İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/4 E. 2025/391 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/4
- Karar No
- 2025/391
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/4 Esas - 2025/391 TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2025/4 KARAR NO : 2025/391
.... DAVA : Marka YİDK Kararının İptali ile Hükümsüzlük DAVA TARİHİ : 02/01/2025 KARAR TARİHİ : 08/10/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 08/10/2025 Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka YİDK Kararının İptali ile Marka Hükümsüzlüğü istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili dilekçeleriyle özetle; müvekkilinin 1944 yılında başlayan faaliyetleri neticesinde Türkiye’nin en önde gelen gıda şirketlerini bünyesinde bulunduran bir şirketler grubu haline geldiğini, davalı şirketin .... sayılı “... ...” ibareli marka başvurusuna müvekkiline ait “...” ibareli markalara dayanılarak itiraz edildiğini, itirazın .... tarafından reddedildiğini, karara karşı müvekkili itirazının ...sayılı kararı ile haksız ve hukuka aykırı olarak reddedildiğini, dava konusu marka başvurusu ile müvekkiline ait markaların ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, davalı şirket markasında asıl unsurun “...” ibaresi olduğunu, dava konusu markada yer alan “...” ibaresinin “güneş” anlamına geldiğini ve tescili talep edilen emtia bakımından marka ayırt edici olmadığını, müvekkili markalarında yer alan “...” markasının çatı marka olarak geri planda bırakılması gerektiğini, dava konusu markanın müvekkiline ait “...” esas unsurlu markaların tescilli olduğu sınıfta tescil edilmek istendiğini, ilgili sınıflarda yer alan ürünlerin tüketici kitlesinin fazla zaman ayırmadan ve dikkat göstermeden anlık karar vererek ürün satın aldığını, ürünlerin küçük çocuklara hitap ettiğinin ve değerinin düşük olduğunun değerlendirmede dikkate alınması gerektiğini, dava konusu markanın müvekkiline ait markalar ile iltibas teşkil ettiğini ve markaların halk tarafından karıştırılması, ilişkili olduğu kanısı uyanmasının kaçınılmaz olduğunu, dava konusu markanın müvekkiline ait seri marka imajı yaratacağını, “...” ibaresinin ayırt ediciliği yüksek bir ibare olduğunu, müvekkiline ait “...” markasının tanınmış marka olduğunu, dava konusu markanın tescil edilmesi halinde müvekkili markası üzerinden haksız kazanç sağlanacağını ve müvekkilinin zarara uğrayacağını, davalı şirkete ait marka başvurusunun kötü niyetli olduğunu beyanla; .... sayılı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP : Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; taraf markalarının “...” ibaresini ortak olarak içerdiğini, bu kelimenin İngilizce “...” anlamına geldiğini, çekişme konusu mal ve hizmetler bakımından ayırt ediciliği düşük bir ibare olduğunu, taraf markalarının “...” ibaresi dışında “...” ve “...” ibarelerini içerdiğini, markaların tertip tarzları bakımından herhangi bir benzerlik taşımadığını, karıştırılma ihtimali bulunmadığını, davacının tanınmışlık iddiasının haklı olmadığını, kötü niyet iddiasının somut delillerle ispatlanamadığını, .... kararının hukuka uygun olduğunu ifade ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Diğer davalının yargılamaya katılımı olmamıştır. Davanın açılmasını müteakip davaya katılan tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını ve bilirkişi raporları alınmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. GEREKÇE : Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının iddiaları karşısında, .... Kararının iptali ile davalı markasının hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır. İşlem dosyasının tetkikinde, dava konusu .... numaralı marka başvurusu, 29 / 30 / 35. sınıflar için tescil talebiyle 09.02.2023 tarihinde yapıldığı, ...sayılı kararı ile marka başvurusu SMK 5/1(ç) maddesi uyarınca kısmen reddedilmiş olup, başvuru kapsamından “Et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünleri. Kuru bakliyat. Hazır çorbalar, bulyonlar. Zeytin, zeytin ezmeleri. Hayvansal kaynaklı sütler; bitkisel kaynaklı sütler; süt ürünleri (tereyağı dahil). Kurutulmuş, konservelenmiş, dondurulmuş, pişirilmiş, tütsülenmiş, salamura edilmiş her türlü meyve ve sebzeler, salçalar. Kuru yemişler.Fındık ve fıstık ezmeleri, tahin. Yumurtalar, yumurta tozları. Patates cipsleri.” mallarının çıkartılmasına karar verildiği, marka başvurusu kapsamında kalan mal ve hizmetler bakımından 13.03.2023 tarih ve 416 sayılı .... yayımlandığı, davacı şirket tarafından dava konusu markanın yayımına itiraz edildiği, davacı şirket itirazının, Markalar Dairesi Başkanlığının 10.11.2023 tarih ve .... sayılı kararı ile reddedildiği, dava şirket tarafından markalar dairesi kararına karşı da itirazda bulunulduğu, davacı itirazının nihai olarak .... sayılı ... kararı ile reddedildiği, anılan kararın ilgililere tebliğ edildiği ve yasal süresi içerisinde işbu davanın açıldığı belirlenmiştir. DEĞERLENDİRMELER; Dava Konusu Marka ile Davacının İtiraza Dayanak Markalarının Karıştırılma İhtimali; Marka tescilinde nispi ret nedenleri arasında düzenlenen karıştırılma ihtimali uyarınca; tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. Markaların, karıştırılma ihtimaline dayalı tescil engelinden veya hükümsüzlük nedeninden söz edebilmek için aşağıdaki unsurların tamamının kümülatif olarak varlığı gerekir. Bu koşullardan herhangi birinin sağlanmamış olması halinde diğerlerinin varlığı değerlendirme konusu nispi tescil engelinin varlığını kabul için yeterli olmayacaktır: Dava konusu marka ile iddialara mesnet markaların kapsamında, aynı veya benzer mal ve hizmetler bulunuyor olması. Dava konusu marka ile iddialara mesnet markaların aynı veya benzer olması. Dava konusu markalar ile iddialara mesnet markalar arasında, ilişkilendirilme ihtimali de dâhil olmak üzere, halk nezdinde karıştırılma (iltibas) ihtimali bulunması. Emtiaların Aynı/Benzer Olup Olmadığı; Markalar arasındaki iltibas değerlendirmesi, markaların kapsamında yer alan mallardan ve hizmetlerden bağımsız değildir. Markaların tescilli oldukları sınıflar veya hizmetler farklılaştıkça markalar arasındaki benzerliklerin iltibasa neden olma ihtimali azalacaktır. Bir başka anlatımla, markaların kapsadığı malların ve hizmetlerin farklılaşması neticesinde markayı oluşturan ibarelerin benzerliğine rağmen iltibas tehlikesi azalmakta; malların ve hizmetlerin aynı olması durumunda ise markaların arasındaki ortalama bir benzerlik dahi iltibasa neden olacaktır. Mal ve hizmetlerin aynılığı, ilke olarak mal ve hizmetlerin aynı şekilde yazılmış, ifade edilmiş olmasıdır. Benzer mal ve hizmetler ise, ortalama tüketicilerce aynı (veya ilişkili) kaynaktan geldikleri varsayımıyla karıştırılma ihtimalinin konusu olabilecek mal ve hizmetleri içermektedir. Benzer mal ve hizmet tanımlamasının içeriği, aynı tür mal ve hizmeti mutlak surette kapsamakla birlikte daha geniş bir yaklaşımla benzer oldukları öngörülebilecek, tüketicilerce ilişkilendirilerek aynı kaynaktan geldikleri varsayılabilecek, aynı/benzer ihtiyaçların karşılanmasını sağlayacak mal ve hizmetleri de kapsamaktadır. Mal ve hizmetlerin benzerliği