İlk Derece Mahkemesi · Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/779 E. 2026/257 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/779
- Karar No
- 2026/257
- Karar Tarihi
T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ... Esas - ... T.C. KONYA TÜRK MİLLETİ ADINA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : KARAR NO :
HAKİM : KATİP :
DAVACI : VEKİLİ : DAVALI : 1- VEKİLİ : DAVALILAR : 2- 3- VEKİLİ : DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ : KARAR TARİHİ : KARAR YAZMA TARİHİ : Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; 01.08.2024 tarihinde, ... Sigorta A.Ş. tarafından ... poliçe numarasıyla olay tarihinde geçerli ZMMS poliçesiyle sigortalı, mülkiyeti ...'a ait ve ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı aracının Konya Caddesi üzerinde müvekkiline ait ve yine müvekkilinin sevk ve idare edilen ... plaka sayılı motosiklete çarpması sonucu yaralamalı maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, bu kaza sonucunda müvekkili ...'ın kafasında, kulağında, omzunda ve dizinde yaralanmalar meydana gelmiş ayrıca motorsikleti ciddi hasara uğradığını, müvekkilinin uzun bir süre tedavi görmüş olup tedavi süreci halen daha devam ettiğini, kazaya ilişkin kaza tespit tutanağında, sigortalı araç sürücüsünün kusurlu olduğu açıkça belirtildiğini, davalı ... Sigorta A.Ş. mülkiyeti ...'a ait ... plaka sayılı aracın kaza tarihi içinde geçerli Poliçe No: ... ile Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortacısı olduğunu, bu itibarla maddi tazminat davamızda poliçe teminatıyla sınırlı sorumlu olmak kaydıyla davada hasım gösterildiğini, tazminat talepleri davalı sigorta şirketine bildirilmiş ve arabuluculuk başvurusunda bulunulmuş ise de bu görüşmeler anlaşamama ile sonuçlandığını, geçici iş göremezlik, sürekli iş göremezlik, bakıcı gideri, tedavi gideri, parça ve işçilik bedeli, değer kaybı, araç mahrumiyet bedeli ve manevi tazminat talep ettiğini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini vekaleten talep ve dava etmiştir. Davalı ... Sigorta vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı taraf, 01.08.2024 tarihinde meydana geldiğini iddia ettiği kaza sonucu ... plakalı araç sürücüsü ...'ın bedensel hasara uğradığı iddiası ve ... plakalı aracın hasara uğradığını iddia ederek, ... plakalı aracın 02.10.2023 - 02.10.2024 vadeli, ...numaralı KTK Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesine istinaden 50,00-TL tedavi ve yol gideri, 50,00-TL bakıcı masrafı, 50,00-TL geçici iş göremezlik bedeli, 50,00-TL sürekli iş göremezlik bedeli, 50,00-TL parça ve işçilik bedeli, 50,00-TL değer kaybı bedeli, 50,00-TL araç mahrumiyet bedeli olmak üzere toplam 350,00-TL'nin 26.08.2024 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte tahsilini talep ettiğini, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, yetki itirazlarının kabulüne karar verilmesini, davacının, müvekkil şirkete usulüne uygun olarak müracaat etmediğini, davacının maluliyet oranının tespit edilebilmesi için öncelikle sürekli sakatlık kurul raporu alınması gerektiğini, davacı vekili tarafından sunulan uygun yönetmelik uyarınca alınmış bir Sağlık Kurulu Raporunun mevcut olmadığını, ayrıca müvekkili sigorta şirketi tarafından dosyada inceleme yapılabilmesi için öncelikle tarafların kusur oranlarının kesin olarak tespit edilmiş olmasının gerektiğini, dosyada mevcut olan kaza tespit tutanağında tarafların kusur oranları tespit edilemediğini, kusur tespiti yapılmadan müvekkilin davacıya ödeme yapması beklenemeyeceğini, bu nedenlerle davanın usulden