İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/469 E. 2026/284 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/469
- Karar No
- 2026/284
- Karar Tarihi
T.C. Ankara Batı 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/469 Esas - 2026/284 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A Yargılama Yapmaya Ve Hüküm Vermeye Yetkili T.C. ANKARA BATI 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2025/469 KARAR NO : 2026/284
HAKİM : KATİP :
DAVACI : VEKİLİ : DAVALI : VEKİLİ :
DAVA : İtirazın İptali DAVA TARİHİ : 24/06/2025 KARAR TARİHİ : 07/04/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 05/05/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; Müvekkili .... Tic. Ltd. Şti. ile davalı.... San. Tic. A.Ş. arasında cari hesaba konu e-fatura alacaklarından doğan ticari satım ilişkisi mevcut olduğunu, cari hesap hareket raporu, 2024 yılına ilişkin satış e-faturalarına dayanmakta olup, taraflar arasındaki açık hesap ilişkisini ortaya koyduğunu, ticari satım nedeniyle müvekkili şirketin davalı şirketten 37.220,00-TL bakiye alacağının bulunduğunu, mevcut alacağının tahsili için Ankara Batı İcra Müdürlüğü ... Esas Sayılı takip dosyası üzerinden ilamsız takip başlatıldığını ve davalı borçlunun ödeme emrine 14/02/2025 tarihinde itiraz ettiğini ve neticede takibin durduğunu belirterek, itirazın iptaline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı taraf, cevap dilekçesi sunmamıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, Ankara Batı İcra Müdürlüğünün .... E. Sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ile icra inkar tazminatı talebine ilişkindir. Davaya konu icra dosyasında ticari satımdan kaynaklı alacaklı olunduğu iddiasıyla düzenlenen ödeme emrinin davalıya 18/02/2025 tarihinde e-tebligat tebliğ edildiği, davalı tarafından 17/02/2025 tarihli borca itiraz dilekçesi sunulmak suretiyle takibin durdurulduğu, davacı tarafından işbu davanın 24/06/2025 tarihinde yasal süresi içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Taraflara ticari defter ve kayıtlarını sunmak üzere süre verilmiş, taraflarca ticari defter ve kayıtları ile bulundukları yer bildirilmiş, defter üzerinde inceleme yapmak üzere Mali müşavir bilirkişi görevlendirilmiştir. Ticari defterlerin delil olması Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 222. Madde düzenlenmiştir. Buna göre kanunun ilgili hükmü aşağıdaki gibidir; "...(2)Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. (4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur." Mahkememizce taraf defterleri üzerinde yerinde inceleme yapmak üzere görevlendirilen SMM Bilirkişi tarafından sunulan raporda; davacı defterlerinin ve davalı defterlerinin kanunun aradığı şartları taşıdığı, sahibi lehine delil gücüne sahip olduğu tespit edilmiştir. Öte yandan davalının defterlerinin incelenmesinde de davacı tarafından düzenlenen faturaların davalı defterlerinde de kayıtlı olduğu, faturalara istinaden kısmi ödemeler yapıldığı, söz konusu faturalara herhangi bir itirazda bulunulmadığı tespit edilmiştir. Vergi dairelerinden celp edilen BA&BS formlarının da birbirleri ile uyumlu olduğu görülmüştür. Faturaya sekiz günlük süre içinde itiraz edilmemişse, TTK. m 21/2'ye göre, faturaya itiraz etmeyen kimse, fatura içeriğini kabul etmiş sayılır. Ancak sekiz gün içinde itiraza uğramayan fatura, taraflar arasında, aksi iddia ve ispat edilemeyen bir delil, geçici bir zaman için de olsa borçluyu sorumlu kılan bir ödeme emri de sayılmaz. İtiraza