İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/446 E. 2025/812 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/446
- Karar No
- 2025/812
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2025/446 Esas KARAR NO:2025/812
DAVA:Şirketin İhyası DAVA TARİHİ:04/12/2024 KARAR TARİHİ:27/11/2025
Mahkememizde görülmekte olan Şirketin İhyası davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde; Davacı Milli Savunma Bakanlığı, ... İnşaat ve Ticaret Ltd. Şti.’nin ticaret sicilinden terkin edilmesi nedeniyle icra işlemlerinin durduğunu, bu durumun hukuka aykırı olduğunu ve şirketin ihyasının zorunlu hale geldiğini belirttiğini, ... ... Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2006/... E. ve 2011/... K. sayılı kararı doğrultusunda .... İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyasında başlatılan icra takibinin, daha sonra yenilenerek 2019/... E. numarasını aldığını, ancak şirketin resen terkin edilmesi nedeniyle icra işlemlerine devam edilemediğini ifade ettiğini, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun Geçici 7. maddesi uyarınca, belirli şartları sağlayan şirketlerin ticaret sicilinden silinebileceğini, ancak bu süreçte şirketin borçlarının ve tüzel kişiliğinin tamamen ortadan kalkmadığını belirttiğini, ilgili düzenlemeler gereği, şirketin yasal temsilcilerinin silinme tarihinden önceki kamu borçlarından dolayı sorumluluğunun devam ettiğini, ancak yapılan usulsüz terkin işleminin hazinenin yüksek tutardaki alacaklarını tahsil etmesini engellediğini ifade ettiğini, Vergi Usul Kanunu’nun 10. maddesi ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un mükerrer 35. maddesi uyarınca, kamu alacaklarının tüzel kişilikten tahsil edilememesi halinde, yasal temsilcilerin kişisel malvarlıklarından tahsil edilmesi gerektiğini, ancak şirketin usulsüz şekilde terkin edilmesi nedeniyle bu sürecin işletilemediğini belirttiğini, terkin işlemi sonucunda hazinenin icra dosyasında taraf teşkil edemediğini, dolayısıyla hukuki sürecin işletilemediğini ve icra takibinin devam ettirilemediğini ifade ettiğini, şirketin resen terkin edilmesinin usulüne uygun şekilde yapılmadığını, bu nedenle ticaret sicilinden silinmesinin yasal geçerliliği bulunmadığını, tüzel kişiliğin sona ermesi için terkin işlemlerinin eksiksiz tamamlanması gerektiğini, ancak ilgili süreçte yasal düzenlemelere uyulmadığını belirttiğini, bu nedenlerle, yerleşik Yargıtay içtihatlarına ve mevzuata dayanarak, şirketin ihyasının sağlanmasını, ticaret sicilindeki terkin kaydının kaldırılmasını ve icra takibine devam edilmesini talep ettiğini, ayrıca yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılara yükletilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; Davalı ... ... ..., ... tarafından açılan ihya davasına karşı savunmasında, müvekkil müdürlüğün yargılama giderleri ve vekâlet ücretinden sorumlu tutulamayacağını belirttiğini, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun Geçici 7. maddesine 7511 sayılı Kanun ile eklenen hüküm gereğince, usulüne uygun olarak ticaret sicilinden kaydı silinen şirketlerin ihyası davalarında ticaret sicili müdürlüğü aleyhine yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilemeyeceğini ifade ettiğini, Ticaret Sicili Müdürlüğü’nün yalnızca yasaların kendisine verdiği yetkiler çerçevesinde işlem yaptığını, yargısal bir yetkisinin bulunmadığını, 6102 sayılı Kanun, ilgili tebliğler ve ticaret sicili yönetmeliği kapsamında hareket ettiğini belirttiğini, dava konusu şirketin, sermayesinin