reddine, mahkeme aksi kanaatte ise davanın esastan reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı vekili ... plakalı aracın sürücüsünün tam kusurlu olduğunun tespit edildiğini ileri sürmüş ise de, bu konuda henüz yeterli inceleme ve değerlendirme yapılmadığını, soruşturma dosyasında bulunan kaza tespit tutanağına dayanılarak bu değerlendirme yapılmış olup; Adalet Bakanlığı Adli Tıp Şube Müdürlüğü Trafik İhtisas Dairesinden kusur tespitine ilişkin olarak rapor alınmadan araç sürücüsünü tam kusurlu olduğunun kabul edilmesi mümkün olmadığını, öncelikle Adli Tıp Kurumundan bilirkişi raporu alınarak kusur oranlarının belirlenmesini talep ettiklerini, söz konusu kazada davacı vekilinin müvekkilimizi %100 kusurlu ithamlarını kabul etmediklerini, davacı tarafın bu iddiada bulunabilmesi için öncelikle uzman bilirkişiler tarafından görüntü kayıtlarının incelenmesi ve net bir rapor tanzim edilmesi gerekmekteyken yaralanmalı trafik kazası tespit tutanağına dayanarak dava açılmasını kabul etmediklerini, bu nedenlerle haksız davanın esastan reddine, kazanın oluş şeklini ve maddi vakıaları dikkate alarak doğru ve isabetli bir değerlendirme yapabilecek nitelikte uzman bilirkişi kurulundan kusur raporunun alınmasına; manevi tazminat isteklerinin reddine; her türlü yargılama gideri, harç ve vekalet ücretinin davacının üzerine bırakılmasını karar verilmesini talep etmiştir. ÇEKİŞMELİ HUSUSLAR, TOPLANAN DELİLLER, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın trafik kazasından kaynaklı araçta oluşan parça ve işçilik bedelinin tazmini, değer kaybı ve araç mahrumiyet bedelinin tazmini ile davacıda oluşan geçici ve sürekli iş göremezlik, bakıcı masrafı, tedavi ve yol gideri ile manevi zararın tazmini hususunda olduğu anlaşılmıştır. Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi Müdürlüğüne, Karapınar İlçe Emniyet Müdürlüğüne, Türkiye Sigortalar Birliğine, Konya Şehir Hastanesine müzekkereler yazılmış yazı cevapları incelenerek dosyamız arasına alınmıştır. Karapınar .Asliye Ceza Mahkemesinin ... esas sayılı dava dosyası UYAP sistemi üzerinden celp edilerek dosyamız arasına alınmıştır. Karapınar Cumhuriyet Başsavcılığı Uzlaştırma Bürosunun ... Soruşturma sayılı dosyası UYAP sistemi üzerinden celp edilerek dosyamız arasına alınmıştır. Mahkememizin 10/04/2025 tarihli ön inceleme tensip zaptıyla dosyanın adli trafik ve sigorta hasar bilirkişisi ile ATK'ya tevdine karar verilmiştir. Mahkememize sunulan 01/07/2025 tarihli bilirkişi kusur ve hasar raporunda özetle; Dava konusu trafik kazasında, ... plaka sayılı aracın davalı sürücüsü ...' ın; %75 (Yüzde Yetmiş beş) oranında kusurlu olduğu, ... plaka sayılı motosikletin sahibi ve sürücüsü davacı ...'ın ise; %25 (Yirmi beş) oranında kusurlu olduğu, dava konusu ... Plakalı aracın hasarının oluş şekli şiddeti dikkate alınarak perte total işleminin ekonomik olacağı, kaza tarihinde aracın rayiç bedelinin 70.000,00 TL olarak belirlendiği, aracın hurda-sovtaj bedeli olarak 35.000,00 TL belirlendiği kalan bakiyenin 35.000,00 TL olarak hesaplandığı, bu rakamın gerçek zarar olarak kabul edilmesi gerektiği, pert işlemi görmesi dolayısı ile değer kaybı oluşmayacağı, 35.000,00 TL lık rakamdan davacı kusuruna tekabül eden 8.750,00 TL nın mahsubu ile 26.250,00 TL tazminat kaldığı, bu tutardan davalı ... Sigorta Anonim Şirketi'nin, ... numaralı ZMMS limitleri dahilinde sorumlu olduğu, davalı ... ve ...'