İlk Derece Mahkemesi · Bursa 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bursa 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/116 E. 2026/313 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bursa 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/116
- Karar No
- 2026/313
- Karar Tarihi
TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. BURSA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2025/ KARAR NO : 2026/
HAKİM : KATİP :
DAVACI : VEKİLİ : Av. DAVALI : VEKİLİ : Av. İHBAR OLUNAN : VEKİLİ : Av.
DAVA : Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 30/01/2025 KARAR TARİHİ : 05/03/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 12/04/2026
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA; davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı müvekkili firmanın ... ... adresindeki taşınmazı 07.02.2024 tarihinde satış yolu kendi mülkiyetine geçirdiğini, kendi ticari iştikal alanında üretim ve satış yapmayı planlayan müvekkili firmanın tapu tescil işleminden sonra taşınmazda tadilat ve dönüşüm yapmak amacıyla lazım gelen elektrik tüketimi ihtiyacı sebebiyle bölgede yetkili davalı ... Parekende Elektrik Satış A.Ş. şubesine fiziken başvurduğunu, başvuru işleminin yalnızca tapu senedi görüntüsü ile fiziken davalı adresinde gerçekleşmiş olup, başvurunun tamamlandığı elektrik kullanımının aktif hale getirileceği söylendikten sonra müvekkili firma yetkilisinin adresten ayrıldığını, bu başvuru esnasından müvekkili firmanın yetkisilisinden herhangi bir başvuru belgesi alınmadığı gibi karşılıklı olarak herhangi bir sözleşme de imzalanmadığını, sözleşme ve eklerinin daha sonra adrese kargo ile gönderileceğinin beyan edildiğini, müvekkiline ne dijital ortamda ne de fiziki olarak herhangi bir suret veya belge verilmediğini, devamında davalı firma tarafından müvekkilinden güvence bedeli olarak 58.065 TL güvence bedeli istenmiş olup, müvekkili firma tarafından 60.000 TL bedelli teminat mektubunun kuruma verildiğini, kurum tarafından elektriğin faal hale getirildiğini, müvekkili firmanın halen tadilat ve dönüşüm sürecini tamamlamadığını, bu kapsamda elektrik hizmetinin kullanılır hale geldiği Şubat 2024 döneminden bu yana yanlızca tadilat ve dönüşüm amacı ile zorunlu ve cuzzi elektrik sarfiyatı gerçekleştirdiğini, safahatta tüm faturaları ödeyen müvekkiline en son 10.07.2024 ( Haziran kullanımına ilişkin) ödeme tarihli faturadan sonra Ağustos faturası tahakkuk ettirilmediğini, Eylül ayında ise son ödeme tarihli faturanın tahakkuk edilerek geçen aylara kıyasen kat ve kat yüksek bir fatura bedelinin talep edildiğini,. Haziran kullanımlarına ilişkin Temmuz 2024 son ödeme tarihli fatura bedelinin 5.336,42 TL iken Temmuz ve Ağustos kullanımlarını birleştirerek oluşturulan ... son ödeme tarihli faturanın 185.237,17 TL olarak tahakkuk ettirildiğinin anlaşıldığını, bu fahiş farkın sebebinin fatura üzerinde incelendiğinde iki aylık Enerji kullanım bedeli ve trafo bedeli haricinde Kapasitif adı altında 137.128,93 TL lik bir kalemin daha olduğunun anlaşıldığını, müvekkili tarafından sürece önce sözlü itiraz edildiğini, bu durumun sebebinin öğrenilmeye çalışıldığını, müvekkili tarafından yapılan araştırma ve itiraz neticesinde davalı kurumun müvekkili firma ile sözleşme imzalanmadığını, müvekkili firmanın bu konuda aydınlatılmadığını, tarife ve süreçler hakkında istişare ve müzakere yapılmadığını, bildirim yöntem ve süreçlerinin karşılıklı imza edilecek sözleşme ile belirlenmediğini fark ettiğini ve sözleşme suretini ... tarihinde yani başvurudan 7 ay sonra apar topar müvekkili firma adresine kargoladığını, kargolanan sözleşme sureti dikkatlice incelendiğinde; tek taraflı ve müzakereye kapalı bu sözleşme metninin 26. Maddesinde sözleşmenin yürürlük tarihinin 16.02.2024 olarak düzenlendiğinin anlaşıldığını, müvekkilinin geriye dönük tanzim edilen ve haksız faturalandırma dönemlerini de kapsayacak şekilde düzenlenen dolayısıyla haksız faturalandırma işlemlerini perdeleyecek şekilde hazırlanan bu sözleşmeyi imzalamaktan imtina ettiğini, müvekkili firma tarafından bahsi geçen faturaya karşı 26/.../2024 tarihinde ... üzerinden itiraz edildiğini, yapılan itiraza makul süre içerisinde yanıt gelmediğini, devamında Eylül kullanımları için 10 Ekim 2024 son ödeme tarihli bir faturanın daha tahakkuk ettirildiğini, bu faturada da toplam kullanım bedeli olarak 25.504,85 TL bedel talep edildiğini, bu bedelin 17.211,12 TL sinin kapasitif kalemi olarak düzenlendiğinin anlaşıldığını, bu faturaya da yine ... üzerinden itiraz edildiğini, nihayet davalı kurum tarafından 14.10.2024 tarihli cevap yazısı ile itirazlarının değerlendirildiğini ve reddedildiğini, Kurumun red gerekçesi olarak aboneliğin online başvuru ile yapıldığını, güvence bedelinin ödendiğini, Şubat ayından bu yana kullanım yapıldığını ve faturaların ödendiğini, dolayısıyla sözleşme yapılmadığı yönündeki itirazların kabul edilmediğini, yapılan itiraz üzerine ...nolu şikayet kaydı oluşturulduğunu, ... Elektrik Dağıtım A.Ş tarafından sayaçta kontrollerin yapıldığını, endekslerde herhangi bir hata olmadığını, 31.12.2015 tarihli ve sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren Dağıtım Lisansı Sahibi Tüzel Kişiler ve Görevli Tedarik Şirketlerinin Tarife Uygulamalarına İlişkin Usul ve Esaslar' ın Reaktif enerji tarifesi uygulamasının kapsamı başlıklı 13. Maddesine atıf yapıldığını, itirazın kendilerince de incelendiğini, herhangi bir hesap hatasına rastlanmadığını, ... tahakkuk tarihli ve 10.10.2024 tarihli faturaya ilişkin ikinci itiraz bakımından da PU-13394125 numaralı şikayet kaydı oluşturulduğunu, ... Elektrik Dağıtım A.