İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/937 E. 2025/1061 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/937
- Karar No
- 2025/1061
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO: 2024/937 Esas KARAR NO: 2025/1061 DAVA: Alacak (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) DAVA TARİHİ : 11/12/2024 KARAR TARİHİ: 18/12/2025
Mahkememize tevzi edilen dava dilekçesi mahkememiz esasının yukarıda belirtilen sırasına kaydedilip incelendi
DAVA:Davacı vekili ------harç tarihli dava dilekçesinde özetle; "Müvekkilimiz-------- işi ile iştigal eden ------ önde gelen sigorta şirketlerinden birisidir. Müvekkil, sigortalısı --- numaralı ----- başlangıç --- bitiş tarihli, ---- numaralı --- taşınan emtianın nakliyesi esnasında maruz kalabileceği hasar, zarar ve ziyana karşı teminat altına almıştır. ---- yerleşik ---- unvanlı firma tarafından --- tarihli ---- no'lu mal faturası tahtında ve---- yerleşik --- satıcı firma tarafından ---- no'lu ve ----no'lu fatura tahtında toplam ------ cinsi emtia ---- yerleşik sigortalı'ya satılmıştır. Satılan emtianın----- karayolu üzerinden ve ---- demiryolu ile taşınması işinin tamamı ----faturalar tahtında davalı ----- ----tarafından üstlenilmiştir. --- karayolu ile taşınan emtia ----- getirilmiş buradan --- numaralı vagona yüklenerek demiryolu ile ------- alıcı firmanın adresine gönderilmiştir. Vagonun ------ varışının ardından tahliyesi esnasında yapılan kontrollerde kolilerin dağınık olduğu ve emtianın eksik olduğu, eksper ile nakliyeci firma arasında yapılan yazışmalar neticesinde emtianın çalındığı anlaşılmıştır. Eksikliğin anlaşılması ile alıcı firma tarafından tahliye alanına bilirkişiler çağrılmış olup, bilirkişilerce düzenlenen tutanakta toplam 1.361 kolinin kayıp olduğu belirtilmiştir. Yapılan ekspertiz incelemesi neticesinde meydana gelen hasar bedelinin toplam 18.899,25 USD olduğu tespit edilmiştir. Müvekkil sigorta şirketi tarafından hasara istinaden 10/11/2023 tarihinde sigortalıya aynı tutarda sigorta ödemesi gerçekleştirilmiştir. Müvekkil bu ödemeye istinaden 6102 sayılı TTK md. 1472 uyarınca sigortalının haklarına halef olmuş ve hem "kanuni" hem de "akdi" halef sıfatını hazanmıştır. Somut olayda emtia hasarı, davalı tarafından üstlenilen taşıma sürecinde davalının ağır kusur ve ihmaline bağlı olarak meydana gelmiştir. Davalı dava konusu emtia taşıması bakımından "taşıyıcı" sıfatını haiz olup; taşımanın tabi olduğu ilgili yasa ve konvansiyon hükümleri uyarınca hasardan doğan zararların tamamından sorumludur. Meydana gelen hasar, emtia davalının sorumluluğu ve hakimiyeti altında gerçekleştirilen taşıma sürecinde meydana gelmiş olduğundan, davalı meydana gelen emtia hasarından doğan zararların tamamından sorumludur. Bu nedenle, müvekkilin alacağının tazmini için huzurdaki davanın açılması zarureti doğmuştur. " denmiştir.
CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; "Davacı tarafça usule, yasaya ve hukuka aykırı olarak ikame edilmiş haksız, hukuki dayanaktan yoksun, mesnetsiz işbu davanın usule ilişkin itirazlarımız göz önünde tutularak usulden reddine, Sayın Mahkemece 1 numaralı talebimizin uygun görülmemesi halinde; davacı tarafça ikame edilen işbu haksız, kötü niyetli, hukuki temelden yoksun ve maddi gerçekle örtüşmeyen soyut iddialara dayalı işbu davanın esastan reddine, delilerimizin yeminli tercümelerinin sunulabilmesi için tarafımıza süre verilmesine, Hiçbir şekilde---- Mahkemelerinin ilgili dava bakımından yetkili olduğunu kabul anlamına gelmemekle beraber; davanın fiili ve gerçek taşıyıcı olan ----- 61. Maddesi uyarınca ihbarına, Tüm yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine Karar verilmesini saygılarımızla talep ederiz. " denmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Tarafların iddia ve savunmaları yukarıda özetlenmiştir. Davalı taraf yasal süresi içinde milletlerarası yetki itirazında bulunmuştur. 6100 sayılı HMK'nın 17. Maddesi " Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır." hükmüne haiz olup aynı kanunun 18. Maddesi "- (1) Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyecekleri konular ile kesin yetki hâllerinde, yetki sözleşmesi yapılamaz.(2) Yetki sözleşmesinin geçerli olabilmesi için yazılı olarak yapılması, uyuşmazlığın kaynaklandığı hukuki ilişkinin belirli veya belirlenebilir olması ve yetkili kılınan mahkeme veya mahkemelerin gösterilmesi şarttır." hükmüne haiz olduğu görülmüştür. 5718 sayılı kanunun 34. Maddesi ‘Haksız fiilden doğan borçlar haksız fiilin işlendiği ülke hukukuna tâbidir. (2) Haksız fiilin işlendiği yer ile zararın meydana geldiği yerin farklı ülkelerde olması hâlinde, zararın meydana geldiği ülke hukuku uygulanır. (3) Haksız fiilden doğan borç ilişkisinin başka bir ülke ile daha sıkı ilişkili olması hâlinde bu ülke hukuku uygulanır. (4) Haksız fiile veya sigorta sözleşmesine uygulanan hukuk imkân veriyorsa, zarar gören, talebini doğrudan doğruya sorumlunun sigortacısına karşı ileri sürebilir. (5) Taraflar, haksız fiilin meydana gelmesinden sonra uygulanacak hukuku açık olarak seçebilirler.’ Hükmüne haizdir. 5718 sayılı kanunun yetki anlaşması ve sınırları başlıklı 47. Maddesi ise " (1) Yer itibariyle yetkinin münhasır yetki esasına göre tayin edilmediği hâllerde, taraflar, aralarındaki yabancılık unsuru taşıyan ve borç ilişkilerinden doğan uyuşmazlığın yabancı bir devletin mahkemesinde görülmesi konusunda anlaşabilirler. Anlaşma, yazılı delille ispat edilmesi hâlinde geçerli olur. Dava, ancak yabancı mahkemenin kendisini yetkisiz sayması veya ---- mahkemelerinde yetki itirazında bulunulmaması hâlinde yetkili ----mahkemesinde görülür. (2) 44, 45 ve 46 ncı maddelerde belirlenen mahkemelerin yetkisi tarafların anlaşmasıyla bertaraf edilemez." hükmüne haizdir. CMR 31. Maddesinde ise ‘ Bu sözleşmeye göre yapılan taşımalardan ortaya çıkan davalarda davacı taraflar arasında anlaşma ile belirlenmiş, Akit Taraf mahkemelerinde dava açılabilir. Ayrıca şu ülke mahkemelerinde de dava açılabilir. a) Davalının mutaden ikamet ettiği veya taşıma mukavelesinin akdedildiği esas iş yerinin, veya şubesinin veyahut da acentasının bulunduğu yerlerde, b) Taşımacının yükü aldığı veya teslim yeri olarak gösterilen yerlerde, ve başka mahkemelerde dava açılamaz. 2. Bu maddenin 1 inci paragrafı ile ilgili olarak bir dava yine aynı paragrafa göre yetkili olan bir mahkemede görülmekte ise veya böyle bir mahkeme tarafından bir taleple ilgili olarak karar verilmiş ise, aynı nedenlerle aynı taraflar arasında yeni bir dava açılamaz. Ancak ilk davanın açıldığı ülkede yerine getirilmiyor ise, bu hüküm uygulanmaz. 