ın müştereken ve müteselsilen sorumlulukları bulunduğu, dava konusu ... Plakalı aracın araç mahrumiyeti süresinin 20 gün, günlük araç kirasının 250 TL toplam araç mahrumiyeti tutarının 5.000,00 TL olarak hesaplandığı, bu tutardan 568,85 TL amortisman ve yakıt tasarrufunun düşülmesi ile 4.431,15 TL olarak hesaplandığı, bu rakamdan 9625 davacı kusuruna tekabül eden 1.107,79 TL nın mahsup edilmesi ile 3.323,36 TL Tazminat hesaplandığı, bu rakamdan da poliçe teminatları kapsamında olmadığından davalı ... ve ...'ın müştereken ve müteselsilen sorumlulukları bulunduğu görüş ve kanaatini bildirmişlerdir. Mahkememize sunulan 11/06/2025 tarihli ATK raporunda özetle; 20/02/2019 tarih ve 30692 sayılı resmi gazetede yayımlanan Erişkinler için Engellilik değerlendirmesi hakkındaki yönetmelik hükümlerine göre kişinin kalıcı sakatlık niteliğinde arızasının olmadığı, sürekli iş göremezlik oranının % 0 olduğu, mevcut arızasının iyileşme süresinin 3 haftayı bulacağı, bu sürenin geçici iş göremezlik süresi olarak değerlendirilmesi gerektiği, kaçınılmaz giderlerin yapılan masrafların niteliği, yapıldıkları tarih ve yerler dikkate alındığında ayrı ayrı kaleme alınmasının mümkün olmadığı, yaralanmanın ağırlık ölçüsü de dikkate alındığında bu tür giderlerin 2.000,00TL olarak değerlendirildiği (bu tutarın 500,00 TL'si ulaşım gideri, 1.500,00TL'si refakatçi, özel beslenme VS. gideri olarak değerlendirildiği, bu değerlendirme yapılırken yaranın ağırlık ölçüsü, kişinin tedavi olduğu merkezle, yerleşim yeri gibi unsurların göz önüne alındığı), iyileşme süresinin 3 (üç) haftaya kadar uzayabileceği, bu süre zarfında bir başkasının bakım ve yardımına ihtiyaç duymayacağını bildirir rapor sunulduğu görülmüştür. Mahkememizin 08/12/2025 tarihli ara karar ile dosyanın aktüerya bilirkişisine tevdine karar verilmiştir. Mahkememize sunulan 25/12/2025 tarihli AKTÜERYA bilirkişi raporunda özetle; Davacının maluliyet oranının her iki yönetmeliğe göre %40 olması nedeniyle sürekli işgöremezlik zararının hesaplanamadığını, geçici işgöremezlik zararı 9.563,69 TL, tedavi gideri zararı 1.500,00 TL olmak üzere toplam 11.063,69 TL maddi zarar hesaplandığını, hesaplanan bu zarar, kaza tarihinde geçerli kişi başı ZMSS tedavi klozu poliçe teminat limiti (1.000.000,00 TL) dahilinde kaldığını, sürekli işgöremezlik olmadığından, sakatlık klozu teminat limiti ile ilişkili bir değerlendirme yapılmadığını, raporda yer verilen yasa, yönetmelik ve Yargıtay içtihatlarının hukuki yorum niteliğinde olmayıp, hesaplamanın doğru ve denetlenebilir olmasına yardımcı kıstaslar olarak kullanıldığı, nihai hukuki değerlendirme ve nitelendirmenin ise Mahkemenin takdirinde olduğunu bildirir rapor sunulduğu görülmüştür. Davacı vekilinin 12/01/2026 tarihli dava değer arttırım dilekçesinde özetle; Davacı müvekkilin; 9.563,69 TL geçici iş göremezlik zararının, 1.500,00 TL tedavi giderlerinden doğan maddi zararının, ... plaka sayılı motosikletinde meydana gelen hasar nedeniyle 26.250,00 TL maddi zararının ve 3.323,26 TL araç mahrumiyet bedeli alacağının olduğunu bildirir dilekçe sunmuştur. Dava, trafik kazasından kaynaklı araçta oluşan parça ve işçilik bedelinin tazmini, değer kaybı ve araç mahrumiyet bedelinin tazmini ile davacıda oluşan geçici ve sürekli iş göremezlik, bakıcı masrafı, tedavi ve yol gideri ile manevi zararın tazmini istemine ilişkindir. 