İlk Derece Mahkemesi · İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/79 E. 2024/442 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2024/79
Karar No
2024/442
Karar Tarihi

T.C. İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/79 Esas KARAR NO : 2024/442 DAVA : İtirazın İptali DAVA TARİHİ : 20/07/2023 KARAR TARİHİ : 16/05/2024 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari İşletmenin Satılması Veya Devrinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; ''Taraflar arasında yapılan anlaşma uyarınca yetkilisi davalı ...'a ait ...k Ltd. Şti. Şirketinin devri müvekkil ...'a gerçekleştirilecektir. Söz konusu şirketin devri için toplamda karşı taraf hesabına 500.000,00 TL gönderilmiş olup ... Bankası dekontunu dilekçemiz ekinde sunmaktayız. Taraflar arasında yapılan anlaşmaya istinaden hukuki işlemler başlatılacakken anlaşmalar son bulmuşsa da müvekkil şirket devrine ilişkin bedeli "... LOJİSTİK LTD. DEVİR SON ÖDEME" şeklinde açıklama yazarak toplam 500.000,00 TL'yi karşı taraf davalının hesabına göndermiştir. Ancak taraflar arasında devir gerçekleşmediğinden söz konusu paranın iadesinin yapılması gerekmektedir. Bu itibarla işbu davayı açma zorunluluğumuz doğmuştur. Limited şirketlerin devri Türk Ticaret Kanunu madde 595'de düzenlenmiş olup şirketlerin 1. Fıkra uyarınca, esas sermaye payının devri ve devir borcunu doğuran işlemler yazılı şekilde yapılır ve tarafların imzaları noterce onanır. Bu hüküm uyarınca esas sermaye payının devrini içeren işlem yazılı yapılmalıdır. Buna göre limited şirkette payın devri için imzaların noter tarafından onaylandığı yazılı bir sözleşme yapılması gerekir.Esas sermaye payının devrine ilişkin sözleşmede olduğu gibi, devir borcu doğuran tüm işlemler de aynı yazılı şekil şartı geçerlidir. Gerekçede de “hem esas sermaye payının devri hem de devir borcunu doğuran işlemlerin” yazılı şekle bağlandığı belirtilmiş, “devir vaadi”, “ön sözleşme”, “borçlanma işlemi” gibi terimler söz konusu edilerek açılan tartışmalara son verilmek istenmiştir. Devir borcunu doğuran işlem bir sözleşme veya tek taraflı bir işlem, meselâ taahhütname olabilir; bu taahhütname de aynı şekle tabidir. Bu sebeple şekil hükmünü koyan birinci cümlede geniş kapsamlı “işlem” terimi kullanılmıştır. Buna karşılık devir, sözleşme şeklinde yapılmalıdır. Şayet şekle uygun olarak pay devri yapılmazsa yapılan işlem geçerli olmadığı için özellikle payı devraldığını sanan geçersiz pay devri sözleşmesinin tarafı olan kişi verdiklerini sebepsiz zenginleşme ilke ve esaslarına göre talep edebilir. 6102 sayılı TTK 595 limited şirket hisse devrinin koşulları açıklanmış olup, somut uyuşmazlıkta taraflar arasında hisse devri için görüşmeler yapılmış, müvekkil hisse bedeli olarak davalıya bir kısım ödemelerde bulunmuş, ancak diğer bir takım anlaşmaların sağlanamaması sebebiyle devir sözleşmesinin yasaya uygun şekilde sonuçlandırılamamıştır. Borçlar Hukukunda, taraflar sözleşme serbestisine sahip olup herkes yasalarda öngörülen şekil ve geçerlilik şartlarına uyarak sözleşme ifa edebilirler. Bir sözleşmenin kurulabilmesi için sözleşmenin bütün unsurlarının tamamlanıp tarafların irade beyanlarının karşılıklı olarak uyuşması gereklidir. Taraflar sözleşme akdederken TMK 2. maddesine göre iyi niyet ve dürüstlük kuralları dahilinde hareket etmek zorundadırlar. Taraflar kusuru olsun olmasın, akid in'ikad etmeden akdin ifasına engel olabilirler. Bu ifa engeli nedeniyle karşı tarafın zararı meydana gelebilir. İşte bu halde sözleşme kurulmuş gibi sorumluluk söz konusu olacaktır ki sözleşme görüşmeleri sırasındaki kusurlu davranışı ifade eden bu sorumluluk biçimi doktrin ve bir kısım yargı kararlarında da kabul edildiği üzere "culpa in contrahendo" sorumluluğudur. Bu halde taraflar sözleşme görüşmeleri sırasında henüz sözleşme kurulmasa da hukuki sorumluluk altına girmiş olup tarafların dürüstlük kuralları çerçevesinde yükümlülükleri vardır. Kusuruyla dürüstlük kuralına aykırı hareket ederek diğer