Ş tarafından bu fatura için de sayaç kontrolü yapıldığını beyan ettiğini, devamında davalı işletme tarafından 25/10/2024 tarihinde bir cevap yazısı daha düzenlendiğini, ikinci fatura itirazlarının da aynı gerekçelerle reddedildiğini, itiraz süreçleri devam ederken müvekkili firma yetkilisinin itilafa konu faturalandırma işlemini araştırdığını, işlemin reaktif kapasite diye adlandırılan teknik bir meseleden kaynaklandığını, aktif kullanım dışında reaktif kapasitif akım olarak adlandırılan bir kalem daha olduğunu, aktif kullanım miktarının üzerinde reaktif akım kullanımı olduğunda bunun da faturalandırıldığını, ancak bu akımdan mağduriyet yaşanmaması için işletmelerde teknik bazı cihazların olması gerektiğini, satın almış olduğu mülkte hali hazırda bu donanımların var olduğunu, bu yüzden de bu tarihe kadar herhangi bir mağduriyet yaşamadığını, ancak cihazda yaşanan bir aksaklık nedeniyle reaktif kapasitif akım sebepli cezaya girdiğini, ancak aşım gerçekleştiğinde yani anormallik fark edildiğinde faturalandırma işleminin yapılmasından evvel kurumun bu konuda bildirimde bulunması ve gerekli tedbirlerin alınması yönünde bilgilendirme yapması aboneye 30 günlük süre vermesi gerektiğini kendisine böyle bir bilgilendirme yapılmadığı gibi başvuru anında bile aktif kullanım dışında başkaca akım kaynaklı hizmetlerden de mesul olduğuna dair herhangi bir tebliğ yapılmadığını fark ettiğini, devamında aksaklığı giderdiğini ve faturalandırma süreçlerinin normale döndüğünü, ancak davalı işletmenin haksız olarak yapmış olduğu faturalandırma işlemlerinden dolayı yapılan itirazların sonuçsuz kaldığı için meselenin yargıya intikalinin zorunlu olduğunu, müvekkili firmanın elektriği davalı kurum tarafından kesildiği için tüm fatura bedellerini 07.11.2024 tarihinde işletilen faizi ile birlikte ödemek zorunda kaldığını, süreçle ilgili başlatılan ticari davalarda zorunlu arabuluculuk sürecinin anlaşamama ile neticelendiğini, Türk Borçlar Kanunu " Sözleşme, tarafların iradelerini karşılıklı ve birbirine uygun olarak açıklamalarıyla kurulur." ( TBK madde 1) hükmü ile başladığını, maddede düzenlenen bu hükmün içeriğininde sözleşme olan tüm mevzuatların atası niteliğinde olduğunu, yazılı şekilde yapılan sözleşmelerde tarafların irade beyanlarının kural olarak ıslak imza ile sağlandığını, ancak Kanuna göre aksi öngörülmedikçe imzalı bir mektup, asılları borç altına girenlerce imzalanmış telgraf, teyit edilmiş olmaları kaydıyla faks veya buna benzer iletişim araçları ya da güvenli elektronik imza ile gönderilip saklanabilen metinlerin de yazılı şekil yerine geçtiğini, TBK 14. Madde metninden açıkça anlaşılacağı üzere tarafları borç altına sokan sözleşmelerde asli ve tali hükümlerin tümünün açık bir irade beyanı ile kabul edilmesi gerektiğini, huzurdaki davaya konu 31.12.2015 tarihli ve 29579 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren Dağıtım Lisansı Sahibi Tüzel Kişiler ve Görevli Tedarik Şirketlerinin Tarife Uygulamalarına İlişkin Usul ve Esaslar' ın “Reaktif enerji tarifesi uygulamasının kapsamı başlıklı 13/ maddesinde Kurulu gücü 50 kVA’nın altında olan müşterilerin, çektikleri aktif enerji miktarının yüzde otuzüçünü aşan şekilde endüktif reaktif enerji tüketmeleri veya aktif enerji miktarının yüzde yirmisini aşan şekilde kapasitif reaktif enerji vermeleri halinde; kurulu gücü 50 kVA ve üstünde olanlar ise, çektikleri aktif enerji miktarının yüzde yirmisini aşan şekilde endüktif reaktif enerji tüketmeleri veya aktif enerji miktarının yüzde onbeşini aşan şekilde sisteme kapasitif reaktif enerji vermeleri halinde reaktif enerji tüketim bedeli ödemekle yükümlü olduğunun düzenlendiğini, bunun karşısında aynı yönetmeliğin tarife uygulamaları kapsamında abonelerin bilgilendirilmesi başlığı altında düzenlenen 23. maddesinde "Bu Usul ve Esasların yürürlüğe girmesi ile birlikte; abone grubu veya tarife uygulamaları bakımından mevcut durumunda değişiklik oluşan, yeniden belge ibraz etmesi gereği bulunan veya dağıtım/görevli tedarik şirketlerince bilgilendirilmesi gerekli görülen aboneler, bu Usul ve Esasların yayım tarihi itibariyle 30 (otuz) gün (dâhil) içerisinde yapılacak yazılı bildirim ile ilgili değişiklikler ve abone tarafından yerine getirilmesi gerekli hususlar hakkında bilgilendirilir." hükmünün düzenlendiğini, aynı maddenin 2. fıkrasında bu usul ve esaslara göre bu maddenin birinci fıkrası kapsamında yapılan bildirim gereğince abonelerce yerine getirilmesi gereken hususlar için bildirimin tebliğ tarihi itibariyle 30 (otuz) gün (dâhil) süre verildiğini, yapılan bildirime rağmen verilen süre sonuna kadar gerekli işlemleri yerine getirmeyen abonelerin ilgili mevzuat çerçevesinde dağıtım şirketince yapılacak uygulamaları kabul etmiş sayıldığını, yapılan bildirime rağmen verilen süre sonuna kadar gerekli işlemleri yerine getirmeyen aboneler için verilen süre bitim tarihinin içinde bulunduğu fatura döneminden sonraki fatura dönemi itibariyle gerekli uygulama yapıldığını, yani bahsi geçen ve davaya konu yönetmeliğin aktif enerji miktarının yüzde onbeşini aşan şekilde sisteme kapasitif reaktif enerji vermeleri halinde reaktif enerji tüketim bedeli ödemekle yükümlü olduğunun düzenlendiğini, ancak bu kullanım dışı faturalandırmalar için aynı yönetmeliğin 23. Maddesinde kuruma bildirim yükümlülüğü getirildiğini, bu noktada tacirler arasında bildirim yükümlülüğünün şekli hususunda durmak icap ettiğini, Ticaret Hukukunda tarafların birbirine yapacağı bildirimlerle ilgili ilk olarak tacirler arasında diğer tarafı temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshe, sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbarlar veya ihtarlar noter aracılığıyla taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılacağının düzenlendiğini, (TTK 18/3) Kanunun devamında ise, tarafların açıkça anlaşmaları ve 18 inci maddenin üçüncü fıkrası saklı kalmak şartıyla ihbarlar, ihtarlar, itirazlar ve benzeri beyanlar; fatura, teyit mektubu, iştirak taahhütnamesi, toplantı çağrıları ve bu hüküm uyarınca yapılan elektronik gönderme