İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi

İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 2025/225 E. 2026/102 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
Esas No
2025/225
Karar No
2026/102
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/225 Esas KARAR NO : 2026/102

DAVA : Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 11/07/2021 KARAR TARİHİ : 15/04/2026

Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava açan dilekçesinde özetle; müvekkili şirkete ait otel işletmesi olan “...” isimli otelin uzun yıllardır ...’da konaklama hizmeti verdiğini, “...” markasıyla müvekkili şirkete ait otel işletmesinin piyasada var olan ve belli bir tanınmışlık seviyesine ulaşmış bir işletme, ...’un maruf eski otellerinden olduğunu, müvekkili şirketin sahibi olan ...’ın mülkiyetinde bulunan “...” isimli otel işletmesi müvekkili şirketin sahibi ... ve ailesi tarafından kurulduğunu, “...”' ifadesinin davacı müvekkil şirketin sahibi ...’ın babası ...’ün lakabı olduğu için otele bu isimin verildiğini, müvekkili şirkete ait “...” isimli otelin davalı ...’ne ve şirket yetkilisi ...’e 15.03.2017 tarihinde kiralandığını, davalı kiracı şirket yetkilisi ile kiralayan ...’ın ailesi arasında davalı şirket yetkilisinin kira bedellerini ödememesi ve davalı şirket yetkilisinin olumsuz davranışları nedeniyle çeşitli sorunlar yaşandığını, aralarındaki uyuşmazlığın husumet derecesine ulaştığını, davalı şirketin “...” işletmesi için muaccel hale gelen kira alacaklarını ödemediğini, kiralayan ... tarafından ... 23.İcra Hukuk Mahkemesi’nin...Esas sayılı dosyası ile tahliye davası açıldığını ve 10.06.2021 tarihinde ... 23.İcra Hukuk Mahkemesi tarafından kiracı davalı şirket ve işletmecisinin tahliyesine karar verildiğini, davalı şirketin yetkilisinin, müvekkili şirket sahibi ...’ı ve ailesini zor durumda bırakmak amacıyla hiçbir hakkı, yetkisi ve korunmaya değer menfaati olmadığı halde mülkiyeti kendisine ait olmayan, kendisi oteli kiralamadan önce de otel işletmesinin markası “...” olmasına rağmen müvekkili şirkete ait “...” markasını 03.09.2020 tarihinde kötü niyetli olarak davalı şirket adına tescil ettirdiğini, ayrıca müvekkili şirketin sahibi ...’ın ailesine ait olan “...” isimli bir otel daha mevcut olduğunu, bu otelin davalı şirket yetkilisi ...’ın kardeşi ...’e ait olduğunu, uzun yıllardır faaliyet gösteren sektörde ve tüketici nezdinde yerleşik ve itibarlı bir şirket olan müvekkili şirketin hiçbir maddi ve manevi özveriden kaçınmayarak yoğun bir şekilde kullanarak tanıttığı “...” markasının müvekkili firma ile tamamen özdeşleştiğini, davalının haksız ve kötü niyetli olarak “...” markasını tescil ettirmesi ile taraflar arasında çeşitli sorunlar yaşandığından tüketici nezdindeki konumuna ve imajına telafisi imkansız zararlar verebilme tehlikesini barındırdığını, davalı şirket yetkilisinin kiralık olarak işlettiği müvekkili şirkete ait “...” markalı otelin müşterilerinin yorumlarına karşılık hakaret derecesine varan cevaplar verdiğini, markanın itibarının zedelenmesine neden olduğunu, markaya zarar verdiğini, davalının, müvekkili şirkete ait markayı hiçbir hakkı ve korunmaya değer menfaati olmadığı halde, davacı müvekkilin markasını daha önce tescil ettirmemiş olmasını fırsat bilerek, kötü niyetli olarak müvekkili şirkete ait markayı tescil ettirdiğini, öncelikle, mevcut durumun korunması ve davanın etkinliğini temin etmek amacı ile ... tescil numarası ile davalı yan adına tescilli bulunan “...