İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/1129 E. 2026/211 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/1129
Karar No
2026/211
Karar Tarihi

T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/1129 KARAR NO : 2026/211

DAVA : Şirketin İhyası DAVA TARİHİ : 10/12/2025 KARAR TARİHİ : 01/04/2026

Tarafları yukarıda belirtilen davanın Mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda:

GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili tarafından ibraz edilen ve gerekli-yeterli kısımları: "... KONU : Fazlaya ilişkin tüm dava ve talep haklarımız saklı kalmak kaydıyla-----ŞİRKETİ'nin ihyası istemli dilekçemizdir.

AÇIKLAMALAR : ------ 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun geçici 7. maddesine göre 19.10.2015 tarihinde münfesih olmuş, şirketin hukuksal varlığına son verilmiştir. 2- Müvekkil banka ile ------- ŞİRKETİ arasında imzalanan 23.06.2006 tarihli Genel Ticari Kredi Sözleşmesine istinaden borçlu şirkete krediler kullandırılmıştır. Kullandırılan kredilerin geri ödenmemesi üzerine --- Noterliği 27.03.2007 tarih ve ------ yevmiye numaralı hesap kat ihtarnamesi çekilmiştir. 3- Hesabın katı üzerine halen derdest olan --- İcra Dairesi --- Esas ve ----- Banka Alacakları İcra Dairesi ----- Esas sayılı dosyaları ile icra takibine geçilmiştir. Takipler halen derdesttir, şirket adına malvarlığı sorgusu gerçekleştirilmiş, ancak olumsuz sonuçlanmıştır. Hakkında derdest icra takipleri bulunan -----ŞİRKETİ'nin 19.10.015 tarihinde münfesih olması, şekli bir işlem olup gerçeği yansıtmamaktadır. Yerleşik Yargıtay içtihadı gereğince de: "tasfiye işlemlerinde bir malvarlığının paraya çevrilmesinin kasten veya ihmalen unutulmuş olması, şirketin bir borcunun kapatılmasının unutulmuş bulunması, şirket malvarlığının ortaklara usulsüz dağıtılmış olunması, şirket yönetim kurulunun (limit şirketlerde müdürün) veya denetçisinin usulsüzlük veya yolsuzluğunun ortaya çıkması sebebiyle bunlar aleyhine sorumluluk davası açılması gereğinin ortaya çıkması, şirket aleyhine bir dava yürürken tasfiyenin bitirilmiş olunması yahut şirket lehine sonuç verebilecek bir alacak davası açılması gereğinin doğması gibi haller şirketin varlığını yeniden gerektirebilir. Bu gibi hallerde ne yapılacağı sorusunun yanıtı, Ticaret Kanunu'nda yoktur. Ancak uygulamada ticaret sicilinden silinmiş, yani ölmüş şirket yeniden diriltilebileceği kabul edilmektedir. Yani şirket, yenide ihya olunabilir. Zaten Yargıtay -----. Hukuk Dairesi de muhtelif kararlarında, "tüzel kişiliğin sona erdirilmesi için tasfiye işlemlerinin eksiksiz olarak tamamlanması gerekir. Eğer tasfiye işlemleri gerektiği gibi tamamlanmamış ve tasfiyesi gereken hususlar eksik bırakılmış ise tüzel kişilik ticaret sicilinden silinse bile, tüzel kişiliğin sona erdiğinin kabulü olanaksızdır" demek suretiyle şirketlerin "ihya" olunabilirliğine, yani yeniden canlandırılmasına olanak vermektedir. Müvekkilin davalı şirketten alacağı devam etmekte olup, yukarıda bildirildiği üzere derdest icra dosyalarından işlemlere devam edilmektedir. Yukarıda belirtilen nedenlerle hakkında kesinleşmiş (ayrıca toplamda 2 adet icra takibi bulunan) icra takipleri bulunan ------ŞİRKETİ'nin kanun ve yasaya açıkça aykırı olarak terkin edildiği ve şirketin münfesih olduğu ortadadır. Bu sebeple borçlu şirketten müvekkil bankanın hak ve alacaklarının tahsili amacıyla borçlu şirketin ek tasfiye yapılmak üzere yeniden ticaret sicil müdürlüğüne tescil edilip 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 26.06.2012 tarihli ve 6335 sayılı Kanun'un 38. maddesiyle eklenen geçici 7. madde gereği şirketin ihyasını talep etme gereği doğmuştur. .........

