İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/404 E. 2025/577 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/404
- Karar No
- 2025/577
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/404 KARAR NO : 2025/577
DAVA : Şirketin İhyası DAVA TARİHİ : 09/05/2025 KARAR TARİHİ : 25/06/2025
Mahkememizde görülmekte olan Şirketin İhyası davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA:Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...'ın kayıt dışı çalıştırıldığını, bu sürelerin tespiti amacıyla davalı-----aleyhine ------ İş Mahkemesi'nin ------Sayılı dosyası ile hizmet tespiti davası açıldığını, ilgili mahkemenin 05/03/2021 tarih ve ------Sayılı kararın davacı tarafından istinaf edildiğini, istinaf incelemesini yapan ----- Bölge Adliye Mahkemesi -----. Hukuk Dairesi'nin 12/06/2024 tarihli ve ------ Sayılı kararına göre "Davalı------ sicil kaydının 07/07/2014 tarihinde resen terkin edildiğini, tüzel kişiliği sona eren birleşen dosya davalısı şirketler hakkında yasal prosedür işletilmek suretiyle ihya kararı alındıktan sonra usulüne uygun şekilde taraf teşkilinin sağlanması ve sonrasında karar verilmesi gerektiği" şeklindeki gerekçesiyle kararın kaldırılmasına ve ilk derece mahkemesine gönderildiğini, istinaf ilamı doğrultusunda uyuşmazlık------. İş mahkemesi'nin ------sayılı dosyasına kayıt olunduğu, bu dosya ile görülen yargılamada istinaf ilamı doğrultusunda taraf teşkilinin sağlanması adına davalıya ihya davası açılması için mehil verildiği, davalı şirketin sicil kaydının terkininin ----- Gazetesinin 16/07/2014 tarihli ve ------ sayılı nüshasında beyan edildiği, son adresinin ----- olduğu, 6335 sayılı kanun ile 6102 sayılı Türk Ticart Kanununa eklenen geçici 7. Madde gereğince şirketin ihyasını talep ettiği görülmüştür.
CEVAP :Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;Ticaret Sicili Müdürlüğü, TTK.m.32 ve Ticaret Sicili Yönetmeliği m.34 hükmü çerçevesinde işlem yaptığını, Müvekkil Ticaret Sicili Müdürlüğünün resen terkin işlemi, “6102 sayılı Kanunun Geçici 7’nci maddesi”, “Münfesih Olmasına Veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler İle Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ’in 5’inci maddesi”, “6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 20/1 maddesi” ve “Anonim ve Limited Şirketlerin Sermayelerini Yeni Asgari Tutarlara Yükseltmelerine ve kuruluşu ve Esas Sözleşme Değişikliği İzne Tabi Anonim Şirketlerin Belirlenmesine İlişkin Tebliğ’in 7. maddesi” kapsamında olup, tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığını, Müvekkil Ticaret Sicili Müdürlüğüne ----- ticaret sicil numarası ile kayıtlı bulunan ------- Şirketi'nin dosyasında yapılan incelemede, şirketin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun Geçici 7’nci maddesi ile 30.12.2012 tarihli ve ----- sayılı ------ Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiş olan "Şirketin sermayesinin yasal tutar altında kalması" gerekçesiyle resen terkin kapsamına alındığı, tebligat ve ilan prosedürlerinin yerine getirilmesinin ardından 07.07.2014 tarihinde yukarıda belirtilen gerekçelere istinaden sicil kaydının resen terkin edildiğini, Müvekkil Ticaret Sicili Müdürlüğünce söz konusu şirkete, belirtilen süre içerisinde münfesih olma sebeplerini ortadan kaldıran işlemlerin yerine getirildiğinin ispatlayıcı belgelerle birlikte bildirilmemesi ya da tasfiye memurunun bildirilmemesi halinde söz konusu şirketin unvanının ticaret sicilinden silineceği, şirkete ait malvarlığının kaydın silinme tarihinden itibaren on yıl sonra Hazineye intikal edeceği ve bunun kesin olduğu ihtarında bulunulduğunu, Ancak bu ihtara rağmen söz konusu şirket yukarıdaki yükümlülüklerini yerine getirmediğini, müvekkil tarafından davaya konu şirkete yapılan