ve elektronik saklama sözleşmesi, elektronik ortamda düzenlenebilir, yollanabilir, itiraza uğrayabilir ve kabul edilmişse hüküm ifade edeceğinin düzenlendiğini, ( TTK 1525 ) Madde metninin açıkça izah ettiği üzere tacirler arası yapılabilecek bildirimlerin özel şekillere tabi tutulduğunu, bu şekil şartları haricinde yapılacak tebliğlerin taraflarca kararlaştırılmış olma şartına bağlandığını, bu bilgiler ışığında; abonelik işlemleri esnasında müvekkili firma yetkililerinin imzasının alınmamış olması, hiçbir hükmün tebliğ edilmemiş olması, müzakere edilmemiş olması, ne fiziken ne de elektronik ortamda kabul beyanı alınmamış olması, hatta sözleşme suretinin bile başvuru anında paylaşılmamış olması, yalnızca güvence bedelinin tahsili sonrası elektriğin aktif hale getirilmiş olması, müvekkilinin kamusal bir hizmet olan elektrik hizmetinden faydalanmak için faturaları ödemek zorunda oluşunun tam ve gerçek anlamda bir sözleşme kurulduğu anlamını taşımadığı, bu durumun taraflar arasında itilaf çıkar çıkmaz ( yani yedi ay sonra) kurum tarafından sözleşme metninin kargoya verilmesi ve müvekkil kurumun imzaya zorlanması, gönderilen metinde sözleşmenin yürürlük tarihinin 16.02.2024 yani abonelik başvuru tarihi olarak düzenlendiği, bu durumun gerçeğin hilafında sözleşme tanzimi anlamına geldiği, tüm bu hususların müvekkilinin irade beyanını içermeyen tek taraflı ve yanlış düzenlenen sözleşme metninin tarife, yükümlülük, bildirim ve sair tüm asıl ve ek hükümlerinin müvekkili bakımından yoklukla sakat olduğu sonucunu ortaya koyduğunu, hukuka ve usule uygun bir sözleşme olmadığı gerçeğinin sonucu olarak taraflar arasında belirlenmiş bir bildirim şeklinin de düzenlenmediğini, 31.12.2015 tarihli ve ... sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren Dağıtım Lisansı Sahibi Tüzel Kişiler ve Görevli Tedarik Şirketlerinin Tarife Uygulamalarına İlişkin Usul ve Esaslar hakkında Yönetmelikte de bu yönde belirlenmiş bir usul bulunmadığını, yine geçerli bir sözleşme de olmadığı için bildirim hususunun sözleşme ile belirlendiğinden bahsetmenin de imkanı bulunmadığını, bu durumda doğru tebliğ usulü için kanuna başvurma zorunluluğu hasıl olduğunu, yapılacak bildirimin Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin E. 2013/19325 K. 2014/3746 11.3.2014 tarihli kararında belirttiği gibi usul ve yasalara uygun olarak gerçekleşebilmesi için Türk Ticaret Kanununa başvurulması gerektiğinden yana şüphe kalmadığını, Türk Ticaret Kanununda tacirler arasında diğer tarafı temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshe, sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbarlar veya ihtarlar noter aracılığıyla taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılacağının düzenlendiğini ve tarafların açıkça anlaşmaları ve 18 inci maddenin üçüncü fıkrası saklı kalmak şartıyla ihbarlar, ihtarlar, itirazlar ve benzeri beyanlar; fatura, teyit mektubu, iştirak taahhütnamesi, toplantı çağrıları ve bu hüküm uyarınca yapılan elektronik gönderme ve elektronik saklama sözleşmesinin elektronik ortamda düzenlenebileceğini, yollanabileceğini, itiraza uğrayabileceğini ve kabul edilmişse hüküm ifade edeceğinin düzenlendiğini, bu bilgiler ışığında davaya konu olayda müvekkiline yasanın amir hükmüne uygun bir bildirim yapılmadığını, yasada belirlenen usuller dışında sözlü veya SMS gibi harici bildirim yöntemlerine başvurulabilmesi için tarafların açıkça bu yönde anlaşmış olmalarının gerektiği yasa metninde bu durumun "tarafların açıkça anlaşmaları" olarak ifade edildiğini, ortada geçerli bir sözleşmenin varlığından bahsedilemediği için herhangi bir bildirim usulünde anlaşmaya varıldığından da bahsedilemeyeceğini, müvekkili firmaya yasaya uygun herhangi bir bildirim yapılmadığı, ihbar veya ihtar keşide edilmediği, bildirim yapılmadan kullanım dışı bedellerin fatura edilemeceği hususları birlikte düşünülerek karar verilmesi gerektiğini mahkemenin taktirine sunmak istediklerini, üzerinde durulması gereken diğer bir hususun da davalı işletmenin kötü niyetli tavırları olduğunu, davacı tarafın tek taraflı ve müzakere edilmeden oluşturduğu sözleşme metnini müvekkili firmanın itirazı üzerine yani itilaf başladıktan sonra kargo ile müvekkiline yolladığını, devamında da çağrı merkezinden sürekli arayarak sözleşmenin imzalanması gerektiği yönünde baskı kurmaya çalıştığını, elektrik hizmetinin ister bireysel abonelik isterse de ticari abonelik olsun zorunlu bir kamusal hizmet olduğunu, elektrik hizmetinin belli kademelerde özelleşmiş olması bu hizmeti kamu hizmeti olmaktan çıkarmayacağını, bir işletmenin olmazsa olmaz elektrik ihtiyacı üzerinden tek tedarikçi olarak hakim durumu kötüye kullanmak sureti ile geçmiş yürürlük tarihli sözleşme metnini, itilafın yaşandığı tarihleri de kapsayacak şekilde ve usulsüz delil yaratma saiki ile karşı tarafa imzaya zorlamak kamusal bir hizmete yakışmadığı gibi tacirlerin dürüst davranma yükümlülüğüne de aykırı olduğunu, davalı tarafın kötü niyetli eylem ve davranışlarının bununla da sınırlı olmadığını, davalı tarafın Haziran 2024 kullanımlarına ilişkin faturayı tahakkuk ettirdikten sonra asıl aykırılıkların oluştuğu Temmuz ve Ağustos kullanımlarına ilişkin faturaları birlikte tahakkuk ettirdiğini, yani Temmuz faturasını kesmediğini, bu fatura bedelini kapasitif kullanımlar ile birlikte Ağustos faturasına yansıttığını, müvekkilinin aylık ortalama 4 veya 5 bin Türk Lirası fatura öderken birden bire 185.000 TL lik bir fatura ile karşı karşıya kaldığını, mevzuatlarla kendisine yüklenen bildirim yükümlülüğünü yerine getirmeyen davalı kurumun sebebi anlaşılamayacak bir faturasız dönem ile müvekkilinin ihlali fark etmesinin de önüne geçtiğini, başka bir anlatımla davalı kurumun bu şekilde fazla fazla fatura kesebilme ortamını kendine yarattığını, iki aylık kullanım ve kullanım dışı ( reaktif) sözde