SONUÇ VE İSTEM : Yukarıdaki açıkladığımız nedenlerle fazlaya ilişkin tüm dava ve talep haklarımız saklı kalmak kaydıyla; ---- ŞİRKETİ''nin ihyasına, Eksik tasfiye işlemlerinin tamamlanmasına, ..." şeklinde olup yukarıya aynen aktarılan dava dilekçesinde ileri sürülen sebeplere bağlı olarak ------Şirketi" unvanlı şirketin ---. İcra Dairesi'nin -----Esas sayılı ve ---- Banka Alacakları İcra Dairesi'nin ---- Esas sayılı icra dosyaları üzerinden yapılan takipler yönünden ihyasına karar verilmesi talep ve dava edilmiştir. Davalı Ticaret Sicil Müdürlüğü vekili tarafından ibraz edilen cevap dilekçesinde yasal düzenleme hatırlatılarak ve davalının yasal hasım olması nedeni ile yargılama giderinden sorumlu olmadığı ileri sürülerek davanın reddine karar verilmesi istenmiştir. Dava TTK. Geçici 7. Maddesi uyarınca ticaret sicilinden resen terkin edilmiş olan "----- Şirketi" unvanlı şirket aleyhine başlatılan icra takipleri nedeniyle ihya edilmesinin gerekip gerekmediği hususunun aydınlatılmasına yöneliktir. TTK'nin "Ek tasfiye" başlıklı 547.maddesi: "(1) Tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa, son tasfiye memurları, yönetim kurulu üyeleri, pay sahipleri veya alacaklılar, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden, bu ek işlemler sonuçlandırılıncaya kadar, şirketin yeniden tescilini isteyebilirler. (2) Mahkeme istemin yerinde olduğuna kanaat getirirse, şirketin ek tasfiye için yeniden tesciline karar verir ve bu işlemlerini yapmaları için son tasfiye memurlarını veya yeni bir veya birkaç kişiyi tasfiye memuru olarak atayarak tescil ve ilan ettirir." hükmünü içermektedir. Ticaret sicilinin cevabına göre söz konusu şirketin TTK. Geçici 7. Maddeye göre 09/10/2015 tarihinde resen terkin edildiği, şirketin adresinin----- olduğu ve Mahkememizin yargı alanı içinde kaldığı, şirketi münferiden temsile yetkili şahsın ---- olduğu ve UYAP'tan temin edilen nüfus kaydına göre bu şahsın hayatta olduğu belirlenmiştir. Gerekli kısımlarının örneği celp edilen ----- Banka Alacakları İcra Dairesi'nin --- Esas ve ----. İcra Dairesi'nin ---- Esas sayılı dosyası üzerinden işlem gören takiplerin davacı tarafından yapılan takipler olduğu ve takip borçluları arasında ihyası talep edilen şirketin de yer aldığı anlaşılmıştır. Bilindiği üzere şirketlerin tüzel kişiliği ticaret sicilinden terkin ile sona ermektedir. Ancak tüzel kişiliğin sona erebilmesi için şirketin tasfiye işlemlerinin eksiksiz ve tam olarak yapılmış olması gerekmektedir. Tüzel kişiliğin son bulmasını ifade eden fesih ve tasfiye işlemi aynı zamanda hukuki bir işlemdir. Bu işlemin veya kararın hatalı veya eksik olması halinde gerçek anlamda tasfiyeden söz etmek mümkün değildir. Eksik veya hatalı işlem sonucu şirketin sicilden tasfiye sonucu terkinine karar verilmiş ise, bundan zarar görenler veya o işlemi gerçekleştirenler tasfiyenin kaldırılmasını ve şirketin ihyasını talep etme hakkına sahiptir. Eldeki dava yönünden, söz konusu şirket hakkında takipler olduğu halde tasfiyenin şeklen ve eksik olarak ticaret sicil kayıtlarına yansıdığı; söz konusu takiplerin yürütülmesinin TTK'nin 547. maddesi anlamında ek tasfiye işlemini gerektirdiği ve bunun için söz konusu şirketin ihya edilerek yeniden ticaret siciline tescilinin zorunlu hale geldiği anlaşılmıştır. Terkin işleminin 09/10/2015 tarihinde gerçekleşmiş ve davanın herhangi bir davaya dayalı olmaksızın 5 yıl sonra 10/12/2025 tarihinde açılmış olması karşısında hak düşürücü süre yönünden irdeleme yapılması gerekmiş olup, başka bir dava nedeniyle --- BAM ---- Hukuk Dairesi' nin verdiği 24/06/2021 tarihli, ---- Esas ve ------ Karar sayılı ve ilgili gerekçesi: "... Somut olayda, şirketin 07.07.2014 tarihinde kaydının silindiği, şirket ortağı tarafından beş yıllık yasal süre geçtikten sonra 25.11.2019 tarihinde ihya talep edildiği açıktır. Ancak, yasal düzenlemeye göre on yıllık sürenin dolmaması nedeniyle şirkete ait aracın Hazineye intikal etmesi koşulu gerçekleşmemiştir. Bu durumda, şirketin