İlk Derece Mahkemesi · İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/312 E. 2025/679 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/312
- Karar No
- 2025/679
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/312 Esas KARAR NO : 2025/679 DAVA : Menfi Tespit (Ticari Nitelikteki Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 S.K.Hariç)) DAVA TARİHİ : 04/03/2025 KARAR TARİHİ : 16/07/2025 İzmir... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 04/03/2025 tarih,... Karar sayılı görevsizlik kararı ile mahkememize tevzi edilmekle mahkememizde yapılan yargılaması sonunda dava dosyası ve ekleri incelendi; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı tarafça müvekkili hakkında İzmir... İcra Dairesinin... Esas sayılı dosyasında kambiyo senetlerine özgü icra takibi başlattığını, ödeme emrinin gönderildiğini, söz konusu icra takibinin haksız ve kötü niyetli olduğunu, takibe dayanak olarak gösterilen senette kanununun aramış olduğu şekle aykırı olarak tahrifat yapıldığını, ödeme miktarının 82.000,00-TL olması gerekirken ödeme miktarının 282.000,00-TL olarak değiştirildiğini, söz konusu takibe dayanak olan belge tahrifat hesabıyla kambiyo senedi vasfının yitirdiğini, kambiyo takibine konu edilemeyeceğini, Yargıtay kararları somut olaylarına emsal olabilecek nitelikte olduğunu iddia ederek haklı davanın kabulüne, İzmir.... İcra Dairesini...Esas sayılı dosyası üzerinden yürütülen icra takibinin takibe konu senedin kambiyo senedi vasfına haiz olmaması nedeniyle takibin iptalini, icra takibi açıkça usul ve yasaya aykırı olduğundan icra takibinin durdurulması yönünden tedbir kararı verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın, İzmir ... İcra Dairesi'nin ... E. sayılı dosyasından başlatılan icra takibine konu bonoda, bedelin 82.000 TL olması gerekirken sonradan 282.000 TL'ye çıkarıldığını iddia ettiklerini ancak bu iddianın tamamen asılsız, hukuki dayanaktan yoksun ve hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davaya konu senet incelendiğinde; senette yer alan rakam (282.000 TL) ve yazıyla (ikiyüzseksenikibin TL) belirtilen tutarların uyumlu olduğunu, davacının iddiasını destekleyecek hiçbir objektif delil bulunmadığını, davacının dayandığı bilirkişi raporunun, yalnızca olasılık ifade eden subjektif yorumlara dayandığını, raporda herhangi bir laboratuvar testi (mürekkep yaşı analizi, optik spektroskopi vb.) yapılmadığını, sadece gözlemsel farklılıklardan "ekleme olabileceği" gibi kesin olmayan çıkarımlarda bulunulduğunu, bilirkişi raporunun mahkemeye kesin ve inandırıcı bir kanaat sunmadığını, ayrıca davacı tarafın, ilk aşamada imzaya itiraz ettiğini, imzanın kendisine ait olmadığını iddia ettiğini, ancak imzanın kendisine ait olduğu bilirkişi raporu ve mahkeme kararıyla belirlendikten sonra bu kez senette bedel artırımı yapıldığının ileri sürüldüğünü, Bu durumun, davacının savunmalarının tutarsız ve samimiyetten uzak olduğunu, salt icra takibini geciktirme amacı taşıdığını, imza itirazına ilişkin daha önce yürütülen dava neticesinde, İzmir... İcra Hukuk Mahkemesi'nin ... karar sayılı gerekçeli kararı ile borçlunun imzasının senet üzerinde bulunduğunun tespit edildiğini, itirazın reddedildiğini, Ayrıca bu kararda, senet bedeline ilişkin iddiaların önceden ileri sürülmediğini, bu nedenle imzaya itiraz davasında bu hususun tartışılmadığının belirtildiğini, dava konusu bononun, bizzat davacı tarafın rızasıyla ve taraflar arasındaki mevcut ilişki gereği davalıya teslim edildiğini, bononun içeriği, bedeli ve düzenlenme koşulları tarafların serbest iradesiyle belirlendiğini, bu durum karşısında, sonradan tahrifat iddiası ileri sürmenin, hem iyiniyet kurallarına hem de hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacının afaki iddialarının ispat edilemediğini, bu nedenle davanın haksız olduğunu ve reddinin gerektiğini, davacının asılsız dava açarak alacaklının tahsil kabiliyetini geciktirmesi nedeniyle