uğramayan fatura, içeriğinin aksi ispat edilebilir ticari bir belgedir. Ayrıca adına fatura düzenlenen, bu faturayı ticari defterlerine itirazsız olarak kaydetmişse, bu kayıt, fatura konusu sözleşmenin ve bu sözleşmedeki işin yapıldığı anlamına gelir. Davalı borçlunun uzun süre sonra iade faturası düzenlemesi özellikle bu faturanın karşı tarafın defterlerine kaydedilmemiş olması karşısında bu olguyu değiştirimez. Bu durumda borçlu taraf, faturaları ticari defterine işlemişse, borcun doğmadığını veya borcu ödediğini ispatlamak zorundadır. (Yargıtay 11. HD. 2017/2642 E, 2018/8096 K sayılı 19/12/2018 tarihli ilamı) Mahkememizce alınan 17/01/2026 tarihinde alınan bilirkişi raporunda özetle; ''Davacı ... SAN.VE TİC.LTD. ŞTİ.'nin dava tari- hi 24.06.2025 itibariyle davalı ... SAN.TİC.A.Ş.'den 37.219,93 TL. alacaklı olduğu tarafıma ibraz edilen defter ve muhasebe kayıtlarından tespit edilmiş olup, davalı .... SAN.TİC.A.Ş.'nin tarafıma ibraz edilen defter ve muhasebe kayıtlarına göre dava tarihi 24.06.2025 itibariyle 37.221,41 TL. borçlu olduğu tespit edilmiş olup, davalı tarafın- dan 28.11.2025 tarihinde bankadan 20.000,00 TL. EFT yapıldığı, davacının dava tarihinden sonra tahsil ettiği 20.000,00 TL. Cari hesaptan düşüldüğünde davalı... SAN. TİC.A.Ş.'den 17.219,93 TL. alacaklı olduğu''nun belirlendiği anlaşılmıştır. Her ne kadar mali müşavir bilirkişi tarafından defter üzerindeki rakamlar yönünden hesaplama yapılmış ise de dava itirazın iptali davası olup, takiple birlikte takip masrafları ve vekalet ücreti ile işlemiz faiz de davacının alacak kalemleri içerisinde yer almıştır. Davalı tarafından bilirkişi raporunda tespit edilen kısım da ödenmiş, buna ilişkin belge mahkememize sunulmuş, davanın konusuz kaldığından bahisle karar verilmesine yer olmadığına dair hüküm kurulması talep edilmiştir. Henüz alacaklı tarafından itirazın iptali davasının açılmadığı bir evrede borçlunun itiraza konu borcu kısmen veya tamamen ödemesi mümkündür ve bunu engelleyen herhangi bir yasa hükmü yoktur. Borçlu itirazın iptali davası açılmamış iken, itirazına konu borcu tamamen öderse, alacaklının itirazın iptali davası açmasına gerek kalmayacak ve böyle bir davayı açmakta hukuki yararı bulunmayacaktır. Zira, itirazın iptali davası açılmasında amaç, itiraz nedeniyle kanun gereğince kendiliğinden durmuş olan takibin devamını sağlamaktır. Takibin devamı yoluyla elde edilecek olan sonuç (alacağın tahsili), borçlunun tüm borcu ödemesiyle zaten gerçekleşmiş olacağına göre gerçekleşmiş olan bu sonucu sağlamak üzere bir dava açılmasında hukuki yarar bulunmayacaktır. Bunun gibi, takibe konu borcun kısmen ödendiği durumlarda da ödenmeyen borç tutarına yönelik itirazın iptali davasında, itirazdan sonra ödenmiş olan miktar bakımından itirazın iptalinin istenilmesinde hukuki yararın mevcut olmayacağı kuşkusuzdur. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 18.04.2007 gün ve 2007/19-159 E., 2007/220 K.; 04.07.2007 gün ve 2007/13-453 E., 2007/453 K; 19.10.2011 gün ve 2011/19-532 E., 2011/640 K.; 09.02.2011 gün ve 2011/13-29 E., 56 K. sayılı kararları). Sonuç itibariyle icra takibinden sonra ve itirazın iptali davası açılmadan önce borçlu tarafından ödeme yapılması halinde, yapılan bu ödeme düşüldükten sonra kalan miktar üzerinden dava açılması gerekir. Dolayısıyla, takipten sonra, ancak dava açılmadan önce yapılmış olan ödeme yönünden dava açılmasında davacı tarafın hukuki yararı bulunmamaktadır. İtirazın iptâli davalarında İcra ve İflas Kanunu'nun 67 