İlk Derece Mahkemesi · İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/507 E. 2025/741 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/507
- Karar No
- 2025/741
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/507 Esas KARAR NO : 2025/741 DAVA : Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 28.05.2025 KARAR TARİHİ : 11.08.2025 Yukarıda tarafları yazılı davanın mahkememizde yapılan yargılaması sonunda dava dosyası ve ekleri incelendi; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı ...Dijital isimli firmanın sahibi olduğunu, davacı taraf ile davalı şirket arasında yıllardan beri süregelen ticari ilişkinin bulunmakta olduğunu, davacı tarafın, davalı şirket tarafından sipariş formları, iletişim araçları veya elektronik posta aracılığıyla verilen siparişlere istinaden mal üretmekte olduğunu, sunulan sipariş formları, elektronik posta veya iletişim araçları ile muhtelif zamanlarda verilen siparişlere istinaden davacı tarafından, davalı şirket için 1.593.606,29 TL tutarında mal üretilmiş ve bunlara ilişkin fatura kesilmiş olduğunu, söz konusu mallar da davalı şirkete teslim edildiğini, davacı taraf ile davalı şirket arasında ticari ilişkinin devam ederken davalı şirket yetkilisi tarafından 20.03.2024 tarihinde 50.000 adet etiket üretimi için "Şeffaf Holtmet Etiket 9x3 Cm (LLDP Geri Dönüşüm Simgesi ve Yazılar" açıklamasıyla 131.842,61 TL tutarında ürün siparişi verildiğini, davacı tarafından siparişler üretilmiş ve 25.03.2024 tarihli irsaliye faturası ile üretilen ürünler davalı şirkete teslim edilmiş olduğunu, siparişlerin teslim edildikten ve aradan yaklaşık 4 ay geçtikten sonra davalı şirket tarafından 20.07.2024 tarihinde "Etiket Plastik Aksesuar Poşet Uyarı, 9x3 HOLTMELT etiket (LDPE Geri Dönüşüm Simgesi ve Yazılar)" açıklaması ile 86.185,97 TL tutarında iade faturası kesildiğini ve 34.730 adet ürün davacı tarafa hiçbir gerekçe sunulmadan iade edildiğini, davalı şirket tarafından herhangi bir gerekçe gösterilmeden iade edilen bahse konu mallar nedeniyle davacı tarafın 86.185,97 TL tutarında zarar ettiğini, ayrıca ekte sunulan sipariş formları da incelendiğinde anlaşılacağı üzere, davalı şirket tarafından davacı tarafından birtakım malzemelerin üretilmesi istendiğini, davalı şirket tarafından malzemelerin üretilmesi amacıyla ham madde alınmış ve sipariş edilen mallar üretilip teslim edilmeye hazır hale getirilmiş olduğunu, davalı şirket yetkilileri tarafından WhatsApp uygulaması üzerinden davacı tarafa yapılan yazışmada sipariş edilen malların üretimi yapılıp yapılmadığı sorulmuş ve davacı tarafından sipariş edilen malların üretildiği ve teslime hazır olduğu ifade edildiğini, ancak davalı şirket yetkilileri tarafından bu ürünlerin teslim alınmamış ve davacı tarafın 261.189,60 TL tutarında zarara uğramasına sebebiyet verildiğini, bu aşamadan sonra ticari ilişkin devam ederken davalı şirket tarafından 400.000,00 TL tutarında "Fiyat Farkı Alımından" açıklamasıyla 26.08.2024 tarihli fatura kesildiğini, bakiye borca ilişkin olarak da davalı şirket tarafından 25.01.2025 vade tarihli 844.012,00 TL tutarında çek keşide edildiğini, bahse konu çek vadesinde tahsil edildiğini, çek keşide edilmesi ile beraber davalı şirket tarafından kalan borç bakiyesinin ödenmemesi amacıyla davacı taraf aleyhine 250.000,00 TL tutarında "Fiyat Farkı Alımından" açıklamasıyla 08.10.2024 tarihli fatura kesildiğini, davalı şirketin kötü niyetli hareketleri nedeniyle davacı tarafından 08.10.2024 tarihli faturaya