İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/367 E. 2025/1032 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2025/367
Karar No
2025/1032
Karar Tarihi

T.C. İstanbul Anadolu 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/367 KARAR NO : 2025/1032

DAVA : Tazminat DAVA TARİHİ : 19/10/2011 KARAR TARİHİ : 23/12/2025

Mahkememizde görülmekte olan 5464 S.K. Uy.Tacirlere Verilen Kurumsal Banka Ve K.Kartlarından Kaynaklanan (5411 S.K. 142/1 Hariç) (Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin uzun yıllardır ----- yaşadığını, Türkiyedeki işlerini yürütmesi, kendi nam ve hesabına işlemler yapması ve birikimlerini yine kendi nam ve hesabına değerlendirebilmesi için öz kardeşi davalı --- - vekaletname vererek vekil olarak atadığını, ancak davalı ---- kendisini bir çok kez maddi ve manevi zarara uğratmış olması nedeniyle 31/07/2009 tarihi itibariyle ----.Noterliğinin azilnamesi ile azlettiğini ve ayrıca bunun yanında ------- Başkonsolosluğunun azilnamesi ile de 17/08/2009 tarihinde azlettiğini, davalı - --- azledilmesinden sonra müvekkilinin imzasını taklit ederek diğer davalı banka şubesine hitaben sahte bir talimat dilekçesi ile müvekkilinin hesabının bulunduğu davalı bankanın ----- şubesindeki hesabını kapatarak bakiye 33.000,00 TL'nin nakit olarak kendisine ödenmesini sağlamış, davalı bankanın da bu sahte talimata dayanarak ve hiçbir inceleme ve araştırma yapmadan, müvekkilini aramadan müvekkilinin hesabındaki parayı diğer davalı----- elden ödediğini, müvekkili ile davalı banka arasında bir vekalet ilişkisi bunun da ötesinde ödünç (karz) sözleşmesi bulunduğunu, bu ilişki sebebiyle de davalı bankanın görevini özenli bir şekilde ifa etme yükümlülüğünün bulunmasına rağmen özensiz ve kusurlu hareketiyle ve basiretli tacir olarak davranma yükümlüğünü ihlal ederek müvekkilinin zarar görmesine sebebiyet verdiğini, dava konusu olay nedeniyle ---- Cumhuriyet Başsavcılığının ----- soruşturma sayılı dosyası ile ilgililer hakkında soruşturma başlatıklarını ve soruşturmanın devam ettiğini iddia ile müvekkilinin mağduriyetine sebebiyet veren davalıların talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydı ile ve tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile şimdilik 33.000,00 TL maddi ve 10.000 TL manevi olmak üzere toplam 43.000,00 TL'nin olayın meydana geldiği tarihten itibaren davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP : Davalı ----- vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafça sahte olduğu iddia edilen ödeme talimatının davacıya ait imzayı ihtiva etmekte olup, geçerli ve usulüne uygun düzenlenmiş bir ödeme talimatı görünümünde olduğunu ve talimattaki imza ile davacının müvekkili banka nezdindeki imzaları ile birebir uyuştuğunu, müvekkili banka çalışanlarının üzerine düşen yükümlülükleri eksiksiz yerine getirmiş olup, gerekli unsurları taşıyan talimata istinaden ödeme yaptıklarını, bu nedenle müvekkili bankaya kusur izafe edilemeyeceğini, ayrıca davacının, diğer davalı ---- müvekkili bankanın ----- şubesi nezindeki hesabıyla ilgili yapılacak tüm işlemlerde vekil olarak tayin etmiş ve sözü edilen şahsı vekaletten azlettiğini, müvekkili bankaya hiçbir şekilde bildirmediğinden davacı taraf kendi kusuruyla zarara sebebiyet verdiğini, dava konusu talimata istinaden yapılan ödeme işleminin 25/05/2009 tarihinde gerçekleştiğini, davacının diğer davalıyı azil ettiği tarihin ise 31/07/2009 olup, dava konusu işlemin davacının diğer davalıyı azlettiği tarihten önce gerçekleştiğini, dava konusu işlemin yapıldığı tarihte diğer davalının, davacının yetkili temsilcisi