+şekil” ibareli markanın TPE nezdinde tutulan sicil kaydına, 556 Sayılı KHK 16 ve 76 maddeleri uyarınca, dava sonuçlanıncaya dek 3.kişilere devri önleyecek şekilde teminatsız olarak tedbir konulmasına, davalıya tebligat yapılmaksızın; müvekkilinin haklarının acilen ve etkinlikle korunması gereği ve oluşabilecek zararın telafisinin ilerde mümkün olmaması nedeniyle 03.03.2020 başvuru tarihi ...tescil numaralı ...sınıfta tescilli davalı şirket adına kayıtlı “...” markasının hükümsüzlüğüne karar verilmek sureti ile sicilden terkinine karar verilmesini, gerekçeli kararın hüküm fıkrasının ülke çapında yayın yapan bir gazetede masrafları davalıya ait olmak üzere ilanına, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. SAVUNMA:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı şirket ile müvekkili şirket yetkilisi ... arasında davacı tarafından da dava dilekçesinde kabul edildiği üzere “...” adresinde bulunan taşınmazı “iş yeri” olarak kullanılmak üzere 15.03.2017 tarihinde 5 yıllık kira sözleşmesi akdedildiğini, söz konusu kira sözleşmesine konu taşınmaz ile ilgili olarak kira sözleşmesinde bildirildiği üzere tesliminin sağlanamaması ve tam kullanım gerçekleştirilememesi nedenleri ile kira bedelindeki murazaanın giderilmesi, fazladan ödenen kira bedellerinin iadesi ve sair sebepler ile ... 9.Sulh Hukuk Mahkemesi’nin, ...Esas sayılı dosyası ile dava ikame edildiğini, dolayısı ile kira sözleşmesinde ihtilaf var iken ve ayıplı olarak müvekkili kullanımına bırakılan taşınmazla ilgili olarak dava dilekçesinde yazılı kira bedellerin ödenmediğinden bahisle sunulan beyanların kabulünün mümkün olmadığını, dava dilekçesinde her ne kadar “...”nin davalı şirket yetkililerinin babasının lakabı olduğu ve kira sözleşmesinin imzalanmasından evvel de söz konusu Hotel adının ... olduğundan bahisle müvekkili şirket adına tescilli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmiş ise, davacı şirketin işbu taleplerinde haksız olduğunu, ...’de kiracı olarak bulunan, davalı şirket yetkilisi ... tarafından söz konusu markanın tescil edildiğini, kiracı olarak bulunulduğu sürede, davacı şirket tarafından “...” adı ile Türk Patent ve Marka Kurumu’na başvuruda bulunulduğunu, itirazları sonucu müvekkilinin haklı bulunduğunu, başvurularının reddolunduğunu, davalı müvekkili kiracıyken ve “...” ismiyle otelini işletmeye devam ederken davacı taraf kötü niyetli bir şekilde “...” ismiyle kötü niyetli bir şekilde ... hesabı açıldığını, logo hazırlandığını, davacı şirketin “...” adı ile TPE’ye başvurduğunu, müvekkili şirketin itirazları doğrultusunda reddedilmesine karar verildiğini, müvekkili şirketin, ...’da da pek çok işyeri vb. mekan adının da “...” olmasının da etkisiyle, binbir güçlükle ve uzun uğraşlar sonucunda markasını tescil ettirebildiğini, bu süreçte oldukça fazla para ve mesai harcandığını, otelin internet sitesinin masraflarını hala müvekkili tarafından karşılandığını, otelin konumu vb. tüm kullanım haklarının davalı müvekkil üzerine olduğunu, 2017’den beri medyadaki bütün reklam anlaşmalarının müvekkili tarafından yapıldığını ve giderlerinin müvekkili tarafından karşılandığını, otelin tanınmasını, gözde bir otel olmasını, bugünlere gelmesini sağlayan kişinin yirmi iki yıllık turizm emekçisi olan müvekkili olduğunu, davacının ise müvekkilinin oteli bugün olduğu konuma getirene kadar otelle ilgilenmediğini, ...’in eski isminin ... olduğunu, davacının babasının lakabının küpeli olduğu iddiasının doğru olmadığını, tamamen açılmış olan davayı kazanmak adına ortaya atılmış asılsız bir iddia olduğunu, eski adı ... iken “...” markasını almaya çalışan