İlk Derece Mahkemesi · İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi

İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/238 E. 2025/1017 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2025/238
Karar No
2025/1017
Karar Tarihi

T.C. İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/238 Esas KARAR NO : 2025/1017 DAVA :Bedelli ve Gerçek Bir Devir Yapılmadığı İddiası İle Şirket Payının İptali, Olmadığı Taktirde Bedelinin Tahsili İstemli DAVA TARİHİ :10/03/2025 KARAR TARİHİ : 22/10/2025 Mahkememizde görülmekte olan Bedelli ve Gerçek Bir Devir Yapılmadığı İddiası İle Şirket Payının İptali, Olmadığı Taktirde Bedelinin Tahsili İstemli istemli davaya ilişkin mahkememizce verilen hükmün istinaf edilmesi üzerine kaldırılmasından sonra yapılan açık yargılaması sonunda; DAVA: Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, ...San. Ve Tic. Ltd. Şti.,... Tic. Ve San. Ltd. Şti. ile ... San. ve Tic. A.Ş.'nin kurucu ortaklarından olup, şirketlerin, aile şirketi olduğunu, müvekkilinin bu şirketlerde uzun yıllar yöneticilik yaptığını, ...dlarında iki reşit çocuğu bulunan müvekkilinin, 2017 yılında başka bir kadın ile olan birlikteliğinden bir çocuğunun daha olduğunu, reşit çocuklarının bu durumu sindiremediğini, eşi, müşterek çocukları ve... şirketlerde ortaklıkları bulunan akrabaları da dahil olmak üzere mirasın bölüneceği, dışarıdan birine gideceği korkusu ile özellikle müşterek çocukların, müvekkiline düşman gibi davranmaya başladıklarını, müşterek çocuklarının, müvekkiline selamı sabahı kestiklerini ve psikolojik şiddet uyguladıklarını, müvekkilinin, çok vicdanlı ve merhametli olduğundan kendi canından kanından daha çok sevdiği müşterek çocuklarının böyle davranışlar sergilemesinin müvekkilini psikolojik olarak yıpratıp perişan ettiğini, müşterek çocuklarının ve eşinin kendisine yaptığı psikolojik baskı nedeniyle ruhsal bunalıma girdiğini ve psikosomatik ilaçlar kullanmaya başladığını, kullandığı bu ilaçların etkisi ile fiillerinin ve bu fiillerin sonuçlarının farkına varamayacak bir duruma geldiğini, bu dönemde müvekkilinin bu halinden yararlanmaya çalışan eşi ve çocuklarının, müvekkilinden özellikle maddi taleplerde bulunduğunu ve haksız menfaat elde ettiklerini, bu zamana kadar eşi ... ...'ın, müvekkilini oyaladığını, müvekkilini affettiğini ancak zamana ihtiyacı olduğunu, kafasını dinlemesi gerektiğini söyleyip müşterek konuttan ayrılmaya zorladığını, müvekkilinin yalnız başına yaşadığı ruhsal bunalım ile aile birliğinin tekrar kurulması ihtimaline binaen eşinin ve müşterek çocuklarının isteklerini yapmaya zorlandığını, davalının yanı sıra, müvekkilinin eşi ve diğer müşterek çocuğunun da, müvekkilinin durumundan yararlanıp haksız menfaat elde ettiğini, bu durumun aile mahkemesinde görülen dava dosyaları ile anlaşılır olduğunu, müvekkilinin eşi ve çocuklarının, müvekkilinin diğer çocuğunun anılı şirketlerde herhangi bir hakkı olsun istemedikleri için müvekkiline şirket hisselerinin tamamını devretmesi konusunda bin bir baskı yaptıklarını, neticeten, müvekkilinin aile içindeki baskılara ve eziyetlere daha fazla dayanamayıp söz konusu şirketlerdeki bütün hisselerini kızı davalı ...'a bedelsiz olarak devretmek zorunda kaldığını, yapılan bedelsiz devrin göstermelik ve sadece müvekkilinin kendisine yapılan psikolojik baskıdan yıpranması, sağlığında bozulmalar meydana gelmesi ve bu durumun son bulması nedeniyle yapıldığının en büyük göstergesinin devir yapıldıktan sonra dahi müvekkilinin, yönetici olarak şirketlerin iş ve işlemlerinde söz sahibi olması olduğunu, ayrıca dava konusu devirlere ilişkin şirketlerin muhasebe ve yönetim kayıtları incelendiğinde de davalının şirketin yönetiminde sadece göstermelik olarak var olduğununun, şirketin bütün yönetimsel işlemlerinin devirden sonra da müvekkili