İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi

İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 2025/42 E. 2025/168 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
Esas No
2025/42
Karar No
2025/168
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 2. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/42 KARAR NO : 2025/168

DAVA : Alacak (Fikir Ve Sanat Eseri İle İlgili Sözleşmeden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 11/08/2014 KARAR TARİHİ : 19/06/2025

Mahkememizde görülmekte bulunan Alacak (Fikir Ve Sanat Eseri İle İlgili Sözleşmeden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Dava dilekçesi: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin firmanın Endistriyel Tasarım Tescil Belgesinin ve ... tasarımın patent sahibi olarak ... sabun kabı üretimi yaptığını, davalının patenti müvekkiline ait olan sabun kaplarını firmalara korsan olarak ürettirdiğini, korsan üretim yapılan firmalara, ihtar çekilerek ... tescil nolu ... tarihli Endüstriyel Tasarım Tescil Belgesinin, ...Şti.'ne ait olduğunun ve Endüstriyel Tasarımların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 12.Maddesine göre 5 yıl boyunca her 5 yılda bir yenilenmesi şartıyla 25 yıl boyunca söz konusu tasarımların üretiminin, ithali, ihracı, pazarlanmasının, münhasıran müvekkili şirkete ait olduğunun bildirildiğini, davalı şirketin endüstriyel tasarım hakkının kendilerine ait olduğu halde PVC sabun kaplarının yasa olmayan şekilde kopya üretimini yaptırdığı tedarikçilerinin durdurulduğunu görünce müvekkili firmanın Endüstriyel Tasarım Tescil Belgesini ve ... tasarımını satın almak istediğini ancak milyon dolarlık satın alma bedeli yerine her yıl en az 14.400.000 adet sabun kabı siparişi vermeyi taahhüt eden Fason Üretim Sözleşmesi önerdiğini, müvekkili firmanın da uzun süreli bir iş ilişkisine girdiğini zannederek bu teklifi kabul ettiğini, bunun üzerine taraflar arasında 30.01.1998 tarihli sözleşmenin imzalandığını, sözleşmede yalnız o yıl için ambalajların birim fiyatlarının belirlendiğini, sözleşmenin imzalanmasından bir süre sonra davalının müvekkili firmadan neredeyse bedavaya aldığı tasarımın sahipliğini kazanınca, sözleşmenin aksine siparişlerini öncesinde korsan üretim yaptırdığı tedarikçileri verdiğini, müvekkilinin ise sözleşmeden sonra beklenen menfaatler doğrultusunda işletmesinde önemli ölçüde makine yatırımı yaptığını, işçi istihdam ettiğini, davalı ile imzalanan Fason Üretim Sözleşmesi kapsamında iki senede en az 28.800.000 adet sabun kabı siparişi gelmesi beklenirken sadece 6.694,339 adet sipariş gelince , müvekkilinin davalı firmayı aradığını, üretim ihtiyacı olmadığından sipariş verilmediğinin söylenildiğini ancak siparişlerin başka firmalara verildiğinin yapılan piyasa araştırmasında tespit edildiğini, davalının kötü niyetli olduğunu, müvekkilini zarara uğrattığını, bunun üzerine İstanbul 3.FSHHM'de yoksun kalınan kâr alacağı ve manevi tazminat ile alacak talepli iki ayrı dava açtıklarını, davaların birleştirildiğini, dosyaya sunulan bilirkişi raporunda müvekkiline verilen siparişin iki katının sözleşme dışı firmalara verildiğinin tespit edildiğini, davalı şirketin sözleşmeyi kururken gerçek niyetini gizleyerek müvekkilini ağır şekilde mağdur ettiğini, öyleki endüstriyel tasarım hakkının sadece 6 aylık lisans yenileme bedelinin dahi o tarihte 221.000.000 TL iken davalı şirketin endüstriyel tasarım hakkının