İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/1105 E. 2026/263 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/1105
Karar No
2026/263
Karar Tarihi

T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO: 2025/1105 Esas KARAR NO: 2026/263 DAVA: Menfi Tespit (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ: 06/09/2025 KARAR TARİHİ: 17/03/2026

Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ----aleyhine davalı ---- tarafından------- dosyasında kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibi başlatıldığını, davalı tarafından takip dayanağı olarak gösterilen senet ibraz edilmişse de, senedin hem düzenleme tarihi hem de içeriği sonradan doldurulduğunu, senet üzerindeki imzanın müvekkiline ait olmadığını, müvekkilinin bu senetten doğan herhangi bir borcunun bulunmadığını, ancak iddianın kabulü anlamına gelmemek koşuluyla, müvekkilinin bu senetten doğan bir borç yükümlülüğü bulunduğu sonucuna varılacak olması halinde, müvekkili tarafından davalıya daha önce -----tutarında bir ödeme yapıldığını, bu ödemenin ise banka dekontları ve sair belgelerle sabit olduğunu, müvekkilini bu ödemeye rağmen senedin tamamı üzerinde takibe maruz kalması hukuka aykırı olduğunu, bu nedenle dava, hem borcun tümden reddi hem de hilafı ihtimal olarak ödenmiş kısmın tespiti talepleriyle birlikte yürütülmesini, öte yandan dava konusu senedin düzenlenmesine neden olan herhangi bir hukuki işlem ya da edim ilişkisi bulunmadığını, senet nedeniyle ne bir mal teslim almış, ne bir hizmetten faydalanmış, ne de herhangi bir para ödemesi veya finansal kaynak elde ettiğini, hukuken borç doğurucu nitelik taşımamakla hen ne kadar kambiyo senetleri soyut borç ikrarı içerse de, sebep yokluğu defi, yerleşik içtihatlarla kabul edilmiş olup, davalı alacaklı, müvekkiline ne tür bir edim sağladığını açık ve somut biçimde ispatlamak zorunda olduğunu, müvekkili aleyhine başlatılan icra takip kapsamında, müvekkiline ait ------------marka araç üzerine haciz konulduğu, araç hakkında yakalama kararının çıkarıldığını ve bu karar icra marifetiyle yerine getirilerek araç yediemin otoparkına çekildiğini, müvekkilinin yediemin otoparkına park ücreti ödemek zorunda kaldığını, müvekkilinin borçlu olmadığı iddiasıyla açılmış iş bu menfi tespit davası kapsamında, haczin bu aşamada devam etmesi ölçüsüzlük oluşturduğu, müvekkili yönünden telafisi güç zararların doğmasına neden olduğunu, bunun yanında müvekkilinin mülkiyetinde bulunan ---------- parsel sayılı taşınmaz üzerine de icra dosyası kapsamında haciz şerhi konulduğunu, taşınmaz üzerindeki bu haczin devam etmesi müvekkili açısından telafisi güç zararlara yol açma potansiyeline sahip olduğunu, icra takibine konu alacak hakkında menfi tespit davası açılmış olması halinde, borçlunun ciddi bir zarara uğrama tehlikesi varsa, mahkemece takibin geçici olarak durdurulmasına karar verilebileceğini, bu şartın somut olayda fazlaca mevcut olduğunu, mahkeme teminat gösterilmesi zorunlu görülüyorsa, gerekli teminatı da sunmaya hazır olduklarını, müvekkili ödeme gücünün yetersizliği nedeniyle bu dava adli yardım talepli olarak açıldığını, iş bu sebeple; davanın kabulü ile ----- esas sayılı dosyasında kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile başlatılan takibe konu ------- bedelli senet nedeniyle müvekkilin borçlu olmadığının tespitine, bu senet nedeniyle borç doğduğu kabul edilse dahi, müvekkil tarafından daha önce ödendiği banka dekontlarıyla sabit olan ----- kısmın borç dışı olduğunun tespitine, takibe konu senedin müvekkiline hiçbir maddi menfaat sağlamadığını, herhangi bir mal, hizmet, ödeme ya da borç ilişkisine dayanmadığı da dikkate alınarak, senedin karşılıksız olduğunun kabulüyle davalı tarafça kötü niyetli olarak takip başlatıldığının tespitine,, aşınmaz üzerine konulan haciz şerhinin, dava konusu yönünden ihtiyati tedbir yoluyla kaldırılmasını, müvekkiline ait araç üzerindeki haciz ve muhafaza işlemlerinin ihtiyati tedbir yoluyla kaldırılmasını, mahkemece teminat gösterilmesinin zorunlu görülmesi helinde, gerekli teminatın sunulması kaydıyla ihtiyati tedbir talebinin kabulüne, müvekkilinin ekonomik durumunun elverişli olmaması sebebiyle davanın adli yardım talepli olarak görülmesini, dava neticesinde yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.