veya ilişkilendirilebilir niteliği .... Marka İnceleme Kılavuzu’na göre aşağıda belirtilen durumlarda ortaya çıkabilir: Mal ve hizmetlerin kullanım amacı ve alanlarının benzerliği, Mal ve hizmetlerin kullanıcılarının benzerliği, Malların fiziksel görünümünün benzerliği, Mal ve hizmetlerin ticari pazara ulaşmasında kullanılan satış yollarının benzerliği, Mal ve hizmetlerin birbirleriyle rekabet eder nitelikte bulunmasından kaynaklanan benzerlik, Mal ve hizmetlerin birbirlerini tamamlayıcı nitelikte olmasından kaynaklanan benzerlik, Malların mağazalarda aynı reyonda veya rafta bulunmasından kaynaklanan benzerlik. İlgili sektördeki malların niteliği, piyasaya sunuluş şekli, tüketici alışkanlıkları gibi somut olayı etkileyen ek şartların varlığı halinde hizmetlerle mallar arasında ilişkilendirilme ihtimali ortaya çıkabilmektedir. Dava konusu marka başvurusu, 29, 30 ve 35. Sınıf mal ve hizmetler bakımından, başvuruya konu edilmiştir. Davacı şirketin, itiraz aşamasında gerekçe olarak gösterdiği .... sayılı markalar ise, 05, 29, 30 ve 32. Sınıf emtia bakımından tescillidir. Dava konusu marka kapsamında yer alan 30. Sınıf emtia, hali hazırda davacı şirket markalarında yer almaktadır. Dolayısıyla, 30. Sınıf emtia bakımından, markalar arasında ayniyet oluşmuştur. Dava konusu marka kapsamında yer alan “29. Sınıf: Yenilebilir bitkisel yağlar.” emtiası ise, davacı şirketin markalarında yer alan “Zeytinler” emtiası ile benzerdir. Zeytinler ile yenilebilir bitkisel yağlar arasında, kullanım amacı, üretim kaynağı ve tüketici kitlesi açısından benzerlik bulunmaktadır. Özellikle zeytin, doğrudan tüketilebildiği gibi, işlenerek zeytinyağına dönüştürülen başlıca bitkisel ürünlerden biridir. Bu nedenle, “zeytin” ve “yenilebilir bitkisel yağlar” emtiaları, çoğu durumda aynı ekonomik faaliyet zincirinde yer almakta; aynı işletme tarafından üretilip pazarlanabilmekte ve aynı raflarda, aynı hedef tüketici kitlesine hitap edecek şekilde satışa sunulmaktadır. Dolayısıyla bu iki ürün grubu arasında benzerlik bulunmaktadır. Dava konusu marka kapsamında yer alan “35. Sınıf: Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Hazır çorbalar, bulyonlar. Zeytin, zeytin ezmeleri. Hayvansal kaynaklı sütler; bitkisel kaynaklı sütler; süt ürünleri (tereyağı dahil). Kurutulmuş, konservelenmiş, dondurulmuş, pişirilmiş, tütsülenmiş, salamura edilmiş her türlü meyve ve sebzeler, salçalar. Kuru yemişler. Fındık ve fıstık ezmeleri, tahin. Yumurtalar, yumurta tozları. Kahve, kakao; kahve veya kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler. Makarnalar, mantılar, erişteler. Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar: Ekmek, simit, poğaça, pide, sandviç, katmer, börek, yaş pasta, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül. Bal, arı sütü, propolis. Yiyecekler için çeşni/lezzet vericiler, vanilya, baharatlar, domates sosları dahil olmak üzere soslar. Mayalar, kabartma tozları. Her türlü un, irmikler, nişastalar. Toz şeker, kesme şeker, pudra şekeri. Çaylar, buzlu çaylar. Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler. Sakızlar. Dondurmalar, yenilebilir buzlar. Tuz. Hububattan (tahıl) imal edilmiş çerezler, patlamış mısır, yulaf ezmeleri, mısır cipsleri, kahvaltılık hububat ürünleri, işlemden geçirilmiş buğday, arpa, yulaf, çavdar, pirinç. Pekmez allarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” hizmeti, davacı markalarında aynen yer almamakla birlikte, bu mal ve hizmetler, davacı markalarında yer alan 29 ve 30. Sınıf mal ve hizmetler ile benzer/ilişkilidir. Zira bir malın üretilmesinin doğal sonucu, o malın pazarlanmasıdır. Dolayısıyla bahsi geçen emtialar ile bunların perakendeciliği hizmetleri arasında tamamlayıcılık ilişkisi söz konusu olup, bu mal ve hizmetler tüketici nezdinde benzer olduğu, Dava konusu marka kapsamında yer alan “35. Sınıf: Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünleri. Kuru bakliyat. Yenilebilir bitkisel yağlar. Patates cipsleri. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” hizmetine konu “Et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünleri. Kuru bakliyat. Yenilebilir bitkisel yağlar. Patates cipsleri.” emtiası, davacı markaları kapsamında yer alan emtialar gibi, birer gıda ürünüdür. Gıda ürünlerinin, birlikte satılan ürünler olması, ikame edilebilir ürünlerden oluşması nedeniyle, aralarında düşük de olsa bir ilişki olduğu, Sonuç olarak, YİDK karar iptali davası bakımından, dava konusu marka kapsamında yer alan tüm bakımından, taraf markaları arasında “emtiaların aynı ve/veya benzer olması” şartının sağlandığı, İşaretlerin Benzer Olup Olmadığı ve İltibas/Karıştırılma İhtimali; Markaların emtia/hizmetlerinin aynı/benzer olduğu tespiti yapıldıktan sonra bakılması gereken ikinci kriter işaretlerin benzer olup olmadığıdır. İki markanın benzer olup olmadığı değerlendirilirken; markalar arasında görsel, işitsel veya kavramsal düzeyde ortaya çıkan benzerlik veya yakınlık dikkate alınmalıdır. Görsel, işitsel veya kavramsal benzerliğin derecesi konusundaki değerlendirmeyi malların niteliğini ve malların piyasaya sunum yöntemlerini dikkate alarak yapmak yerinde olacaktır. İlgili tüketicinin markaları doğrudan karşılaştırma imkânının bulunmadığı, markaların karşılaştırmasını zihninde muhafaza ettiği tam (eksiksiz) olmayan imaja göre yaptığı dikkat edilmelidir. Görsel benzerlik, kelime veya şekil markalarının görünüm olarak benzerlik içermeleri durumunda ortaya çıkar. Görsel benzerliğin tespiti, markaların benzer markalar olarak değerlendirilmeleri için, tek başına yeterli olarak kabul edilebilir. Bilindiği üzere, kelime markaları söz konusu olduğunda, kelimenin yazım şekli değil kelimenin kendisi korunmaktadır. Bu nedenle, kelimenin büyük ya da küçük harfle ya da farklı yazım karakterinde yazılmış olmasının incelemeye etkisi yoktur. Kelime markalarında görsel değerlendirme; kelimenin uzunluğu/kısalığı, harf sayısı, harflerin dizilimi, kelime sayısı ve işaretlerin yapısı gözetilerek yapılmalıdır. Görsel değerlendirmede, kelimenin ilk kısmında oluşan benzerlik ya da benzememe durumu kelimenin son kısmına göre daha büyük öneme sahiptir. Bununla birlikte, görsel algı önce dışta bulunan elemanları ayırt ettiği için, son harf, kelimenin iç kısımlarında yer alan harflere kıyasla, daha büyük etkiye sahip olacaktır. Kelime markalarında, kelime yazıldığından farklı şekilde okunmadığı sürece (yabancı dillerdeki markalar), görsel ve işitsel benzerlik genellikle aynı anda ortaya çıkar. Bununla birlikte, kısa zaman aralığında gerçekleşen işitsel algıya kıyasla, görsel algının daha kesin ve tekrarlanan algılama imkânı sağladığı dikkate alınmalıdır. Bu nedenle, işaretler arasındaki görsel farklılıklar işitsel farklılıklara kıyasla daha fazla etkiye sahip olacaktır. İşitsel benzerlik, kelime markaları telaffuz edilirken ortaya çıkan benzerlik halidir. İşitsel benzerliğin tespiti, bazı durumlarda tek başına markaların benzer markalar olarak değerlendirilmeleri için yeterli kabul edilebilir. Ancak, işitsel benzerliğin görsel benzerlikle yeterli düzeyde desteklenmemesi halinde markaların benzer markalar olarak değerlendirilmemesi