İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/1027 E. 2026/54 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/1027
- Karar No
- 2026/54
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/1027 KARAR NO : 2026/54
DAVA : Sigorta (Trafik Sigortası Kaynaklı) DAVA TARİHİ : 05.11.2025 KARAR TARİHİ : 15.01.2026
Mahkememizde görülmekte olan Sigorta (Trafik Sigortası Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ----, 16.09.2023 tarihinde yaya olarak bulunduğu sırada, ---- plakalı ve -----nezdinde ------- numaralı Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) poliçesi ile sigortalı aracın çarpması sonucu ağır şekilde yaralandığını, aracın malikinin ----- olduğunu, kaza tespit tutanağı ve olay yeri fotoğrafları ile kusurun tamamen karşı tarafta olduğunu gösterdiğini, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 97. Maddesi gereğince davalı sigorta şirketine zorunlu başvuru yapıldığını ancak süresi içinde herhangi bir ödeme yapılmadığından sigorta şirketinin temerrüde düştüğünü, temerrüt tarihi, başvurunun tebliğinden itibaren on beşinci gün olduğunu, müvekkilinin, kaza sonucunda femur şaft kırığı (S72.30), çoklu kot kırıkları ve hemopnömotoraks tanıları ile ameliyat edildiğini, intramedüller çivi (IMN) uygulandığını, uzun süre hastanede yatılı tedavi gördüğünü ve yoğun rehabilitasyon süreci geçirdiğini, 02.10.2023 tarihli ------ nolu fatura uyarınca hastane giderinin 100.000,00-TL olduğunu, bakıma ilişkin giderinin 60.000,00-TL olduğunu, ulaşım, ilaç, refakat ve fizyoterapi giderleri yargılama sürecinde belirleneceğini, müvekkili -----, meydana gelen trafik kazası neticesinde yaşamını ciddi şekilde etkileyen, ağır nitelikte yaralanmalar geçirdiğini, müvekkilinin, femur şaft kırığı ve çoklu kot kırıkları nedeniyle uzun süre hastanede yatmak zorunda kaldığını, intramedüller çivi (IMN) ameliyatı geçirdiğini, sonrasında ise haftalarca yardıma muhtaç halde yaşamını sürdürdüğünü, bu süreçte müvekkilinin hem fiziksel hem de ruhsal anlamda derin acılar çektiğini, gündelik yaşamını bağımsız şekilde sürdüremediğini, uyku bozukluğu, korku, endişe ve hayata karşı güven duygusunun zedelenmesi gibi kalıcı travmatik etkiler yaşadığını, müvekkilinin, kazanın etkilerini halen vücudunda ve psikolojisinde taşıdığını, tüm bu nedenlerle; davalı-----yönünden poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere; şimdilik 1.000,00-TL maddi tazminatın, 2.000.000,00-TL manevi tazminatın, maddi tazminata temerrüt tarihinden itibaren avans faizi, manevi tazminata kaza tarihinden itibaren yasal faiz uygulanarak davalıdan tahsilini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; HMK uyarınca bir dava dilekçesinde bulunması gereken zaruri hususların, davacının dava dilekçesinde bulunmadığını, bu nedenle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerektiğini, mezkur davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasının mümkün olmadığını, davacının dava dilekçesinde maddi tazminata ilişkin talepleri net olmadığından taleplerini açıklaması için kesin süre verilmesi, kesin süre içerisinde açıklanmadığı taktirde davanın usulden reddini, dava şartı yokluğu sebebiyle davanın usulden reddi gerektiğini, 6704 Sayılı Torba Yasa kapsamında, trafik kazası sonucu zarar gören kişilerin, öncelikle zararlarının tazmini için sigorta şirketine başvurmaları mecburiyeti bulunduğunu, 26.04.2016 tarihinde ----- Gazete’ de yayımlanan 6704 Sayılı Torba Yasa’nın 5. Maddesi ile 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 97. Maddesinde değişiklik yapıldığını, 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 97. Maddesinin: “Zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması hâlinde, zarar gören dava açabilir veya 5684 Sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir.” şeklinde olduğunu, başvuru şartının yerine getirilmiş kabul edilebilmesi için gerekli belgelerin tamamının sigorta şirketine ibraz edilmesinin ve Kanunda öngörülen süre dolmasına rağmen ödeme yapılmamış olması gerektiğini, Emredici Kanun hükmünün, başvuru şartının