tamamını 100.000.000 TL'ye devralmış göründüğünü, o bedelin dahi müvekkili şirkete ödenmediğini, davalının müvekkili firmanın 20 yıllık emeğinin karşılığı olan Endüstriyel Tasarım Hakkını 30.01.1998 tarihli Fason Üretim Sözleşmesinin şartlarının yerine getirileceği inancı ile elinden alındığını, o hakkın müvekkili şirketin geleceği olduğunu, müvekkili firmanın sürekli olarak ... tasarımı yapamayacağını, bu hakkın davalıda bulunmasının müvekkilini telafisi mümkün olmayan mağduriyet ve zararlara uğratacağını, taraflar arasında hem Endüstriyel Tasarım Devir Sözleşmesi hem de Eser Sözleşmesi bulunması ve bunların Fason Üretim Sözleşmesinde birleştirilmesi sebebiyle iki tarafa borç yükleyen karma sözleşme olduğunu, sözleşmeye aykırılık halinde zaman aşımının 10 yıl olduğunu, Yargıtay kararlarına göre sözleşmenin zaman aşımının sözleşmenin ihlali tarihinden itibaren işlemeye başladığını, davalı şirketin 1 ay öncesinden feshi ihbarda bulunmadığı için kendiliğinden 1'er yıl yenilenen Fason Üretim Sözleşmesi gereğince, müvekkili şirkete vermesi gerektiği halde dava dışı tedarikçi şirketlere verdiği siparişlerin sözleşmenin ihlali kapsamında kaldığını beyanla 15.03.2005'den dava tarihine kadar müvekkili şirketin yoksun kaldığı kâr ve fiili kaybından belirsiz alacak ve tespit davası olarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 10.000,00 TL'nin davalının sözleşmeyi ihlal tarihlerinden itibaren avans faizi ile tahsiline karar verilmesini, 22.01.2021 tarihli ıslah dilekçesi ile de; davayı 5.855.218,53-TL ıslah ederek taleplerinin 5.865.218,53 TL'ye çıkarılmasına, 15.03.2005- 23.07.2014 dönemi faiz alacağımızın 2.250.710,81 TL olarak belirlenmesine, miktarların dava tarihi 23.07.2014 den itibaren avans faizi ile davalıdan alınarak müvekkiline verilmesine karar verilmesini talep ve dava ettiği anlaşılmıştır. Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında imzalanan 30 Ocak 1998 tarihli sözleşmenin eser/istisna sözleşmesi olduğunu, bu sözleşme ilişkisinin iki yıllık süre sonunda 30 Ocak 2000 tarihinde sona erdiğini, 6098 Sayılı Borçlar Kanunu'nun 147. Maddesine göre sözleşmeden kaynaklanan alacağın zaman aşımına uğradığını, davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, öncelikle müvekkili açısından zamanaşımı nedeni ile davanın reddinin gerektiğini, ... 3.FSHHM'nin ...esas sayısı ile açılan davada davacının 14 Mart 2005 tarihine kadar olan mahrum kaldığı kârı talep ettiğini, bu dava devam ederken yine ... 3.FSHHM'nin ...esas sayılı dosyası üzerinden aynı döneme ait 25.000 TL mahrum kalınan kâr ve manevi tazminat talep edildiğini, her iki dosyanın birleştirildiğini, iş bu davanın da aynı şekilde birleştirilmesini talep ettiklerini, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 6.maddesinde sözleşmenin iki yıl müddetle geçerli olduğunun, bir ay önceden fesih edilmediği taktirde yeniden birer yıl temdit edilmiş sayılacağının hüküm altına alındığını, sözleşmenin 30 Ocak 2000 tarihinde sona erdiğini, tarafların davranışları ve beyanları ile sözleşmeyi yenilemeyeceklerini beyan ettiklerini, davacının 1998-1999 yıllarında, hakkındaki icra takipleri sonucu acze düştüğünü, arsa ve makineleri iş yerlerini elden çıkarmak zorunda kaldığını, 1998 yılının ortalarından itibaren işçilerin işlerine son vererek ticari faaliyetlerini sona erdirdiğini, davacının bu yaşadıklarının müvekkili ile ilgisinin bulunmadığını, sözleşmenin başındayken