İzmir... Noterliği'nin 15.10.2024 tarih,... yevmiye numaralı ihtarnamesi/ihbarnamesi ile söz konusu 08.10.2024 tarihli faturaya itiraz ettiğini, söz konusu ihtarname/ihbarname süresi içerisinde davalı şirkete ulaştığını, bu aşamadan sonra davacı tarafından davalı şirkete 06.02.2025 tarihinde 400.000,00 TL tutarında "FİYAT FARKI (SATIŞTAN" açıklaması ile iade faturası kesildiğini, söz konusu fatura davalı şirkete sistem üzerinden iletilmiş olduğunu, ancak faturaya davalı şirket tarafından süresi içerisinde itiraz edilmediğinden kesinleşmiş olduğunu, açıklandığı üzere davacı tarafın üretici, davalı şirketin de alıcı olduğu ticari işlemde davacı tarafın üzerine düşen yükümlülükleri eksiksiz yerine getirdiğini, fatura ve irsaliye düzenlenmiş, söz konusu e-fatura ve e-irsaliyeler sistem üzerinden davalı şirkete iletildiğini, ancak alıcı/davalı şirket tarafından bahse konu faturalara ilişkin ödeme yükümlülüğü yerine getirilmemiş olduğunu, davacı taraf ile davalı şirket arasında ticari ilişkiyi gösteren ve davalı şirkete iletilen faturalar bu hususu net bir şekilde ortaya koymakta olduğun,u davalı şirket tarafından itiraz edilmeyen faturalar tarafların ticari defterlerine işlenmiş olup bu durumun davacı tarafından yüklenilen işin yapıldığına karine teşkil etmekte olduğunu, bu doğrultuda davalı şirketin ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi ile faturaların ticari defterlere işlendiğinin görülecek olup, davalı şirket tarafından faturalara itiraz edilmediği ve faturaların davalı şirketin ticari defterlerine işlendiği göz önünde bulundurulduğunda, davacı tarafın fatura konusu malları tam ve eksiksiz olarak davacı tarafa teslim ettiği ve sözleşme yükümlülüğünü yerine getirdiği sabitse de, davacı şirket tarafından faturalandırılan malların davalı şirket yetkilisine teslim edildiği kesilen irsaliyeler ile ortada olduğunu, alacağa Türk Ticaret Kanunu madde 1530 gereği faiz işletilmesinin gerektiğini, temerrüt faiz oranı olan tablodan görüldüğü üzere 2024 yılına ilişkin Mal ve Hizmet Tedarikinde Geç Ödemelerde Uygulanacak Temerrüt Faiz Oranı %48 olduğunu, icra takibine konu işlemiş faiz meblağı ilgili kanun maddesine göre hesaplanmış olup, takip sonrası işleyecek faiz oranı da TTK.'nın 1530. Maddesi uyarınca talep edilmiş olup dosyaya atanacak bilirkişi tarafından Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın TTK. Madde 1530 kapsamında faiz oranları dikkate alınarak hesaplama yapılmasının gerekmekte olduğunu, ayrıca fatura tarihinden itibaren temerrüde düşen davalı şirket çek keşide ederek kısmi ödemeyi yaklaşık 5 ay sonra yaptığını, bu sebeple 5 ay boyunca toplam borç üzerinden işlemiş olan temerrüt faizinden sorumlu tutulmasının gerekmekte olduğunu, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu madde 257 maddesine göre düzenleme yer aldığını, anılı hükümde, ihtiyati haciz konulması için alacaklının Mahkemeye alacağın varlığına ilişkin kanaat oluşturması yeterli görülmekte olduğunu, çünkü alacağın varlığına ilişkin kesin bir değerlendirme yalnızca yargılama neticesinde ortaya çıkabilecek bir husus olduğunu, taraflarınca bu dilekçenin ekinde sunulu davalı tarafa tebliğ edildiği halde itiraz edilmeyen ve münderecatı davalı şirket tarafından kabul edilmiş faturalar, aynı şeklide davalı tarafa tebliğ edildiği halde itiraz edilmeyen e-irsaliyeler, davalı şirketin malların teslim edildiğini kontrol ederek faturaları onayladığına ilişkin WhatsApp ekran görüntüleri alacağın varlığına ilişkin kanaat oluşturabilecek