yerine getirilmiş kabul edilebilmesi için sunulması gereken belgelerin, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarında belirtilen belgeler olduğunun ifade edildiğini, arabuluculuk başvurusu yapılmadığından davanın reddine karar verilmesini, öncelikle dava konusu aracın kaza tarihinde Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası müvekkili şirkette olmadığını, bu nedenle davanın reddini, davacının maddi bir zararı oluşmamış olup, Mahkeme aksi kanaatte ise kusur tespitinden sonra Adli Tıp Kurumundan rapor alınması gerektiğini, müvekkilinin talep edilen giderlerden sorumlu olmadığını, müvekkili şirketin manevi tazminat taleplerinden sorumlu olmadığını, asla kabul anlamına gelmemesi kaydıyla olayda manevi tazminata hükmedilebilmesi için gereken şartlar oluşmadığını, manevi tazminatın zenginleşme amacına hizmet etmemesini, zararı özendirici nitelikte olmamasını, davacı tarafın faiz talebinin haksız olduğunu, tüm bu nedenler ve Mahkemece resen gözetilecek nedenlerle; usul ve esasa ilişkin itirazlarının kabulü ile davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN İNCELENMESİ VE GEREKÇE; Dava; trafik kazasından kaynaklı maddi ve manevi zarar iddiasının davalı sigorta şirketinden tazmini talebine ilişkindir. ---- plakalı aracın ---- Caddesi'nde giderken No:---- önünde karşıdan karşıya geçmek isteyen davacı yayaya çarptığı, davacı tarafça maddi ve manevi tazminat talebiyle aracı kaza tarihinde geçerli olan ZMMS sigortası ile sigortalayan davalı sigorta şirketine karşı somut davayı açtığı anlaşılmıştır.2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91/1. maddesi: "İşletenlerin, bu kanunun 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur." şeklindedir. Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının A-I. maddesi: "Sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder.” şeklinde ifade edilmiştir. 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 95. maddesinde, "Sigorta sözleşmesinden veya sigorta sözleşmesine ilişkin kanun hükümlerinden doğan ve tazminat yükümlülüğünün kaldırılması veya miktarının azaltılması sonucunu doğuran haller zarar görene karşı ileri sürülemez. Ödemede bulunan sigortacı, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda sigorta ettirene başvurabilir." düzenlemesi yer almaktadır.Sigorta şirketi kaza tarihi itibariyle Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Poliçesi tanzim eden şirket konumundadır. Sigorta şirketinin sigortalı aracın üçüncü kişilere vereceği zararlardan dolayı poliçe kapsamında ve limitiyle sorumlu olacaktır. Trafik Sigortası Genel Şartları A.3. maddesine göre sigortanın kapsamı belirlenmiş olup, buna göre sigortacı poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu temin etmek zorundadır. 18/12/2018 tarihli ------ Gazete'de yayınlanan 7155 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile 6102 sayılı TTK'na eklenen 5/A maddesi ile; "(1) Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." ve geçici 12. maddesi ile de "(1) Bu Kanunun dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümleri, bu hükümlerin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla ilk derece mahkemeleri ve bölge adliye mahkemeleri ile Yargıtayda görülmekte olan davalar hakkında uygulanmaz." düzenlemesi getirilmiştir.Yargıtay ------. sayılı kararı ile "Kaza tarihinde ve poliçenin düzenleme tarihinde yürürlükte bulunan 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun ‘Doğrudan Doğruya Talep ve Dava Hakkı’ başlıklı 97. maddesinde “Zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması halinde, zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir.” düzenlemesi yer almaktadır. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin birinci fıkrasında; "İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine ilişkin aşağıdaki hükümler uygulanır." hükmü yer almaktadır. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin 18. fıkrasında ise özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvurma zorunluluğunun olduğu veya tahkim sözleşmesinin bulunduğu hâllerde, dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmayacağı düzenlemesi yer almaktadır. Kanunun bu özel düzenlemesi karşısında dava şartı olarak zorunlu arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanma yeri bulamaz." kararı verilmiştir.Davacı vekili sunduğu dava dilekçesinde, dava açmadan önce arabuluculuk dava şartının yerine getirilmemesi sebebiyle dava dilekçesinin davalıya tebliğ edilmeksizin davanın usulden reddine karar verilmesi talep edilmiş ise de dava dilekçesi içeriğinde, davacı tarafın dava açılmadan önce davalı sigorta şirketine başvuru yaptığı belirtilmiştir. Sigorta şirketine yazılı başvuru yapıldığının belirtilmesi halinde dava şartı olarak zorunlu arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmayacağından mahkememizce duruşma günü tayin edilmiştir. Davacı tarafça davalı sigorta şirketine yazılı başvuru yapıldığına dair dosyaya delil sunulmamış ve yazılı dilekçesinde davanın usulden reddinin talep edilmesi karşısında davalı sigorta şirketine başvuru yapılmayacağı anlaşıldığından davanın usulden reddine karar verilmiştir. 15.01.2026 tarihli duruşmadan sonra, davacı vekili sunduğu dilekçe ile 15.01.2026 tarihli duruşma için mazeret dilekçesi sunduğunu, ancak mahkemece yokluklarında ön inceleme yapılarak karar verildiği belirtilmiştir. Mahkememizce bütün duruşmalarda, duruşma zaptı açılmadan önce duruşması yapılacak dosyaya sunulmuş herhangi bir dilekçe ya da gelmiş belge olup olmadığının tespiti için UYAP gelen iş ekranından katip vasıtasıyla ilgili dosya numarası yazılarak sorgulama yapılmaktadır. Davacı tarafın duruşmaya katılmadığı ve mazeret dilekçesi sunmadığı dosyalarda HMK 150. Maddesi'nin uygulanıp uygulanmayacağının ya da davanın açılmamış sayılmasına karar verilip verilmeyeceğinin tespiti için UYAP üzerinden özellikle kontrol yapılmaktadır. 15.01.2026 tarihli duruşmanın saati 10.30 olup davacı vekiline tebligat yapılmış ve evrak işlem kütüğü sorgulamasında davacı vekilinin 15.01.2026 tarih, saat 09:14'de (duruşma saatinden önce) mazeret dilekçesi ve ekinde mazerete dayanak duruşmalarına ilişkin belgeler sunulmuştur. Duruşma tutanağı açılmadan önce davacı vekilinin mazeret dilekçesi mahkememizce tespit edilemeyen sebeple görülememiş ve mazeret dilekçesi duruşma yapıldıktan sonra saat 13.51'de katip vasıtasıyla mahkememizce fark edilmiştir. Bu sebeple mazeret hakkında olumlu ya da olumsuz değerlendirme yapılamamıştır. Duruşmada davalı vekilince de davayı takip ettikleri yönünde beyanda bulunulması sebebiyle yargılamaya devam edilmiş ve karar verilmiştir. Davacı vekilince, duruşmadan sonra sunulan dilekçede eski hale getirme ve duruşmanın yeniden yapılması talep edilmiş ise dosyada karar verilmesi ve karar numarası alınması sebebiyle dosya esası kapatılmıştır. Nihai karar verildikten sonra mahkememizce bu konuda karar verilmesi mümkün olmadığından gerekçeli kararda bu hususa yer vermekle yetinilmiştir. Açıklanan sebeplerle aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davanın usulden reddine, 2-Harçlar Kanununa göre alınması gerekli 732,00-TL karar harcının, davacı tarafından yatırılan 615,40-TL peşin harçtan mahsubu ile bakiye 116,60-TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yatırılan 615,40-TL peşin harcın davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Davacı tarafından 615,40-TL başvurma harcı, 87,50-TL vekalet harcı, 66,00-TL tebligat, posta ve müzekkere gideri olarak sarf edilen toplam 768,90-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı tarafından 87,50-TL vekalet harcı olarak sarf edilen yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT gereğince hesap edilen 45.000,00 T vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 7-Dosyada mevcut gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, Dair, davalı vekilinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize dilekçe ile başvurarak veya zabıt katibine beyanda bulunmak suretiyle tutanağa geçirilmesi ve hakime onaylatılmak suretiyle ----- Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.