sözleşmenin yükümlülüklerini yerine getiremeyecek duruma geldiğini, müvekkilinin siparişlerinin kapasite yetersizliği ve içinde bulunduğu ekonomik sıkıntı sebebiyle yerine getirilemediğini, davacının durumundaki imkansızlık nedeni ile taraflar arasındaki sözleşmenin 30 Ocak 2000 tarihinde sona erdiğini, müvekkili şirketin 16.10.1969 tarihinden bu yana faaliyet gösterdiğini, bugüne kadar yaptığı anlaşmalara sadık kaldığını ve daima yükümlülüklerini yerine getirdiğini, davacının müvekkili şirketin bu zamana kadar olan prestijini kullanarak ve dürüstlük ilkesine aykırı davranarak sebepsiz zenginleşmeye çalıştığını, davacının 2000 yılının Ocak ayında feshedilmiş olan bir sözleşmeye dayanarak 2005-2014 yıllarına ilişkin kâr kaybı talep etmesinin kötü niyet olduğunu beyanla öncelikle davanın ... 3.FSHHM'nin... esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine, zamanışımı nedeni ile reddine, Mahkemenin aksi kanaatte olması halinde haksız davanın esastan reddine karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır. Davacı vekilinin cevaba cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki sözleşmenin birer yıllık dönemlerle yenilendiği için her ay verilmesi vaat edilen siparişin yani mahrum kalınan kârın o aya ait zamanaşımını başlattığını, bu sebeple davalı vekilinin zamanaşımı itirazının yersiz olduğunu, söz konusu sözleşmenin ani edimli olmayıp, mütemadi edimli ve karma bir sözleşme niteliği taşımasından ötürü 5 yıllık dava zamanaşımı süresinin burada uygulama yerinin olmadığını, 07.07.2000 tarihinde davalı tarafa çekilen ihtarnamenin sadece o döneme ait alacakların talebini içerdiğini ve sözleşmenin yenilenmeyeceğine dair bir ibareyi içermediğini, bunun yanı sıra davalı tarafından çekilen 29.01.2000 tarihli ihtarnamenin ise ilk iki yıllık sözleşme süresi dolduğu halde feshe dair hiçbir beyanı içermediğini, müvekkili şirketin faaliyetlerine son verdiğine dair iddiaların asılsız olduğu, nitekim halen şirketin faal olduğunu, siparişlerin ise zamanında karşılanmamış olduğuna dair ifadelerin sadece soyut cümleler teşkil ettiğini, ispat edilmesi gerektiğini, davalı tarafın müvekkilinin iyi niyetini suiistimal ettiğini, altın ödüllü endüstriyel tasarım hakkını hiçbir bedel ödemeden elinden aldığını ve halen ürünlerinde kullandığını iddia ederek davalının cevaplarının tümünün reddini talep etmiştir. Davalı vekilinin ikinci cevap dilekçesinde özetle; davacının talebinin beş yıllık zamanaşımına tabi olduğunu ve 2005 yılında zamanaşımına uğradığını, taraflar arasındaki sözleşmenin, davacının durumundaki imkansızlık sebebiyle 30.01.2000 tarihinde sona erdiğini ve herhangi bir faaliyeti olmamasına rağmen geçimini davalı şirket üzerinden sağlamaya çalışırcasına haksız kazanç elde etmeye çalıştığını beyanla davacının tüm taleplerinin reddine karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır. Bilirkişi Raporu:13/01/2016 tarihli bilirkişi raporunda özetle;" Taraflar arasındaki 30.01.1998 tarihli sözleşmenin yürürlükte olduğu ve davalı tarafça bu sözleşme hükümlerine aykırı davranıldığı varsayımı ile davalının 15.03.2005 tarihinden dava tarihi olan 11.08.2014 tarihine kadarki sürede iddia olunan kullanımlar nedeniyle davacının maddi zararının yukarıda her yıl için hesaplandığı ve toplamda 5.900.646,23 TL olduğu"na dair kanaatlerini bildirmişlerdir. Bilirkişi Raporu:05/05/2016 tarihli bilirkişi raporunda özetle; " Taraflar arasındaki