nitelikte olduğunu, ayrıca tarafların ticari defterlerinde yapılacak inceleme ile de davacı tarafından kesilen faturalarda yer alan malların, borçlu şirket tarafından teslim alındığı her halükarda ortaya koyulacağın bu delillerin yaklaşık ispatı ile fazlası ile karşılandığı izahtan vares olduğunu, bu sebeple Mahkemece öncelikle teminatsız, Mahkeme aksi kanaatte olması halinde uygun görülecek teminat karşılığı borca yeter miktarda davalı şirketin menkul ve gayrimenkulleri ile üçüncü şahıslardaki hak ve alacaklarının haciz, menkullerin muhafazası için borca yeter miktarda davalı şirketin menkul ve gayrimenkulleri ile üçüncü şahıslardaki hak ve alacaklarının haczi, menkullerin muhafazası için ihtiyati haciz talep etme zaruretlerinin hasıl olduğunu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A maddesi gereğince ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı kabul edildiğini, bu doğrultuda davacı taraf tarafından kesilen fatura bedelinin ödenmesi amacıyla davalı şirkete karşı arabuluculuk bürosuna başvurulduğunu, yapılan başvuru doğrultusunda davalı tarafla tespit dosyasıyla başlayan müzakereler taleplerinin davalı şirket tarafından kabul edilmemesi sebebiyle sunulan 14.03.2025 tarihli son tutanak düzenlenerek bir nüshası taraflarınca teslim edildiğini, ... Başvuru Dosya numaralı, ... Arabuluculuk Numaralı müzakerelerde anlaşma sağlanamadığını, yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davacı taraf ile davalı şirket arasında ticari ilişkinin bulunduğu, davalı şirket tarafından muhtelif zamanlarda verilen siparişlere istinaden davacı tarafından davalı şirket için 1.593.606,29 TL tutarında mal üretildiği ve bunlara ilişkin fatura kesildiği, bahse konu malların davalı şirkete teslim edildiği, 25.01.2025 tarihinde 844.012,00 TL tutarlı kısmının ödendiği, fakat bakiye borcunun devam ettiği, davalı şirket tarafından sipariş edilip teslim alınan ancak hiçbir gerekçe sunulmadan davacı tarafa iade 86.185,97 TL tutarında bir zararın olduğu, yine davalı şirket tarafından bahse konu bakiye borcun ödenmemesi amacıyla 26.08.2024 tarihide 400.000,00 TL tutarında fiyat farkı alınımdan açıklamasıyla fatura kesildiği, daha sonra yine aynı amaçla 08.10.2024 tarihinde 250.000,00 TL tutarında fiyat farkı alımından açıklamasıyla fatura kesildiği, kesilen 250.000,00 TL tutarındaki faturaya davacı tarafından noter aracılığıyla itiraz edildiğini, bu aşamadan sonra davacı tarafından, davalı şirket aleyhine 06.02.2025 tarihinde 400.000,00 TL tutarında İADE faturası kesildiği, davalı şirketin söz konusu faturaya süresinde itiraz etmediği ve faturanın kesinleştiği, yine davalı şirket tarafından, davacı tarafa 6.473,11 TL tutarında ödeme yapıldığını, bununla birlikte bu siparişin dışında davalı şirket tarafından kendi kullanımlarına mahsus bir takım ürün siparişi verdiklerini, bu siparişlerin davacı tarafından üretilip teslime hazır hale getirildikten sonra davalı şirket tarafından iptal edildiği ve davacı tarafın 261.189,60 TL tutarında zarara uğratıldığını, bakiye alacak toplamı ile davacı tarafın zarara uğratıldığı rakamların toplamının 1.010.783,89 TL olduğunun, bahse konu alacağın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı şirketten tahsil edilerek davacı tarafa ödenmesine karar verilmesinin gerekmekte olduğunu, açıklanan tüm bu nedenlerle fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması kaydıyla, öncelikle, borca yeter yeter miktarda davalı şirketin menkul ve gayrimenkulleri ile üçüncü şahıslardaki hak