İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/379 E. 2026/234 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/379
- Karar No
- 2026/234
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/379 Esas KARAR NO : 2026/234
DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 27/05/2025 KARAR TARİHİ : 17/03/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Dava: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ...’in maliki ve sigortalısı olduğu ... plakalı ... model aracı, 05.12.2024 tarihinde geçirdiği ağır trafik kazası sonucunda pert olduğunu, davalı ... A.Ş. nezdinde düzenlenen ... numaralı Ticari Genişletilmiş Kasko Poliçesi kapsamında, kazaya ilişkin hasar dosya numarası 68748 ile işlem tesis edildiğini, kazadan sonra araçta oluşan hasar süresi içinde sigorta şirketine bildirilmiş, yaklaşık bir ay süren değerlendirme sonucunda aracın pert olduğu kabul edilerek ödeme süreci başlatıldığını, bu süreçte davalı sigorta şirketi, aracın rayiç bedelini 2.900.000,00-TL olarak belirlendiğini ve bu bedelin taraflarınca kabul edilerek mutabakata varıldığını, mutabakat çerçevesinde, pert durumda olan aracın hasarlı haliyle üçüncü kişiye devri sağlanmış; bu kapsamda 1.870.000,00-TL sovtaj ödemesi, ... A.Ş. ile yapılan anlaşma doğrultusunda ... Ltd. Şti. tarafından müvekkilinin hesabına EFT yoluyla ödendiğini, ancak belirlenen toplam rayiç bedelden mahsup edilen sovtaj ödemesi dışında kalan 1.030.000,00-TL tutarındaki bakiye bedelin davalı sigorta şirketi tarafından bugüne kadar ödenmediğini, müvekkili tarafından davalı şirketle yapılan çeşitli telefon görüşmelerinde ödeme yapılacağının beyan edildiğini, ancak her defasında ileri bir tarih verilerek alacağın tahsili geciktirildiğini, nitekim dava tarihinden hemen önce, bugün (27/05/2025) itibariyle yapılan telefon görüşmesinde de davalı taraf, ödeme yapılacağına dair bir kez daha beyanda bulunduğunu, bu kez de yaklaşık bir aylık bir süre öngörmekte olduğunu, davalı tarafın sürekli olarak müvekkilini oyalayıcı ve pasif bir tutum sergilemesi, müvekkilinin alacağını tahsil etmesini fiilen imkânsız hale getirdiğini, bu nedenle ... 12. İcra Dairesi’nin ...E. sayılı dosyası ile ilamsız takip başlatıldığını, davalı taraf ise herhangi bir hukuki dayanağı bulunmaksızın borca ve ferilerine itiraz ederek takibin durmasına sebebiyet verdiğini, uyuşmazlık, dava şartı olan arabuluculuk süreci kapsamında ... Arabuluculuk Bürosu’nun ...dosya numarası ile başlatıldığını, ancak 16.05.2025 tarihli oturumda taraflar arasında anlaşma sağlanamadığını, taraflar arasında düzenlenen kasko poliçesi, rayiç bedel mutabakatı ve sigorta genel şartları birlikte değerlendirildiğinde, davalı sigorta şirketinin kalan bedeli ödememesi haksız ve hukuka açıkça aykırı olduğunu, müvekkilinin uğradığı zararın tamamının tazmini, hem poliçenin hem de yapılan mutabakatın doğal ve zorunlu bir sonucu olduğunu, davalı tarafın ... 12. İcra Müdürlüğü’nün ...Esas sayılı dosyasına yaptığı haksız ve kötü niyetli itirazının iptali ile alacağın ticari faizi ve tüm ferileriyle birlikte tahsili için takibin devamına, haksız ve kötü niyetli olarak takibe itiraz eden borçlu(davalı) aleyhine %20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Cevap: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının poliçe gereği rizikonun ihbar usulüne/ süresine ilişkin yükümlülüklere uymadığını, Mahkememiz nezdinde açılan işbu dava için görevli mahkemelerin asliye mahkemeleri değil, tüketici mahkemeleri olduğunu, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesini, müvekkilinin iskonto hakkı bulunmadığını, iskonto farkının eklenmesi sigortalının sebepsiz zenginleşmesine neden olacağını, müvekkili şirketin kdv sorumluluğu bulunmadığını, poliçeden kaynaklanan tüm sorumlulukların