sözleşmenin 15.03.2005 - 11.08.2014 tarihleri arasında geçerli kabul edilmesi halinde davacının yoksun kaldığı kazancın kök raporumuzda hesaplandığı üzere 5.900.646,23 TL olacağı ve buna davacının neden olduğu, Taraflar arasındaki sözleşmenin sürmesi halinde davacı işletmeninde yaşamına devamı edeceğinin kabulü rasyonel bir düşüncenin ürünü olduğu, Davalının müşterileri tarafından iade edilen bozuk, kullanılamayan ve fire mahiyetindeki iadelerin net satışlar tutarından düşülmesi gerektiği, ancak mahiyette miktar ve tutarların inceleme sırasında veya dosyaya sunulmamış olduğu, 1998-2005 arası davalı defter ve belgeleri incelemeye sunulmadığından bu dönemki fiyat artışlarının, Türkiye'deki fiyatlar genel seviyesindeki artış kadar olacağı kabul edilerek hesaplamanın buna göre yapılmış olduğu, Hesaplamalarda kullanılan davacı için öngörülen kar marjının düşük olmadığı, Yoksun kalınan kazancın, davalı nezdinde mutlaka bir zarar yaratması gerekmediği, davacırın aktifindeki çoğalmanın engellenmesinin de bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiği"ne dair kanaatlerini bildirmişlerdir. Bilirkişi Raporu:17/08/2016 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "Yapılan incelemeler sonunda Davacı kurum ...Ltd. Şti. ile Davalı kurum ... A.Ş. Arasında düzenlenmiş olan sözleşme gereği Davacı kurumun kardan yoksun kaldığı dönemler ile ilgili siparişlerin göz önüne alınarak, yapılan hesaplamalar sonunda, Davacı kurumun kar kaybının yasal faizleri ile birlikte 3.175.523 TL olduğu, takdir Yüce Mahkemenize ait olmak üzere davalı kurum tarafından Davacı kuruma ödenmesi gerektiği"ne dair kanaatlerini bildirmişlerdir. Bilirkişi Raporu:14/10/2017 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "Davacı ile davalı arasında akdedilen 30.01.1998 tarihli sözleşmenin amacının, esasen davacıya ait iki tasarım hakkının devrini sağlamak olduğu, bu kapsamda davalı tarafından taahhüt edilen iki yıl boyunca minimum 1.200.000 adet pvc sabun kabı siparişi ücretlerinin hesaplanması ve tasarım bedeli olarak davacıya ödenmesi gerektiği; Taraflar arasındaki sözleşmenin taraf ihtarnameleri, daha önceki davalarda verilmiş dava dilekçeleri ve cevap dilekçeleri kapsamında feshedilmiş sayılması gerektiği; Özellikle davalının 27.09.2000 tarihli cevabında muhatabın (davacı) talepleri karşılayamadığı, bu nedenlerle de faaliyetini tatil ettiği ifadesinden sözleşmenin sona erdirilmiş olduğu sonucuna varılabilecek olduğu; Davacının talep edebileceği tasarım bedelinin 187.898,118500 TL olarak hesaplanabileceği; Tasarım bedelinin ancak bir kere tahsil edilebileceği, bu bedelin de daha önce açılmış olan dava sonucuna göre tahsil edilmesi ihtimalinde işbu dava bakımından kabul edilmemesi"ne dair kanaatlerini bildirmişlerdir. Bilirkişi Raporu:24/08/2020 tarihli bilirkişi raporunda özetle; " Taraflar arasında 30.01.1998 tarihinde imzalanan sözleşme kapsamında, davalı tarafın davacı taraftan almayı taahhüt ettiği, ancak söz konusu alımların gerçekleşmediği dava konusu ürünlere yönelik, davalı tarafın ticari kayıtlarında görülen 15.03.2005 — 23.07.2014 tarihleri arasında piyasadan satın alınıp, satışa sunulan dava konusu ürünleri, davacı taraftan satın almış olsaydı, davacı tarafın elde edeceği muhtemel kazancın 5.865.218,53 TL.” sı olarak hesap edildiği, Davacı tarafın, 15.03.2005 — 23.07.2014 tarih aralığı için hesaplanan asıl alacağı için talep edebileceği yasal faiz