ihtarın (bildirimin), dava konusu şirketin eline ulaşmadığı bir an için kabul edilse dahi, müvekkilin re’sen terkine ilişkin prosedürde bir eksik işlem yaptığından bahsetmek mümkün olamadığını, Dava konusu şirketin ticaret sicilinden re'sen terkin edildiği sırada hakkında derdest bir davası bulunsa dahi bu husus, başlı başına müvekkil Müdürlüğün kusurlu olduğu ve davanın açılmasına sebebiyet verdiğinden bahsedilmesine sebep teşkil etmediğini, dava konusu şirketin sicil dosyasında yapılan incelemede; bu hususta herhangi bir bildirimde bulunulmadığını, müvekkil Müdürlüğün re'sen terkin kapsamında yer alan şirketlerden hangisinin derdest davası veya icra takibi bulunduğunu saptayacak sistemle entegrasyonu bulunmaması, bu hususu tespit etmenin hukuken ve fiilen mümkün olmaması karşısında müvekkil Müdürlük aleyhine yargılama giderleri ve vekâlet ücretine hükmedilmesi hukuka ve nesafet kurallarına aykırılık teşkil edeceğini, Re'sen terkin işlemi hukuka ve kanuni prosedüre uygun olduğunu, davacı tarafça re'sen terkin işleminin eksik veya usulsüz olduğuna dair bir iddia ileri sürülmediğini, Yasal hasım konumunda olan davalı Sicil Müdürlüğünün, şirketin terkin işlemlerinin yapıldığı tarihte, şirket hakkındaki derdest davadan haberdar olduğunu ve bu hususta bilgilendirildiğini dair dosyaya bir delil sunulmadığını, Ticaret sicil müdürlüğünden gönderilen yazı cevabında, şirketin muamele adresine gönderilen tebligatın 07.07.2015 tarihinde tanınmaması nedeniyle iade edildiğini, aynı şekilde şirketin yetkilisi olan ... adına çıkarılan tebligatın da 10.07.2015 tarihinde adreste tanınmaması nedeniyle iade edildiğini, Son bir husus olarak da, Yargıtay içtihatları gereğince sermaye artırımı yükümlülüğünü yerine getirmediğini, ticaret sicilinden resen terkin edilen şirketin, tekrar ticari faaliyetlerine devam edebilecek şekilde ihyasına (ek tasfiyesine) karar verilmesi mümkün olmadığını; taleple bağlı kalınarak sınırlı olarak dava konusu şirketin ihyasına (ek tasfiyesine) karar verilebileceğini ve tasfiye memuru atanmasını ve davanın reddine , yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Dava ; 6102 Sayılı TTK'nın geçici 7. maddesi uyarınca sicilden terkin edilen dava konusu şirket hakkında dava dilekçesinde belirtilen iş davasının yürütülmesi, kesinleşmesi, infazı işlemleri ile sınırlı olmak üzere ihyasına karar verilip verilemeyeceğine ilişkindir.------Ticaret Sicil Müdürlüğünün 16.05.2024 günlü cevabi yazısıyla ihyası talep edilen şirketin 6102 sayılı Türk Ticaret kanunun geçici 7. Maddesi uyarınca 07.07.2014 tarihinde resen terkin edildiği bildirilmiştir. ------. İş mahkemesinin------. Sayılı dosyası celp edilerek incelenmiş davacı tarafından ihyası istenen şirketin de içinde olduğu davalılara karşı 13.02.2012 hizmet tespit davası açıldığı, bozma sonrası davanın ------Esas sayılı numarayı aldığı, mahkemenin 13.12.2024 tarihli ara kararı gereği davacıya ihya davası açması hususunda süre verildiği huzurdaki davanın bu nedenle açıldığı görülmüştür. TTK'nın geçici 7. maddesinin 15. fıkrası “...Ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile hukuki menfaatleri bulunanlar haklı sebeplere dayanarak ... şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilir.” İstinaf daireleri önceki kararlarında TTK'nın Geçici 7.maddesine dayılı geçici ihya kararlarında da tasfiye memuru atanmasına gerek olmadığına karar verilmekteydi. Ne var ki emsal Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun ------ sayılı ve 28.09.2021 tarihli ilamı; emsal Yargıtay ------. Hukuk Dairesinin ------sayılı, 18.09.2023 tarihli ilamı; aynı Dairenin ----- sayılı, 25.09.2023 tarihli ilamı; aynı Dairenin ----- sayılı, 25.09.2023 tarihli ilamında belirtilen gerekçelerle, Daireler eski uygulamalarından