elektrik hizmeti ile haksız kazanç elde etmeye çalıştığını, davanın tartışılan meselenin daha anlaşılabilmesi bakımından ilgili yönetmelikteki bildirim yükümlülüğü ve otuz günlük sürenin niçin düzenlendiğinin de tartışmanın elzem olduğunu, Yönetmeliği düzenleyen kanun koyucunun olağan durumlar dışında herhangi bir aksilik veya eksiklik olması halinde hizmet alanın mağduriyet yaşamaması için hizmeti veren işletmeye bu yönde bir bildirim yükümlülüğü getirdiğini, makul süre olarak da 30 gün belirlendiğini, burada kanun koyucunun aksilik veya aksaklıktan haberi olmayan hizmet alıcısının o fatura döneminde mağduriyetini engellemek ve durumun makul süre içerisinde düzeltilmesini sağlamak yönünde tedbir alınması amacını güttüğünün şüphesiz olduğunu, nitekim elektriğin çok teknik bir mesele olup, normal bir kullanıcının teknik destek almadan veya bilgilendirilmeden aksilik veya eksikliği fark etmesinin mümkün olmadığını, davaya konu olayda reaktif enerjinin aktif kullanımı aşması durumunun tam olarak yönetmeliğin düzenlediği aksilik veya eksikliğin tanımıyla uyuştuğunu, normal bir kullanıcının ister bireysel isterse de ticari bir abonelikte reaktif kullanımında aşım olduğunu kendiliğinden fark etmesinin mümkün olmadığını, müvekkili işletmenin elektrik kullanımı ve alınacak tedbirler bakımından basiretli bir tacir gibi davrandığından yana da şüphe olmadığını, nitekim safahat kısmında da izah edildiği üzere müvekkiline ortalama 4 veya 5 bin TL civarı fatura geldiği ve bu faturalarda herhangi bir anormal kullanımın olmadığının ortada olduğunu, müvekkilinin taşınmazı satın aldıktan sonra tüm teknik donanımlarını, elektrik tesisatı, kompanzasyon panosu ve kondansatörleri kontrol ettirdiğini, çalıştığından emin olduğunu, basiretli bir tacirin yapabileceği tüm özen ve dikkati gösterdiğini, nitekim itilafın ortaya çıktığı faturalandırmalardan sonra reaktif kapasitif akım cihazlarının yeniden gözden geçirildiğini, aksaklığın son dönemlerde bu cihazlarda oluşan gizli arızadan kaynaklandığının anlaşıldığını, ancak bu aksaklığın fark edilmesinin davalı işletme tarafından tahakkuk ettirilen iki dönemlik tek fatura ile yani 185.000 TL lik astronomik bir bedelin tahakkuku ile gerçekleşebildiğini, yani müvekkili işletmenin kendinden beklenen özen ve dikkati göstermesine rağmen davalı işletmenin kendine düşen özen ve dikkat yükümlülüğünü yerine getirmediğini, yapması gereken bildirimi yapmayarak hatta ihlalli kullanıma iki dönem sessiz kalarak müvekkiline zarar verdiğini, ... tahakkuk tarihli ... son ödeme tarihli Temmuz ve Ağustos kullanımlarına ilişkin düzenlenen fatura bedelinin 185.237,17 TL olup, bu faturayı oluşturan kalemlerin; enerji tüketim bedelinin 11.721.76 TL ve trafo kaybı bedelinin 4.912,16 TL, kapasitif kaleminin ( İtiraza konudur) 137.128,93 TL ve vergiler olduğunu, müvekkilinin burada itiraza konu etmediği miktarı yani enerji tüketim bedeli 11.721.76 TL ve trafo kaybı bedeli 4.912,16 TL nin toplamını ... tarihinde 16.633,92 TL olarak ödediğini, ancak karışıklık olmaması için 601,46 TL elektrik tüketim vergisi ve tahakkuk etmesi gereken 3.447.... TL KDV'nin ( olması gereken matrahın % 20 si) ödenmediğini, ... tahakkuk tarihli 10.10.2024 son ödeme tarihli Eylül kullanımlarına ilişkin düzenlenen fatura bedelinin 218.077,38 TL olup, bu faturayı oluşturan kalemlerin; enerji tüketim bedelinin 1.524,97 TL ve trafo kaybı bedelinin 2.376,86 TL, kapasitif kaleminin ( 2.İtiraza konudur) 17.211,12 TL, bir önceki dönemden aktarılan haksız bedeller ve faizin 192.572,38 TL ve vergiler olduğunu, müvekkilinin burada itiraza konu etmediği miktarı yani Enerji Tüketim bedeli 1.524,97 TL ve trafo kaybı bedeli 2.376,86 TL'nin toplamını 07.10.2024 tarihinde 3.901,83 TL olarak ödediğini, ancak karışıklık olmaması için 141.... TL elektrik tüketim vergisi ve tahakkuk etmesi gereken 808.59 TL KDV'nin ( olması gereken matrahın % 20 si) ödenmediğini, 31.10.2024 tahakkuk tarihli 11.11.2024 son ödeme tarihli Ekim kullanımlarına ilişkin düzenlenen fatura bedelinin 212.077,38 TL olup, bu faturayı oluşturan kalemlerin; enerji tüketim bedelinin 1.456,58 TL ve trafo kaybı bedelinin 2.456,... TL, bir önceki dönemden aktarılan haksız bedeller ve faizin 207.632,66 TL ve vergiler olduğunu, müvekkili firmanın önce enerji tüketim bedeli 1.456,58 TL ve trafo kaybı bedeli 2.456,... TL, elektrik tüketim vergisi ve KDV olmak üzere 4.865.00 TL ödediğini, devamında ise elektrik kesintisi riski altında kaldığı için haksız tahsili talep edilen bedelleri de kapatmak gayesiyle 07.11.2024 tarihinde 207.632,66 TL ödeme yapmak zorunda kaldığını, son durumda müvekkili firmanın kendisinden tahsil edilen 207.632,66 TL ( haksız kapsasitif bedeli , faizi ve KDV si) den ödenmemiş toplam 742.55 TL elektrik tüketim vergisi ve 4.255,67 TL KDV nin mahsubundan sonra 202.634,44 TL ve bir sonraki faturada işlememesi gereken açma kapama bedeli 72,60 TL ve bu bedelin KDV' si 14.52 TL' nin eklenmesi ile toplam 202.736.... TL faiz ve ferileri ile birlikte tahsili için Mahkemeye başvurulması gerektiği sonucuna ulaşıldığını, özetle davalı işletmenin hakim durumunu kötüye kullanmak sureti ile tek taraflı ve müzakere kapalı olarak tertip ettiği sözleşme metninin asli ve tali hükümlerinin hiçbirisinin müvekkili tarafından imzalanmadığını veya usul ve yasaya uygun şekilde onaylanmadığını, itilafa konu faturalandırılma işlemlerinde müvekkiline mevzuatlara, kanuna ve içtihatlara uygun şekilde bildirim yapılmadığını, davalı işletmenin açık kötü niyetli eylem ve işlemleri nedeniyle müvekkilinin daha fazla elektriksiz kalma ve ticari gecikme süresinin artması korkusu ile ödemek zorunda kaldığı fazladan 202.736.... TL' nin iadesi için huzurdaki davanın açılması zorunluluğu hasıl olduğunu, arz olunan nedenlerle ve fazlaya ilişkin her türlü hakları saklı kalmak kaydı ile; davalı kuruma