yerine getirildiğini, dolayısıyla müvekkili şirketin davacıya karşı başkaca herhangi bir tazminat sorumluluğu bulunmadığını, davayı kabul anlamına gelmemek savunmalarının baki kalması kaydı ile tazminat ödenmesi gerektiğine kanaat getirilmesi halinde poliçedeki kloz ve muafiyetlerin uygulanmasını, davadan dolayı müvekkili şirketin faiz sorumluluğu bulunmadığını, sigorta sözleşmeleri, sigorta ettirenin zenginleşmesine yol açmaması gerektiğini,, zararın giderilmesini sağlaması gerektiğini, müvekkili şirketin, davaya konu alacak talebi hakkında hukuki bir sorumluluğu bulunmadığını, haksız ve kötü niyetli olarak açılmış bulunan itirazın iptali davasının reddine, takibinde haksız ve kötü niyetli olan alacaklı hakkında takip konusu alacağın %20’sinden az olmamak üzere tazminata mahkûm edilmesine, yargılama giderleri, ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Toplanan Deliller: ... 12. İcra Dairesi'nin ...Esas sayılı takip dosyasının UYAP kayıtları, Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi'nden ... plakalı ...”e ait en son tanzim edilmiş olan Trafik Sigortası poliçesindeki ... şasi numarası bilgisi kullanılarak yapılan sorgulama ile hasar, KTT ve eksper rapor bilgisi, ... Sigorta Şirketi'nden ... numaralı hasar dosyası evrakları, ... Bankası Anonim Şirketi'nden 20/06/2025 tarihinde davacıya yapılan ödeme bilgileri, ... Sigorta Anonim Şirketi'nden ... numaralı hasar dosyası evrakları, ayrı ayrı celp edilerek dosya arasına alınmıştır. Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe: Dava, davacının maliki olduğu ... plaka sayılı aracın sovtaj ödemesi dışında kalan bakiye pert bedelinin kasko sigortacısından tahsili amacıyla yürütülen ... 12.İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. İtirazın iptali davası; 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Anılan maddeye göre, bu davanın açılabilmesi için: 1-İlamsız takip yapılmış olması, 2-Borçlunun bu takibe itiraz etmesi, 3-Alacaklının, itirazın kaldırılması için İcra mahkemesine başvurmaması, 4-İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının 1 yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının bir arada gerçekleşmesi gerekir. Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran, itirazla duran takibin devamınını amaçlayan bir dava olup yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır. Somut olayda, ... 12.İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı takip dosyasının tetkikinde; alacaklı davacı tarafından borçlusu davalı aleyhine, 10.04.2025 tarihinde, 1.030.000,00-TL alacağın tahsili amacıyla ilamsız takip başlatıldığı, takip dayanağının ... numaralı poliçeyle ilgili Pert sonucu 2,900,000-TL ödemeden kalan 1.030.000,00-TL meblağ alacağı şeklinde gösterildiği, ödeme emrinin borçluya 16.04.2025 tarihinde tebliği üzerine yasal süresinde olan 17.04.2025 tarihli itiraz ile takibin durduğu, davalı tarafından borca, fer'ilerine itiraz edildiği, itirazın alacaklıya tebliğ edilmediği, öyleyse eldeki itirazın iptali davasının yasal bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde olan 27.05.2025 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır. Öncelikle belirtmek gerekir ki, davalı tarafından yasal süresi içerisinde sunulan cevap dilekçesi ile zamanaşımı def'inin ileri sürüldüğü, Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 19/11/2012 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı emsal kararında da "Kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan davalarda ceza zamanaşımı süresi 6762 TTK'nın 1268. maddesi uyarınca uzamış zamanaşımı uygulanmayacağı, ancak, zorunlu mali sorumluluk sigortası şirketi aleyhine açılan davalarda ceza zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiği" gereğine