yasal sınırın altında kalması nedeniyle, ilgili mevzuata uygun şekilde resen ticaret sicilinden silindiğini, bu sürecin usulüne uygun olarak işletildiğini, gerekli tebligat ve ilanların yapıldığını, ancak şirketin yükümlülüklerini yerine getirmediğini ve süresi içinde tasfiye memuru bildirmediğini ifade ettiğini, bu nedenle şirketin ticaret sicilinden silinmesinde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığını, yapılan işlemlerin yasaya uygun olduğunu belirttiğini, davacı tarafın şirketin ihyasını talep etmesi halinde, bunun ancak mahkeme kararıyla mümkün olabileceğini, Ticaret Sicili Müdürlüğü’nün mahkeme kararı olmaksızın ihya işlemi gerçekleştiremeyeceğini vurguladığını, ayrıca şirketin sermaye artırımı yükümlülüğünü yerine getirmediği için tekrar ticari faaliyetlerine devam etmesine izin verilemeyeceğini, ihya edilmesi durumunda yalnızca ek tasfiye işlemi uygulanabileceğini ve bir tasfiye memuru atanması gerektiğini ifade ettiğini, Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarının da ticaret sicili müdürlüklerinin yasal hasım konumunda olduğu için yargılama giderleri ve vekâlet ücretinden sorumlu tutulamayacağını desteklediğini, bu nedenlerle davanın haksız ve yasal dayanaktan yoksun olduğunu belirterek reddini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep ve beyan etmiştir. Davalı ... ... Şirketi'ne usulüne uygun tebliğe rağmen davaya cevap vermediği anlaşıldı. GEREKÇE: Dava; Sicilden resen terkin edilen ... İnşaat ve Ticaret Ltd. Şti.'nin sicil kaydının yeniden ihyasına ilişkindir. Mahkememizin 06/03/2025 tarih ve ... sayılı kararı ile davalı şirket yönünden davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, diğer davalı yönünden kabulüne karar verildiği, karara karşı davacı vekili yargılama yönünden istinaf yasa yoluna başvurması üzerine dosyanın İstanbul BAM'a gönderildiği, İstanbul BAM 43.Hukuk Dairesi'nin 10/06/2025 tarih ve 2025/750 Esas 2025/788 Karar sayılı ilamı ile; "...TTK'nın geçici 7. Maddesi uyarınca , 01.07.2015 tarihine kadar sayılan halleri tespit edilen ya da bildirilen şirketlerin tasfiyeleri, ilgili kanunlardaki tasfiye usulüne uyulmaksızın bu madde uyarınca yapılır.559 sayılı KHK gereğince sermayelerini öngörülen tutara çıkarmamış bulunmaları,TTK'nın yürürlük tarihinden önce veya 01.07.2015 tarihine kadar münfesih olmaları, TTK'nın yürürlüğe girdiği tarihten önce tasfiye işlemlerine başlanılmış olmakla birlikte genel kurulun toplanamaması nedeniyle ara bilançoları genel kurula tevdi edilemediği için ticaret sicilinden terkin edilememeleri sebepleriyle resen terkin edilirler. TTK'nın geçici 7. maddesinde belirtilen şartların gerçekleşmesi halinde ticaret sicil memurluğu tarafından şirketin sicil kaydı terkin edilir. Terkin edilmeden önce, TTK'nın geçici 7/4-a maddesi uyarınca, kapsam dâhilindeki şirket ve kooperatiflerin ticaret sicilindeki kayıtlı son adreslerine ve sicil kayıtlarına göre şirket veya kooperatifi temsil ve ilzama yetkilendirilmiş kişilere bir ihtar yollanır. Yapılacak ihtar, ilan edilmek üzere Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi Müdürlüğüne aynı gün gönderilir. TTK'nın geçici 7/2. maddesine göre, davacı veya davalı sıfatıyla devam eden davaları bulunan şirket veya kooperatiflere bu madde hükümleri uygulanmaz. 