ödenmek zorunda kalınan 202.736.... TL bedelin ödeme gününden itibaren işleyecek ticari faizi ve ferileri ile birlikte müvekkili kuruma iadesine, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP; Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın haksız ve yasal dayanaktan yoksun olup, açılan davanın reddi gerektiğini, müvekkili şirketin perakende satış (abonelik) sözleşmesi işlemlerini 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanununa dayanılarak hazırlanan Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği hükümlerine göre yürütmekte olup anılan Yönetmeliğin Perakende Satış Sözleşmesi Başvurusu başlıklı 21. maddesinin "(1) Perakende satış tarifesi veya son kaynak tedarik tarifesinden elektrik enerjisi ve/veya kapasite almak isteyen gerçek veya tüzel kişiler, ilgili görevli tedarik şirketine yazılı veya şirketin kurumsal iletişim kanalları ya da e-Devlet kapısı aracılığıyla başvuruda bulunur. '', Perakende Satış Sözleşmesinin İmzalanması başlıklı 22. Maddesinin ''(1) Perakende satış sözleşmesi yazılı veya mesafeli olarak kurulabilir. Kurulan sözleşmenin “aslının aynıdır” onaylı bir nüshası, sözleşmenin kurulduğu gün kağıt üzerinde veya kalıcı veri saklayıcısıyla ilgili tüketiciye verilir veya gönderilir. Yazılı olarak kurulan perakende satış sözleşmesi, el yazısıyla atılan imza veya güvenli elektronik imza ile imzalanır. Sözleşmenin kurulmasına dair ispat yükümlülüğü görevli tedarik şirketine aittir. Görevli tedarik şirketi kurulan sözleşmeleri kayıt altına almak suretiyle aynı gün içerisinde dağıtım şirketine bildirir. Tüketici hizmetleri merkezine yapılan yazılı başvurularda, tüketicinin kabul etmesi halinde, imzalanan sözleşme örneği e-posta aracılığıyla gönderilebilir. ''şeklinde olduğunu, davacı firmanın, müvekkili şirket nezdindeki 21881773 sözleşme numaralı aboneliğinin iddia edildiği gibi başvuru üzerine imzası alınarak değil, 16.02.2024 tarihinde kurumsal internet sitesi üzerinden online olarak yaptığı başvurusu üzerine başladığını, davacıyla online olarak kurulan perakende satış sözleşmesi için gereken bilgilendirmelerin de aynı gün başvuruda belirtilen telefon numarasına sms bildirimleriyle yapıldığını, aboneliğin güvence bedelinin de aynı gün yani 16.02.2024 tarihinde davacı tarafından verilen 60.000-TL bedelli teminat mektubuyla yerine getirildiğini ve davacının enerjisinin açıldığını, davacı firmanın abonelik başlangıcı olan 16.02.2024 tarihinden itibaren elektrik tüketimine başladığını, 2024/02, 03, 04, 05, ... dönem faturalarını da ödediğini, sözleşme ve eklerinin davacının sonradan yaptığı talep üzerine bilgilendirme amaçlı olarak kargoyla da adreslerine gönderilmiş olup, 05.....2024 tarihinde karşı tarafça teslim alındığını, hal böyleyken davacının abonelik sözleşmesi kurulmadığı, ne dijital ortamda ne de fiziki olarak herhangi bir belge verilmediği ve usule uygun bir sözleşme olmadığı yönündeki iddialarının haksız ve dayanaksız olduğunu, Türkiye genelinde elektrik dağıtım hizmeti yapılan 21 bölgenin mevcut olup, piyasada yer alan şirketlerin uygulayacağı ... Elektrik Tarifelerinin, ... Kurumu (...) tarafından belirlendiğini ve ülke genelinde bütün tüketicilere aynı şekilde yansıtıldığını, müvekkil şirketin de sahip olduğu tedarik lisansı kapsamında ..., ..., ... ve ... illerinde görevli tedarik şirketi olarak faaliyetlerini başta 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu olmak üzere elektrik piyasası mevzuatı kapsamındaki yönetmelikler, tebliğler ve genel düzenleyici işlemler çerçevesinde yürüttüğünü, faturalarda yer alan bedellerin, mevzuatın kendisine verdiği yetki çerçevesinde ... tarafından belirlendiğini ve söz konusu bedelleri belirlemek üzere alınan kurul kararlarının kurumun düzenleyici bir işlemi olarak tüm tüzel ve gerçek kişileri bağlayıcı niteliğe haiz olduğunu, bileşenleri ve bedelleri ... tarafından belirlenen tarifelerin uygulanmasının lisans sahibi tüm şirketler için yasal bir zorunluluk olduğunu, Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliğinin Perakende Satış Sözleşmesinin Kapsamı başlıklı 23. maddesinde belirtildiği üzere perakende satış sözleşmesi içeriğinin de standart sözleşme olarak ... Kurulu tarafından belirlendiğini ve Kurul onayı alınmaksızın bu sözleşmede değişiklik yapılmasının mümkün olmadığını, hal böyleyken tek taraflı ve müzakereye kapalı olarak sözleşmenin düzenlendiği, müvekkili şirketin tekel konumunda olduğu, hakim durumunu kötüye kullandığı, ihtilafa konu faturalandırma işlemlerinde mevzuata, kanuna ve içtihatlara uygun davranmadığı, fazla fatura kestiği, haksız kazanç elde etmeye çalıştığı yönündeki davacı iddialarının her birinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacının ... tarihinde tahakkuk ettirilen ... son ödeme tarihli 185.237-TL tutarındaki faturaya yönelik ,.. tarihinde yaptığı itiraz üzerine ... numaralı şikayet kaydı oluşturulduğunu ve ... Elektrik Dağıtım A.Ş.' den (...) sayaç ve endeks kontrolü yapılmasının istendiğini, ... tarafından yapılan kontrollerde sayaçta sadece tarih hatası olduğunun, endekslerde herhangi bir hata bulunmadığının tespit edildiğini ve bu hususların şirkete bildirildiğini, davaya konu edilen 185.237-TL tutarlı 2024/... dönem faturasının ve tüketim miktarlarının müvekkili şirket tarafından da incelendiğini, ... tarihleri arasındaki 2769,600 kWh aktif enerji tüketim miktarı ile 69.718,48 kWh kapasitif enerji tüketiminden ibaret olan faturada herhangi bir hataya rastlanmadığını, bunun üzerine endekslerde, tahakkuk ettirilen alacak kalemlerinde ve faturada herhangi bir hataya rastlanmadığını, mevzuat doğrultusunda faturalandırma yapıldığını, bu nedenler de itirazının kabul edilmediğinin 14.10.2024 tarihli ... sayılı yazıyla davacıya bildirildiğini, davacının ....10.2024 tarihli ihbarnamesine konu edilen tahakkukun 10.10.2024 son ödeme tarihli, 25.505-TL tutarlı 2024/... dönem faturasına ilişkin itirazının da aynı mahiyette olduğundan ... numaralı şikayet kaydı oluşturularak yine ... Elektrik Dağıtım A.