davacının taraf kötü niyetli olduğunu, hukuki dayanaktan yoksun işbu davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava; SMK'nın 6/3 ve 6/9 maddelerine dayalı olarak davalı adına tescilli 2020/26839 numaralı markanın (...) hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. Kaldırma ilamı öncesinde mahkememizce davanın kabulüne karar verildiği, kararın istinaf mahkemesi tarafından kaldırılması ile dosya yeniden ele alınmış, iş bu esas üzerinden değerlendirme yapılmıştır. Markanın hükümsüzlüğü halleri SMK'nın 25/1. maddesinde düzenlenmiş olup SMK'nın 5. ve 6. maddelerinde sayılan hallerden birinin mevcut olması halinde Mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verileceği belirtilmiştir. Huzurdaki davada; gerçek hak sahipliğine dayalı olarak SMK'nın 6/3 ve marka başvurusunda kötüniyet iddiasına dayalı olarak SMK'nın 6/9 maddesi kapsamında davalı markasının hükümsüzlüğü talep edilmiştir. Dosyanın tetkikinde; taraflar arasında 15/03/2017 tarihli kira sözleşme ilişkisinin tesis edildiği ihtilafsız olup uyuşmazlığın ''...'' markası yönünden gerçek hak sahibinin hangi taraf olduğu ve davalının marka başvurusunda kötüniyetli olup olmadığının tespiti noktasında toplandığı anlaşılmıştır. Kaldırma ilamı öncesinde davanın kabulüne ilişkin hükümde esas alındığı görülen bilirkişi raporunda, davacı ...ne, ...adresli işyeri için ... Başkanlığı tarafından 22/06/2012 tarihinde ... No’lu “Otel” faaliyeti konusunda İş yeri Açma ve Çalışma Ruhsatının verildiği, davacı şirketin 2015 yılında anlaşmalı matbaaya bastırdığı faturalarda işletme adı olarak “...” adını kullandığının tespiti yapılmış ve bu kapsamda davacının gerçek hak sahibi olduğu kanaatine varılmış ise de iş yeri ruhsatı üzerinde yalnızca otel ibaresinin yer aldığı, otel isim /markasının yazılı olmadığı, yalnızca 2017 tarihli faturanın mevcut olduğu, ancak 2015 tarihli faturaya dosya kapsamında rastlanılmadığı gibi davacı tarafın 2015 yılına ait ticari defterleri tetkik edilmediğinden hükümsüzlük istemli markanın, tescil yılı olan 2017 tarihinden öncesinde davacı tarafından kullanıldığı iddiasının ispatına yönelik olarak fatura ve ticari defter kayıtlarına ilişkin raporun denetime ve hükme esas alınmaya elverişli olmadığı saptanmıştır. Yukarıda belirtilen eksikliklerin giderilmesinden sonra davacının gerçek hak sahibi olup olmadığının değerlendirilmesi ve neticesine göre davalının marka başvurusunda kötüniyetli olup olmadığının incelenmesi gerekmektedir. Bam kaldırma ilamı incelendiğinde; " Tüm bu nedenlerle, davacının 2015 tarihli faturaları ile 2017 öncesine ait ticari defterlerinin sunulması ve incelenmesi için mali bilirkişi marifeti ile ek rapor alınarak neticesine göre değerlendirme yapılması gerektiği anlaşılmakla; davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince kısmen kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur." şeklinde karar verilmiş olup, Bam ilamı kapsamında davacı vekiline mehil verilmiş ancak davacı yanca bam ilamında belirtili 2015 yılı faturaları ile 2017 yılına ait kayıtları sunamamış, 1 adet fatura sunulmuş ise de, sunulu faturanın evvelce de( kaldırma ilamı öncesinde de dosyada var olan faturaya ilişkin olup yeni sunulu fatura değildir.) de var olduğu, bu durumda davacı vekilinin bam ilamında belirtili eksikleri ikmale yönelik delil ibraz edemediği, her ne kadar gerekçe olarak bahsi geçen belgelerin zayi olduğunu beyan etmiş ise de, bunun ispatına matuf delil sunmadığı, alınmış bir zayi kararının da bulunmadığı, her ne kadar bam ilamında "davacının 2015 