2918 Sayılı KTK.nun 91/1. maddesi yollaması ile 85. maddesi ve Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası Genel Şartlarının 1. maddesine göre trafik sigortası işletene düşen hukuki sorumluluğu azami sigorta limitine kadar teminat altına almaktadır. Davalılar kazaya karışan karşı aracın zorunlu trafik sigortacısı, maliki ve sürücüsü olup davacıya ait araçta meydana gelen gerçek zararı limit dahilinde karşılamakla yükümlüdür. Dava konusu trafik kazası sonrasında davacıya ait araçta meydana gelen hasar bedeli, değer kaybı ve araç mahrumiyet zararı gerçek zarar kalemleri arasında bulunmakta olup, davalı trafik sigortacısı bu zararlardan (hasar bedeli ve değer kaybı yönünden) poliçe teminat limiti dahilinde sorumludur. Trafik kazaları dayanağını 2918 sayılı KTK'dan alan haksız fiil niteliğinde olaylardır. Haksız fiiller meydana geldikleri anda hukuki sonuç doğurur ve zarara neden olanların zararı tazmin borcu haksız fiil tarihinde ortaya çıkar. Haksız fiilin unsuru olan zarar, zarar görenin malvarlığında rızası dışında meydana gelen azalma ile zarar verici fiil olmasa idi bulunacağı durum arasındaki farktır ve zarar haksız fiilin meydana gelmesi ile gerçekleşmiş sayılır. Zarar verenin ve diğer sorumluların zararı tazmin yükümlülüğü herhangi bir ihbara ve ihtara gerek kalmaksızın olay tarihinde doğar. Haksız fiile bağlanan hukuki sonuçlar haksız fiil tarihi esas alınarak belirlenir ve bu nedenle haksız fiillerde olay tarihinde yürürlükte bulunan hukuk kuralları uygulanır. Başka bir deyişle zararın belirlenmesinde etken olan hususlarda olay tarihinde yürürlükte bulunan mevzuat hükümlerinin dikkate alınması gerekir. Yargıtay 17.HD'nin 2017/1230 E- 2018/2590 K sayılı 15/03/2018 tarihli kararı -ve benzer nitelikte diğer birçok kararında da- vurgulandığı gibi değer kaybının hesabında aracın modeli, markası, özellikleri, yapılan onarım işlemleri, kilometresi, olay tarihindeki yaşı, tarafların iddia ve savunmaları ve tüm dosya kapsamı değerlendirilerek kaza öncesi hasarsız ikinci el piyasa rayiç değeriyle kaza meydana geldikten ve tamir edildikten sonraki ikinci el piyasa rayiç değeri arasındaki farka göre değer kaybı zararının hesaplanması ilke olarak kabul edilmiştir. Sonuç olarak haksız fiilin türü olan trafik kazalarına olayın meydana geldiği tarihte yürürlükte olan kanun hükümlerinin uygulanması, davacıya ait araçta meydana gelen değer kaybının belirlenmesinde olay tarihinde yürürlükte bulunan Karayolları Trafik Kanununun 90. maddesi gereğince genel hükümlerin esas alınması gerekir. Kusur durumuna ilişkin yapılan değerlendirmede; Türk Borçlar Kanunun 49.maddesinde, "Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür", yine aynı kanunun 50.maddesinde, "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır" denilmektedir. Karayolları Trafik Kanunun 86/1 maddesinde, "İşleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bir bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın, kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya bir üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulur" denilmektedir. Mahkememize sunulan 01/07/2025 tarihli kusur ve hasar bilirkişi raporunda özetle; Dava konusu trafik kazasında, ... plaka sayılı aracın davalı sürücüsü ...' ın; %75 (Yüzde Yetmiş beş) oranında kusurlu olduğu, ... plaka sayılı motosikletin sahibi ve sürücüsü davacı ...'ın ise; %25 (Yirmi beş) oranında kusurlu olduğu, dava konusu ... Plakalı aracın hasarının oluş şekli şiddeti dikkate alınarak perte total işleminin ekonomik olacağı, kaza tarihinde aracın rayiç bedelinin 70.000,00 TL olarak belirlendiği, aracın hurda-sovtaj bedeli olarak 35.000,00 TL belirlendiği kalan bakiyenin 35.000,00 TL olarak hesaplandığı, bu rakamın gerçek zarar olarak kabul edilmesi gerektiği, pert işlemi görmesi dolayısı ile değer kaybı oluşmayacağı, 35.000,00 TL lık rakamdan davacı kusuruna tekabül eden 8.750,00 TL nın mahsubu ile 26.250,00 TL tazminat kaldığı, bu tutardan davalı ... Sigorta Anonim Şirketi'nin, ... numaralı ZMMS limitleri dahilinde sorumlu olduğu, davalı ... ve ...'