Ş.' den (...) sayaç ve endeks kontrolünün istendiğini, ... tarafından yapılan kontrollerde endekslerde ve tüketimlerde herhangi bir hata olmadığı bilgisinin verilmesi üzerine 2024/ dönem faturasının müvekkili şirketçe de incelendiğini, ... tarihleri arasındaki 360,320 kWh aktif enerji tüketim miktarı ile ....750,400 kWh’da kapasitif enerji tüketiminden ibaret faturada herhangi hata görülmemesi üzerine 25.10.2024 tarihli sayılı yazıyla davacıya bilgi verildiğini, davacının Haziran 2024 kullanımlarına ilişkin fatura tahakkuk ettirildikten sonra Temmuz ve Ağustos kullanımlarına ilişkin faturaların birlikte tahakkuk ettirilip Temmuz fatura bedelinin kapasitif kullanımlar ile birlikte Ağustos faturasına yansıtıldığı, kötü niyetli olarak iki aylık kullanım ve tüketim bedeli dışında reaktif enerji tüketim bedeli tahsil edildiğine dair iddialarının da yersiz olup, gerçeği yansıtmadığını, 83.555-TL tutarlı 2024 Temmuz dönem faturasının son endeks hatası (reaktif kontrol) gerekçesiyle iptal edildiğini, iptal edilen bu fatura yerine davacının ... tarihleri arasındaki 2769,600 kWh aktif enerji tüketim miktarı ile 69.718,48 kWh kapasitif enerji tüketiminden ibaret 185.237-TL tutarlı 2024/... dönem faturası düzenlendiğini, aslında dava konusu uyuşmazlığın davacı firma faturalarına kapasitif enerji şeklinde yansıtılan reaktif enerji bedelinden kaynaklandığını, reaktif enerji bedelinin dağıtım sisteminin kullanımına ilişkin bir bedel olup, ... tarafından 31.12.2015 tarihli ve sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren Dağıtım Lisansı Sahibi Tüzel Kişiler ve Görevli Tedarik Şirketlerinin Tarife Uygulamalarına İlişkin Usul ve Esasların 10. maddesinin (ç) bendinde: ''Dağıtım sistemi kullanıcılarından reaktif enerji uygulamasına tabi olanlar için 13 üncü maddede reaktif enerjiye ilişkin olarak belirlenen sınırların aşılması halinde ve bu Usul ve Esaslarda belirtilen şartlar dahilinde uygulanan bedeldir'' şeklinde tanımlandığını, Usul ve Esaslar' ın ''Reaktif enerji tarifesi uygulamasının kapsamı'' başlıklı 13. Maddesinin '' (1) Mesken aboneleri, aydınlatma aboneleri, tek fazla beslenen aboneler, bağlantı gücü 9 (dokuz) kW’a (dahil) kadar olan aboneler ile sisteme enerji veren üreticilere veriş yönünde 16 ncı maddenin üçüncü fıkrasında belirtilen durumlarda reaktif enerji tarifesi uygulanmaz. (2) Yukarıda belirtilenler dışında, tüm dağıtım sistemi kullanıcıları ile sisteme enerji veren üreticilere çekiş yönünde 16 ncı maddenin dördüncü fıkrasında belirtilen durumlarda aşağıdaki şartlar dâhilinde reaktif enerji tarifesi uygulanır. Ancak kullanıcıya ait kompanzasyon tesisinde arıza sonucu oluşan ihlalin yılda (takvim yılı) bir kez olması halinde reaktif enerji bedeli faturalamada dikkate alınmaz. Reaktif enerji ölçüm sistemleri dağıtım şirketi tarafından tesis edilir. Reaktif enerji ölçüm sistemi tesis edilmemiş kullanıcılara reaktif enerji bedeli uygulanmaz.(3) Kurulu gücü 50 kVA’nın altında olan müşteriler, çektikleri aktif enerji miktarının yüzde otuzüçünü aşan şekilde endüktif reaktif enerji tüketmeleri veya aktif enerji miktarının yüzde yirmisini aşan şekilde kapasitif reaktif enerji vermeleri halinde; kurulu gücü 50 kVA ve üstünde olanlar ise, çektikleri aktif enerji miktarının yüzdeyirmisini aşan şekilde endüktif reaktif enerji tüketmeleri veya aktif enerji miktarının yüzde onbeşini aşan şekilde sisteme kapasitif reaktif enerji vermeleri halinde, reaktif enerji tüketim bedeli ödemekle yükümlüdür.(4) Endüktif reaktif enerjiye ilişkin oranların aşılmaması halinde reaktif enerji bedeli alınmaz. Bu sınır aşılırsa, çekilen reaktif enerjinin tamamına (endüktif sayaçta ölçülen değer) reaktif enerji tarifesi uygulanır. (5) Kapasitif reaktif enerjiye ilişkin oranların aşılmaması halinde reaktif enerji bedeli alınmaz. Bu sınır aşılırsa, sisteme verilen reaktif (kapasitif sayaçta ölçülen değer)enerjinin tamamına reaktif enerji tarifesi uygulanır. (6) Endüktif ve kapasitif reaktif sınırların ikisini birden aşan müşteriye, endüktif reaktif ve kapasitif reaktif sayaçlardan en yüksek değeri kaydeden sayaç değerinin tamamına reaktif enerji tarifesi uygulanır. '' şeklinde, Dağıtım Sistemine Bağlantı Durumlarına Göre Tarifelerin Uygulanması başlıklı 23. Maddesinin '' (1) Dağıtım sistemine bağlı kullanıcılara dağıtım, reaktif enerji bedelleri ile çift terimli tarife sınıfına tabi olan kullanıcılara ayrıca güç ve güç aşım bedeli uygulanır. Bu kullanıcılardan görevli tedarik şirketinden enerji satın alanlara aktif enerji bedeli de uygulanır. (2) Dağıtım sistemine bağlı kullanıcılara uygulanacak bedeller OG ve AG gerilim seviyelerine ve abone gruplarına göre farklılaştırılabilir. (3) Dağıtım sistemi kullanıcılarına uygulanan dağıtım bedeli, güç bedeli, güç aşım bedeli ve reaktif enerji bedeli gibi bedeller ile kesme-bağlama bedeli kullanıcıların tedarikçilerine fatura edilir. Tedarikçiler kullanıcı adına dağıtım şirketi tarafından kendilerine fatura edilen bedelleri ilgili kullanıcıya yansıtır.'' hükümlerini içerdiğini, bu düzenlemelerden hareketle Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği’nin "Sayaç okuma ve okuma bildiriminin içeriği" başlıklı 32. maddesinde belirtildiği üzere sayaç okuma işlemlerinin görevli dağıtım şirketi olan ... Elektrik Dağıtım A.