SAVUNMA :Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının imzaya itirazının süresi yönünden reddi gerektiğini, İİK 168/5 maddesi uyarınca, kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takiplerde borçlunun imzaya itirazını ödeme emrinin tebliğinden itibaren beş gün içinde yapmasının zorunlu olduğunu, takipte ödeme emri davacı borçluya ----- tarihinde tebliğ edilmiş olup, davacı bu yasal ve hak düşürücü süre içerisinde imzaya itiraz etmediğini, davacının aynı itiraz sebepleriyle daha önce açtığı davanın reddedildiğini, davacının ödeme iddialarının gerçek dışı olduğunu, davacının, dava dilekçesinde ---- tutarında bir ödeme yapıldığını iddia etmekte ve bu ödemeleri banka dekontları ile ispatlayacağını belirttiğini, uyap sistemi üzerinden yapılan kontrolde davacının iddia ettiği bu dekontlara erişilemediğini, söz konusu bonoya ilişkin yapıldığına dair bir kayıt bulunmadığını beyanla; davacının haksız ve hukuki mesnetten yoksun davasının reddine, davacının kötü niyetli olduğu ve hukuki süreçleri uzatma amacı güttüğü anlaşıldığından, %20'den aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilerek, davacıdan tahsil edilerek müvekkiline ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE:Dava hukuki niteliği itibariyle, tanzim edilen senet nedeni ile borçlu olunmadığının tespitine yönelik olarak açılan Menfi Tespit davasıdır. HUAK'ın 18/A maddesinin 1'inci fıkrası uyarınca, davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir.Somut uyuşmazlıkta, dava dosyası mahkememize----karar sayılı görevsizlik kararı ile --- tarihinde tevzi edilmiş olup, mahkememizce ----tarihli duruşmada kurulan ara karar ile davacı vekiline HUAK'ın 18/A maddesinin 1'inci fıkrası uyarınca, arabuluculuk son tutanağının mahkememize sunulması için bir haftalık kesin süre verilmiştir. Davacı vekili tarafından --------tarihli uyap üzerinden gönderdiği dilekçesi ile arabulucuya birinci celseden sonra müracaat edildiğini ve sürecin devam ettiğini bildirdiği görülmüştür. Eldeki dava yönünden, yukarıda açıklandığı gibi HUAK'ın 18/A maddesinin 1'inci fıkrasında öngörülen 1 haftalık süre içerisinde son tutanağın aslının veya onaylı örneğinin sunulmasına ilişkin ihtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesinin karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verileceğine ilişkin hüküm buyruk niteliğindedir. Diğer bir anlatımla bu konuda hâkimin takdir yetkisi bulunmadığı gibi son tutanağın 1 haftalık süre içerisinde sunulmaması yasa koyucu tarafından sonradan giderilmesi olanaklı dava şartı olarak öngörülmemiştir. ---- Sayılı ilamı da aynı doğrultudadır.Anılan düzenlemelere göre dava açılmadan arabuluculuğa basvurulması gerektiği, is bu dava şartının sonradan tamamlanabilir nitelikte olmadığı, aksinin kabulü düzenlemenin amacına aykırı olacağı, bu hali ile arabulucuya başvuru şartının dava açılmadan önce yerine getirilmediği, görevsizlik kararı sonrasında en azından arabulucuya başvurulmuş olmasının gerektiği ----- davacının ----tarihinde arabulucuya başvurduğu, açıklanan nedenlerle dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddi gerektiği kanaat ile asağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-)7155 Sayılı Kanunun 20'nci maddesi ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'na eklenen 5/A maddesi ve 7155 Sayılı Kanunun 23'üncü maddesi ile 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na eklenen 18/A-2 maddesi uyarınca arabulucuya başvurulmadan dava açılmış olması karşısında, davanın Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A, 6325 sayılı Kanunun 18/A-2, Hukuk Mahkemeleri Kanunu'nun 114/2 ve 115/2 maddeleri uyarınca dava şartı yokluğu nedeni ile davanın USULDEN REDDİNE, 2-Karar harcı 732,00-TL 'den davacı tarafça yatırılan 9.520,71-TL tamamlama harcının mahsubu ile artan 8.788,71-TL harcın, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 5-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 45.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Davacı tarafından dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içinde ------Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 17/03/2026

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2025/1105, K. 2026/263, T. 17.03.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-1105-e-2026-263-k-89ab1266dfdb