ın müştereken ve müteselsilen sorumlulukları bulunduğu, dava konusu ... Plakalı aracın araç mahrumiyeti süresinin 20 gün, günlük araç kirasının 250 TL toplam araç mahrumiyeti tutarının 5.000,00 TL olarak hesaplandığı, bu tutardan 568,85 TL amortisman ve yakıt tasarrufunun düşülmesi ile 4.431,15 TL olarak hesaplandığı, bu rakamdan 9625 davacı kusuruna tekabül eden 1.107,79 TL nın mahsup edilmesi ile 3.323,36 TL Tazminat hesaplandığı, bu rakamdan da poliçe teminatları kapsamında olmadığından davalı ... ve ...'ın müştereken ve müteselsilen sorumlulukları bulunduğu görüş ve kanaatini bildirmişlerdir. Eldeki davada alınan rapora itibar edilmiştir. Maluliyet durumuna ilişkin yapılan değerlendirmede; Her ne kadar Mahkememizce, Mahkememizin yargı çevresinde bulunduğu T.C. Konya Bölge Adliye Mahkemesi . Hukuk Dairesinin yerleşik uygulaması gereğince Aktüerya hesabı PMF 1931 Yaşam Tablosu ve Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümleri nazara alınarak hüküm tesis edilmekte ise de T.C. Konya Bölge Adliye Mahkemesi . Hukuk Dairesinin 01/09/2021 Tarih ve ... Esas-... Karar sayılı ilamının T.C. Yargıtay . Hukuk Dairesinin 08/01/2024 Tarih ve ... Esas-... Karar sayılı ilamı ve T.C. Yargıtay . Hukuk Dairesinin 22/04/2024 Tarih ve ... Esas-... Karar sayılı ilamıyla "Kaza tarihinde geçerli olan yönetmelik hükümleri gereğince maluliyet değerlendirmesi yapılması ve muhtemel yaşam süresinin TRH 2010 yaşam tablosuna göre hesaplanması" gerektiği gerekçesiyle bozulduğu ve yine T.C. Yargıtay . Hukuk Dairesinin 30/05/2024 Tarih ve ... Esas-... Karar sayılı ilamı ile Konya Bölge Adliye Mahkemesi ile diğer Bölge Adliye Mahkemeleri arasındaki uyuşmazlığın "Trafik kazalarından kaynaklanan tazminat davalarında; sürekli iş göremezlik oranının tespitinde kaza tarihi 11.10.2008 tarihinden önce ise Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 ilâ 01.09.2013 tarihleri arasında ise Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 ilâ 01.06.2015 tarihleri arasında ise Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 ilâ 20.02.2019 tarihleri arasında ise Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik ve 20.02.2019 tarihinden sonra ise Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerinin uygulanmasına; tazminata esas bakiye ömür sürelerinin belirlenmesinde TRH 2010 Yaşam Tablosu’nun kullanılmasına" şeklinde uyuşmazlığın giderildiği anlaşılmakla Mahkememizin önceki uygulamasından vazgeçilerek Yargıtay'ın kabulü çerçevesinde değerlendirme yapılmaya başlanmıştır. Mahkememize sunulan 11/06/2025 tarihli ATK raporunda özetle; 20/02/2019 tarih ve 30692 sayılı resmi gazetede yayımlanan Erişkinler için Engellilik değerlendirmesi hakkındaki yönetmelik hükümlerine göre kişinin kalıcı sakatlık niteliğinde arızasının olmadığı, sürekli iş göremezlik oranının % 0 olduğu, mevcut arızasının iyileşme süresinin 3 haftayı bulacağı, bu sürenin geçici iş göremezlik süresi olarak değerlendirilmesi gerektiği, kaçınılmaz giderlerin yapılan masrafların niteliği, yapıldıkları tarih ve yerler dikkate alındığında ayrı ayrı kaleme alınmasının mümkün olmadığı, yaralanmanın ağırlık ölçüsü de dikkate alındığında bu tür giderlerin 2.000,00TL olarak değerlendirildiği (bu tutarın 500,00 TL'si ulaşım gideri, 1.500,00TL'si refakatçi, özel beslenme VS. gideri olarak değerlendirildiği, bu değerlendirme yapılırken yaranın ağırlık ölçüsü, kişinin tedavi olduğu merkezle, yerleşim yeri gibi unsurların göz önüne alındığı), iyileşme süresinin 3 (üç) haftaya kadar