İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/1298 E. 2026/260 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/1298
Karar No
2026/260
Karar Tarihi

T.C. Ankara Batı 1 ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/1298 Esas - 2026/260 T.C. ANKARA BATI 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TÜRK MİLLETİ ADINA

ESAS NO : 2025/1298 KARAR NO: 2026/260

HAKİM : KATİP :

DAVACI : VEKİLİ : DAVALI : VEKİLİ :

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 15/10/2025 KARAR TARİHİ : 14/04/2026 K.YAZIM TARİHİ : 10/05/2026

Yukarıda tarafları yazılı davanın mahkememizce yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili; davalı şirket tarafından 25.03.2025 tarihinde boru ve muhtelif boru malzemeleri siparişi verildiğini, bu sipariş doğrultusunda davacı şirket tarafından ürünler hazırlanarak 09.04.2025 tarihinde .... numaralı fatura düzenlendiğini ve aynı tarihte sevk irsaliyesi ile malların davalıya teslim edildiğinin ileri sürüldüğünü, davacının, söz konusu satıştan doğan 598.500,00TL tutarındaki bedelin vadesinde ödenmemesi üzerine alacağın tahsili amacıyla icra takibi başlattığını, ancak davalı tarafın itirazı üzerine takibin durduğunu, tarafların tacir olması nedeniyle zorunlu arabuluculuğa başvurulduğunu, ancak görüşmelerin anlaşamama ile sonuçlanması üzerine davacı tarafından itirazın iptali davası açıldığını, davacının ayrıca, satışa konu malların teslim edildiğinin fatura, sevk irsaliyesi ve cari hesap kayıtları ile sabit olduğunu, davalının faturaya süresi içinde itiraz etmemesi nedeniyle fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılması gerektiğini beyan ederek, davalının icra takibine yaptığı itirazın iptaline, takibin devamına ve asıl alacak üzerinden icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili; davacı tarafından başlatılan icra takibine süresi içerisinde borca itiraz edildiğini ve bu nedenle takibin durduğunu, açılan itirazın iptali davasının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, öncelikle davalı vekili, davalı şirkete yapılan tebligatın usulsüz olduğunu iddia etmekte; tebligatın Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesi koşulları oluşmadan yapıldığını ve şirket yetkilisi yerine “komşu” olduğu belirtilen bir kişiye tebliğ edilmesinin mevzuata aykırı olduğunu, bu nedenle davadan geç haberdar olunduğunu ve sunulan dilekçenin cevap dilekçesi olarak kabul edilmesi talep edildiğini, ayrıca mahkemenin ara kararı doğrultusunda davalı şirkete ait ticari defter ve belgelerin bulunduğu adresin mahkemeye bildirildiğini, esasa ilişkin olarak ise davalı tarafın, davacı ile müvekkili şirket arasında sürekli bir ticari ilişki bulunmadığını ve davacıya herhangi bir borçlarının olmadığını, davacı tarafından düzenlenen faturanın tek başına alacak doğurmayacağı, mal veya hizmetin fiilen teslim edildiğinin ayrıca ispatlanması gerektiğini, ayrıca davacı tarafından üstlenildiği iddia edilen işin tamamlanmadığını ve bu nedenle herhangi bir hakediş doğmadığını belirtilerek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER : Ankara Batı İcra Dairesinin ..... esas sayılı takip dosyası, tarafların ticaret sicil kayıtları, tarafların 2025 yılına ait BA - BS formları, tarafların ticari defter ve kayıtları, 10/03/2026 tarihli bilirkişi raporu ile tüm dosya kapsamı. Bilirkişi raporunda, yapılan inceleme, tespit ve değerlendirmeler çerçevesinde; davacı şirket tarafından düzenlenen 09.04.2025 tarih ve..... numaralı faturanın, Davalı şirketin yevmiye defterinde; muhasebe kayıtlarında yer aldığı ve toplam 598.500,00TL tutarında davacı şirket adına cari hesap alacağı olarak izlendiği, vergi idaresinden temin edilen karşılaştırmalı alış-satış analizi verilerine göre, tarafların vergi beyanlarında söz konusu işleme ilişkin 498.750,00TL tutarında ticari işlem kaydının bulunduğu, (KDV % hariç) bu çerçevede muhasebe kayıtları ve vergi beyanları yönünden yapılan incelemeye göre davalı Şirketin kayıtlarına göre; davacı şirketin 598.500,00TL tutarında kdv dahil alacak kaydının bulunduğu tespit edildiği, bununla birlikte, mal tesliminin fiilen gerçekleşip gerçekleşmediği, sözleşmenin ifa edilip edilmediği ve taraflar arasındaki borç ilişkisinin hukuki geçerliliği hususlarının mahkemenin takdirinde olduğu belirtilmiştir. GEREKÇE : Dava; taraflar arasındaki ticari iş ilişkisi kapsamında faturaya dayalı alacağının tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı alacaklı taraflar arasındaki ticari iş ilişkisi nedeniyle davalıdan alacaklı olduğu iddiasıyla faturaya dayalı icra takibi başlatmış olup; ödeme emri davalı borçluya 15.08.2025 tarihinde tebliğ edilmiştir. Davalı borçlu 7 günlük yasal süresi içinde 21.08.2025 tarihinde ödeme emrine itiraz ettiğinden takibin durdurulmasına karar verilmiştir. İtirazın iptaline yönelik olarak açılan iş bu dava hak düşürücü yasal süresi içerisinde açıldığından işin esasına girilerek inceleme yapılmıştır. Davacı yan, davalıya boru ve muhtelif boru malzemeleri sattığını, buna ilişkin bir adet fatura tanzim ettiğini, davalının fatura bedelini ödemediğini, bu sebeple davalıdan alacaklı olduğunu iddia ederek alacağının tahsili amacıyla başlattığı takibe davalının vaki itirazın iptalini talep