ve alacaklarının haczi, menkullerin muhafazası için davalı şirket lehine ihtiyati hacze hükmedilmesini, davanın kabulünü, 6100 sayılı Kanunun 109. maddesi uyarınca şimdilik 1.000,00 TL tutarındaki alacağın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalı şirketten tahsili ile davacı tarafa ödenmesini, faturalarda yer alan vade tarihleri uyarınca faturaların düzenlenme tarihine müteakip 60 gün akabinde başlamak üzere asıl alacağın TTK. madde 1530 uyarınca faiz işletilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı davalı şirkete yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın, davalı şirkete açmış olduğu davanın usulsüz, soyut ve mesnetsiz davanın taraflarınca kabulünün mümkün olmadığını, davacı tarafın hukuki dayanaktan yoksun davasının reddine karar verilmesini talep ettiklerini, davacı tarafça ileri sürülen taleplerin yasada aranan sürelerde ileri sürülmemiş olmakla, Mahkemece zaman aşımı itirazlarının kabulü ile zaman aşımı nedeniyle taleplerin reddine karar verilmesini talep ettiklerini, davacı taleplerinin görevsiz Mahkemede ileri sürüldüğünü, davacı tarafın somut taleplerinin ve miktarı, taraflar arasında var olan eser sözleşmesine bağlı hukuki problemin çözüm yeri Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu, bu nedenle Mahkemece görevsizlik kararı verilerek dosyanın görevli Asliye Hukuk Mahkemelerine gönderilmesine karar verilmesini talep ettiklerini, davalı şirketin merkezinin Kemalpaşa ilçesinde bulunmakla yetkili mahkemelerin Kemalpaşa Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu, Mahkemece yetki itirazları uyarınca yetkisizlik kararı verilmesini talep ettiklerini, Mahkemenin aksi kanaatte olması durumunda ise, davacı tarafça dava dilekçesinde belirtilen hususların gerçeği yansıtmamakla birlikte, davacı tarafın bahsi geçen faturalar nedeniyle herhangi bir alacağının bulunmadığını, taraflar arasında bu hususta herhangi bir sözleşmenin bulunmamakla birlikte her mal alımında bedeller, davalı şirket tarafından davacı tarafa ödendiğini, bu kapsamda da 06.02.2025 tarihli ve diğer faturalar nedeniyle davalı şirketin herhangi bir borcunun bulunmadığını, davalı şirket tarafından mal alım karşılığı kadar ödeme yapıldığını ve ayrıca anlaşmada bedeli dışında kalan bedel içinde haksız ve hukuka aykırı kesilen fazla tutar için davacı tarafa iade faturalarının kesildiğini, davacı tarafça bahsi geçen fiyat farkının davalı şirketten talebinin mümkün olmadığını, çünkü davalı şirketin, davacı taraftan alınan ürünlerin günün ekonomik karşılıkları ve taraflarca kararlaştırılan bedeller üzerinden davacı tarafa ödendiğini, bu nedenle davacı tarafın aksi yöndeki iddialarının ve taleplerinin hukuka aykırı olduğunu, davalı şirketin, davacı taraf ile olan hukuki ilişkisi kapsamında ticari defter ve kayıtlarını hukuka uygun olarak bu doğrultuda düzenlediğini, ayrıca davacı tarafın kendisi tarafından sonradan belirlenmiş olduğu fiyat farklılıklarından davalı şirketin sorulu tutulmak istenmesinin hukuken mümkün olmamakla birlikte bu durumun ticari örf ve adete de uymadığını, davalı şirketin kayıtlarında, davacı tarafın herhangi bir alacağının görünmediğini, tek taraflı düzenlenen fatura ile davacı tarafın alacaklı olduğunu kabul etmenin mümkün olmadığını, ticari işletmeye ilişkin olarak ve belli faaliyetlerde bulunma halinde tacirler tarafından o faaliyetle ilgili olan karşı taraf adına düzenlenmesi gereken ticari bir belge niteliğindeki fatura, sözleşmenin yapılması ile ilgili değil, taraflar