tutarının da 2.250.710,81 TL.” sı olarak hesap edildiği"ne dair kanaatlerini bildirmişlerdir. Mahkememizden verilen ilk karar: Mahkememiz 02/03/2021 karar tarihli ... Esas- ...Karar sayılı kararı ile "davanın kabulüne" dair karar verilmiştir. İstinaf ilamı: İstanbul BAM 16. Hukuk Daire'sinin...Esas-... Karar sayılı ilamı ile "Uyuşmazlık işbu dava yönünden davacı şirketin bazı ihtarlarda ve dava dilekçelerinde uğradığı müspet zararı talep etmiş olmasının, davalı tarafın savunmaları kapsamında sözleşmenin feshi sayılması gerekip gerekmeyecği noktasında ağırlık kazanmaktadır. Davalı şirket yukarıda anılan davadaki 27/09/2000 tarihli cevap dilekçesinde ve işbu davaya cevap dilekçesinde, "Davacı şirketin kapasite yetersizliği ve içinde bulunduğu ekonomik sıkıntı sebebi ile davalı şirketin siparişlerini yerine getiremediğini" iddia etmektedir.Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin ... Esas,... Kararı ile bu iddialar yerinde görülmediğinden, davalının sözkonusu açıklamalarının fesih beyanı olarak ileri sürülmesi mümkün olmayacağı yönündeki ilk derece mahkemesi değerlendirmesi yerindedir. Kaldı ki davalı şirketin de bu yönde sözleşmeyi feshettiğine dair açık bir beyanı hiçbir aşamada bulunmadığından, davaya konu edilen dönem yönünden sözleşmenin feshedilmemiş olması nedeniyle davacının talep hakkının bulunduğunun ve buna bağlı olarak da zamanaşımının sözkonusu olmadığının kabulü zorunludur. Davacı geçmiş dönemlere ilişkin verilememiş siparişlerden doğan zararının tazminini talep etmektedir. Davalı şirket sözleşmede belirtilen süre içerisinde bu siparişleri vermemek sureti ile davacı şirketin kazanç kaybına uğramasına sebebiyet verdiğinden, mahkemece alınan ve denetime elverişli bulunan son bilirkişi raporu raporu uyarınca davanın kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı" kanaatine varılarak mahkememiz 25/03/2021 tarih, ... Esas-...Karar Sayılı Kararı bozularak mahkememiz yukarıda yazılı dosyasına kayıtlanmıştır. Yargıtay Bozma İlamı: Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin... Esas ...Karar sayılı ilamı ile "Taraflar arasındaki 30.01.1998 tarihli sözleşme üretim sözleşmesi ve endüstriyel tasarım sözleşmesi içeriklerine sahip karma nitelikli bir sözleşmedir. Nitekim taraflar arasında aynı sözleşmeye ilişkin görülen ... 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi ...E (bozma sonrası ... 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi ...E sayısının almıştır) sayılı davanın yapılan temyiz incelemelerinde de davacı taleplerinin temelini oluşturan iş bu sözleşme karma nitelikli sözleşme olarak nitelendirilmiştir. Bu sebeple davalının sözleşmenin niteliğinin eser sözleşmesi olduğuna ve zaman aşımı süresinin buna göre belirlenmesi gerektiğine yönelik temyiz itirazları yerinde bulunmamıştır. Anılan sözleşme maddelerinin incelenmesinde sözleşmenin 2 yıl müddetle geçerli olduğu, bir ay önceden fesih edilmediği taktirde sözleşmenin yeniden birer yıl temdit edilmiş sayılacağı hüküm altına alınmıştır. Yukarıda numarası verilen ve taraflar arasında aynı sözleşmeye dayalı olarak görülen önceki davada, davacıya ait endüstriyel tasarım hakkının devrine ilişkin bedelin düşük tutulduğu zira davalının sözleşme çerçevesinde vereceği siparişlerden elde edilmesi umulan kar ile endüstriyel tasarımın değerine ulaşılmasının planlandığı kabul edilmiş ve dava tarihi olan 14.03.2005 tarihine kadar hesaplanan kar mahrumiyetinin davalıdan tahsili cihetine gidilmiştir. İş bu dava ise 23.07.2014 tarihinde açılmış olup, 14.03.2005 tarihinden dava tarihine kadar geçen sürede oluştuğu iddia edilen kar kaybının tahsili istemi ile ikame olunmuştur. Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş ise de taraflar arasında daha önceden görülüp davacı lehine karara bağlanan davadan sonra, gelecek dönemler için sözleşmenin ayaktaymış gibi ya da haksız fesih sebebine dayalı olarak, davacının ila nihayet yoksun kaldığı karı talep edebileceğini kabul etmek mümkün değildir. Bu aşamadan sonra davacının kâr mahrumiyeti talebi hukuken korunmayacaktır. Açıklanan bu sebeple mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir. " denilerek hükmün bozulmasına karar verilmiş, dosya mahkememizin yukarıda esas numaralı sırasına kaydedilerek yargılamaya devam olunmuştur. Taraflara bozma ilamı tebliğ edilmiş, duruşma sırasında tarafların bozma ilamına karşı beyanları alınarak bozma ilamına uyularak yargılamaya devam edilmiştir. Dava ve uyuşmazlık: Taraflar arasındaki dava; 30/01/1998 tarihli sözleşme gereğince davacının uğradığı yoksun kalınan kazancın davalıdan tahsilinin gerekip gerekmediğine ilişkindir. Gerekçe: Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak dikkate alındığında; mahkememizin... Esas sayılı dosyasında yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verildiği, İstanbul BAM 16. Hukuk Dairesinin... Esas... Karar sayılı ilamı ile davalının istinaf başvurusunun esastan reddedildiği ve yargıtay bozma ilamı doğrultusunda hükmün bozularak mahkememize gönderilmiş olduğu, taraflar arasında ... 3.FSHHM'nin ...Esas sayılı dosyada davacıya ait endüstriyel tasarım hakkının devrine ilişkin bedelin düşük tutulduğu zira davalının sözleşme çerçevesinde vereceği siparişlerden elde edilmesi umulan kar ile endüstriyel tasarımın değerine ulaşılmasının planlandığı kabul edilmiş ve dava tarihi olan 14.03.2005 tarihine kadar hesaplanan kar mahrumiyetinin davalıdan tahsili cihetine gidilmiştir. İş bu dava ise 23.07.2014 tarihinde açılmış olup, 14.03.2005 tarihinden dava tarihine kadar geçen sürede oluştuğu iddia edilen kar kaybının tahsili istemi ile ikame olunmuştur. taraflar arasında daha önceden görülüp davacı lehine karara bağlanan davadan sonra, gelecek dönemler için sözleşmenin ayaktaymış gibi ya da haksız fesih sebebine dayalı olarak, davacının ila nihayet yoksun kaldığı karı talep edebileceğini kabul etmek mümkün değildir. Bu aşamadan sonra davacının kâr mahrumiyeti talebi hukuken korunmayacaktır. Açıklanan bu sebeple davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklandığı üzere, 1-Davanın REDDİNE, 2-Alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 170,80 TL peşin harcın düşümü ile kalan 444,60 TL harcın davacıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T.'ye göre hesaplanan 569.260,93 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştikten sonra ve talep halinde ilgili tarafa iadesine, Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve temyiz harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle,Yargıtaya Temyiz yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı. 19/06/2025

Katip ... ¸e-imzalıdır

Hakim ... ¸e-imzalıdır

Atıf: İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2025/42, K. 2025/168, T. 19.06.2025, www.arakarar.com/karar/istanbul-2-fikri-ve-sinai-haklar-hukuk-mahkemesi-2025-42-e-2025-168-k-67b838c4c668