olmak için 2020 yılında 180.000,00 TL sermaye getirdiğini, kendisi bu şekilde birnevi örtülü ortak olduğunu diğer bir deyişle firmaya yatırım yaptığını, ancak daha sonra tarafların anlaşamaması nedeniyle müvekkilinin, başlangıçta getirdiği sermaye değerinin hesaplanarak kendisine ödenmesini ve şirketten ayrılmak istediğini beyan ettiğini. bunun üzerine davacı firma yetkilisi ..., şuan o kadar nakit paraları olmadığını ancak kendisine çek yazabileceğini söylediğini, davaya konu çekin müvekkiline neden verildiğinin sebebinin açık olduğunu, müvekkilinin bu firmada sigorta yapılmasının tek sebebinin kendisinin geçen yıl cezaevinde olması olduğunu, denetimli serbestlik şartlarda sigortalı çalışmadığında bedelsiz olarak kamuda çalışma saatlerinde çalıştırılmak istenmediği için bu şekilde sigortalı gösterildiğini, davacı firma yetkilisi Barlas'ın da bunu kabul ettiğini, davacı firmanını işyeri kameri kayıtları vs. celp edildiğinde müvekkilinin orada çalışan bir pompacı olmadığının anlaşılacağını, müvekkiline aylık maaş ödemesinin yapılmadığını, davacı firma kayıtları incelendiğinde bunun ortaya çıkacağını, davacı tarafından aksinin iddia edilmesi durumunda ödeme yapıldığına dair kayıtların sunulmasını talep ettiklerini, davacının müvekkiline hırsızlık isnat etmesine rağmen hiçbir suç duyurusunda bulunmadığını, dosyaya celp edilen... CSB dosyasında müvekkilinin taraf olmadığını, dosyanın konusununda çek çalınmasına ilişkin olmadığını, müvekkilinin sadece sermaye payına karşılık alacağına binaen yazılan bu çeki bizzat ...'den teslim aldığını, davacı şirket yetkililerine bizzat mahkeme huzurunda şerefleri ve namusları üzerine yemin eda ettirilmesini, ayrıca bilirkişi raporu aldırılarak tüm tarafların ticari defterlerinde inceleme yapılmasını, müvekkilinin kötü niyetli olduğunu ispatlamak da davacı külfetinde olduğunu, bununla birlikte davalının çeki edinme nedenini açıklama mecburiyetinin bulunmadığını, aksi düşüncenin kabulü çekin “mücerretlik” vasfını ortadan kaldırdığını, mücerretlik (soyutluk), kambiyo ilişkisinin temel borç ilişkisindeki sakatlık ve geçersizliklerden etkilenmemesini sağlamak olduğunu, keza kamu güvenine mazhar olma özelliği de, borçlunun temel borç ilişkisi nedeniyle senet alacaklısına (lehtara) karşı sahip olduğu şahsî nitelikteki def’ileri, iyi niyetli sonraki hamillere karşı ileri sürebilmesini engellediğini, müvekkilinin iyi niyetli olarak alacağına karşılık çeki devraldığını, vadesinde bankaya ibrazını sağlandığını, davacının keşideci olması ve borçtan kurtulma imkanının bulunmaması sebebiyle işbu davayı açmada hukuki yararı olmadığını, bir an için aksi düşünülse bile müvekkilinin çeki çaldığını veya doğrudan çalıntı olduğunu ispatlamak zorunda olduğunu, müvekkiline karşı açılan işbu davanın reddine karar verilmesini, davacı borçlunun açtığını iş bu davanın arabulucuya başvurulmamış olması nedeniyle öncelikle usulden reddini, mahkememizin aksi kanaatte olması halinde ispatlanamayan davanın esastan reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya tahmiline karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE Davacının davası kambiyo sebebine dayan icra takibine karşı tespit davasıdır. Bilindiği üzere, 7155 sayılı kanun ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'na eklenen ve 01/01/2019 tarihinde yürürlüğe giren Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A maddesinde " Bu kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat,itirazın iptali,menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." şeklinde düzenleme yapılmıştır. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinde de " (1) İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine aşağıdaki hükümler uygulanır." denildikten sonra (2) Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir" şeklindeki düzenlemeye yer verilmiştir.( İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8: Hukuk Dairesi 2022/209 Esas 2026/100 Karar) Yukarıdaki açıklamalardan sonra eldeki davaya dönüldüğünde; davacının tacir, dava konusu icra takibinin ise kambiyo senedi olan çeke dayalı icra takibi olduğu gözetildiğinde, arabuluculuk başvuru dava şartının aranmasının gerektiği konusunda tereddüt bulunmamakta olup; somut olayda, davacının eldeki davayı açmadan önce zorunlu arabuluculuğa başvurduğuna dair arabuluculuk son tutanağını verilen kesin süreye kadar dosyaya ibraz etmemiş, davacı vekili 23.01.2026 tarihli celsedeki beyanında dava konusu uyuşmazlığa ilişkin arabuluculuk başvurusunda bulunulmadığını beyan etmiştir. Yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre davacı tarafın dava tarihinden önce arabuluculuk sürecine başvurmadığı, arabuluculuk başvurusunun dava şartı olduğu, dava şartının yargılama sırasında tamamlanamayacağı anlaşılmakla davacının davasının dava şartı yokluğundan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle Davacının davasının DAVA ŞARTI YOKLUĞUN NEDENİ İLE REDDİNE, Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gereken 732,00 TL maktu karar harcının peşin yatırılan 8.367,98- TL harçtan mahsubu ile bakiye 7.635,98-TL harcın kararın kesinleşmesi ve talep halinde davacıya iadesine, Davalı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince reddedilen miktar üzerinden hesaplanan 78.400,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, Taraflarca yatırılan bakiye gider ve delil avanslarının kararın kesinleşmesi halinde yatırana iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'nde İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 23/01/2026

KATİP ... ¸e-imzalıdır

HAKİM ... ¸e-imzalıdır

Atıf: İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/574, K. 2026/50, T. 23.01.2026, www.arakarar.com/karar/istanbul-1-asliye-ticaret-mahkemesi-2025-574-e-2026-50-k-12f7522d318d