İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/192 E. 2026/41 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/192
Karar No
2026/41
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO:2025/192 Esas KARAR NO :2026/41

DAVA:Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:18/03/2025 KARAR TARİHİ:23/01/2026

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 12/12/2024 tarihinde TEM Otoyolu ... istikametinde meydana gelen maddi hasarlı trafik kazasında, davacıya ait ... plakalı aracın, davalı sürücünün sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın arkadan çarpması sonucu hasar gördüğü anlaşılmıştır. Kaza tespit tutanağı ve dosya kapsamındaki bilirkişi raporuna göre, davacı araç sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde kusurunun bulunmadığı, davalı araç sürücüsünün ise Karayolları Trafik Kanunu’nun 56. maddesinde düzenlenen takip mesafesine uyma yükümlülüğünü ihlal ettiği, bu suretle kazanın meydana gelmesinde asli ve tam kusurlu olduğu tespit edildiğini, kaza neticesinde davacıya ait aracın arka kısmında hasar meydana geldiği, aracın onarımı için eksper raporu alındığı ve hasar bedelinin belirlendiği, onarım süresi boyunca davacının aracını kullanamadığı, bu nedenle hak mahrumiyeti zararının oluştuğu anlaşılmıştır. Ayrıca araçta meydana gelen hasar nedeniyle kazadan önceki rayiç değeri ile kazadan sonraki rayiç değeri arasında fark oluştuğu, bu farkın araç değer kaybı niteliğinde olduğunu, Anayasa Mahkemesi’nin 09.10.2020 tarihli kararı doğrultusunda araç değer kaybının, araçta meydana gelen gerçek zarara göre ve piyasa rayiç değerleri esas alınarak hesaplanması gerektiği, bu kapsamda plastik, mekanik ve elektronik aksamlar dâhil olmak üzere hasar gören tüm parçaların değer kaybı hesabına dâhil edilmesi gerektiği, davacının aracında meydana gelen hasar bedeli, araç değer kaybı ve onarım süresince araçtan yoksun kalınması nedeniyle oluşan hak mahrumiyeti zararından davalı tarafın sorumlu olduğunu, davanın kabulü ile, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalı ... Sigorta Anonim Şirketi vekilinin cevap dilekçesinde özetle; davanın kısmi dava ya da belirsiz davası olarak ikame edilmesi Hukuk Muhakemeleri Kanunu' na aykırılık teşkil edeceğinden işbu davanın bu gerekçe ile usulden reddinin gerektiği, dava konusu kaza sebebiyle davacı sigortalının davaya konu ettiği hasar tazminatı bedelini somut olarak hesaplayabilmesi, tespit edebilmesi, belirleyebilmesinin mümkün olduğundan, işbu davanın HMK madde 107 icabı belirsiz alacak davası ya da kısmi dava olarak açılmasının mümkün olamayacağını, bu sebeple işin esasına geçilmeksizin davanın öncelikle usulden reddine, davacı araç mahrumiyet bedeli yönünden tazminat talebinin somutlaştıramadığını, davacının konu kazaya ilişkin maddi hasar ve değer kaybı yönünden sigorta tahkim komisyonunda yargılamasının devam eden başvurusunun bulunduğunu, işbu sebeple ... Sigorta AŞ' nin ihbarını talep ettiğini, tüm bu açıklanan nedenler ile müvekkili şirket aleyhine ikame edilen işbu davanın reddine, masraf ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE Dava konusu uyuşmazlık konusunun, ... plakalı aracın 18/12/2024 tarihinde karıştığı trafik kazasından dolayı araçta oluşan hasar bedeli, değer kaybı ile araç mahrumiyet tazminatı talebine ilişkin olduğu anlaşılmıştır. Davalı Doğa Sigorta'ya müzekkere yazılarak ... plakalı aracın trafik poliçesi ve hasar dosyasının gönderilmesiz istenilmiş olup, yazı cevaplarının dosyamız arasında olduğu görülmüştür. UYAP üzerinden sorgulama yapılarak kazaya karışan araçların tescil bilgileri dosya arasına alınmıştır. Mahkememizin 23/09/2025 tarihli celsesinin 2 numaralı ara kararı gereğince dosyanın bilirkişiye tevdine karar verilmiş olup, bilirkişilerin 01/12/2025 tarihli raporunun dosyamız arasında olduğu görülmüştür. Bilirkişi raporunun taraflara usulüne uygun olarak tebligat çıkartıldığı görülmüştür. Davacı vekilinin 21/01/2026 tarihli dilekçesi ile, ekte sundukları sulh anlaşmasına dayalı olarak sulh olunmuştur. Sulh protokolü uyarınca dava konusu asıl alacak ve ferileri (faiz, yargılama gideri, harç ve vekalet ücreti) konularında anlaştıkları, tarafların birbirinden başkaca bir masraf ve karşı vekalet ücreti talebi olmadığının açıkça belirtildiğini, bu nedenle sulh beyanları doğrultusunda karar verilmesini talep etmiştir. H.M.K. 315. maddesi gereğince sulh davayı sona erdiren ve kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğuran taraf işlemlerindendir. Davacı vekili 21/01/2026 tarihli dilekçesine ek olarak sunduğu Sulh Sözleşmesine göre karar verilmesini talep ettiğinden, talebinde vekalet ücreti konusunda da anlaşma sağlandığı hususu bulunduğundan Mahkememizce vekalet ücreti konusunda karar verilmemiş olup 13/01/2026 tarihli sulh anlaşmasının kararın eki sayılması yönünde hüküm kurulması gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda izah edilen gerekçeye istinaden; 1-DAVA SULH NEDENİYLE KONUSUZ KALDIĞINDAN ESAS HAKKINDA KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan, Harçlar kanunu gereğince Davadan feragat veya davayı kabul veya sulh, muhakemenin ilk celsesinden sonra vuku bulduğundan, maktu karar ve ilam harcının üçte ikisi olan 488,00-TL harcın mahsubu ile fazladan alınan 127,40 TL'nin yatıran tarafa iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinden bırakılmasına, 4-Fazla yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının dosya kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine, 5-Zorunlu arabuluculuk başvurusu nedeniyle devletçe karşılanan 4.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, Dair, miktar itibariyle istinaf sınırı altında kaldığından KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 23/01/2026

Katip ... e-imzalıdır

Hakim ... e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2025/192, K. 2026/41, T. 23.01.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-192-e-2026-41-k-4855ddc75935