İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/79 E. 2026/28 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2024/79
Karar No
2026/28
Karar Tarihi

T.C. İstanbul Anadolu 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2024/79 KARAR NO : 2026/28

DAVA : Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 24/01/2024 KARAR TARİHİ : 13/01/2026

Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Taraflar arasında uzun yıllara dayanan Abonelik Sözleşmelerinin bulunduğu, 2023 Nisan ayında davalı şirket yetkilisi ---- ve ----- davacı şirketi ziyaret ederek 7.000TL- 8.000TL civarında olan şirket faturasını 5.000TL'ye düşürmek istediklerini, bunun için aktif olarak kullanılan 23 hattın yanısıra sadece satış politikası amacıyla ücretsiz olarak 50 adet hat daha satın alınması gerektiğini, bu taktirde faturanın düşeceğini bildirdikleri, helen davalı şirket yetkililerinin, gerekli olduğunu söyledikleri evrakları imzalatıp sonrasında 6 Mayıs 2023 tarihinde davacı şirket yetkilisi --- mailine "Sayın ---- 12 ay boyunca ayda 5.000 TL fatura taahhüdü 06.05.2023 tarihinde aktiflenmiş" mailini ------ adresi ile ilettikleri, Akabinde şirkete Mayıs ayı faturasının 11.335,50TL, Haziran ayı faturasının 28.137,50TL, Temmuz ayı faturasının 26.733,90TL, Ağustos ayı faturasının ise 27.919,40TL geldiği, bu faturalar gelirken davalı şirket ile sık sık telefon görüşmeleri sağlandığı ve davacı şirketin, davalı şirketin çalışanları tarafından "iki kampanya tanımlandığından sistemsel bir sorun, öbür ay düzelecek ve aradaki fark tutar iadesi sağlanacaktır" denilmek suretiyle oyalandığı, 2023 yılının Ağustos ayında Müşteri Yöneticisi sıfatıyla ’----davacı şirketi ziyaret ederek ----- ile ilgili iki kampanya satın alındığı taktirde faturanın 5.000TL olarak güncelleneceğini ve 30.000TL fark ücret ödemesinin yapılacağını bildirdiği, konuyla ilgili 8 Ağustos 2023 tarihinde mail adresinden "Görüşmemize istinaden kullanmadığınız 77 hattınızı şirket içi tarifeye geçirerek 29.000 TL olan faturanızı ------ ederek yeni faturanız 5.200TL gelecektir. Bu sözleşmeyi upgrade ederken 15.000 TL ------ reklamı alma sözünüze istinaden gerçekleştireceğiz." şeklinde ilettiği, davacı şirket tarafından ------ reklam paketi satın alındığı fakat tüm görüşmelere ve tarafların anlaşmalarına rağmen Eylül faturasının 35.555,00 TL, Ekim faturası ise 28.800,10 TL geldiği, Son olarak 2023 yılının Kasım ayında davalı şirket müşteri hizmetleri temsilcisi ----- davacı şirkete gelerek davacı şirkete teklif veren üç şahsın da işten çıkartıldığını pek çok şirkete bu tarzda teklifler verildiğini fakat sisteme işlenmediği bildirdiği, bu durumun şirketin sorumluluğunda olduğunu belirterek davalı şirketin hatalı olduğunu belirterek faturayı 5.000TL'ye düşüreceklerini ve 40.000TL iade yapılacağını belirttiği, davacı şirketin aynı hikayeyi 3. kez dinlemekten sıkılmış ve davalı şirkete olan güveni zedelenmiş olduğundan, ayrıca davalı şirketten o dönem itibariyle çok daha fazla alacaklarının da bulunması sebebiyle davalı şirketin müşteri hizmetleri temsilcisi ----- bu teklifinin uygun görülmediği, davacı şirketin bu güven zedelenmesinden dolayı artık ------ ile çalışmaya devam edemeyecek konuma gelmiş ve yeni bir operatör ile anlaşılacağını ve sözleşmeyi haklı nedenlerle feshedeceklerini müşteri hizmetleri temsilcisine bildirdiği, davalı şirketin, davacı şirketin sözleşmeyi haklı nedenlerle fesh etmesine rağmen, davacı şirketten 17.743,66TL cayma bedelini davacı şirketin sonraki faturasına yansıtmak suretiyle tahsil ettiği, Davalı şirketin, her ne kadar teklif veren üç şahsın da