tarihli faturaları ile 2017 öncesine ait ticari defterlerinin sunulması ve incelenmesi için mali bilirkişi marifeti ile ek rapor alınarak neticesine göre değerlendirme yapılması" gerektiği şeklinde karar verilmiş ise de, bam ilamında bahsi geçen incelenmesi gereken deliller davacı yanca sunulmadığı için ek rapor alınamadığı, zira bam ilamında bahsi geçen ek raporun alınması davacı yanca sunulması halinde 2015 tarihli faturalar ve 2017 yılı öncesi ticari defter kayıtlarının incelenmesi için olup, bahsi geçen belgeler sunulmadığından bam ilamı kapsamında ek rapor alınması durumunun da gerçekleşmediği, dosyadaki mevcut delillerin önceye dayalı gerçek hak sahipliğini ispatlamaya yeterli olmadığı, nitekim istinaf mahkemesi kararında da " bu kapsamda davacının gerçek hak sahibi olduğu kanaatine varılmış ise de iş yeri ruhsatı üzerinde yalnızca otel ibaresinin yer aldığı, otel isim /markasının yazılı olmadığı, yalnızca 2017 tarihli faturanın mevcut olduğu, ancak 2015 tarihli faturaya dosya kapsamında rastlanılmadığı gibi davacı tarafın 2015 yılına ait ticari defterleri tetkik edilmediğinden hükümsüzlük istemli markanın, tescil yılı olan 2017 tarihinden öncesinde davacı tarafından kullanıldığı iddiasının ispatına yönelik olarak fatura ve ticari defter kayıtlarına ilişkin raporun denetime ve hükme esas alınmaya elverişli olmadığı" bu hususa vurgu yapıldığının anlaşıldığı, bam ilamında son derece açık ve net bir şekilde de vurgulandığı üzere davacı yanın 2017 yılı öncesi ticari defter kayıtlarının incelenmesi gerektiği ve bu kayıtlar üzerinden inceleme yapılarak ek rapor alınması gerektiği ancak buna yönelik sunulu delil olmadığı, önceye dayalı gerçek hak sahipliğinin her dosya özelinde sunulu delillere göre değerlendirilmesi gerektiği, bir tarafın farklı olduğu başka bir dava dosyasında verilen istinaf mahkemesi kararının bu dosya yönünden önceye dayalı gerçek hak sahipliği için yeterli olmadığı, davacı yanın emsal olması adına sunduğu bam ilamında iş bu dava dosyası davacısının taraf olmadığı, ilgili bam kararında önceye dayalı gerçek hak sahipliği yönündeki yapılan tespit iş bu dosya davacısı lehine değil dava dışı şirket lehine verilmiş olup, anılı kararın iş bu dosya yönünden davacı lehine değerlendirilmesinin mümkün olmadığı nitekim iş bu dosya kapsamında önceye dayalı gerçek hak sahipliğini ispatlamaya haiz yeterli delil olmadığı hususunun esasen bam kaldırma ilamında da vurgulandığı ve yine tescilin kötüniyetli olduğunu ispatlamaya da elverişli delil olmadığı anlaşılmakla ispatlanamayan davanın reddi yönünde karar verilmiştir. HÜKÜM: 1-Açılan davanın reddine, 2-Alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 59,30 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye kalan 672,70 TL karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafça yapılan 211,50 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, 5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihindeki tarife gereğince hesaplanan 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, 6-Arta kalan gider ve delil avansının kararın kesinleşmesi ile yatıran tarafa iadesine, Dair karar taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde İSTİNAF YASA YOLU AÇIK olmak üzere verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı.. 15/04/2026

Katip ... ¸e-imzalıdır

Hakim ... ¸e-imzalıdır

Atıf: İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2025/225, K. 2026/102, T. 15.04.2026, www.arakarar.com/karar/istanbul-1-fikri-ve-sinai-haklar-hukuk-mahkemesi-2025-225-e-2026-102-k-a1739aa3344b