değinildiği, kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan maddi tazminat talepleri sigorta ettiren ile sigortacının tarafı olduğu sözleşmeye dayanmakta olup, bu davaların 6102 Sayılı TTK’nın 1420. maddesi gereğince 2 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu, bu düzenlemenin Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartlarının C.9. maddesinde de açıkça ve aynen yer aldığı, 6102 Sayılı TTK’nın 1446. ve 1427. maddeleri hükmü uyarınca zamanaşımı süresinin başlangıcı alacağın muaccel olduğu gün, yani sigortalının rizikonun gerçekleştiğini öğrenmesine müteakip ve rizikoyla ilgili belgelerin sigortacıya vermesinden sonra sigortacının edimine ilişkin araştırmaları bitince ve her halükarda yapılacak ihbardan 45 gün sonra olduğu, KTK'nın 109-(2) maddesindeki uzamış ceza davası zamanaşımı süresinin uygulanabilmesi için, tedavi giderleri ve/veya ölüm nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı istemi gibi, yaralama veya ölüm ile ilişkili bir olaydan (dolayısıyla haksız eylemden) zarar gören tarafın açtığı bir dava olması gerektiği, kasko sigortası nedeniyle maddi tazminat talebinin dayanağının ise, sigorta ettiren ve sigortacının tarafı olduğu sözleşme olduğu KTK'nın 109-(2) madde hükmünde, davanın cezayı gerektiren bir eylemden doğması ve Ceza Kanununun bu eylem için daha uzun bir dava zamanaşımı süresi öngörmüş bulunması halinde, bu sürenin, maddi tazminat talepleri için de geçerli olacağının hüküm altına alındığı, bu madde hükmünde geçen "maddi tazminat talepleri" kavramı ile kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan araç hasarına ilişkin davadaki istemin (maddi tazminatın) ilişkilendirilmesinin mümkün olmadığı, bu nedenlerle; davacının davasının KTK'nın 109-(2) maddesi kapsamında değerlendirilmeyeceği, zira kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan taleplerde uzamış ceza davası zamanaşımı süresinin uygulanmasının mümkün olmadığı, zira davanın dayanağının taraflar arasındaki sözleşme olduğu, bu davanın 6102 sayılı TTK’nın 1420. maddesi gereğince 2 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu, trafik kazasının 05/12/2024 tarihinde meydana geldiği, davacı tarafça 10/04/2025 tarihinde icra takibinin yürütüldüğü ve işbu davanın 27/05/2025 tarihinde açıldığı, dava tarihine dek icra takibinde yapılan işlemler sebebiyle kesilerek yeniden başlayan 2 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı anlaşıldığından davalı tarafından ileri sürülen zamanaşımı def'inin reddine karar verilerek yargılamaya devam olunmuştur. Toplanan delillere göre, taraflar arasındaki mutabakatname uyarınca rayiç bedelin 2.900.000,00-TL olarak kararlaştırıldığı, davacının taraflar arasında imzalanan bu ibraname kapsamında talepte bulunduğu, ibranamede, ancak tazminat bedelinin...A.Ş. ve aracı hasarlı hali ile alan firma / kişi tarafından banka hesabına aktarılması halinde geçerli olacağının kararlaştırıldığı, nitekim davalı tarafından 20.06.2025 tarihinde 1.030.000,00-TL ödeme yapıldığı ve davacı tarafından ıslak imza ve iletişim kartı ile mutabakatnamenin imzalandığı, bu durumda tarafların dosya arasındaki ibraname-muvafakatname ile sigortalı aracın rayiç değeri ile pert total (sovtaj) değeri konusunda mutabık kaldıkları görülmekle aracın yeniden rayiç değerinin hesaplanmasına gerek bulunmadığı anlaşılmış ve bilirkişi raporu alınmasına gerek görülmemiştir. Taraf iddia ve savunmalarına, toplanan delillere, yapılan değerlendirmelere, taraflar arasındaki mutabakatname uyarunca rayiç bedelin 2.900.000,00-TL olarak kararlaştırılmasına ve icra takip dosyasına göre, davalı tarafından mutabık kalınan bedelin davacıya ödenmediği, icra takip dosyasından sonra yapılan ödeme asıl alacağı karşılar tutarda olsa da takip dosyası ferilerini karşılamadığı, bu itibarla davalı tarafından icra takip dosyasına yapılan itirazın iptaline karar vermek gerekmiştir. Tüm bunlarla birlikte belirtmek gerekir ki, beyan dilekçesi içeriklerine ve kapak hesabına göre eldeki davada, takip konusu alacak için 20.06.2025 tarihinde 1.030.000,00-TL ödeme yapıldığı, ancak anılan ödemenin icra harç, faiz, masraf ve icra vekalet ücretini kapsamadığı, müzekkere yanıtına göre kapak hesabında yazılı miktar olan 1.297.995,95-TL tutarında icra dosyasına ödeme yapılmadığı görüldüğünden davanın konusuz kalmadığı, anılan ödemenin icra müdürlüğünce infaz aşamasında dikkate alınması gerektiği değerlendirilmekle yargılamaya devam olunmasına karar verilmiştir. Tüm bunlarla birlikte takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeye borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından bu koşullar mevcut ise ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir (Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, ...Esas, ...Karar; Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 07.06.2006 tarih ... Esas,...Karar sayılı kararı). Davacının talebine konu olan likit (belirlenebilir) olup protokol hükümlerine dayandığından ve taraflarca tutar tespit edildiğinden asıl alacak taleplerinin ve icra inkar tazminatı talebinin kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: İzah olunan gerekçelerle; Davanın KABULÜ ile, 1-Davacı tarafından davalı aleyhine yürütülen ... 12.İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı takip dosyasına davalı borçlu tarafından yapılan itirazın İPTALİNE, takibin 1.030.000,00-TL üzerinden aynı koşullar altında DEVAMINA, 2-İcra takibine yapılan itiraz haksız olduğundan ve likit (belirlenebilir) hüküm altına alınan alacak (1.030.000,00-TL) üzerinden % 20 oranında hesaplanan 206.000,00-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Asıl alacak olan 1.030.000,00-TL'ye takip tarihi olan 10.04.2025 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, 4-Davalı tarafından takip konusu alacak için 20.06.2025 tarihinde yapılan 1.030.000,00-TL ödemenin icra müdürlüğünce infaz aşamasında dikkate alınmasına, 5-Kabul edilen dava değeri (1.030.000,00-TL) üzerinden alınması gereken 70.359,30-TL harçtan başlangıçta peşin alınan 12.439,83-TL peşin harcın mahsubu ile eksik olan 57.919,47-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 6-Davacı tarafından dava açılırken peşin olarak yatırılan 12.439,83-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davacı tarafından yargılama nedeniyle yapılan 783,30-TL posta ve tebligat yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Davalı tarafından herhangi bir yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 9-Davacı taraf dava ve duruşmalarda kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan ve takdir olunan 160.500,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 10-Dava şartı arabuluculuk sürecinde Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 4.600,00-TL arabuluculuk ücretinin, davada haksız çıkan davalıdan alınarak 6183 sayılı Kanuna göre tahsili ile hazineye irat kaydına, 11-Taraflarca yatırılan gider avansından artan kısmın karar kesinleştiğinde ilgilisine re'sen iadesine, Dair, e-duruşma ile katılan davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 (iki) hafta içinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer yada başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yasa yolunun açık olduğu, istinaf dilekçesinde istinaf yoluna başvuru konusu edilen hususlar ile nedenlerinin belirtilmesinin gerektiği, süresi içerisinde karara karşı istinaf yoluna başvurulmaması halinde hükmün kesinleşeceği ve infaz edilebileceği açıklanmak suretiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.17/03/2026
Katip ¸e-imzalıdır
Hakim ¸e-imzalıdır