Ş. (...) tarafından yıllık olarak programlanıp, aylık periyotlarda belirlenen termin planına göre yapıldığını, ... tarafından tespit edilen tüketimlerin müvekkili şirket tarafından faturalandırdığını, davacı firmanın aktif enerji tüketim miktarının %15’ini aşan şekilde sisteme kapasitif reaktif enerji verdiğinin ... tarafından tespit edilerek müvekkili şirkete fatura edilmesi üzerine bu bedelin müvekkili şirket tarafından 2024/... ve 9. dönem faturalarında davacıya yansıtıldığını, bu uygulamanın müvekkili şirkete özgü bir durum da olmadığını, davacı firmanın müvekkili şirket dışında başka bir tedarik şirketinden elektrik alsaydı da yine aynı şeyin olacağını ve dağıtım şirketinin tespit ettiği bu bedelin yine tedarik şirketi tarafından davacıya yansıtılacağını, çünkü söz konusu bedelin dağıtım sistemine ilişkin bir bedel olup tedarik firması tarafından kullanıcıdan tahsil edilip dağıtım şirketine aktarıldığını, zaten davaya konu tutarın reaktif kapasite diye adlandırılan teknik bir meseleden kaynaklandığı, aktif kullanım dışında reaktif kapasitif akım olarak adlandırılan bir kalem daha olduğu ve aktif enerji tüketim miktarının belli bir kısmını aşan şekilde sisteme kapasitif reaktif enerji verildiğinde reaktif enerji tüketim bedeli ödemekle yükümlü olunduğu, dava dilekçesindeki beyanıyla davacı tarafından da kabul edildiğini, bu kabulüne rağmen davacının anormallik fark edildiğinde faturalandırma işleminin yapılmasından evvel müvekkili şirketin bu konuda kendilerine bildirimde bulunmasının, gerekli tedbirlerin alınması yönünde bilgilendirme yapmasının, bunun için de 30 günlük süre vermesi gerektiğinin, ancak böyle bir bildirim ve uyarı yapılmadığını iddia ettiğini, oysa kapasitif ceza ile ilgili olarak 02.07.2024 tarihinde SMS ile davacı firmaya bilgilendirme yapıldığını, ayrıca 2024/.... dönem faturası altında bu hususa yer verildiğini, davacının usul ve esasların 23. maddesi doğrultusunda aboneye 30 gün içerisinde yazılı bildirim yapılmasını ve süre verilmesini, bu bildirimin de Türk Ticaret Kanunu’nun 18/3 maddesine uygun şekilde yapılması gerekirken buna uygun hareket edilmediğine dair beyanının da somut olayla hiçbir ilgisi olmadığını, usul ve esasların tarife uygulamaları kapsamında abonelerin bilgilendirilmesi başlıklı düzenlemesi madde 25 'in '' (1) Bu Usul ve Esasların yürürlüğe girmesi ile birlikte; abone grubu veya tarife uygulamaları bakımından mevcut durumunda değişiklik oluşan, yeniden belge ibraz etmesi gereği bulunan veya dağıtım/görevli tedarik şirketlerince bilgilendirilmesi gerekli görülen aboneler, bu Usul ve Esasların yayım tarihi itibariyle 30 (otuz) gün (dâhil) içerisinde yapılacak yazılı bildirim ile ilgili değişiklikler ve abone tarafından yerine getirilmesi gerekli hususlar hakkında bilgilendirilir. (2) Bu Usul ve Esaslara göre bu maddenin birinci fıkrası kapsamında yapılan bildirim gereğince abonelerce yerine getirilmesi gereken hususlar için bildirimin tebliğ tarihi itibariyle 30 (otuz) gün (dâhil) süre verilir. Yapılan bildirime rağmen verilen süre sonuna kadar gerekli işlemleri yerine getirmeyen aboneler ilgili mevzuat çerçevesinde dağıtım şirketince yapılacak uygulamaları kabul etmiş sayılır. Yapılan bildirime rağmen verilen süre sonuna kadar gerekli işlemleri yerine getirmeyen aboneler için verilen süre bitim tarihinin içinde bulunduğu fatura döneminden sonraki fatura dönemi itibariyle gerekli uygulama yapılır. '' şeklinde olduğunu, 30 günlük yazılı bildirimin usul ve esasların yayımı sonrası meydana gelen ilgili değişiklikler ve abone tarafından yerine getirilmesi gerekli hususlar hakkında olup, Usul ve Esasların Resmi gazetede yayım tarihinin 31.12.2015 olduğunu, davacı şirketin aboneliğinin bu esasların yayımı tarihinden ... yıl sonrası yani 16.02.2024 olduğu gerçeği dikkate alındığında davacının iddiasının asılsız ve dayanaksız olduğunun görüldüğünü, yine Türk Ticaret Kanunu’nun 18/3 maddesinin de davaya konu uyuşmazlığa uygulanabilir tarafının olmadığını, zira taraflar arasında diğer tarafı temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshe, sözleşmeden dönmeye ilişkin herhangi bir ihbarın, ihtarın söz konusu olmadığını, davacının müvekkili şirkete ilettiği fatura itirazlarına ilişkin cevabi yazılarının ise zaten taahhütlü mektupla karşı tarafa iletildiğini, gerekli yasal bilgilendirmelerin de mevzuat kapsamında SMS yoluyla yapıldığını, müvekkili şirketin bölgede görevli dağıtım şirketi olan ... Elektrik Dağıtım A.Ş. (...) tarafından okunan ve kendisine bildirilen tüketimi faturalandırdığından bu kapsamda dağıtım şirketi tarafından müvekkili şirkete fatura edilen davaya konu reaktif enerji bedelini davacıya yansıttığını, dağıtım sistemine ilişkin bir bedel olan ve tahsilat sonrası yine dağıtım şirketine aktarılan bu bedelden kaynaklı uyuşmazlık nedeniyle ... Elektrik Dağıtım A.Ş.’nin (...) davaya dahil edilmesinde zorunluluk bulunduğunu, davacının dava öncesi arabuluculuk görüşmelerinde ...’ı taraf gösterdiğini, ancak davayı sadece müvekkili şirket hakkında açtığını, bu nedenlerle davanın ... Elektrik Dağıtım A.Ş.’ye ihbarını talep ettiklerini, açıklanan nedenlerle; davacının haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davasının reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Dava; davacıdan haksız olarak tahsil edildiği iddia edilen kapsasitif bedeli ile açma kapama bedeli ve ferilerine ilişkin fatura bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Mahkememizce taraflarca dayanılan deliller toplandıktan sonra, talimat yazılarak ,dava konusu ... ... adresindeki taşınmazda , aynı zamanda davacı şirkete ait ticari defter ve dayanağı kayıtlar üzerinde keşif ve bilirkişi incelemesi yapılarak, dava dosyası ,ibraz ve celp edilen delillere göre, davacı adına kesilen faturaların Elektrik piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği'ne uygunluğunun denetlenerek taraf iddia ve savunmaları kapsamında rapor düzenlenmesine karar verilmiş, bu kapsamda keşif sonrası 31.10.2025 tarihli raporun düzenlendiği görülmüştür. Davacı tarafça, taraflar arasında geçerli bir sözleşme imzalanmadığını ileri sürmüşse de, Türk Borçlar Kanunu uyarınca sözleşmelerin kurulmasında kural olarak şekil serbestisi ilkesi benimsenmiş olup, yalnızca bazı