tarafa zarar verenin davranışının sorumluluğu TBK 112 (818 sayılı B.K 96) maddesinde ifade edilen borcun ifa edilmemesinden kaynaklanan sorumluluktur. Yukarıda detaylıca açıklandığı üzere taraflar arasındaki sözleşme hüküm doğurmamasına karşın müvekkil kendi edimini yerine getirerek karşı tarafa 500.000,00 TL göndermiştir. Ticaret sicil gazetesinden bakıldığında da görüleceği üzere söz konusu şirketin devri gerçekleştirilmemiş olup halen daha karşı taraf davalı üzerine kayıt ve tescillidir. Bu durum dahi beyanlarımızı kanıtlar niteliktedir. Bu itibarla işbu davanın kabulü ile icra takibinin devamına karar verilmesini talep etmekteyiz. İtirazın iptali davasında borçlunun inkâr tazminata mahkûm edilebilmesi için, öğretide ve Yargıtay kararlarında genellikle kabul edildiği üzere, bir takım şartların birlikte gerçekleşmesi gerekir. Bu şartlar ise; Alacaklının ilâmsız icra takibi yapması; Borçlunun ödeme emrine itiraz etmiş olması; İtirazın iptali davasının süresi içinde açılmış olması; Alacaklının talepte bulunması; Alacağın likit bir alacak olması durumları olarak belirlenmiştir. Taraflar arasındaki işbu dava bakımından ise tüm bu şartlar birlikte gerçekleştiğinden karşı tarafın itirazlarının iptali ile takibin devamına karar verilirken aynı zamanda alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına da hükmedilmesi gerekmektedir. Nitekim bu husus Yargıtay'ın bir çok kararında düzenlenmektedir. Yargıtay... H.D.... K. Sayılı İlamında;"...İtirazın iptali davasında borçlunun haksızlığına karar verilmesi halinde ve alacaklının talep etmiş olması şartıyla, borç miktarının kanunda gösterilen orandan az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilir. İcra inkar tazminatına karar verilebilmesi için alacağın belirli ya da belirlenebilir olması gerekir. Ancak, hak tartışmalı ise icra inkar tazminatına hükmedilemez. Alacağın likit olması şartıyla itirazın iptali davası sonunda borçlunun itirazının kısmen kabulü halinde dahi, kabul edilen kısım bakımından icra inkar tazminatına hükmedilmelidir. İcra inkar tazminatı, asıl alacak bakımından söz konusu olur. İşlemiş faiz isteği yönünden icra inkar tazminatına hükmedilmesi mümkün değildir. Likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belirli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması, böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Bu şartlar yoksa likit bir alacaktan söz edilemez...." şeklinde düzenlenmiş olup hal böyle iken icra dosyası incelendiğinde de görülecektir ki borçlu taraf şirketin devrine ilişkin banka hesabına gönderilen parayı iade etmesi gerektiğini bilmektedir. Müvekkilin alacağına kavuşmasını engellemek maksadıyla haksız olarak icra takibine itiraz eden borçlunun icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etme zorunluluğumuz doğmuştur. Yukarıda ayrıntılı olarak arz ve izah edilen ve Mahkeme'nizin re'sen gözeteceği sebeplerle; Fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydı ile Karşı tarafın icra dosyasına yaptığı haksız itirazın iptaline, takibin devamına, Karşı taraf davalının, alacağın likit olması sebebiyle dava konusunun %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine,, Yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına, Mahkeme'nizce uygun görülecek başka tedbirlere hükmedilmesine karar verilmesini vekaleten arz ve talep ederiz.'' şeklinde talep ve dava ettiği anlaşıldı. Davalı asil cevap dilekçesinde; ''Davacı tarafından dava dilekçesi ekinde sunulan evraklardan da anlaşılacağı üzere; şahsım adına ilamsız icra takibi Menderes İcra Müdürlüğünce ...E dosya no ile başlatılmıştır. Dava kapsamından anlaşıldığı üzere icra takibine şahsım tarafından itiraz edilmiş takip durdurulmuştur. Şöyle ki: Ardından İtirazın İptali davası açılmış tarafıma gerçeği yansıtmayan iddialarda bulunulmuştur. Öncelikle hukukun açıklık şeffaf ve anlaşılabilir deliller ile suçlamaların bu ilkelere bağlı olarak yapılması gerektiği TCK'nin öncelikli olmak üzere TCK maddelerinde de belirtilmiştir. Söz konusu... LOJİSTİK LTD .