tarafından yapıldığı hususlarının ortaya çıkacağını, İzmir... Asliye Ticaret Mahkemesinin... değişik iş sayılı dosyasında davalı tarafın dosyaya sunduğu ihtiyati tedbir talebine karşı itiraz dilekçesinde devirlere ilişkin bedel ödediğine dair savunmada bulunmuş olup, yapıldığı iddia olunan ödemelere ilişkin herhangi bir belge sunamadığını ve soyut savunmalarda bulunduğunu, dosyaya gelecek müzekkere cevaplarıyla sabit olacağı üzere ve hisselerin devir tarihlerindeki hisse bedellerinin emsalleri ile karşılaştırıldığında tespit edilecek değer arasında fark ile davalı tarafın, yapılan devirleri karşılayacak herhangi bir maddi gücünün ve çalışmasının bulunmadığını, müvekkiline bedel ödenmediği hususlarının ispatlanacağını, zorunlu arabuluculuk görüşmelerinden sonuç alınamadığını bildirmiş, davaya konu şirket hisselerinin, şirkete ait araçların, taşınır ve taşınmazların, makinelerin ve demirbaşların devir ve temlikini önleyici mahiyette tedbir kararı verilmesini, davalıya devredilen ... Sanayi ve Ticaret A.Ş. ve ...Giyim Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. nezdindeki hisselerin iptaline, aksi halde hisselerin güncel değerinin ticari faizi ile birlikte tahsiline, mümkün olmaması halinde devredilen tarihteki bedelinin ticari faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMA: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının beyanlarının haksız, mesnetsiz ve maddi gerçeğe aykırı olduğunu, davacı tarafın, dava konusu devirlerin yeni yapılmış gibi mahkemeyi yanıltmaya yönelik beyanlarda bulunduğunu, oysa ..... Şirketinde bulunan 200.000 adet hissenin tamamını 03.04.2017 tarihinde müvekkiline bütün hak ve vecibeleri ile nominal değeri üzerinden devredildiğini, ... Tekstil.. Şirketindeki hisselerinin ise 19.09.2017 tarihinde 175.000-TL bedel karşılığında müvekkiline devredildiğini, TBK'nun 39.maddesi uyarınca hak düşürücü sürenin hata, hile, yanılma ve aldatmanın öğrendiği tarihten başlayacağını, davacının, çocukları tarafından psikolojik baskı gördüğünden bahisle devirleri gerçekleştirdiğini beyan ettiğini, oysa devirlerin gerçekleştiği tarihin 2017 yılı olup, davanın 2025 yılında açıldığını, hak düşürücü süre söz konusu olduğundan davacının taleplerinin dinlenme imkanı olmadığını, devir tarihinin üzerinden 7 sene geçtikten sonra bu devrin bedel karşılığında yapılmamış olduğunu beyan etmenin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, müvekkili tarafından devir bedelinin ödenmiş olduğunun kesin nitelikteki noter senedi ile ispatlanmış olup, davacının bedelin ödenmediği iddiasını kesin nitelikte başka bir belge ile ispat etmesi gerektiğini, Yargıtay'ın noter nezdinde hisse devri gerçekleştiren kişinin, bedeli nakden aldığına dair beyanının bağlayıcı olduğunu, ibra halinde hisse devir bedeline ilişkin alacak talebinde bulunulamayacağı, hisse devir sözleşmesinin noterde yapılması halinde ve ibranın bulunması durumunda gabin iddiasının ileri sürülemeyeceği görüşünde olduğunu, dava konusu devrin, bedel karşılığında yapılmış olduğunun yönetim kurulu kararında yer almakla birlikte aynı zamanda bu kararın noterde tescil edildiğini, kesin delille ispatlanmış bir duruma karşı iddianın ancak kesin delille ispat edilebileceğini, hal böyle iken hisse devrinin bedel karşılığında yapılmamış olduğunun ancak yazılı ve kesin bir delille ispat edilebileceğini, davacının, dava dilekçesinde ancak soyut ve gerçeğe aykırı bir takım beyanlarda bulunmakla yetindiğini, bedelin ödenerek devrin yapıldığı hususunun kesin nitelikteki resmi belgeler ile sabit olduğu halde ispat külfetinin müvekkiline yüklenemeyeceğinin açık olduğunu, davacının, müvekkilinin belge sunması gerektiği yönündeki iddiasının hukuki dayanaktan yoksun ve abesle iştigal olduğunu bildirmiş, davanın usul ve esas yönünden reddine karar