sözleşme türleri için kanunen özel şekil şartları öngörüldüğü, tarafların irade ve kabul beyanlarının örtüşmesi halinde, sözleşme kurulmuş sayılacağı, somut olayda, dava konusu sözleşme, taraflar arasında kurumsal iletişim kanalları vasıtasıyla kurulmuş olup, Nitekim Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği’nin 21. ve 22. maddeleri, perakende satış sözleşmelerinin elektronik ortamda kurulabileceğini açıkça düzenlemekte olduğu, dosya kapsamına sunulan davacı tarafından başvuru sonrası davacıya sözleşmenin kurulduğuna dair teyit mektubu gönderildiği ve süresi içerisinde herhangi bir karşı bildirimde bulunmadığı, ayrıca davacı tarafça sözleşme kapsamında yatırılması gereken güvence bedelini ve elektrik tüketim bedeli faturalarını ödediği değerlendirildiğinde, sözleşmenin geçerli bir şekilde kurulduğu ortada olduğundan davacı tarafın buna yönelik itirazları yerinde görülmemiştir. Davaya konu uyuşmazlık reaktif bedel tahakkukundan kaynaklanmakta olup, dosya kapsamına göre yapılan keşif alınan bilirkişi raporuna göre, davacının sözleşmesi incelendiğinde kurulu gücünün 250 kW (kilovat) olduğu, bunun da KVA olarak yaklaşık 300 KVA (Kilovolt amper) seviyesine tekabül edeceği tespit edildiği, yani davacının sistemden çektiği endüktif reaktif enerji miktarının, sistemden çektiği aktif enerji miktarının %20'sini geçmemesi, sisteme verdiği kapasitif reaktif enerji miktarının ise sistemden çektiği aktif enerji miktarının %15'ini geçmemesi gerektiği, dava konusu faturaların içeriği incelendiğinde kapasitif tüketimin mevzuatta izin verilen %15'lik sınırı aştığı, bu yüzden de davalı tarafından kapasitif reaktif bedel tahakkuk ettirildiği görüldüğ, yapılan işlemin mevzuata uygun olduğu, yapılan incelemede Temmuz-2024 faturasının endeks hatası sebebiyle iptal edildiği ve yerine ... arasını kapsayacak şekilde yeni bir fatura düzenlendiği görüldüğü, faturada 2769,600 kWh aktif enerji tüketimi bulunduğu, kapasitif enerjinin bunun %15'i olan 415,440 kWh'in altında olması gerekirken 69.718,48 olduğu, yani yasal sınırın çok üzerinde olduğunun görülmekte olduğu, faturanın çok yüksek çıkmasının sebebinin bu olduğu, reaktif tüketim yasal limiti geçiyorsa fatura 30 günlük de olsa 60 günlük de olsa abone reaktif bedel tahakkuku ile karşı karşıya kalacağı, aboneler bahsedilen reaktif güç tüketimlerini izin verilen sınırların altında tutmak ve reaktif tüketim bedeli ödememek için ana elektrik panolarına kompanzasyon (dengeleme) sistemleri kurmak zorunda olduğu, bu panoların abonelerin iç tesisatlarının bir unsuru olup elektrik dağıtım şirketlerinin,abonelerin kompanzasyon sistemlerini kontrol etmek, takibini yapmak, sorun olması halinde aboneye bildirmek gibi bir görevi ve sorumluluğu olmadığı, sorumluluk tamamen aboneye ait olduğu, dava konusu reaktif bedel tahakkukunun davacının kompanzasyon panosunda yer alan bir arıza ya da ayarsızlıktan kaynaklandığı, kompanzasyon panosunun ve içindeki kontakör, kondansatör, röle gibi teknik cihazların düzenli kontrollerinin yapılması, doğru çalışıp çalışmadıklarının denetlenmesi sorumluluğu tamamen davacı firmaya ait olduğu, burada davalının bir kusur ya da ihmali sözkonusu olmadığı, her ne kadar davacı firma, davalının bir anormallik farkettiğinde faturalandırma işlemi yapmadan evvel kendilerine bildirim yapması ve 30 gün süre vermesi gerektiğini iddia etmekte ve bunu da Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği 23.maddeye dayandırmakta olduğu, ancak bahsedilen 30 günlük süre, ... Kurumu'nun yukarıda belirtilen 'Dağıtım Lisansı Sahibi Tüzel Kişiler ve Görevli Tedarik Şirketlerinin Tarife Uygulamalarına İlişkin Usul ve Esaslar' ile ilgili ... sayılı Kurul Kararının 31.12.2015 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmesi ile birlikte; abone grubu veya tarife uygulamaları bakımından mevcut durumunda değişiklik oluşan, yeniden belge ibraz etmesi gereği bulunan veya dağıtım/görevli tedarik şirketlerince bilgilendirilmesi gerekli görülen abonelerin bu Usul ve Esasların yayım tarihi itibariyle 30 (otuz) gün (dâhil) içerisinde yazılı olarak bilgilendirilmesi ile ilgili olduğu, dava konusu reaktif bedel faturaları ile ilgisi olmadığı, öte yandan, ilgili dönemde ilk reaktif enerji tüketim sınırı aşımının gerçekleştiği hususu Haziran ayı faturasının "kapasitif" başlığı altında açıkça belirtilmiş olup, faturanın alt kısmında yer alan bilgi notunda da reaktif enerji sınırının aşıldığı, bu ihlalin ilk kez gerçekleştiği, bu nedenle mevcut döneme ilişkin herhangi bir bedel yansıtılmadığı ifadelerine yer verildiği, sonuç olarak davacı firmanın davalı kurum tarafından tahakkuk ettirilen itiraza konu fatura bedelinden sorumlu olduğu kanaati ile Mahkememizce davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM ; Gerekçesi ve ayrıntısı yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Harçlar yasası gereği alınması gereken 732,00-TL karar ve ilam harcının, peşin yatırılan 3.462,26-TL harçtan mahsubu ile, bakiye 2.730,26-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı yana İADESİNE, 3-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca belirlenen 45.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, 4-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA, 5-6325 Sayılı Kanun 18/A-13 maddesi uyarınca 3.800,00-TL zorunlu arabuluculuk hizmeti giderinin davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 6-Kesinleşme süreci tamamlanana kadar masraf avanslarının kullanılabileceği nazara alınarak kararın kesinleşmesinden sonra yazı işlerince yapılacak hesaba göre artan avansların yatıran tarafa İADESİNE, Dair, davalı ve ihbar olunan vekilinin yüzüne karşı, davacı tarafın yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık kesin süre içerisinde açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 05/03/2026
Katip ¸e-imzalıdır
Hakim ¸e-imzalıdır