3. Bir akit ülkedeki bir mahkemenin 1 inci paragrafta sözü geçen bir dava ile ilgili olarak verdiği karar, o ülkede yerine getirilebiliyor ise ilgili ülkedeki formaliteler tamamlanır tamamlanmaz, diğer akit ülkelerin her birinde de yerine getirilebilir olacaktır. Bu formaliteler davanın yeniden görülmesine olanak sağlamaz. 4. Bu maddenin 3 üncü paragrafındaki hükümler mütenakız kararlara gıyaben verilen kararlara ve mahkeme emriyle yapılan ödemelere uygulanır. Fakat ara kararlarına veya istemi tamamen veya kısmen reddedilen davacıya ödemelere ilaveten yüklenen tazminatlara uygulanmaz. 5. Bu Sözleşme gereğince taşımalardan doğan davalarda, ---- oturan veya işyerleri bu ülkelerde olan ------vatandaşlarından giderlere karşılık teminat istenemez.’ Şeklindedir.Taraflar arasında imzalanmış olan sözleşmenin tarafların sorumluluğu başlıklı kısmının 4.3. maddesi incelendiğinde ‘taraflar arasında uyuşmazlık çıkması durumunda taraflar bunları müzakere yoluyla çözerler. Müzakere yoluyla çözülemeyen uyuşmazlıklar, --- mevzuatına uygun olarak --- mahkemelerinde çözülür.’ şeklinde hüküm bulunduğu görülmüştür. Belirtilen yasal düzenlemeler ve açıklamalar doğrultusunda somut olay değerlendirildiğinde; dava, sigorta şirketi tarafından sigortalısının halefi olarak açıldığına göre, görevli mahkemenin tayininde sigortalı ile davalı arasındaki ilişkinin hukuki mahiyeti nazara alınır. ------Karar sayılı kararında; bu husus “sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu nedenle, halefiyet davası bir ticari dava sayılamaz. Bu dava, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur” şeklinde vurgulanmaktadır. Bu durumda, 6102 sayılı TTK.'nun 1472. maddesi uyarınca açılan davalarda görevli mahkeme temel ilişkiye göre belirleneceği gibi uyuşmazlık da sigorta hukuku hükümlerine göre değil temel ilişkideki hükümlere göre çözülecektir. Başka bir söyleyişle sigorta hukuku hükümleri sadece halefiyete dayalı rücu hakkının doğup doğmadığının belirlenmesi ile sınırlı olarak uygulanacakken, temel ilişkiye ilişkim hükümler asıl uyuşmazlığın çözümü için uygulanacaktır.Tüm bu nedenlerle eldeki dosyada davacı sigortacının sigortalısının ---- firması olduğu emtianın ---- aracılığıyla yapılmasına ilişkin taşıma işini üstlenen davalının ise ------ ülkesinde yerleşik olduğu bununla birlikte dava konusunun ise uluslararası taşıma olması ve taşımanın her iki tarafının da CMRye tabi ülkelerde yerleşik firmalar olması da dikkate alındığında CMR hükümlerinin geçerli olduğu ayrıca temel ilişki dikkate alındığında MÖHUK 46. Maddesinin değil 34. Maddesinin uygulama alanı bulması ve yine CMR Konvansiyonu yetki hükmü olan CMR 31 Madde hükümleri birlikte değerlendirildiğinde taraflar arasındaki yetki sözleşmesi uyarınca yetkili mahkeme -----Mahkemeleri olup ------Mahkemelerinin yetkisi bulunmadığı görülmekle davalının milletlerarası yetki itirazlarının kabulüne karar verilmiş davanın bu nedenle usulden reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Hüküm; Ayrıntısı ve yasal gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalının milletlerarası yetki itirazının kabulü ile somut uyuşmazlıkta ---------yetkili olduğundan mahkememizin YETKİSİZLİĞİ nedeniyle davanın usulden REDDİNE, 2- Peşin alınan 11.269,79 TL harçtan, alınması gerekli 615,40 TL peşin harcın düşümü ile geri kalan 10.654,39 TL harcın karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, 3-Yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına , 4-Davacı tarafça peşin yatırılmış olan gider avansından artan kısmın, karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, 5-Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T'ye göre 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-3.800,00 TL Arabulucu ücretinin davacıdan tahsiliyle hazineye irad kaydına, Dair kısa karar, gerekçeli mahkeme kararının taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde istinaf yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı açıkça okunup usulen anlatıldı.18/12/2025