verilmesini talep etmiştir. İNCELEME VE GEREKÇE: Dava; davaya konu şirketlere ait payların, davacı tarafça, davalıya bedelli olarak ve gerçek bir devir yapılmadığı, hisse devirlerinin davalı ile diğer aile bireylerinin yanıltması ve aldatması sonucunda yapıldığı iddiası ile her iki şirketteki davalı adına kayıtlı dava konusu payların iptali, olmadığı taktirde güncel tarihteki, mümkün olmazsa devredilen tarihteki bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Davaya konu ... Şirketi, anonim şirket olup, 03.04.2017 günlü ve... karar sıra nolu hisse devri hakkında yönetim kurulu kararı ile davacının şirket nezdinde bulunan 200.000 adet payını 03.04.2017 tarihi itibariyle bütün hak ve vecibeleri ile davalıya nominal değeri üzerinden devrettiğini, bedelini tahsil ettiğini beyan ettiği, bu nedenle davacının yönetim kurulu üyeliğinden de istifa ettiğine, hisse devrinin ve istifanın kabulüne, yeni ortak ...'ın ortaklar pay defterine kaydedilmesine oy birliği ile karar verildiği, kararın noter tarafından onaylanarak ticaret siciline tecsil edildikten sonra 06.04.2017 tarihli genel kurul ve 07.04.2017 tarihli yönetim kurulu kararı ile yarı pay sahibi ortak ...'in ve yeni ortak davalının, şirketi üç yıl süreyle münferiden temsile yetkili seçildikleri görülmüştür. Davaya konu .... Şirketi, limited şirket olup, davaya konu devirden önce ortaklarının 7.000'er payla ... ..., ..., ... ve davacı olduğu, davacının bu şirket nezdinde bulunan 7.000 payını, 175.000,00 TL bedel karşılığında 27.09.2017 tarihli noterce düzenlenmiş limited şirket pay devri sözleşmesi ile davalıya devrettiği, 16.10.2017 tarihinde yayınlanan ticaret sicil gazetesinde hisse devrinin yayınlanıp, 19.09.2017 tarihli genel kurul kararı ile ... ve davalının 10 yıl süreyle şirketi münferiden temsile yetkili olarak seçildiklerinin tescil ve ilan edildiği görülmüştür. Davanın niteliği, dava dilekçesinde dile getirilen iddialar, dava konu ve sebepleri, cevap dilekçesi içeriği, taraflar arasındaki anlaşmazlık noktaları ile ilgili yasal düzenlemeler, istikrar kazanmış yargı kararları göz önünde tutularak, taraflarca sunulan ve bildirilip mahkememizce toplanan deliller ve taraf tanıklarının dinlenmesi ile uyuşmazlığın çözümünün gerekli ve yeterli olup, ayrıca bilirkişi incelemesi yapılmasını gerektirir usulü ve yasal gereklilik görülmemekle toplanan yazılı deliller ve dinlenen tanık beyanları değerlendirilerek hüküm kurulmuştur. Davacı tanığı .... yeminli beyanında; daha önce ......Şirketinde çalıştığını, şirketten yaklaşık 8-10 yıl önce ayrıldığını, davacı ve davalıyı bu nedenle tanıdığını, davacının hisselerini davalının üzerine yaptığını duyduğunu, görgüye dayalı bir bilgisinin bulunmadığını, davacının hisseleri devrederken bir başka çocuğunun olduğunu duyduğunu, davacının, tek başına Çeşme'de yazlığında ikamet ettiğini, ancak hangi sebeple yaşadığını bilmediğini, aile arasında bir istemezlik olduğunu duyduğunu, davacı tanığı ... yeminli beyanında; davacının kaynı, davalının yeğeni olduğunu, 2017 yılında davacının bir çocuğunun dünyaya geldiğini, bu çocuktan sonra davalının, davacıya psikolojik baskı uyguladığını, malın çocuğa gitmesin diye uyguladığı psikolojik baskı sonucunda davacıın, fabrikayı davalıya devretmek zorunda kaldığını, davalının, 2017 yılında davacının daha önce ... çocuğunu öğrendiğini, davalı dışında davacının oğlu ... ...'ta davacıya psikojik baskı uyguladığını, boşanma konusunda da oyalama yaptıklarını, 2024 yılında davacı boşanma davası açtıktan sonra davacıya daha çok baskı yapmaya başladıklarını, 2024 yılı da dahil almış oldukları arazileri davacının hanımı ...'nin üzerine yaptığını, bu psikolojik baskının şu an için davacıyı çok kötü bir duruma getirdiğini, davalı tanığı ... yeminli beyanında; 2018 yılından bu yana şirketin vekili olarak çalıştığını, devir işleminin vekil olmasından önce yapıldığını, 2018 yılından bu yana sıklıkla şirkete gittiğini, bir defa olsun kendisinin davacı ile herhangi bir temasının olmadığını, şirketi davalı ile oğlu ... Bey' ile diğer ortak olarak ... ve onun oğlu ... Bey'in yönettiğini, davacının çocuklarının, babalarının şirketi kendilerine bıraktığını hep söylediklerini, davalı tanığı ... yeminli beyanında; mali müşavir olup, son 4-5 yıldır ......