6102 sayılı TTK 'nın geçici 7 nci ereğince terkin edilen şirketin ortakları veya yetkilisi dışında üçüncü kişiler tarafından açılan ihya davaları, 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinde düzenlenen ek tasfiye niteliğindedir. Re'sen sicilden terkin edilmiş şirketler bakımından ihya kararı verilmesi halinde Derdest dosya işlemlerine hasren ihya edilen münfesih konumda olan şirketin ek tasfiye işlemlerinin yapılması için TTK 547/2 maddesi uyarınca tasfiye memuru atanması gerekmektedir. TTK geçici 7/ 15. Maddesinde düzenlenen Hak düşürücü ancak yasa da düzenlenen geçerli bir terkin işlemine yönelik açılacak davalarda öngörülmüş olup somut olayda olduğu gibi geçerli bir terkin işlemi bulunmayan haller TTK'nın geçici 7 maddesinde öngörülen hak düşürücü süreye tabii olmadığı gibi henüz yeni bir yasal düzenleme yapılmasa da AYM'nin 22/06/2023 tarih ve 2023/33 Esas ve 2022/117 K sayılı kararı ile de TTK geçici 7/15. Maddesinde "silinme tarihinden itibaren 5 yıl içinde" ibaresi iptal edilmiştir. Somut olayda davalı Ticaret ... tarafından davalı şirketin 07/07/2014 tarihinde TTK geçici 7. Madde kapsamında sicil kaydı resen terkin edilmiştir.Sicilden terkin edilen şirket hakkında ... 3.Asliye Hukuk Mahkemesinin 29/03/2011 tarih ve E:2006/457 -K:2011/107 sayılı ilamının icrası için başlattığı ....İcra Müdürlüğünün 2019/... sayılı (Yenileme öncesi ... Esas ) ihyası istenen şirkete karşı başlatılan icra dosyasındaki borçlunun temsili işlemleri için eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır. Ticaret sicilinden resen terkin edilerek tüzel kişiliği ortadan kalkmış bulunan şirketin tüzel kişiliğinin ihyası istemine ilişkin davada ,terkin işlemini yapan Ticaret Sicil Memurluğuna husumet yöneltilerek açılması gerekmekte olup ihyası istene şirketin yönünden açılan bu davada taraf ehliyeti bulunmamaktadır.Buna göre mahkemece şirket yönünden davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi doğrudur. (Y 11.H.D 'nin 04/04/2019 tarih ve E: 2019/1272 -K : 2019/2661) Davacının devam eden dava dosyasının kesinleştirmesi ve takip eden icra takibi nedeniyle şirketin ihyasını istemekte haklı ve hukuki yararı bulunduğu gibi belirtilen yasa hükmünde öngörülen ihtar koşulunun yerine getirildiği hususu davalı tarafça ispat edilememiş olup,buna göre usulüne uygun geçerli bir terkin işlemi bulunmadığından terkin edilen şirket yönünden ihya koşulları oluştuğunun kabulü gerekmiştir. Buna göre mahkemece davanın kabulüne ve şirketin ticaret sicil kaydının ihyasına karar verilmesinde ve ek tasfiye işlemlerinin yapılması içinTTK 547/2 maddesi uyarınca tasfiye memuru atanmasında (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 19/04/2022 tarih ve E: 2022/2187 -K: 2022/3135 ) bir bir isabetsizlik bulunmamaktadır Ancak, usul ekonomisi gereği yargılamanın en az masraf ile sonuçlandırılması ilkesine de gözetilerek TTK 547/2 maddesi uyarınca ek tasfiye işlemleri yapmak üzere öncelikle şirket son yetkilileri veya ortaklarının ücret takdir edilmeksizin tasfiye memuru atanması gerektiği gözetilmeden ,bu konuda şirket ortakları ve yetkileri hakkında gerekli inceleme ve araştırma yapılmadan eksik inceleme ile şirket dışı 3. bir kişinin tasfiye memuru olarak atanması ve şirketin terkin edilmesi konusunda herhangi bir sorumluluğu bulunmayan davacı şirket tarafından ödenmek üzere tasfiye memuruna ücret takdir edilmesi doğru bulunmamıştır. Dava Ticaret Sicil Müdürlüğüne açılması ve Ticaret ... tarafından ad cevap verilmiş olmasına rağmen karar başlığında davalı olarak Ticaret Odasının yazılması mahallinde her zaman düzeltilebilecek bir hata olması nedeniyle kaldırma konusu yapılmamış eleştirilmekle yetinilmiştir Açıklanan nedenlerle, HMK 'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın mahkemesine iadesine..." karar verilerek dosya mahkememize gönderildiği ve işbu esas sırasına kaydedildiği anlaşılmaktadır. Getirtilip incelenen ticaret sicil kaydına göre; ... İnşaat Ve Ticaret Limited Şirketi'nin ... Sicil Memurluğunun ...