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince alacaklı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için; diğer yasal koşullar yanında, takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın çözümü kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut ise, ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir . İtirazın iptali davası devam ederken yapılan ödemelerin borcu tamamen sona erdirip erdirmeyeceğine göre karar değişkenlik arzedecektir. Şöyle ki, dava açıldıktan sonra icra dosyasındaki kapak hesabını da kapsayacak şekilde (icra harç, faiz, masraf, icra vekalet ücreti) borcun ödenmesi halinde “konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına” şeklinde hüküm kurulur. Dava açıldıktan sonra borcun kısmen ödenmesi halinde ise, bu tutar hükme bağlanan miktardan düşülmeksizin “infaz aşamasında nazara alınmasına” şeklinde ibare düşülür. Dava açıldıktan sonra asıl alacağın tamamen ödenip, icra harç, faiz ve masrafların yatırılmaması halinde davacı tarafın dava dilekçesinde takip tarihinden ödeme tarihine kadar işleyecek yasal faiz masraf ve vekalet ücreti yönünden itirazın iptalini de istediği nazara alınarak; davalının bu kalemlere itirazı haksız ise, kapak hesabı yapılmaksızın ve miktar belirtilmeksizin yalnızca alacak kalemleri zikredilerek karar verilmelidir. Zira bu itirazların iptaline karar verilmediği sürece alacaklı takip tarihinden ödeme tarihine kadar işleyecek faizi, icra masrafları ve icra vekalet ücretini davalıdan alamaz. (Ankara BAM 24. HD. 2025/1597 E, 2025/1814 K sayılı ilamı) Mahkememizce yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davalı tarafından yapılan ödemelerin icra takip dosyasının tamamını karşılar mahiyette olmadığı anlaşılmakla davanın kabulüne karar vermek gerekmiş, yapılan ödemelerin infaz aşamasında nazara alınmasına şeklinde hüküm kurulmuş, alacak likit olduğundan davacının icra inkar tazminatı taleplerinin de kabulü yönünde aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M: Yukarıda açıklanan gerekçeler uyarınca; Davanın KABULÜ ile; 1-Davalının Ankara Batı İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyasına yaptığı itirazın İPTALİNE, takibin 37.220,00-TL asıl alacak yönünden DEVAMINA, davalı tarafından yapılan 28/11/2025 tarihli 20.000,00 TL tutarındaki ödeme ile 19/01/2026 tarihli 17.220,00 TL tutarındaki ödemenin İNFAZ AŞAMASINDA NAZARA ALINMASINA, 2-Kabul edilen asıl alacak (37.220,00 TL) miktarı üzerinden hesaplanan %20 oranında (7.444,00-TL) icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE, 3-Alınması gereken 2.542,50-TL harçtan dava açılırken peşin olarak alınan 615,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 1.927,10-TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 4-Davacı tarafça yatırılan ve mahsup edilen 615,40-TL harcın davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 5-Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 37.220,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 6-Davacı tarafça yapılan 8.076,00-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 7-Taraflarca yatırılan gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK 333. Maddesine uygun şekilde İADESİNE, 8-6325 Sayılı Kanunun 18/4-14 maddesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanacak olan 4.600,00 TL arabuluculuk giderinin davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda, dava konusu miktar itibariyle kesin olarak karar verildi. 07/04/2026
Katip .... E-imzalıdır Hakim ....E-imzalıdır