ortada tasfiyesi gerekli bir mal varlığı bulunduğundan yasa koyucunun amacı doğrultusunda uyuşmazlığın çözülmesi gerekir. Yasa maddesinde, terkinden itibaren baş yıllık sürede ihya talep edilebileceği belirtilmesine karşın, şirketin mal varlığının on yıl sonra Hazineye intikal edeceği düzenlendiğinden, kanun boşluğunun bulunduğu kabul edilmelidir. Şirkete ait mal varlığının Hazineye intikal etme süresi olan on yıldan önce ne şekilde işlem yapılacağına ilişkin TTK'nın geçici 7. maddesinde bir düzenleme bulunmaktadır. Ortada bir hukuki düzenleme eksikliğinin mi (kanun boşluğu), yoksa yasa koyucunun bilinçli bir susmasının mı bulunduğunun belirlenmesi önem taşımaktadır. Kanun boşluğu, sorunun çözümüne katkı sağlayacak bir hukuk kuralının bulunmaması şeklinde tanımlanabilir. Ancak, açık bir düzenleme yapılmamış olması her zaman kanun boşluğu anlamına gelmeyebilir. Bir sorun hakkındaki çözüm başka bir alanda düzenlenmiş olabilir. Hukuki bir sorun hakkında, hukuk sistemi mutlaka bir çözüm üretmek zorundadır. Yasanın bir düzenleme öngörmediği bir sorunun çözümsüz bırakılması düşünülemez. Kanun koyucunun bir konuda düzenleme yapmaması, o konuyu olumsuz düzenlemek istediğianlamına gelmez. Bu açıklamalara göre, somut olaydaki uyuşmazlık yönünden bir kanun boşluğunun bulunduğunun ve bu boşluğun, TMK'nın 1. maddesiyle hakime verilen yetki kapsamında doldurulması gerekir. Kanun boşluğunun doldurulmasında, TTK'nın geçici maddesine yansıyan kanun koyucunun iadesinin esas alınması uygun olacaktır. Kanun koyucu, mevcut düzenlemeyle, terkin edilen şirketlerin ortaya çıkacak mal varlıklarının on yıl sonra Hazineye intikal edeceğini kabul ettiğine göre, bu süre dolmadıkça, şirket ortaklarının bu mal varlığı üzerindeki haklarının devam ettiğini kabul etmiş durumdadır. Ortada bir mal varlığı bulunduğuna göre, bu mal varlığının tasfiyesi için şirketin ihyasına karar vermekten başka çözüm bulunmamaktadır. Aksinin kabulü, yasanın düzenlediği on yıllık sürenin anlamsız hale gelmesi sonucunu doğurur. Bu açıklamanın bir sonucu olarak, mal varlığının Hazineye intikal süresi olan on yıllık süre doluncaya kadar ortaya çıkacak mal varlığının tasfiyesi amacıyla ihya talebinde bulunulabileceği sonucuna varılmıştır. Bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusu haklı bulunmuştur. ...şeklinde olup yukarıya aynen aktarılan eldeki bu dava yönünden de emsal nitelikli söz konusu karar ışığında ve özellikle Anayasa Mahkemesinin 22/06/2023 tarih ve ---- Esas, ----- Karar sayılı kararı ile söz konusu geçici 7. Maddenin 15. Numaralı fıkrasının 5. Cümlesinde yer alan "...silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde...'' ibaresinin Anayasaya aykırı olduğundan bahisle iptaline karar verilmiş olması ve iptal kararının gerekçesinde belirtilen öğrenmeye ilişkin makul süre ile henüz yürürlüğe girmemiş olmakla birlikte (tanınan 9 aylık süre sonu 24/09/2026 tarihidir) TTK. Geçici 7. Maddedeki 10 yıllık süreye ilişkin düzenleme de 23/12/2025 tarih ve ---- sayılı ---- Gazetede yayınlanan 10/09/2025 tarih, ---Esas ve ----- Karar sayılı Anayasa Mahkemesi kararıyla iptal edilmiş olması birlikte değerlendirildiğinde eldeki davanın 10 yıllık süre içinde açılmış olduğunun kabul edilmesi gerektiği değerlendirilmiş olduğundan buna göre hak düşürücü süre engelinin bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Sonuç olarak söz konusu şirketin ihyası için gerekli yasal ve maddi şartların somut olayda gerçekleştiği ve sübut bulan davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış olup ek tasfiye işlemlerinin yapılabilmesi için yukarıda belirtilen temsilcinin tasfiye memuru olarak atanmasının ve ek tasfiye işlemlerinin tasfiye memuru tarafından yapılması uygun görülmüş ise de yargılama gideri yönünden yapılan irdelemeye bağlı olarak: davalı ---- Ticaret Sicil Memurluğu, yasal hasım konumunda olup, tasfiyenin usulsüz kapatılmasından dolayı sorumluluğu bulunmadığından yargılama giderinden sorumlu tutulmamıştır.

HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: Davanın TTK'nin 547. Maddesi uyarınca KABULÜ ile; a)---- Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün ------ sicil numarasında kayıtlı iken tasfiyesi kapatılmış olan-----Şirketi'' ünvanlı şirketin; a1) ---- İcra Dairesi'nin ----- Esas sayılı icra takibi yönünden ve takibin infazı işlemleriyle sınırlı olarak ihyası ile şirketin bu konuyla sınırlı olmak üzere ----- Ticaret Siciline yeniden tesciline, a2) ------ Banka Alacakları İcra Dairesi'nin----- Esas sayılı icra takibi yönünden ve takibin infazı işlemleriyle sınırlı olarak ihyası ile şirketin bu konuyla sınırlı olmak üzere ------ Ticaret Siciline yeniden tesciline, b)Her iki takip yönünden geçerli olmak üzere ek tasfiye işlemlerinin tamamlanması için --- tasfiye memuru olarak atanmasına ve ek tasfiye işlemlerinin tasfiye memuru ------ tarafından yürütülmesine, ek tasfiye bitinceye kadar tasfiye memurunun görevinin devam etmesine, c)Kararın ----- Ticaret Siciline tescil ve ilanına, Gerekçede açıklanan nedenlerle: a)Davalı ticaret sicil müdürlüğünün yargılama giderinden sorumlu tutulmasına yer olmadığına, b)Maktu karar harcından peşin harcın mahsubu ile eksik 116,60 TL harcın davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, c)Davacı tarafça yapılan harç ve giderin davacı üzerinde bırakılmasına, d)Davacı vekili yararına avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına, e)Davalı tarafça masraf yapılmadığından bu konuda başkaca bir karar verilmesine yer olmadığına, Artan avansın karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine, İlişkin olmak üzere davacı vekilinin e-Duruşma sistemi üzerinden yüzüne karşı aleni olarak yapılan yargılama sonunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde ------ Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2025/1129, K. 2026/211, T. 01.04.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-1129-e-2026-211-k-638dca3f8740