arasında yapılmış bir satım, hizmet, istisna ve benzeri sözleşmenin ifa safhası ile ilgili bir belge olduğunu, fatura akdin şartlarını belirleyen değil, belirlenmiş olan şartların bir kısmını gösteren belge olduğunu, taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin yoksa, düzenlenen belge fatura olmayıp, icap mahiyetinde kabul edilebilecek bir belge olduğunu, bu nedenle faturanın, onu teslim alan muhatabı borç altına sokabilmesi için her şeyden evvel borç doğurucu bir hukuki ilişkinin mevcudiyeti ve faturanın da bu ilişki nedeni ile düzenlenmiş olmasının gerektiğini ve öncelikle taraflar arasında böyle bir hukuki ilişkinin var olup olmadığının göz önünde tutulmasının zorunlu olduğunu, Yargıtay Dairesi'nin bu hususta kökleşmiş kararlarının da bulunduğunu, davacı tarafın yaklaşık ispat şartının yerine getirildiğinden bahisle ihtiyati haciz iddia etmekteyse de bu durumun gerçeği yansıtmadığını, davacı tarafın yaklaşık ispat şartının yerine getirdiğinden bahsedilmesinin mümkün olmamakla birlikte davacı tarafın bahsi geçen hukuki ilişkinin kapsamında davacı taraftan herhangi bir alacağının bulunmadığını, davalı şirketin uzun yıllardan bu yana aynı adresinde ticari faaliyetlerini yürütmekle birlikte herhangi bir borcu ve ödeme güçlüğü de yaşamadığını, vadesi geçmiş herhangi bir borcunun bulunmadığından borçtan kaçmaya yönelik bir eylemi de bulunmadığını, davacı tarafın bu hususta somut hiçbir delil ileri süremezken yanlış yönlendirilerek, davalı şirketin ticari faaliyetlerine zarar verme ve avantajlı konuma geçme gayreti içerisinde olduğunu, davacı tarafça ileri sürülen bu talebin yasada aranan şartların somut olayda bulunmadığını, bu nedenle Mahkemece davacı tarafın ihtiyati haciz taleplerinin reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı tarafından borcun ödenmemesi nedeniyle 3. şahıslar nezdinde zararın oluştuğunu iddia etmekteyse de bu hususta somut bir delili sunmadığını, hukuken bu zararlardan davalı şirketin sorumlu tutulmasının da mümkün olmadığını, davacı tarafın talep etmiş olduğu zararların yasada aranan şartları somut olayda bulunmadığından Mahkemece davacı tarafın buna ilişkin taleplerin reddine karar verilmesini talep ettiklerini, davacı tarafın TTK. madde 1530 uyarınca alacağına faiz işletilmesini talep ettiğini, öncelikle borcu kabul anlamına gelmemek kaydıyla ile davalı şirketin bahsi geçen borç nedeniyle temerrüdünün bulunmamakla faiz başlangıç tarihinin ve TTK. madde 1530'un yasada aranan şartlarının somut olayda gerçekleşmiş olmakla talebinin hukuken mümkün olmadığını, somut olayda davacı tarafın faiz talebinin mümkün olmamakla birlikte aksi takdirde dahi taraflar arasında ilişki ve alacak miktarının nazara alındığında yasal faiz talebinin mümkün olmadığını, bu nedenle de davacı tarafın aksi yöndeki taleplerinin reddine karar verilmesinin gerektiğini, açıklanan tüm bu nedenlerden dolayı, davalı şirket aleyhine açılan hukuka aykırı mesnetsiz ihtiyati haciz, zarar, faiz taleplerinin reddine karar verilmesini, davanın reddini, tüm yargılama giderleri ile ücreti vekâletin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. KANITLAR: İzmir Ticaret Sicili Müdürlüğü'nden davacı...ile alakalı bilgiler celp edilmiştir. İzmir Esnaf ve Sanatkarlar Odası Birliği'nden davacı ... ile alakalı bilgiler celp edilmiştir. İzmir Gaziemir Vergi Dairesi Müdürlüğü'nden davacı...ile alakalı bilgiler celp edilmiştir. İzmir Gaziemir Vergi Dairesi Müdürlüğü'nden davacı ...'ya ait BA ve BS formları celp edilmiştir. İzmir Kelapaşa Vergi Dairesi Müdürlüğü'nden davalı... Dayanıklı Tüketim Malları Mobilya Deri Tekstil İnşaat Turizm Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'ne ait BA ve BS formları celp edilmiştir. Davacı vekilinin 08.08.2025 tarihli feragat dilekçesi. GEREKÇE : Dava; faturadan kaynaklanan alacak davasıdır. Davacı vekili 08.08.2025 tarihli dilekçesiyle davadan feragat ettiklerini bildirmiştir. Davacı vekilinin vekaletnamesi incelendiğinde; davadan feragat konusunda yetkisinin bulunduğu görülmüştür. 