de mümkündür. Kavramsal (anlamsal) benzerlik, kelime veya şekil markalarının karşılık geldikleri anlam veya kavramlar bakımından ayniyet veya benzerlik içermeleri durumunda ortaya çıkar. Kelime markalarının kavramsal (anlamsal) benzerliği, temel olarak, farklı şekilde yazılı kelimelerin aynı veya farklı dilde aynı/benzer kavramlara (anlamlara) karşılık gelmeleri durumunda ortaya çıkabilir. Şekil markalarının kavramsal (anlamsal) benzerliği ise temel olarak, markalarda yer alan şekil unsurlarının aynı kavramlara karşılık gelmeleri durumunda ortaya çıkabilir. Benzerlik ve karıştırılma ihtimali telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Halkın, karşılaştırılan işaretler arasında “bağlantı” kurma ihtimali bulunması, benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterlidir. Markalar arasında benzerlik incelemesinde temel ilke, her iki markanın ortalama tüketici üzerinde bıraktığı genel intibaa göre tüm faktörler bir arada gözetilerek “global değerlendirme” yapılmasıdır. Global değerlendirme gereği, markaların unsurlarına bölünerek, unsurlarına göre ayrı değerlendirme yapılması hatalı olacaktır. Bununla birlikte, inceleme sırasında markayı oluşturan jenerik, tanımlayıcı unsurların değerlendirme dışı bırakılmasına engel değildir. Dolayısıyla asıl olan markaların bir bütün halinde bıraktıkları genel intibaa göre değerlendirme yapılmasıdır. ....” kararında belirlenen temel ilkelerin dikkate alınması gerekmektedir. Buna göre; Asıl unsuru markanın bütünü itibarıyla bıraktığı izlenim, tümüne hâkim olan görünüş ve ayrıcalığını vurgulayan imajda aramak lazımdır. Tespit edilen asıl unsur sözcükten ibaret ise markalarda ortak olarak kullanılan kök kelime ve başvuru sahibinin varsa ilave ettiği ekler belirlenmelidir. Son olarak başvuru sahibinin markasındaki eklentinin başlı başına ayırt edicilik vasfının olup olmadığı üzerinde durulmalıdır. Dava konusu marka başvurusu, “... ...” ibaresinden oluşan bir kelime markası olup, marka kapsamında herhangi bir renk ya da şekil unsuru kullanılmamıştır. “... ...” ibaresi, İngilizce olup, kelimelerin anlamında hareketle “... ... şeklinde çevirisi yapılabilir. “....” şeklinde okunan ibare, markanın esas unsuru konumundadır. Zira markada yer alan herhangi bir kelime ön plana çıkarılmamış, kelimelerin tamamı aynı renk, aynı punto ile yazılmıştır. Davacıya ait markalar ise “... ...” ibarelerinden oluşan kelime markalarıdır. “...” ibaresi üst satırda, “...” ibaresi ise alt satırda konumlandırılmıştır. “...” markası, davacı adına ....sayı ile kayıtlı tanınmış marka olduğu tespit edilmiştir. Davacının çok sayıda önceki tarihli markasının “...” ibaresini barındırdığı gözetildiğinde, “...” ibaresinin çatı markası niteliği taşıdığı, davacı markasında yer alan “...” ibaresinin esas ve baskın unsur olduğu, tüketicilerce marka olarak algılanacak kısmın “...” ibaresi olduğu değerlendirilmektedir. “...” ibaresi, “..., ...” anlamı taşıyan bir kelime olmakla birlikte, davanın konusunu oluşturan emtialar bakımından tanımlayıcı ya da çeşit bildiren bir kelime değildir . Dolayısıyla zayıf bir unsur konumunda değildir (Aynı yönde .... Davanın konusunu oluşturan gıda ürünleri bakımından, “...” ibaresinin marka vasfı bulunmaktadır. Bu nedenle, davacıya ait “... ...” ibareli markaların esas unsurunun “...” ibaresi olduğu, Taraf markaları ortak olarak “...” kelimesini içermekte, uyuşmazlık “...” markasının ortaklığından kaynaklanmaktadır. “..." kelimesi, anlamı olan, orijinal olmayan, bir diğer deyişle davacı tarafça türetilmiş bir marka olmamakla