konumunda olduğunu, bu nedenle yapılan işlemlerin bankacılık uygulamalarına ve mevzuata uygun olduğundan müvekkili bankaya kusur izafe edilmesinin mümkün olmadığını, diğer davalı ile davacının ağır kusurunun müvekkili bankanın sorumluluğu açısından illiyet bağını kestiğini, manevi tazminatın koşulları oluşmadığından davacının manevi tazminat talebinin reddi gerektiğini, ayrıca manevi tazminat talebinin fahiş olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini ve ayrıca dava konusu olayın ----- Cumhuriyet Başsavcılığının ------ soruşturma sayılı dosyası kapsamında incelenmekte olup işbu dava ile doğrudan bağlantılı nitelikte olduğundan savcılık dosyasının bekletici mesele yapılmasını talep etmiştir.Diğer davalı---- cevap dilekçesinde özetle; davaya konu para çekme işleminin doğru olduğunu ve kendisi tarafından yapıldığını ancak tümü ile davacının bilgisi dahilinde gerçekleştiğini, söz konusu talimatın yurtdışından bankaya davacı tarafından fakslandığını bu durumun bilirkişi incelemesi ile ortaya çıkacağını, dava konusu ----- konusu para çekilme işleminin, azledilmemden çok önce gerçekleştiğini, aksi olsa dahi davacının azilnameyi bankaya göndermesi gerektiğini, davacının ruh sağlığının bozulduğunu bu nedenle dava ehliyetinin tespitinde esas olmak üzere kendisinin adli kurumlarda muayenesi ile gerektiğinde vasi tayini gerektiğini, ayrıca dava konusunun zamanaşımına uğradığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE: Dava, hukuki niteliği itibariyle; haksız fiil nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararın tazminine ilişkindir.Dosyanın incelenmesinde davanın ilk olarak mahkememizin ----- Esasında görülmekte iken yapılan yargılama sonunda 14/11/2024 tarih ve ----- sayılı kararı ile dosyanın ihtisas mahkemelerinde görülmesi gerektiği gerekçesi ile görevsizlik kararı verilmiş, verilen karar üzerine dosya -----Asliye Ticaret Mahkemesine tevzi edilmiş, işbu mahkemece yapılan inceleme sonunda 14/04/2025 tarih ve --- Esas ----- sayılı kararı ile dosyanın mahkememize iadesine karar verilerek dosya mahkememize iade edilmiş ve dosya yeniden mahkememizin ------ Esasına kaydedilmiştir. Dava basit yargılama usulüne tabi olup, yöntemine uygun olarak oluşturulan tensip zabtı uyarınca yargılamaya başlanmış, ön inceleme duruşmasında belirlenen uyuşmazlık noktaları kapsamında tahkikata geçilerek deliler toplanmak suretiyle tahkikat bitirilmiş ve yargılama sonuçlandırılmıştır. Taraflarca delil olarak dayanılan ---- Ağır Ceza Mahkemesi'nin ---- Esas -----sayılı dosyası ve diğer deliller celp edilmiş, dosyaya sunulan bankacılık sözleşmesi, vekaletname ve azilname suretleri, talimat ve dekont sureti ile birlikte incelenmiştir. Mahkememizce verilen görevsizlik kararından önce; bekletici mesele yapılmasına karar verilen davalı---- hakkında açılan ----. Ağır Ceza Mahkemesi'nin ----- sayılı dosyasında sanık----- üzerine atılı dolandırıcılık suçunu işlediği anlaşıldığından 3 yıl hapis ve 3300 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, Yargıtay ----Ceza Dairesi'nin------. Sayılı ilamı ile düzeltilerek onanmasına karar verilerek kararın kesinleştiği görülmüştür. Taraflar arasındaki uyuşmazlık; davacı ile davalı ------ arasında kurulan vekalet sözleşmesine dayalı olarak söz konusu davalının vekalet ile üstlendiği yükümlülüğe aykırı davranıp davranmadığı, davacının hesabından para çekilme işleminin izlendiği usul itibariyle fax ve imza taklidi suretiyle gerçekleştirildiği iddiasına dayalı olarak söz konusu işlemin usul ve talimatlara aykırı gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği, davacının teammül niteliği taşıyan izninin bulunup bulunmadığı, söz konusu işlemin aynı zamanda diğer davalı bankanın talimata uygun olarak kusursuz sorumluluk niteliğindeki özen yükümlülüğünü ihlal niteliğinde olmadığı, bu kapsamda davacının hesabından izni olmaksızın tahsil edildiğini belirtmiş olduğu bedelin davalılardan tazmini isteminin yerinde olup olmadığı, davalı bankanın kusurlu addedilmesi halinde kusurunun oranı ve davacının manevi zararının mahkememizce takdiri noktalarında toplanmaktadır.Tüm dosya kapsamına göre; davacı ile davalı banka ------ şubesi arasında 03/04/2007 tarihinde bireysel müşteri sözleşmesi kapsamında ilişki kurulduğu, davacının müşteri davalının ise banka olduğu, davacının İsviçre ----- ikamet ettiği ve Türkiye'deki iş ve işlemleri ile ilgili olarak -----. Noterliği'nin 27/07/1998 tarih ------ yevmiye numaralı ihtarnamesiyle davalı kardeşi------ yetkili kıldığı, söz konusu vekaletnamede para yatırma, çekme, ahzu kabz yetkilerinin de bulunduğu, bu kapsamda davacı ile davalı arasında EBK m.389 vd. hükümlerince vekalet akdinin kurulduğu, davacının vekil eden anılan davalının ise vekil olduğu ancak davalı---- kendisini bir çok kez maddi ve manevi zarara uğratmış olması gerekçesiyle 31/07/2009 tarihi itibariyle -----. Noterliği'nin 31/09/2009 tarih ve ----- yevmiye numaralı azilnamesi ve ayrıca ---- Başkonsolosluğunun azilnamesi ile de 17/08/2009 tarihinde davalıyı azlettiği, davalı------ davacının imzasını taşıyan 22/05/2009 tarihli faks evrakına ilişkin olarak davacının hesabından 25/05/2009 tarihinde 33.000,00 TL'yi çektiğinin sabit olduğu, mahkememizce bekletici sorun yapılan ----Ağır Ceza Mahkemesi dosyasında davacının şikayeti üzerine yapılan kovuşturma dosyasında davalı ------ savunmalarında özetle; "bu parayı kardeşinden borç olarak istediğini, kardeşinin de bankaya fax çekmek suretiyle kendisine paranın ödenmesini sağladığını, daha sonra borcu ödeyemeyip araları bozulunca kardeşinin şikayetçi olduğunu, faksı kendisinin çektirmediğini atılı suçu işlemediğini" beyan etmiş ise de bu beyanların davacı tarafından kabul edilmediği ayrıca anılan dosyada alınan 19/01/2014 tarihli bilirkişi raporuna göre, bankaya faks olarak gönderilen ödeme talimatı belgesindeki davacı adına atılı imzanın davalı ----- eli ürünü olduğunun mütalaa edildiği belirtilerek davalı ------- hayatın olağan akışına da uygun olmayan savunmalarının suçtan kurtulmaya yönelik olduğu kanaatine varılmak suretiyle davalının davacı kardeşine ait hesaptaki parayı çekmek için bankayı aracı kılmak suretiyle atılı nitelikli dolandırıcılık suçunu ve bankaya gönderilen faks yazısında müştekinin imzasını taklit etmek suretiyle özel belgede sahtecilik suçunu işlenmesi sebebiyle mahkumiyetine karar verildiği, söz konusu kararın kesinleştiği, bu anlamda davalı ------- BK m.386 hükmü kapsamında talimata aykırı davrandığı, her ne kadar davacı tarafından yapılan azil, talimat tarihinden sonra ise de somut uyuşmazlıkta davacının hesabından para çekme işlemine ilişkin talimat yoluyla tahsile ilişkin banka işlemlerine dair bir teamülün oluşmadığı, olay tarihi itibariyle mobil uygulama ve kontrolün çok yaygın olmaması ve işlemin hesap cüzdanına işlenmemiş olması vs. hususlar kapsamında talimat evrakının sorgulanmaksızın paranın davalı banka yetkilileri tarafından davalı ------ verildiği, talimatın sorgulanması halinde davacının talimatın kendisine ait olmadığını ifade edebileceği, davalı bankanın çalışanlarının eyleminin bir özen ve güven kurumu olan bankanın sorumluluğunu doğurduğu, imzanın benzer olmasının bu hususu değiştirmeyeceği, davacının söz konusu eylemi, hesabını kontrol ettikten sonra farkettiği anda iş bu davayı açması ve şikayette bulunduğu, bankanın kusurunun niteliği ve oranına dair TMK m.4 hükmü kapsamında yapılan değerlendirmede ise banka çalışanının bu yükümlülüğüne aykırı eylemi ile zararın doğması arasında nedenselliğin tam olarak bulunduğu, bankanın özen yükümlülüğüne aykırı hareket etmemiş olması halinde bu zararın doğmayacağı bu sebeple bankanın da diğer davalıyla birlikte tam kusurlu olduğu, davalıların sözleşmeye aykırılık eyleminin aynı zamanda BK m.41 vd. hükümleri kapsamında haksız fiil niteliğinde olduğu, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu'nun ------. Sayılı ilamı ile davacının her iki davalı yönünden hem sözleşmeden hem de haksız fiilden doğan borç ilişkisi hükümlerine dayanarak oluşan zararını talep edebileceği, bu kapsamda HMK m.33 hükmü kapsamında yapılan değerlendirmede BKm.41 vd. hükümlerinin zamanaşımı, temerrüt vs. hükümler kapsamında davacının daha lehine olduğu, bu kapsamda davalıların BK m.50 ve 51 hükümleri kapsamında söz konusu zarardan müteselsilen sorumlu oldukları, paranın çekildiği tarihte temerrütün oluştuğu ve bu tarihten itibaren davacının zararın tazminini işleyecek yasal faiz ile davalılardan müteselsilen talep edebileceği, manevi zarar yönünden ise davacının söz konusu eylem sebebiyle manevi zararının oluştuğu, BK m.49 hükmü kapsamında manevi zararın tazminini de davalılardan müteselsilen talep edebileceği, MK m.4 hükmü kapsamında yapılan değerlendirme de talep edilen manevi zararın uğranılan zarar ile orantılı ve hakkaniyete uygun olduğu kanaatine varılarak maddi ve manevi tazminat taleplerinin kabulüne karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Bunun yanında davacı ile banka arasındaki sözleşmenin bireysel bankacılık sözleşmesi olması ve 4077 sayılı TKHK'nun 3., 10 ve ilgili diğer hükümleri kapsamında söz konusu uyuşmazlıkta Tüketici Mahkemeleri görevli ise de dosyanın geldiği aşama, İstinaf kararı ve adil yargılanma hakkı vs. hususlar da gözetilerek bu hususun da yargılamanın uzamasına sebebiyet vereceği gözetilerek mahkememizce yargılamaya devam olunarak karar verilmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacının maddi tazminat davasının KABULÜ ile, 33.000,00 TL'nin 25/05/2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, 2-Davacının manevi tazminat isteminin KABULÜ ile, 10.000,00 TL'nin 25/05/2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile davalılardan müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, 3-Alınması gereken 2.937,33 TL karar ve ilam harcından peşin ödenen 638,55 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.298,78 TL harcın davalılardan müteselsilen tahsili ile hazineye irad kaydına, 4-Davacı tarafça yapılmış, 18,40 TL başvurma harcı, 638,55 TL peşin harç olarak toplam 656,95 TL harç gideri ile tebligat ve müzekkere posta ücreti olarak 2.147,40 TL masraf olmak üzere toplam 2.804,35 TL yargılama giderinin davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 5-Maddi tazminat yönünden avukatlık asgari ücret tarifesi uyarınca 33.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 6-Manevi tazminat yönünden avukatlık asgari ücret tarifesi uyarınca 10.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, Taraflarca yatırılmış gider avansından kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.

Atıf: İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/367, K. 2025/1032, T. 23.12.2025, www.arakarar.com/karar/istanbul-anadolu-2-asliye-ticaret-mahkemesi-2025-367-e-2025-1032-k-67ac8c027c6d