Şirketinin bağımsız denetimini yaptığını, kuruluşundan beri şirketi tanıdığını, ... Hanım adında muhasebe müdürüne hisse devri ile talepte bulunulduğunu, kendisinin de gerekli evrakları hazırlattığını, davalı ile davacının imzalarına sunduğunu, sonrasında sürekli olarak firmaya uğradığını, gerek davacı gerek davalı tarafından kendisine olumsuz birşeyin aktarılmadığını, davalının, davacıya baskı yaptığına ilişkin bir olaya tanık olmadığını bildirmişlerdir. Davacının terditli taleplerinden ilki, dava konusu ettiği ... ve .....Şirketleri nezdindeki davalıya devrettiği şirket hisselerinin davalı adına olan kaydının iptali ile yeniden kendi adına tesciline ilişkindir. Davacı, davanın sebebi olarak; evlilik dışı ilişkisi ve bu ilişkiden ... çocuğuna tepki gösteren davalı, dava dışı oğlu, eşi ve şirketlerin ortakları olan akrabalarının kendisine uyguladığı psikolojik baskı ile birlikte eşinin, kendisinin aile birliğinin tekrar kurulacağı yönünde aldatması ve yanıltması altında gerçek iradesine aykırı olarak hisseleri devrettiği iddiasında bulunmuştur. TBK'nun irade bozuklukları başlığı altında 30.maddesinde; sözleşme kurulurken esaslı yanılmaya düşen tarafın, sözleşme ile bağlı olmayacağı, 32.maddesinde; saikte yanılmanın esaslı yanılma sayılmayacağı, yanılanın, yanıldığı saiki sözleşmenin temeli sayması ve bunun da iş ilişkilerinde geçerli dürüstlük kurallarına uygun olması halinde yanılmanın esaslı sayılacağı, ancak bu durumun karşı tarafça da bilinebilir olması gerektiği, 34.maddesinde; yanılanın, yanıldığını dürüstlük kurallarına aykırı olarak ileri süremeyeceği, 35.maddesinde; yanılanın, yanılmasında kusurlu ise sözleşmenin hükümsüzlüğünden ... zararı gidermekle yükümlü olduğu, ancak diğer tarafın yanılmayı biliyor veya bilmesi gerekiyorsa, tazminat istenemeyeceği, 36.maddesinde; taraflardan birinin, diğerinin aldatması sonucu bir sözleşme yapmışsa, yanılmasının esaslı olmasa bile sözleşmeyle bağlı olmadığı, üçüncü bir kişinin aldatması sonucu bir sözleşme yapan tarafın, sözleşmenin yapıldığı sırada karşı tarafın, aldatmayı bilmesi veya bilecek durumda olması halinde, sözleşmeyle bağlı olmadığı, 38.maddesinde; taraflardan birinin, diğerinin ve üçüncü bir kişinin korkutması sonucu bir sözleşme yapmışsa, sözleşmeyle bağlı olmadığı, 39.maddesinde; yanılma veya aldatma sebebiyle ya da korkutulma sonucunda sözleşme yapan tarafın, yanılma veya aldatmayı öğrendiği ya da korkutmanın etkisinin ortadan kalktığı andan başlayarak bir yıl içinde sözleşmeyle bağlı olmadığını bildirmediği veya verdiği şeyi geri istemediği takdirde sözleşmeyi onamış sayılacağı düzenlenmiştir. Gerek dosyada toplanan yazılı deliller gerekse davacı tanıkları da olmak üzere dinlenen tüm tanıkların beyanlarının, davacının iddialarının doğrular nitelikte ve yeterlilikte olmadığı, davacının psikolojik baskı iddiasının kanunda düzenlenen korkutma niteliğinde bulunmadığı, psikolojik baskının ve davacının, eşi ile müşterek çocuklarının, davacının bir başka kadınla olan ilişkisine ve bu ilişkiden ... çocuğuna tepki göstermelerinin ve bu tepkiye bağlı olarak davacının mal varlığını kendilerine devredilmesi konusunda psikolojik baskı uygulanmasının kanunda işlemin iptalini gerektirir bir yasal sebep olarak düzenlenmediği, bununla birlikte davacı, eşinin aile birliğinin kurulacağı ümidiyle kendisini aldattığını ileri