İcra ve İflas Kanunu m.170/b ve HMK 329 uyarınca %20 oranında inkar tazminatına ve %10 oranında para cezasına hükmedilmesini sonuç olarak Davacı tarafın ihtiyati tedbir talebinin reddine, Davacının menfi tespit davasının reddine, Davacı aleyhine asıl alacağın %20'si oranında inkar tazminatı ve %10 oranında para cezasına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini vekaleten arz ve talep etmişlerdir. KANITLAR: İzmir .... İcra Hukuk Mahkemesi'nin... karar sayılı dosyası uyap sisteminden dosyamız arasına celp edilmiştir. GEREKÇE : Dava, menfi tespit davasıdır. Mahkememizin 2/04/2025 tarihli ara kararı ile davacı vekiline eksik harcı ikmal etmek ve arabuluculuk tutanağını sunmak üzere kesin süre verilmiş olup davacı vekilince arabuluculuk tutanağı sunulmamış ve harç eksikliği tamamlanmamıştır. 19.12.2018 tarihinde yürürlüğe giren 06.12.2018 tarih 7155 sayılı Kanunun 20. maddesiyle TTK'ya eklenen 5/A maddesinde "Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." hükmüne, aynı tarihte yürürlüğe giren aynı yasanın 23. maddesiyle 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununa eklenen 18/A-(2) maddesinin dördüncü cümlesinde "Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir" düzenlemesine yer verilmiştir. HMK'nın 115/2. maddesi de " Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder. " şeklindedir. 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 18/A maddesine göre, ilgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olarak kabul edilmiş olması durumunda, davacının arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılmadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorunda olduğu, bu zorunluluğa uyulmaması halinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiyenin gönderilmesi gerektiği düzenlenmiştir. Yine mahkemece gönderilen ihtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın mahkemece davanın usulden reddine karar verilmesi, ayrıca arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesi gerektiği hüküm altına alınmıştır. Türk Ticaret Kanunun 5/A maddesi 28/3/2023 tarihli ve 7445 sayılı Kanunun 31'inci maddesiyle bu fıkrada yer alan “paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında” ibaresi “para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında,” şeklinde değiştirilmiştir. 7445 sayılı Kanunun Geçici 1. Maddesinde " (1) Bu maddeyi ihdas eden Kanunla, 6102 sayılı Kanunun 5/A maddesinin birinci fıkrası ile 7036 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasına eklenen menfi tespit ve istirdat davaları hakkındaki hüküm, 1/9/2023 tarihinde ve sonrasında açılacak davalar hakkında uygulanır." şeklindedir. Tüm dosya kapsamı bütün halinde değerlendirilmekle; Davanın borçlu olunmadığının tespitine ilişkin menfi tespit davası olması, arabuluculuk şartının 1/9/2023 tarihi itibariyle yürürlüğe girdiği, davanın 2/04/2025 tarihinde açıldığı ve dava tarihi itibariyle arabuluculuğa başvurunun zorunlu olduğu anlaşılmakla açılan davanın arabuluculuk dava şartı yerine getirilmediğinden usulden reddine karar verilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın arabuluculuk dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL maktu ret harcından davacı tarafından peşin yatırılan 5.435,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 4.820,00 TL harcın karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4- Davalı tarafından yapılan herhangi bir yargılama gideri olmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 5-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte olan AAÜT hükümlerine göre dava değeri üzerinden hesaplanan 100,00 TL vekalet ücretinin davacı taraftan alınarak davalı tarafa verilmesine, 6-Taraflarca yatırılan kullanılmayan gider avansının kalan kısmının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yasa yolu açık olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu karar verildi. 16/07/2025 Katip ... ¸E-imza
Hakim ... ¸E-imza