dönmüştür. Anılan Yargıtay kararlarında belirtildiği üzere; ihya kararının bir davanın görülmesi, mal varlığının tasfiyesi gibi geçici amaçla TTK'nın Geçici 7. maddesine dayalı ihya kararının verildiği durumlarda ihya kararına konu işlemlerin yapılması bakımından tasfiye memurunun atanması gerektiği sonucuna varılmıştır. Zira kanun koyucu 6102 sayılı kanunun geçici 7. maddesinin 15.fıkrasında "ihya" terimini kullanmakla birlikte ayrıntılı düzenlemeye yer vermemiş olup ihya konusunda düzenleme, aynı Kanun'un 547. Maddesinde yapılmıştır. Bu genel düzenlemenin TTK'nın Geçici 7.maddesi uyarınca geçici ihya kararı verildiği durumlar da kıyasen uygulanması gerekir. Yani TTK'nın Geçici 7. maddesi ihyaya (ek tasfiyeye) karar verilmesi durumunda tasfiye memuru atanması yönünden bir hüküm içermemekle birlikte aynı Kanun'un 547. maddesinde olduğu gibi, mahkemece sınırlı olarak ihyaya karar verildiği durumlarda aynı zamanda tasfiye memuru da atanmalıdır. Zira geçici 7. maddenin amacı, kapsamına giren ortaklıkların bir an önce ticaret sicilinden silinmesi ve ihtilafların azaltılmasına yöneliktir.Tüm dosya kapsamından ihyası istenen şirketle ilgili derdest dava olduğu bu nedenle davacının ihya isteminde hukuki yararı olduğu sonucuna varılmış davanın kabulüne karar verilmiştir. TTK'nın geçici 7.maddesinin 15.fıkarasına 23.05.2024 tarihli ve 7511 sayılı Kanun'un 16.maddesi ile eklenen, "Bu maddede öngörülen usule uygun olarak kaydı silinen şirket veya kooperatifin ihyasına ilişkin yapılacak yargılamada ilgili ticaret sicili müdürlüğü aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmolunamaz." hükmünün derhal yürürlüğe girmiş olması ve davalının yasal hasım olması nedeni ile davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmemiştir. Tüm bu anlatılan nedenlerden ötürü davanın kabulüne şirketin ihyasına karar verilmiş, şirketin son yetkilisinin nüfus kayıt örneğinden vefat ettiğinin anlaşılması nedeni ile şirket ortağı ... tasfiye memuru olarak atanmış, davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ; 1-DAVANIN KABULÜNE, ----- Ticaret Sicil müdürlüğünün --- sicil nosuna kayıtlı bulunup 07.07.2014 tarihinde sicilden terkin edilen------hakkında derdest olan -----. İş mahkemesinin ------ Esas Sayılı dava dosyasının yürütülmesi, kesinleşme ve infaz işlemleri ile sınırlı olmak üzere sicilden terkinine ilişkin kararın kaldırılmak suretiyle İHYASINA, ------- Ticaret Sicil Müdürlüğüne yeniden TESCİLİNE, 2-Tasfiye Memuru olarak şirketin ortaklarından olan ... TC kimlik numaralı ...'un atanmasına, ek tasfiye işlemlerinin tasfiye memuru tarafından yürütülmesine, ek tasfiye işlemleri bitinceye kadar tasfiye memurunun görevine devam etmesine, 3-Kararın ------ gazetesinde ilan edilmesine, 4-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken maktu harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, 5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, gerekçede anlatılan nedenden ötürü lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-Davalı tarafından yapılmış bir yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 7-6100 Sayılı HMK'nun 333. maddesi gereğince var ise kalan gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,Dair karar, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun İstinafa ilişkin hükümleri doğrultusunda, kararın tebliğ tarihinden itibaren iki (2) haftalık süre içerisinde (HMK'nın 345. maddesi), mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak (HMK'nın 343. maddesi) ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamen ödemek (HMK'nın 344. maddesi) suretiyle, ----- Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere, davacı vekilinin yüzüne karşı,davalıların yokluğunda oy birliği ile açıkça okunup usulen anlatıldı.