sürmüş ise de, bu konudaki iddianın da toplanan yazılı deliller ve tanık beyanlarıyla kanıtlanmadığı gibi aldatmanın üçüncü kişi olan eşi tarafından yapılmış olması karşısında davalının, bu aldatmayı bildiği veya bilecek durumda olduğunun da kanıtlanamadığı dikkate alınarak, davacının, hisselerin iptali ile kendi adına tescili isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. Davacının, terditli ikinci talebi, şirket hisselerinin iptaline ve tesciline karar verilmemesi halinde, hisse devirlerinin bedelsiz olarak yapılmış olması nedeniyle davaya konu her iki şirket yönünden devredilen hisselerin güncel bedellerinin, bunun mümkün olmaması halinde devredildiği tarihteki bedellerinin tahsili istemine ilişkindir. Davaya konu ......Şirketi nezdindeki hisse devir sözleşmesi resmi şekle uygun olarak 27.09.2017 tarihinde, noter tarafından onaylanmak suretiyle yapılmış, sözleşmede devredilen 7000 pay karşılığı 175.000,00 TL devir bedelinin, davacı tarafından, davalıdan nakden ve tamamen alındığı kayıt altına alınmıştır. Bununla birlikte davaya konu ......Şirketi nezdinde bulunan hisseler için davacının imzasını inkar etmediği, 03.04.2017 tarihli 2017/1 karar sıra nolu yönetim kurulu kararı ile davacının, davalıya 200.000 adet hisseyi nominal değeri üzerinden devrederek bedelini tahsil ettiği, bununla birlikte yönetim kurulu üyeliği görevinden istifa ettiği, istifanın kabul edildiği, devrin ortaklar pay defterine kaydedilmesine karar verildiği, bu karara uygun olarak tescil ve ilanların yapıldığı göz önünde tutulduğunda, davacının, her iki şirkette bulunan hisselerini devretmesine rağmen bedellerini tahsil etmediğine ilişkin iddiasını aynı kuvvette belgelerle kanıtlaması usul ve yasa gereğidir. Davalı taraf, dava konusu her iki devir bedelini ödediğini bildirmiş, davacı tarafça devir bedellerinin ödenmediğine ilişkin yazılı delil sunulmadığı gibi tanıkların dahi sözleşme bedelinin ödenmediği yönünde bir beyanları olmamıştır. Buna göre; davacının, bu yöndeki iddiasını aynı kuvvette delillerle kanıtlamasının zorunlu olmasına rağmen, iddiasını kanıtlar hiçbir delil ve belgenin toplanmamış olmasına bağlı olarak davaya konu bedellerinin ödenmediği konusundaki iddiasını kanıtlayamaması nedeniyle terditli ikinci talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerektirici nedenlerle: 1-Davanın REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcının, peşin yatırılan 615,40 TL harç ile 7.000,00 TL tamamlama harcından oluşan toplan 7.615,40 TL nispi peşin harçtan indirilmesiyle geriye kalan 7.000,00 TL harcın isteği halinde davacı tarafa iadesine, 3-Davalı taraf yararına A.A.Ü.T'nin 13(1) maddesi uyarınca takdir edilen 70.889,77 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak, davalıya verilmesine, 4-Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, 5-6325 sayılı hukuk uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A (14) maddesi uyarınca 4.600,00 TL arabuluculuk ücretinden oluşan yargılama giderinin davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 6-Davacı ve davalı ... tarafından peşin olarak yatırılan gider avansından artan gider avansının HMK'nun 333. maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, Davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda HMK'nun 343 ve 345. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde Mahkememize veya Mahkememize gönderilmek üzere başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesi'ne verilecek bir dilekçe ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 22.10.2025

Başkan... e-imza Üye ... e-imza Üye ... e-imza Katip... e-imza

Atıf: İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/238, K. 2025/1017, T. 22.10.2025, www.arakarar.com/karar/izmir-7-asliye-ticaret-mahkemesi-2025-238-e-2025-1017-k-a85cfa14ef54