ŞTİ isimli devir ettiğim şirketin üzerinde Milli Emlaktan 30 yıllık kiralık 23.059 m2 yer (Büyük baş hayvan) çiftliği projesi olarak kayıtlı yer bulunmaktadır. Söz konusu şirketimi devretmek amacıyla Gayrimenkul Danışmanı olan Volkan Dinçer ile iletişime geçtim daha sonrasında... (çamönü Emlak) adında bir emlakçının olduğunu ve onunda (davacı) ... adında bir alıcısının olduğunu öğrendim. “...Bey beni... Aydın ile tanıştırdı. Daha sonrasında danışmanlar aracılığı ile ... ile oturup ... LOJİSTİK ŞİRKETİNİN satışı konusun da 2.050.0000 TL karşılığında anlaştık. Anlaşma karşılığında 28.04.2023 tarihinde söz konusu alıcının danışmanı olan emlakçı... tarafından tarafıma 10.000 TL kaparo yollandı akabinde iki (2) gün sonra pazartesi günü noterden devir yapacağımız ve geri kalan paranın noterde devir yapılacağı zaman ödeyecekleri konusunda anlaştık. Pazartesi günü olduğunda birkaç güne paralarının geleceğini ve kesin olarak bu şirketi alacağını belirterek beni beklettiler üzerinden 12 gün sonra daha paralarının gelmediğini ve buna istinaden... adından (... şirket devri ön ödeme kaporası olarak ) yine şahsım adına 90.000 TL kapora yolladılar. Yine aynı şekilde birkaç güne şirketi devir alacaklarını söyleyip devamlı iletişim halinde şahsımı beklettiler biz size kaparo verdik kesin alıcaz Mehmet bey diyerek iyi niyetimi suiistimal ettiler. 2 ay boyunca tarafımı ... bugün yarın bu hafta param geliyor şirketin satışını alıyorum diyerek bekletti bunun üzerinden 2 ay sonra kendisine alıcımın olduğunu her seferinde iyi niyetimi kötüye kullandığını söz verdim ama onunda bir yere kadar olduğunu ticarette zarar ettiğimi belirterek akabinde geçen bu kadar zamanın ardından ilk kaporanın üstünden tam tamına 2 ay geçtikten sonra şahsıma yine kaparo olarak bu sefer (Davacı) ... adından şahsıma 01.06.2023 tarihinde 500.000 TL yollandı. Daha sonra kararlaştırdığımız üzere Cuma günü noter zamanı muhasebecimden karar defteri ... adına devir olarak karar alınmış bir şekilde muhasebecisine imzalatılıp tarafına teslim edilmiştir. Şirket Karar defteri ile Notere gittiğimiz de kalan bakiye olan 1.650.000 TL tarafıma teslim edilecekti. Ama ... şirketin adına kayıtlı olan arazinin BüyükBaş Hayvan Projeli olduğunu ve bunu yapmayacağını o yüzden Bu yeri almak istemediğini vazgeçtiğini söyledi. Bende bunun üzerine zaten bu yerin böyle bir projeli olduğunu muharrem bey sizin volkan beyin ve hakan beyin herkesin de bilgisinin olduğunu söyledim ardından eğer işine gelirse yarı fiyatına verirsen almayı düşünebileceği yoksa ortağının istemediğini o yüzden almayacağını belirterek şirketi devir almaktan vazgeçmiştir. Aylardan beri beni bekletip iyi niyetimi su istimal ederek şahsımı maddi ve manevi zarar ettirmiştir. Söz konusu davada şirketin devrinin bedeli 500.000 ti belirtilmiş şirket devri için ödemenin tamamı şahsıma yapılmış ama şirket devri ... adına devir edilmemiş gibi söz edilmiştir. Şirket Devri Aslında 2.050.000 ti olarak anlaşılmış ve sadece tarafımı aylarca beklettirip 600.000 tI kaparo ödemesi yapılmıştır. Şirket devrini almaktan vazgeçen ve cayan davacı tamamı ile davacı tarafın sorumluluğu kapsamındadır. Yukarıda arz ve izah edilen tüm sebeplerle; şahsıma karşı cebri icrada bulunan davacının iş bu davasının reddi ile yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davacıya tahmiline karar verilmesini saygılarımızla arz ve talep ederiz.'' şeklinde beyanda bulunmuştur. Dava, davalının ortağı bulunduğu şirketteki hissenin devri için davacı tarafından ödenen bedelin pay devri yapılmadığından iadesine yönelik başlatılan icra takibinde ödeme emrine karşı yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı vekili, davalının ortağı bulunduğu ...Lojistik Ltd. Şti.' de yer alan payların müvekkiline devri hususunda tarafların anlaştıklarını, devir bedeli olarak müvekkilinin 500.000,00 TL ödeme yaptığını ancak devrin gerçekleşmediğini iddia etmekte, davalı asil ise cevap dilekçesinde 