uzayabileceği, bu süre zarfında bir başkasının bakım ve yardımına ihtiyaç duymayacağının değerlendirildiğini bildirir rapor sunulduğu görülmüştür. Rapora itibar edilmiştir. Hesap raporuna ilişkin yapılan değerlendirmede; Mahkememize sunulan 25/12/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Davacının maluliyet oranının her iki yönetmeliğe göre %40 olması nedeniyle sürekli işgöremezlik zararının hesaplanamadığını, geçici işgöremezlik zararı 9.563,69 TL, tedavi gideri zararı 1.500,00 TL olmak üzere toplam 11.063,69 TL maddi zarar hesaplandığını, hesaplanan bu zarar, kaza tarihinde geçerli kişi başı ZMSS tedavi klozu poliçe teminat limiti (1.000.000,00 TL) dahilinde kaldığını, sürekli işgöremezlik olmadığından, sakatlık klozu teminat limiti ile ilişkili bir değerlendirme yapılmadığını, raporda yer verilen yasa, yönetmelik ve Yargıtay içtihatlarının hukuki yorum niteliğinde olmayıp, hesaplamanın doğru ve denetlenebilir olmasına yardımcı kıstaslar olarak kullanıldığı, nihai hukuki değerlendirme ve nitelendirmenin ise Mahkemenin takdirinde olduğunu bildirir rapor sunulduğu görülmüştür. Bu rapora itibar edilmiştir. Davalı sigortanın, geçici iş göremezliğin, tedavi giderlerinin ve bakıcı giderinin teminat dışı olduğuna ilişkin itirazı yönünden yapılan değerlendirmede; 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Zorunlu Sigorta Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları A.5 maddesinin "Sağlık Giderleri teminatı" başlıklı (b) maddesinde " Kaza nedeniyle mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar tedavi süresince ortaya çıkan bakıcı giderleri, tedaviyle ilgili diğer giderler ile trafik kazası nedeniyle çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler sağlık gideri teminatı kapsamındadır. Sağlık giderleri teminatı Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğunda olup ilgili teminat dolayısıyla sigorta şirketinin ve Güvence Hesabının sorumluluğu 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 98.maddesi hükmü gereğince sona ermiştir." ifadesi ile mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar tedavi süresince ortaya çıkanı bakıcı giderleri, tedaviyle ilgili diğer giderler ile trafik kazası nedeniyle çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler sağlık gideri teminatı kapsamında saymıştır. Bir başka ifade ile mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar, 1-Tedavi süresince ortaya çıkan bakıcı giderleri, 2-Tedaviyle ilgili diğer giderler, 3-Çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler, Sağlık giderleri kapsamında sayılarak Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğunda olduğu düzenlenmiştir. Oysa 6111 sayılı kanunun 59.maddesi ile değişik Karayolları Trafik Kanununun 98.maddesinde Sosyal Güvenlik Kurumu'nun sorumluluğu üniversite hastaneleri ile resmi ve özel sağlık kurumları tarafından trafik kazası sonucu yaralanan kişilerin tıbbi tedavi ile sınırlı sağlık hizmeti giderleri ile sınırlandırılmıştır. Bu düzenleme gereği ZMSS Genel Şartlar A.5 (b) maddesi ile yaralının tedavisine başlanmasından maluliyet raporu alınıncaya kadarki süre içindeki; 1-Bakıcı giderleri 2-Çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler (geçici iş göremezlik kayıpları) 3-Sağlık hizmeti giderleri kapsamında sayılarak 6111 sayılı torba Kanunun 59.maddesi ile değişik Karayolları Trafik Kanunu'nun 98.maddesi ile sınırları belirlenen sağlık giderleri teminatı kapsamını genişletmiştir. Bu nedenle bir kanun maddesinin kapsamı idarenin bir düzenlemesi olan genel şartlar ile genişletmesi ve daraltması düşünülemez. Böyle bir