birlikte, taraf markalarında benzerlik taşıyan mal ve hizmetler ile ilişkilendirilebilecek/bağlantı kurulabilecek bir kelime de değildir. Taraf markalarında benzer olarak işaretlenen mal ve hizmetler ile ilişkilendirilemeyecek bir kelime olması nedeniyle, mahkememizce “...” ibaresi, ayırt ediciliği bulunan bir marka olarak nitelendirilmiştir. Taraf markalarını esas unsur bakımından görsel, işitsel ve kavramsal olarak karşılaştırdığımızda, davalıya ait dava konusu marka başvurusunun esas unsuru, davacı markalarının esas unsuru olan “...” ibaresini aynen içermekte olup, dava konusu markada yer alan “...” ibaresinin markaya ayırt edicilik katmadığı, ortalama tüketiciler daha önce denedikleri markaların hafızalarında kalan kısımlarına dayanarak tekrar marka tercihi yapacaklarından markalardaki farklı unsurlardan ziyade ortak unsurlara odaklanacaklardır. Taraf markalarının ortak olarak “...” ibaresini içermelerinden kaynaklı olarak, aralarında görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzerlik bulunmaktadır. Sonuç olarak, taraf markaları arasında markaların aynı ya da benzer olması” şartının sağlandığı, Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus; ortalama düzeydeki halk nezdinde bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurulmasıdır. Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir. Burada işitsel veya görsel bir benzerlik ve hatta genel görünüş açısından umumi intiba olmasa bile halk tarafından iki marka arasında bir bağlantı kurulması ve hatta çağrıştırması dahi karıştırılma ihtimali için yeterli bir ölçü olarak kabul edilmelidir. Tüketicinin iki işaret arasında doğrudan ya da kaynakları bakımından idari – iktisadi bir ilişki kurma yanılgısına düşmesi iltibas ihtimalinin kabulü için yeterli olacaktır. Karıştırılma olasılığının değerlendirmesi, inceleme konusu markaların görsel, işitsel veya kavramsal benzerliği bakımından, markaların ayırt edici ve baskın unsurları özellikle göz önüne alınarak, markaların bütünsel olarak ortaya çıkardıkları izlenim esasında yapılmalıdır. İnceleme konusu malların veya hizmetlerin ortalama tüketicilerinin markaları algılayış biçimi, karıştırılma olasılığına yönelik genel değerlendirmede belirleyici rol oynar. Markalar arasındaki görsel, işitsel veya kavramsal benzerlikler bütün olarak karşılaştırılmalıdır. Karşılaştırma, genel izlenim esas alınarak, özellikle markaların ayırt edici ve baskın unsurları ve davanın koşullarıyla ilgili tüm faktörleri dikkate alarak global olarak yapılmalıdır. Markalar arasındaki karıştırılma ihtimalinin tespitinde kural olarak ortalama tüketiciler dikkate alınacak olup; doktrinde kabul edilen kritere göre malın hitap ettiği makul düzeyde bilgi ve dikkate sahip tüketicilerin tamamının ya da büyük bir bölümünün karışıklık yaşaması değil, bu tüketicilerin bir kısmının karışıklık yaşama ihtimali bulunması, benzerlik ve iltibas bulunduğunun kabulü için yeterli bulunmaktadır. Yukarıdaki hususlar dâhilinde somut olayda, dava konusu marka kapsamında yer alan ve davacı markaları kapsamında yer alan mal ve hizmetler, “yiyecek-içecek” grubuna dahil, hemen her yaştan ve kesimden tüketiciye hitap eden ürünler olup, özel bir tüketici kesimine hitap etmeyen, nispeten kısa zaman aralığında tercih yapılarak satın alınan, sık tüketilen gündelik ürünler olup, yüksek fiyatlı olarak nitelendirilemeyecek ürünlerdir. Bu nedenle, taraf markalarında benzerlik taşıyan emtialar yönünden ilgili tüketicinin; makul düzeyde bilgili ve dikkat ve özeni yüksek olmayan bireyler olduğu, Sonuç olarak, dava konusu marka