etmiş, davalı yan ise usulüne uygun tebliğe rağmen süresi içerisinde cevap dilekçesi sunmadığından savunması tespit edilememiş, borca itiraz dilekçesi içeriğinden ve dosya kapsamından borçlu olmadığını savunduğu anlaşılmıştır. Uyuşmazlık, davacı yanın, davalıdan takibe konu 09/04/2025 tarihli KDV hariç 498.750,00TL, KDV dahil 598.500,00TL bedelli fatura sebebiyle alacaklı olup olmadığı hususundadır. Tarafların bağlı bulundukları vergi dairelerinden 2025 yılına ait BA-BS formları HMK m.221 uyarınca resen celp edilmiştir. İncelenmesinde; davacı tarafça davalı adına 1 adet belge karşılığında KDV hariç 498.750,00TL tutarında mal satış bildiriminde bulunulduğu, davalı tarafça da davacı adına 1 adet belge karşılığında KDV hariç 498.750,00TL tutarında mal alış bildiriminde bulunulduğu, yapılan bildirimlerin örtüştüğü tespit edilmiştir. Davalı yanın ticari defter ve kayıtları ile mahkememiz dosyası üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Yapılan inceleme sonucunda düzenlenen 09/03/2026 tanzim tarihli bilirkişi raporunda, davacı tarafça davalı adına düzenlenen 1 adet faturanın davalı defterinde kayıtlı olduğu, davalı kayıtlarına göre davacının davalıdan 598.500,00TL alacaklı olduğu rapor edilmiştir. Düzenlenen raporun gerekçeli ve denetime elverişli olduğu, davalı vekilinin itirazlarının yerinde olmadığı değerlendirilmekle rapor hükme esas alınmıştır. Davalı defterlerinde faturanın kayıtlı olması, vergi dairesine faturanın taraflarca bildirilmiş olması, davacı tarafça dosyaya cari hesap ekstresinin sunulmuş olması hususları gözetilerek usul ekonomisi ilkesi gereğince davacı defterlerinin incelenmesine yer olmadığı değerlendirilmiştir. Dava konusu alacak, fatura alacağına dayanmaktadır. Fatura düzenlenmesi tek başına muaccel bir alacağın varlığını ispata yeterli değildir. Davacının aynı zamanda malın teslim edildiğini/hizmetin ifa edildiğini ispat yükü altındadır. Fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerekir. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davalının sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdi ilişkiyi yani alım-satım ilişkisini ispat etmesi gerekmektedir. Bu nedenle, bir satım ilişkisinde davacı taraf sattığı malın miktarını ve alıcıya teslimini, davalı taraf ise yaptığı ödemeleri usulüne uygun bir şekilde ispat etmek zorundadır. Davacı yan faturadan kaynaklı alacağının bulunduğunu iddia etmiş, tarafların dosyaya kazandırılan Ba - Bs formlarından ve incelenen davalı ticari defter ve kayıtları ile davacı tarafça dosyaya sunulan cari hesap ekstresinden uyuşmazlık konusu faturanın vergi dairesine taraflarca bildirildiği ve taraflarca kayıtlara işlendiği görülmüştür. Davalı yanın Ba formuyla mal alım bildiriminde bulunması ve defterine faturayı işlemesi taraflar arasındaki akdi ilişkinin varlığını ve mal teslimini kanıtlamaktadır. Alınan bilirkişi raporuyla tespit edildiği üzerine davalı defterinde davacının alacaklı olduğu sabit olduğundan davalının itirazının haksız olduğu ve iptalinin gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır. Bu itibarla davanın kabulüne, Ankara Batı İcra Dairesinin ...... esas sayılı takip dosyasına davalı borçlu tarafından yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, alacak miktarı likit(bilinebilir/belirlenebilir) olduğundan ve davalı yan takibe haksız olarak itiraz ettiğinden asıl alacağın %20'si olan 119.700,00TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-DAVANIN KABULÜ İLE, Ankara Batı İcra Dairesinin .... esas sayılı takip dosyasına davalı borçlu tarafından yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, 2-Asıl alacak likit olduğundan ve davalı takibe haksız itiraz ettiğinden asıl alacağın %20'si olan 119.700,00TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 3-Alınması gereken 40.883,53TL karar ve ilam harcından peşin alınan 7.228,39TL harcın mahsubu ile bakiye 33.655,14TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, Zorunlu arabuluculuk kapsamında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddesi gereği ödenecek ve Arabuluculuk AÜT'nin Birinci Kısmına göre taraf sayısı gözetilerek belirlenen 4.600,00TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, Davacı tarafından yatırılan 7.228,39TL peşin harç, 615,40TL başvuru harcı, 87,50TL vekalet harcı olmak üzere toplam 7.931,29TL harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından sarf edilen 481,00TL tebligat ve posta gideri ile 7.500,00TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 7.981,00TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, 5-Davacının kendisini vekil ile temsil ettirdiği görülmekle karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince takdir ve hesap edilen 95.760,00TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize sunulacak, yahut mahkememize gönderilmek üzere bir başka mahkemeye ibraz edilecek bir dilekçeyle başvuru yapılmak suretiyle, Ankara Bölge Adliye Mahkemeleri ilgili Hukuk Dairesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 14/04/2026

Katip ....e-imzalı Hakim .... e-imzalı

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2025/1298, K. 2026/260, T. 14.04.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-1298-e-2026-260-k-b00f51e67d5e