6100 sayılı HMK.'nın 307. maddesinde; "Feragat, davacının, talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir."; 309. maddesinde; "(1) Feragat ve kabul, dilekçeyle veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılır. (2) Feragat ve kabulün hüküm ifade etmesi, karşı tarafın ve mahkemenin muvafakatine bağlı değildir."; 310. maddesinde; "Feragat ve kabul, hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabilir. "; 311. maddesinde; "Feragat ve kabul, kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur." 312. maddesinde " Feragat veya kabul beyanında bulunan taraf, davada aleyhine hüküm verilmiş gibi yargılama giderlerini ödemeye mahkûm edilir. Feragat ve kabul, talep sonucunun sadece bir kısmına ilişkin ise yargılama giderlerine mahkûmiyet, ona göre belirlenir. Davalı, davanın açılmasına kendi hâl ve davranışıyla sebebiyet vermemiş ve yargılamanın ilk duruşmasında da davacının talep sonucunu kabul etmiş ise yargılama giderlerini ödemeye mahkûm edilmez." düzenlemelerine yer verilmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 309. ve devamı maddeleri gereğince feragat, davayı sonlandıran işlemlerden olup, hüküm kesinleşene kadar her zaman yapılabileceğinden ve feragat beyanı verildiği anda kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğuracağından ve etkisini de onu yapanın tek yönlü irade beyanı ile doğuracağından davacı tarafın davadan feragati nedeniyle aşağıda yazılı olduğu şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın FERAGAT NEDENİYLE REDDİNE; 2-Harçlar Kanunu'nun 22. maddesine göre davadan feragat ön inceleme duruşmasından önce gerçekleştiğinden, karar tarihindeki maktu ve karar ilam harcının 1/3'ü oranına isabet eden ve bu orana isabet edip alınması gereken harç 205,13 TL olduğundan, peşin alınan 615,40 TL harçtan alınması gereken harcın düşülerek fazladan alınan 410,27 TL harcın isteği halinde davacı tarafa iadesine, 3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Dava şartı arabuluculuk ücreti olan ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-13 maddesi uyarınca tarafların anlaşamamaları nedeniyle Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 4.600,00 TL'nin davacı taraftan alınarak HAZİNE'ye gelir kaydına, 5-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte olan AAÜT 6. maddesi uyarınca feragate ilişkin kararın ön inceleme duruşmasından önce yapılması nedeniyle 500,00 TL vekalet ücretinin davacı taraftan alınarak davalı tarafa verilmesine, 6-HMK.'nın 333. maddesi uyarınca davacı tarafından yatırılan gider avansından gerekçeli karar tebliğ giderleri düşüldükten sonra varsa sarf edilmeyen kısmının karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, Dair, taraf vekillerinin yokluğunda taraflara tebliğinden itibaren 6100 sayılı yasanın 345. Maddesi uyarınca 2 haftalık kesin süresi içerisinde Bölge İstinaf Mahkemesine başvuru yolunun açık olduğu açıkça okunup usulünce anlatıldı. 11.08.2025
Katip... ¸E-imza
Hakim ... ¸E-imza