-0 sicil numarasında kayıtlı "..." adresinde faaliyet gösterdiği, ortakları ve yetkililerinin; ... ve ... olduğu, münferiden temsile yetkili oldukları ve görev sürelerinin Görev Süresinin 20/03/2001 tarihine kadar olduğu anlaşılmıştır. Şirketin ticaret sicilinden silinmesi işlemi kurucu değil, açıklayıcı nitelik taşır. İncelenen dosyalar kapsamına göre; sicilden tasfiye sonucu terkin edilen ... İnşaat Ve Ticaret Limited Şirketi aleyhine açılmış derdest dava bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda davacının ihya davası açmakta hukuki menfaati olup, tüzel kişiliğin ihyasının talep edilmesi olanaklı bulunduğundan; ... Sicil Memurluğu'nun ...-0 sicil numarasında kayıtlı ... İnşaat Ve Ticaret Limited Şirketi'nin sicil kaydının yeniden ihyasına, tasfiye memuru olarak şirket yetkilisi ...'nün atanmasına karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak; .... İcra Müdürlüğünün 2019/... Esas sayılı dosyasının yürütülmesi, sonuçlandırılması ve bu uyuşmazlık kapsamında ortaya çıkacak hukuki ihtilafların görülmesi ve infazı işlemleri ile sınırlı olmak üzere ihyasına karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Her ne kadar dava dilekçesinde ... İnşaat Ve Ticaret Limited Şirketi hasım olarak gösterilmiş ise de; Hukuk Muhakemeleri Kanunun 114/1-d maddesi hükmüne göre tarafların, taraf ve dava ehliyetine sahip olmaları bir dava şartıdır. Aynı maddenin 2.fıkrasına göre dava şartı noksanlığının tespiti halinde davanın usulden reddine karar verilir. Somut olayda davalı şirketin tasfiye edilerek tüzel kişiliğinin sona erdiği, eldeki dava bakımından pasif husumet ehliyetinin bulunmadığı anlaşıldığından hakkında açılan davanın pasif husumet dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır. HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere; 1-)Davanın kabulüne, ... İNŞAAT VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ (...-0)'nin sicil kaydının .... İcra Müdürlüğünün 2019/... Esas sayılı dosyasının yürütülmesi, sonuçlandırılması ve bu uyuşmazlık kapsamında ortaya çıkacak hukuki ihtilafların görülmesi ve infazı işlemleri ile sınırlı olmak üzere yeniden İHYASINA, 2-)... (TCKN: ...)'in tasfiye memuru olarak atanmasına, kendisine ücret takdirine yer olmadığına, 3-)İlgili kararın Ticaret Sicil Müdürlüğünde tescil ve ilanına, 4-)Davalı ... İNŞAAT VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ hakkında açılan davanın pasif husumet dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, 5-)Davacı Harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, 6-)Davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 7-)... ... yasal hasım olup davanın açılmasına sebebiyet vermediğinden aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 8-)Davacıların gider avansından artan bakiyenin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya/vekiline iadesine, Davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda, tarafların gerekçeli kararı tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri dilekçe ile HMK 341. madde uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yoluna başvurma hakları hatırlatılmak suretiyle oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 27/11/2025
Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır