İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/363 E. 2026/94 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2025/363
Karar No
2026/94
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO:2025/424 Esas KARAR NO:2026/93

DAVA:İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) DAVA TARİHİ:10/06/2025 KARAR TARİHİ:17/02/2026

Taraflar arasında görülen davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda: GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; Davalının 20/10/2023 tarihli mail ile davacıdan .../İTALYA'dan ... ... gümrüğüne gelecek 2 araç için navlun teklifi istendiğini, davacı da her bir araç için 2.600 EURO olmak üzere 2 araç için toplam 5.600 EURO navlun bedeli için anlaşmaya vardıklarını, yük zamanında ve eksiksiz olarak ... ... Gümrüğüne getirilerek alıcısına teslim edildiğini, davalı adına düzenlenen ... numaralı 31/10/2023 tarihli 2.600 EURO bedelli ve ... numaralı 31/10/2023 tarihli 2.600 EURO bedelli iki adet fatura toplamı 5.200 EURO tutarındaki borcunu davalı ödenmediğini, davalının borcunu ödememesi üzerine ....İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının takibe itiraz ettiği ve takibin durduğu belirtilerek, itirazın iptali ile takibin devamına, asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır. Davalı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davaya konu edilen faturalar müvekkili tarafından kabul edilmediğini, faturaların içeriği müvekkile tebliğ edilmediğini, müvekkilinin ticari defterlerine de kaydedilmediğini, davacı tarafından sunulan faturalar tek başına alacağın varlığını ve miktarını ispata yeterli olmadığını, müvekkilin söz konusu faturalardan kaynaklanan herhangi bir borcu bulunmadığını, davacı tarafından kötüniyetle ikame edilen haksız davanın reddini, icra inkar tazminatı şartları oluşmadığından davacının icra inkar tazminatı talebinin reddini talep etmiştir. Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde; Dava, taraflar arasında akdedilmiş olan taşıma hizmet sözleşmesinden kaynaklı tahakkuk ettirilmiş olan navlun fatura bedellerinin tahsili istemiyle davalı aleyhine başlatılmış olan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Somut olayda; Taraflar arasındaki taşıma ilişkisi kapsamındaki düzenlenen navlun faturasının davalıdan tahsili istemiyle davalı aleyhine başlatılmış olan ....İcra Dairesinin ... Esas sayılı icra takibine yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesi istemiyle işbu davanın açılmış olduğu görülmüştür. İtirazın iptali davalarında alacaklının, İİK m.67 uyarınca borçlunun süresi içerisinde icra dosyasına yapmış olduğu itirazının, kendisine tebliği tarihinden itibaren bir sene içerisinde genel mahkemelere yapacağı başvuru üzerine genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat etmesi gerektiği hükme bağlanmıştır. Bu süre hak düşürücü nitelikte olup sürenin başlaması için borçlunun itirazının alacaklıya tebliği zorunludur. İşbu dava dosyasının temelini teşkil eden icra dosyasında yapılan kontrolde borçlunun süresi içerisinde icra dosyasına yapmış olduğu itirazın alacaklıya tebliğ edilmemiş olduğu, bu hali ile davanın süresinde açılmış olduğu kabul edilmekle yargılama yapılmıştır. Yargılama esnasında tarafların karşılıklı tacir olmaları sebebi ile öncelikle defterlerinin incelenmesi gerektiğinden mahkememizin ön inceleme celsesinde taraflara usulüne uygun ihtaratı içerir şekilde uyuşmazlık konusu alacağın incelenebilmesi amacıyla tarafların 2024- 2025 yıllarına ait ticari defterlerini sunmak üzere verilen kesin süre içerisinde davalının herhangi bir defter, belge ibraz etmediği görülmekle davacının ibraz etmiş olduğu belgeler ve tarafların celp edilen ba- bs formları karşılaştırmalı incelenmek suretiyle rapor tanzimi için dosyanın 1 mali müşavir bilirkişisine tevdine karar verilmiş olup bilirkişi tarafından ibraz edilen raporda özetle; Davacıya ait *** , davalıya ait *** mail adreslerinden yapılan yazışmalara göre; ... Plakalı araçlar ile uluslararası navlun bedeli kapsamında araç başı 2.600,00.-EUR üzerinden anlaşıldığı, araçlara navlun için CMR belgesi çıkarılarak ..., ... ..., ... adresinden yükleme yapıldığı, araçların ... limanından gemiye bindirilerek üzerindeki yüklerin 30.10.2023 tarihinde ... ambarına teslim edildiği, Takip ve cari hesaba konu olan davacı tarafından düzenlenen 5.200,00.-EUR toplam bedelli, 2 adet faturanın e-ticari fatura olduğu ve Gelir İdaresi Başkanlığı e-fatura portalı üzerinden davalı şirkete tebliğ edildiği, Bilindiği üzere e- ticari faturaların fatura düzenlenen kişi/kurum tarafından TTK 21/2 hükmü kapsamında e-fatura portalı üzerinden 8 gün içerisinde iptal/kabul etmeme hakkının bulunduğu, iptal etme hakkı kullanıldığında bu faturaların; fatura düzenlenen kurum/kişinin ba formuna yansımayacağı gibi faturayı düzenleyen kurum/kişinin de bs formuna yansımayacağı, Yüce Mahkemeniz tarafından vergi dairesinden celp edilen davalı şirkete ait karşılaştırmalı Ba- Bs formlarında; davacı şirket tarafından düzenlenen alacak konusu faturaların itiraza uğramadan davalı şirkete ait ba formunda, davacıya ait bs formunda yer alması sebebiyle, davacının cari hesaba konu ettiği faturaların davalı şirkete usulüne uygun bir şekilde tebliğ edildiği ve herhangi bir itiraza uğramadan kesinleştiğinin kabul edilmesi gerektiği, Davacı şirkete ait 2023 Yılı Ticari defterlerin TTK 64/3 hükümleri doğrultusunda e- defter uygulaması ile tutulduğu, dönem beratlarının alındığı, envanter defteri onaylarının zamanında yaptırıldığı, defterlerin usulüne uygun tutulduğu ve birbirini doğruladığı bu nedenlerle davacı şirkete ait; 2023 Yılı ticari defterlerin HMK 222/2 hükümlerine göre delil teşkil ettiği, Davacı şirket ticari defterleri ile dava konusu muhasebe hesap ve kayıtlarına göre; davacının davalıya 31.10.2023 tarihinde 5.200,00.-EUR tutarında 2 adet fatura düzenlediği ve ödemesini alamadığı, bu nedenlerle ödeme emri tarihinde davacı şirketin davalı şirketten 5.200,00.-EUR fatura alacağın olduğu, 07.10.2025 Tarihli Ön İnceleme Duruşma tutanağının 3. Bendinde üç hafta kesin süre içerisinde TTK'nın 64-88-83/son maddeleri ve HMK'nın 216-222-220/son maddeleri gereğince uyuşmazlık dönemine ait ticari defter ve belgelerinin eksiksiz bir şekilde mahkememize ibraz edilmesi veya bulunduğu yerlerin açıklanması, aksi halde bunları ibrazdan kaçınmış sayılacağının ve mazeretsiz ibraz edilmemesi halinde bir daha ibraz edemeyeceğiniz ve davadaki hasmının ticari defter ve belgelerinin incelenmesi sonucu bunların usul ve yasaya uygun tutulmuş olması halinde hasmının ticari defter ve belgelerinin sonucuna göre işlem yapılacağı hususu ile ayrıca davadaki hasmının ticari defter ve belgelerinin usulsüz olması, incelenmemesi, incelettirilmemesi, incelenememesi, ibraz edilmemesi, usulüne uygun olmasına rağmen kendisi lehine delil teşkil etmemesi hallerinde mahkemenin duruma göre ibraz etmekten kaçındığı ticari defter ve belgelerinin içerikleri konusundaki hasmının beyanlarını doğru olarak kabul edebileceği ve belirtilen sürenin kesin süre olduğunun ihtarına karar verildiği, ön inceleme duruşma tutanağının 12.10.2025 tarihinde davalı vekiline tebliğ edildiği halde, davalının ticari defter ve belgelerini dosyaya sunmadığı ve yerinde inceleme talebinde de bulunmadığı, Tüm bu nedenlerle; Davalı vekili tarafından .... İcra Müdürlüğü ... Esas Sayılı dosyasına edilen itirazın 09.01.2024 takip tarihinden itibaren 5.200,00.-EUR fatura alacağı, takip tarihinden tahsil tarihine kadar, Kamu bankalarınca 1 yıla kadar vadeli EUR mevduatına fiilen uygulanan azami faiz oranı üzerinden asıl alacağa uygulanacak faiz ile icra inkar tazminatı hükmünün Yüce Mahkemenize ait olduğu Kanaatine varıldığı mahkememize bildirilmiştir. Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre fatura emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır (229. md.). Fatura malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami "yedi gün" içinde düzenlenir. Bu süre içerisinde düzenlenmeyen faturalar hiç düzenlenmemiş sayılır (231/5. md.). 6102 sayılı TTK'da da fatura konusunda hükümler vardır. Ticari işletmesi bağlamında bir mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olan tacirden, diğer taraf, kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir” (6102 Sayılı TTK 21/1) Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (6102 Sayılı TTK 21/2). Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir (Bknz. ... Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesinin 2020/297 Esas, 2020/327 Karar Sayılı, 04/06/2020 Tarihli İlamı). Benzer mahiyette bulunan Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 11/11/2020 tarihli 2019/3926 E. 2020/2954 K. sayılı ilamında; "...Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 27.06.2003 tarih ve 2001/1 Esas, 2003/1 Karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere; bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır (Fatura ve dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın m. 21/2.). Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 21. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır. İşin bedeli sözleşme kurulurken kararlaştırılmış olup, fatura ise bu aşama ile ilgili değil, ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Fatura öncesinde taraflar arasında borç doğurucu hukuki ilişkinin bulunması, faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Faturayı alan (faturayı defterlerine kaydetmemesi koşulu ile) akdi ilişkiyi inkâr ettiğinde, faturayı gönderenin önce akdi ilişkiyi kanıtlaması gerekir. ... Faturaların borçluya tebliğ edilip edilmediği, itiraza uğrayıp uğramadığı belirlenmeli, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir. ... bu doğrultuda alacaklının delillerinin toplanıp değerlendirilmesi, şayet borçlunun faturaları kendi defterlerine kaydetmesi halinde alacaklının HMK'nın 222. (6762 sayılı TTK'nın 84. ve 85.) maddesi uyarınca alacağını ispatladığının kabul edilmesi gerektiği gözetilmelidir..." şeklindeki ilamı bir bütün olarak incelendiğinde davacı tarafından düzenlenmiş olan tüm faturaların davalı tarafından vergi dairesine usulüne uygun şekilde bildirildiği, tarafların vergi dairesi kayıtlarının karşılıklı olarak birbirini doğruladığı, bu hali ile ispat yükünün davalının üzerine geçmiş olduğu anlaşılmış olup davalının aksini ispatlayamadığı kanaatine varılmakla davacının icra takip tarihi itibari ile davalıdan fatura bedeli miktarınca alacağı olduğu kanaatine varılmıştır. Davacının dava dilekçesi ile borçlunun %20'den aşağıda olmamak üzere inkar tazminatı ödemesine hükmedilmesi yönündeki talebi değerlendirildiğinde İİK m. 67 hükmü uyarınca davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun itirazında haksızlığına karar verilmiş olması ve alacağının likit olması gerekmekte, kural olarak davalı borçlunun kötü niyetli olması şartı aranmamaktadır. Somut olayda davacının davasında haklı olduğu, dava konusu asıl alacağın fatura alacağından kaynaklı olması sebebiyle likit olduğu ve davalının haksız olarak takibe itiraz etmiş olduğu anlaşılmakla davacının icra inkar tazminatı talebinin kabulüne karar vermek gerekmiş olup bu kapsamda yerleşik içtihatlar uyarınca icra inkar tazminatının yabancı para alacağının takip tarihindeki Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası’nın efektif satış kuru üzerinden hesaplanacak Türk Lirası karşılığı belirlenerek hükmedilmesi gerektiğinden takip tarihinde takip çıktısı olan 170.289,08 TL'nin %20'si oranında olan 34.057,82 TL'nin icra inkar tazminatı olarak davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiştir. Yerleşik içtihatlar uyarınca yabancı para cinsinden taleplerde dava tarihindeki Merkez Bankası Efektif Satış Kuru esas alınmak kaydıyla Türk Lirasına çevrilerek dava değeri bulunmakta ve hesap bu dava değeri üzerinden yapılmaktadır. Nitekim emsal mahiyette olan ... Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesinin 2022/1852 Esas, 2022/1543 Karar Sayılı, 09/12/2022 Tarihli "... Dava konusu alacak yabancı para cinsinden olup, dava değerinin 55.000 USD'nin dava tarihindeki kur karşılığı olan (2,82 TL) 155.000,00 TL olduğundan harç, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin bu değer üzerinden hesaplanması gerekirken, yerel mahkemece dava değerinin karar tarihi itibariyle dolar kurunun efektif satış kuru üzerinden TL karşılığı olan 952.440,50 TL olarak belirlenip, bu değer üzerinden harç, yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmesi isabetli görülmemiştir." şeklindeki ilamı da göz önünde bulundurulduğunda işbu davanın değerinin 5.200,00 EURO x 44,8075 TL= 232.999,00 TL olduğu görülmekle bu miktar üzerinden harç, vekalet ücreti hesaplaması yapılarak aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM :Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere; 1-Davacının DAVASININ KABULÜ ile; davalının ....İcra Dairesinin ... Esas sayılı icra takip dosyasına vaki İTİRAZININ İPTALİ ile; takibin kaldığı yerden devamına, 2-Davalının haksız itirazları nedeniyle asıl alacak tutarı olan 170.289,08 TL'nin %20'si oranında olan 34.057,82 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,

3-Alınması gerekli olan 15.916,16-TL karar ilam harcından dava açılırken başlangıçta peşin olarak alınan 3.127,60-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 12.788,56-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 4-Davacı tarafından sarf edilen dava açılış gideri: 3.830,50-TL (başvurma, vekalet harcı ve peşin harç) davetiye, posta gideri: 120,00-TL, bilirkişi ücreti: 6.000,00-TL olmak üzere toplam: 9.950,50-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen miktar üzerinden AAÜT uyarınca hesap ve takdir olunan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Tarafların dava şartı olan arabuluculuk toplantısına katıldıkları halde anlaşamadıkları, arabuluculuk son tutanağı aslından anlaşıldığından 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanun'un 18/A-14 bendi uyarınca ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Suçüstü Ödeneğinden ödenen 3.600,00-TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 7-Taraflarca yatırılan gider avansın arta kalan kısmı karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 17/02/2026

Katip ... e-imzalıdır

Hakim ... e-imzalıdır

Atıf: İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/363, K. 2026/94, T. 17.02.2026, www.arakarar.com/karar/istanbul-18-asliye-ticaret-mahkemesi-2025-363-e-2026-94-k-db6abf2826a6