işten çıkartıldığını pek çok şirkete teklifler verildiğini fakat sisteme işlenmediğini bildirmişse de İş Kanunu ve Borçlar Kanunu gereği işçisinin üçüncü şahsa vermiş olduğu vaadlerden sorumlu olduğu, bu durumun TBK m. 66 gereğince işverenin adam çalıştırma sorumluluğundan kaynaklandığı, bu sebeple işveren konumundaki davalı şirketin, davacı şirkete vermiş olduğu zararı gidermekle yükümlü olduğu, Davalı tarafından kurumsal mailler üzerinden atılan maillerden de anlaşılacağı üzere davacı şirkete vaadler verildiği, hatta sözleşmeler yapıldığı, davacı şirketin davalı şirket ile imzalamış olduğu sözleşmeler gereği yeni hatlar ---- reklam paketi satın almasına rağmen ve davalı şirketin kendisine düşen yükümlülüklerini yerine getirmediği, arabuluculuk sürecinde davalı şirket ile herhangi bir anlaşmaya varılamadığından davacı tarafın huzurdaki davayı açma zaruretinin hasıl olduğu, Bu nedenlerle, davalının vaadine ve sözleşmeye aykırı hareketleri neticesinde ortaya çıkan davacı şirket zararının ve davacı şirketin sözleşmeyi haklı nedenlerle feshetmesine rağmen davacıdan alınan cayma bedelinin fazlaya dair haklarımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik 20.000,00 TL'sinin haksız faturalandırmaların yapıldığı tarihlerden başlayarak işleyecek en yüksek ticari faizi ile birlikte, yargılama giderlerinin ve vekâlet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesinin taleple dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı şirket ile imzalanan abonelik sözleşmesi ve taahhütnameler kapsamında davacı şirkete hizmet verildiği, davalı şirketçe yapılan incelemede; davacı ile davalı arasında Kurumsal Abonelik Sözleşmesi olduğunun ve Abonelik taahhütnameleri kapsamında hizmet verildiğinin tespit edildiği, davalı şirketçe davacıya bu kapsamda Kurumsal Abone-Kurumsal Tek Fatura düzenlendiği, Davalı şirketin aboneleri ile dönemsel olarak yeni paketler kapsamında verilen teklifler üzerinden görüşmeler yapsa da bu tekliflerin, tarafların yetkilileri tarafından usule uygun olarak imzalanıp sistem onayları verilmedikçe hukuken sonuç doğmamakta olduğu, davacı ile de dönemsel olarak görüşmelerin yapılmasının bu kapsamda son derece olağan olduğu, ancak davalı şirket tarafından onaylanmayan ve davacı şirket yetkilisinin imzasını taşımayan hiç bir teklifin ve mail yazışmasının sözleşme hükmü gibi hüküm ve sonuçlarının doğmayacağı, Kesinlikle kabul anlamına gelmemekle birlikte davacı tarafın sunduğu mail yazışmalarının da bu kapsamda değerlendirilmesi gerekmekte olup tek başına delil değeri de bulunmadığından dikkate alınmaması gerektiği, bu aşamadan sonra ise iddianın genişletilmesi yasağı kapsamında yeni delil sunulmasına davalının muvafakatinin bulunmadığı, Diğer taraftan kesinlikle kabul anlamına gelmemekle birlikte maillere konu kişi/kişilerin davalı şirketi temsil yetkisi bulunup bulunmadığının, bağlayıcı karar verme yetkisi bulunup bulunmadığının, davalı şirketin mi bayisinin mi çalışanı olduğu, taraflar arasında görüşülen hususların sözleşmeye bağlanıp bağlanmadığının belirsiz olduğu, zira bayi çalışanı olan kişi ve kişiler kapsamında davalı şirketin işveren sıfatının da bulunmayacağı, davalı şirket tarafından onaylanmayan ve davacı şirket yetkilisinin imzasını taşımayan hiç bir teklifin, sözleşme hükmü gibi hüküm ve sonuçlarını doğurmayacağı, davalı şirketçe düzenlenen faturaların, davacı tarafından katılınmış olan paket ve taahhütnameler kapsamında düzenlendiği, faturalarda bir hata bulunmadığı, Davacının taahhütname süresi içinde taahhütnameyi feshetmiş olması nedeniyle taahhütnameye uygun olarak faturasına cayma bedeli