500.000,00 TL ödemenin şirket pay devri için kendisine yapıldığını ancak davacının çeşitli bahanelerle devri almaktan vazgeçtiğini savunmaktadır. Dosya arasında yer alan ödemeye ilişkin dekont ve davalı tarafın cevap dilekçesinde ki ikrarı nazara alındığında mahkememizce taraflar ön inceleme celsesinde sulhe davet edilmiş ancak taraflar sulh olamamışlardır. Davalının ikrarı nazara alınarak HMK' nun 308. Maddesinde düzenlenen davanın kabulüne ilişkin hükümler tarafa açıklanmış ve davalı asil asıl alacak yönünden davayı kabul ettiğini beyan etmiştir. Davaya Son Veren Taraf İşlemleri başlığı altında düzenlenen HMK' nun -308. Maddesinde; "Kabul, davacının talep sonucuna, davalının kısmen veya tamamen muvafakat etmesidir. (2) Kabul, ancak tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri davalarda hüküm doğurur. " -309. Maddesinde; "Feragat ve kabul, dilekçeyle veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılır. (2) Feragat ve kabulün hüküm ifade etmesi, karşı tarafın ve mahkemenin muvafakatine bağlı değildir. (3) Kısmen feragat veya kabulde, feragat edilen veya kabul edilen kısmın, dilekçede yahut tutanakta açıkça gösterilmesi gerekir. (4) Feragat ve kabul, kayıtsız ve şartsız olmalıdır. " şeklinde emredici düzenlemeler mevcuttur. Somut olayda, davalının ortağı bulunduğu dava dışı şirkette payların davacıya devri hususunda taraflar arasında sözleşmenin bulunduğu, sözleşme kapsamında davacının davalıya 500.000,00 TL ödeme yaptığı davalının da ön inceleme celsesinde kabulünde olduğundan davanın asıl alacak üzerinden kabulüne, kabul edilen bedel likit olduğundan davacının tazminat talebinin de kabulüne, takip talebinde faiz de talep edilmiş ise de davalının temerrüte düşürüldüğüne ilişkin bir ihtarnamenin dosya arasında yer almadığı anlaşıldığından faiz talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KISMEN KABULÜ ile; davalı/borçlunun Menderes İcra Müdürlüğü' nün... Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın KISMEN iptali ile takibin asıl alacak üzerinden devamına, 2-Davalının sorumlu olduğu 500.000,00 TL üzerinden %20 icra inkar tazminatı olan 100.000,00.-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Alınması gereken (H.K. m.22 gereği 34.155,00/3) 11.385,00 TL karar ve ilam harcının yatan 6.070,02 TL peşin harçtan mahsubu ile eksik kalan 5.314,98 TL' nin davalıdan alınarak Hazine' ye irat kaydına, 4-Davacı tarafından yatırılan ve mahsup edilen 6.070,02 TL ve 269,85 TL başvurma harcının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Yargılama sırasında davacı tarafından yatırılan ve harcanan 608,00 TL posta ve diğer yargılama giderinin kabul red oranı nazara alınarak 604,86 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye giderin davacı üzerinde bırakılmasına, 6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan A.A.Ü.T. m. 6 uyarınca (Yargıtay... H.D. ... K. )kabul edilen miktar üzerinden hesap ve takdir edilen 25.333,33 TL vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 7-6325 sayılı HUAK uyarınca, suçüstü ödeneğinden karşılanan 3.800,00 TL arabuluculuk giderinin her iki tarafta oturuma katıldığından kabul red oranı nazara alınarak 19,58 TL' sinin davacıdan, bakiye kalan 3.780,42 TL' nin ise davalıdan alınarak Hazine' ye irat kaydına, 8-Yargılama sonucunda ve re’sen yapılacak gider olmadığı takdirde, gerekirse re’sen yapılacak gider de mahsup edilmek ve 6100 sayılı HMK’nın 333. maddesi gereğince yatırılan avansın kullanılmayan kısmının yatırana iadesine, Dair, tarafların yüzüne karşı tebliğden itibaren 2 hafta içerisinde İzmir Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesine hitaben mahkememize verilecek istinaf dilekçesi ile istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 16/05/2024

Katip ... e-imzalıdır

Hakim ... e-imzalıdır

Atıf: İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/79, K. 2024/442, T. 16.05.2024, www.arakarar.com/karar/izmir-2-asliye-ticaret-mahkemesi-2024-79-e-2024-442-k-822842fef531