kapsamında yer alan mal ve hizmetler bakımından, taraf markaları arasında ayniyet/benzerlik oluştuğu, davanın konusunu oluşturan ve taraf markaları arasında benzerlik taşıyan mal ve hizmetlerin ortalama tüketicisinin makul düzeyde bilgili ve dikkat ve özeni yüksek olmayan bireyler olduğu, davacı markalarında yer alan “...” ibaresinin çatı marka niteliğinde olup, benzerlik değerlendirmesinde dikkate alınmamasının gerektiği, davacı markalarının esas unsurunun “...” ibaresi olduğu, “...” ibaresi “..., ...” anlamı taşımakla birlikte, gıda sektörü bakımından herhangi bir tanımlayıcılığının bulunmadığı, dava konusu markanın da esas unsurunun “...” ibaresini içerdiği, dava konusu markada yer alan “....” ibaresinin markaya ayırt edicilik katmadığı, tüketicinin taraf markalarını aynı/benzer ürünler üzerinde gördüğünde ya da işittiğinde, farklı marka ile karşı karşıya olduklarını anlayabilmelerinin mümkün olmaması, taraf markalarının birbiri ile ilişkilendirme ihtimalinin bulunması nedeniyle, somut olayda dava konusu marka kapsamında yer alan tüm mal ve hizmetler yönünden taraf markaları arasında markaların ilişkilendirilmesi ihtimaline dayalı olan nispi tescil engeline ilişkin şartların oluştuğu, Tanınmışlık İddiaları; Davacı tarafça gerekçe gösterilen markalarının tanınmışlığın ispatına yönelik, itiraz aşamasında dosyaya herhangi bir belge sunulmadığı, tanınmışlığın değerlendirilebileceği herhangi bir belgenin dosya kapsamında bulunmadığı, iddia edilen tanınmışlığın ispatlanamadığı, KÖTÜNİYET İDDİALARI; Davacının, davalının marka tescil başvurusunda bulunurken kötü niyetli olduğuna yönelik iddiasını destekler nitelikte marka işlem dosyası ve dava dosyası kapsamında somut bir bilgiye ya da delile rastlanılmamıştır. Salt benzerlik iddiaları ise kötü niyet değerlendirmesi açısından önem teşkil eden bir argüman değildir. Netice itibariyle, Dava konusu markanın karar tarihi itibariyle tescilli olmadığı, Dava konusu marka kapsamında yer alan tüm mal ve hizmetlerin, davacı markalarında yer alan emtialar ile aynı/aynı tür/benzer olduğu, Davalıya ait dava konusu marka başvurusunun, davacıya ait markalar ile benzer olduğu ve dava konusu marka kapsamında yer alan tüm emtia bakımından, dava konusu marka başvurusunun davacıya ait markalar ile karıştırılma ihtimali bulunduğu, Davacı markasının tanınmışlığının ispatlanamadığı, Kötü niyet iddialarının ispatlanamadığı, .... sayılı kararının tüm mal ve hizmetler yönünden iptali koşullarının oluştuğu kanaatlerine varılmış davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kuruluştur. H Ü K Ü M : Davanın kabulüne, ... sayılı kararının tüm mal ve hizmetler yönünden iptaline, Davaya konu marka karar tarihi itibariyle tescil edilmediğinden hükümsüzlük konusunda karar verilmesine yer olmadığına, Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, Davacı kendisini vekille temsil ettirmesi sebebiyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 40.000,00.-TL maktu ücreti vekâletin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, Davacının yapmış olduğu ve aşağıda dökümü yazılı 15.142,60.-TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333), Dair, davacı vekili ile davalı kurum vekillerinin yüzüne karşı, diğer davalı vekilinin yokluğunda, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde .... yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.08.10.2025
Kâtip Hâkim... ✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır
MASRAF DÖKÜMÜ Harçlar : 2.947,60-TL Bilirkişi Ücreti :12.000,00.-TL P.P : 195,00.-TL TOPLAM :15.142,60.-TL