yansıtılmasının da taraflar arasındaki kampanya taahhütnamelerine uygun olduğu, davacının aksi yöndeki iddialarının haksız ve dayanaksız olduğu, davalı şirketten davacının bağlı olduğu kampanya taahhütname/taahhütnamelerinin celbi ile de bu durumun ispatlanacağı, Davacı tarafça faturalarda hata olduğu iddia edilse de davalı şirketin vermiş olduğu hizmette ve davacının abonelik ve taahhütnamelerine uygun davacıya düzenlenen faturalarda hata bulunmadığı, fatura kullanım detaylarında belirtilen taahhütname ve paketler dışında davacının katıldığı taahhütname ve indirim hakkı vesairenin bulunmadığı, kabul anlamına gelmemekle birlikte teklifte bahsi geçse dahi davacı tarafından usul ve yasalara uygun olarak imzalanmayan bir taahhütname kapsamında işlem yapılmasının, davacının hattına bu kapsamda indirim tanımlanmasının mümkün olmadığı, dava dilekçesinde bahsi geçen fazla faturalandırmanın nasıl hesaplandığının dahi anlaşılamadığı, davacı ile mutabık kalınan taahhütlerin sunulan fatura kullanım detaylarında da yer verildiği üzere yerine getirildiği ancak davacı tarafından imzalanmayan ve davacı şirketçe onaylanmayan taahhütname kapsamında faturalandırmanın yapılmasının mümkün olmayacağı,davacının belirttiği iddialarını taraflarca usul ve yasalara uygun olarak imzalanmış sözleşme sunmak suretiyle ispatlaması gerektiği, Davacının TBK md. 66 uyarınca davalı şirketin sorumluluğu olacağı iddiasına itiraz edildiği, zira abonelik Sözleşmesi kapsamında verilen hizmet ve fatura bedelinde davacının iddia ettiği kapsamda bir hata bulunmadığı, fatura edilen tutarın taraflarca mutabık kalınan tutar olduğu, davacı tarafından faturalara sözleşmede belirtilen süresi içinde itiraz edilmediği ve fatura içeriklerinin kesinleştiği, nitekim davacının kendisine gönderilen işbu faturalara sözleşmede belirtilen süreler ve TTK ilgili maddelerindeki yasal süre içinde herhangi bir itirazda bulunmadığı, faturaların davacıya gerek posta ve gerekse e-mail yoluyla iletildiği, Fatura içeriğine dair hususlar TTK ve VUK hükümleri ile düzenlenmiş olup TTK uyarınca; “Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren 8 gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır.” hükmedildiği, yine abonelik sözleşmesinin 5.3. maddesi ile faturalara yapılacak itirazların 15 gün süre içinde yapılabileceğinin kararlaştırıldığı, diğer yandan taraflar arasında imzalanan Abonelik Sözleşmesinin ilgili maddesi ile de faturalara yapılacak tüm itirazların yazılı olarak yapılmasının kararlaştırıldığı, davacının bu kapsamda kendisine gönderilen faturalara herhangi bir itirazda bulunmadığı ve fatura içeriklerini kabul etmiş bulunduğu, yasal süresi içinde ve yasal koşullara uygun olarak içeriğine itiraz edilmemiş olan iş bu faturaların uyuşmazlık konusu yapılmasının hukuka aykırı olduğu, Davacının faiz talebinin de haksız ve dayanaksız olduğu, zira faiz talebinin asıl alacağa bağlı fer'i nitelikte bir talep olduğu ve davacının asıl alacak bakımından tüm iddiaları haksız ve dayanaksız olduğundan buna bağlı fer'i nitelikteki alacağı talep etmesinin hukuken mümkün olmadığı, diğer taraftan davacının davalı şirketi usul ve yasalara uygun olarak temerrüde düşürmesinin söz konusu olmadığı, davacı tarafından arabuluculuğa başvuru tarihinden itibaren ticari faizi talep edilmesinin de hukuki dayanağının bulunmadığı, kesinlikle kabul anlamına gelmemekle birlikte davacının bir an için faiz talep edebileceği dahi düşünülse bunun dava tarihinden itibaren dikkate alınması gerektiği, Bu nedenlerle, neticeten haksız ve mesnetsiz davanın külliyen reddine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacıya yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLER ve GEREKÇE: Dava; Hukuki niteliği itibariyle cayma bedelinin davalıdan tahsiline ilişkindir.Mahkememizce taraflara usulüne uygun tebligat yapılmış, abonelik sözleşmesi incelenmek üzere dosyamız arasına alınmıştır.Dosya konusunda uzman mali müşavir ve bilgisayar mühendisi bilirkişiye verilerek, rapor alınmıştır. Bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan 27/03/2025 tarihli raporda özetle: "Taraflar arasında yapılan e–mail yazışmalarında fatura tutarı üzerinde her bir dönem için yapılacak indirim belirtilmiştir. Davacıya gönderilen faturalardaki indirim oranı ile mailde belirtilen indirim oranı örtüşmektedir. İlgili tarihli mailde belirtilen indirim tutarının, Fatura Altı İndirim Tutarı: 24.600/12=2.050 TL indirim olduğu, bu indirim tutarının da aylık faturalarda davalı tarafça uygulandığı görülmektedir. Taraflar arasında yapılan abonelik sözleşmesindeki her ay ödeyeceği rakam ile ilgili sözleşmede bir tarife bedeli yazılmamıştır. Bundan dolayı davalının vaadine ve sözleşmeye aykırı hareket ettiğine dair bir bulguya rastlanmamıştır. " tespitinde bulunmuşlardır. Bilirkişi raporunun taraflara tebliğ edildiği, davacı vekilinin beyan ve itiraz dilekçesi sunduğu görülmüştür. Bilirkişi raporu denetime açık, karar vermeye yeterli ve elverişli mahiyettedir. Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından; Uyuşmazlık, taraflar arasında 06.05.2023'de mail yoluyla icap ve kabul edildiği bildirilen abonelik sözleşmesi kapsamında 2023 yılında yıllık sözleşme süresi boyunca kesilen faturaların usulüne uygun olup olmadığı, fazla tahsilat bulunup bulunmadığı, sözleşmenin haklı nedenle feshedilip feshedilmediği ve ödenen cayma bedelinden davacının sorumlu olup olmadığı hususunda olduğu tespit edilmiştir. Mahkememizce taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine göre taahhüt edilen hizmet ve faturalara ilişkin olarak fazla kesildiği iddia edilen faturalar ve cayma bedeli talebine yönelik yapılan incelemede bilirkişi incelemesinde, taraflar arasında yapılan e–mail yazışmalarında fatura tutarı üzerinde her bir dönem için yapılacak indirim belirtildiği, yıllık indirim tutarının 24.600,00-TL, aylık indirim tutarının 2.050,00 TL olduğu, davacıya gönderilen faturalardaki indirim oranı ile mailde belirtilen indirim oranının örtüştüğü davacı tarafın fazla ödediği bede olmadığı görülmekle davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-)Alınması gerekli 732,00-TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 427,60-TL harcın mahsubu ile 304,4-TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3-a) Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, b) Davalı tarafından yapılan yargılama giderleri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 4-)Davalı kendini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre davalı taraf için takdir olunan 20.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-)Tarafların artan gider avansı bulunması ve talep etmeleri halinde yatıran tarafa iadesine, 6-)6325 sayılı Kanun'un 18-A/13. bendi uyarınca Adalet Bakanlığı tarafından karşılanan 3.600,00-TL zorunlu arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir olarak kaydedilmesine, Dair, kararın davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda miktar itibariyle KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.

Atıf: İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/79, K. 2026/28, T. 13.01.2026, www.arakarar.com/karar/istanbul-anadolu-3-asliye-ticaret-mahkemesi-2024-79-e-2026-28-k-f6308463f6e8