durum varsa kanuna aykırı genel şart maddesi, tebliğ vs uygulanması kanunun ilgili maddesine aykırılık teşkil eder. (Trafik kazalarından doğan cismani zararlar ve tazmini- Konya barosu yayınları. Shf 7-8 ,Yargıtay üyesi: Hüseyin TUZTAŞ) Yine taraflar arasında düzenlenmiş olan ../../20.. tanzim tarihli Zorunlu Sigorta Mali Sorumluluk Sigortası poliçesinin bir anlamda mütemmim cüzü olan eki niteliğindeki genel şartların, hazırlanma ve bağıtlanmada taraf olmayan Sosyal Güvenlik Kurumu'na İdari bir düzenleme ile kanuni düzenlemesinin aksine bir sorumluluk yüklenmesi de düşünülemez. ZMMS SÖZLEŞMESİNDEKİ ŞARTLARIN DAVACI AÇISINDAN BAĞLAYICI OLMAMASI VE ANAYASA MAHKEMESİNİN 09/10/2020 TARİHLİ RESMİ GAZETDE YAYINLANA 17/07/2020 TARİHLİ VE ... E ... K SAYILI KARARINA GÖRE 6704 SAYILI KANUNU 3.MADDESİYLE DEĞİŞTİRİLEN 90. MADDESİNN BİRİNCİ CÜMLESİNDE YERALAN "VE BU KANUN ÇERÇEVESİNDE HAZIRLANAN GENEL ŞARTLARDA " İBARESİNİN VE İKİNCİ CÜMLESİNDE YERALAN "VE GENEL ŞARTLARDA" İBARESİNİN İPTAL EDİLMİŞ OLMASI SEBEBİYLE UYGULANMAYACAKTIR. Bu halde davalı tarafın geçici işgörmezlik, tedavi giderleri ve bakıcı tazminatının teminat dışı olduğuna yönelik itirazları yerine değildir. Dava konusu kazadaki müterafik kusur durumu yönünden yapılan değerlendirmede; 6098 sayılı TBK'nın 52. Maddesine göre; Zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir. Zarara hafif kusuruyla sebep olan tazminat yükümlüsü, tazminatı ödediğinde yoksulluğa düşecek olur ve hakkaniyet de gerektirirse hâkim, tazminatı indirebilir. Anılan yasal düzenlemede de belirtildiği üzere zarar görenin zararın oluşmasında ya da zararın artmasında bir ihmali varsa bu hususun tazminatın belirlenmesinde dikkate alınması gerekir. Bir başka deyişle zararın oluşumunda zarar görenin de müterafik kusurunun bulunması halinde tazminattan indirim yapılması gerekmektedir. Müterafik kusurun dikkate alınması için bu yönde yapılan bir savunmaya gerek olmayıp Mahkemece müterafik kusurun resen dikkate alınması gerekmektedir. Nitekim bu husus Yargıtay . Hukuk Dairesi'nin ... E ... K sayılı ilamında da vurgulanmıştır. Somut olayda, davacının cismani zararına ilişkin maddi tazminat davasında davacı aleyhine %20 müterafik kusur indirimi yapılmıştır. Zira davacının koruyucu ekipmanlarının kaza sırasında bulunmadığı ve yaralanma bölgesi itibariyle yaralanmasını azaltıcı etkisi olacağı değerlendirilmiştir. Manevi tazminat talebi açısından yapılan değerlendirmede ise; TBK'nın 56. Maddesine göre; Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek, tazminata benzer fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim, bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Hakimin, bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminatı takdir etmesi gerekir( HGK 23/06/2004, ... ... ). Somut olayda; tarafların sosyal ve ekonomik durumları, kaza tarihinde paranın satın alma gücü, dosya kapsamına uygun olduğundan hükme esas alınan yukarıda belirtilen kusur raporu ve adli tıp raporu, davacının yaralanma bölgesi, sonrasında ortaya çıkan zararlar sebebiyle duyduğu manevi acı dikkate alınarak davacının manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Sigorta Şirketinin Temerrüt Tarihine İlişkin Değerlendirmede; 2918 Sayılı KTK.nun 91/1. maddesi yollaması ile 85. maddesi ve Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası Genel Şartlarının 1. maddesine göre trafik sigortası işletene düşen hukuki sorumluluğu azami sigorta limitine kadar teminat altına almaktadır. Trafik kazaları esas itibariyle haksız eylem sayılan hallerden olmakla birlikte trafik sigortasını yapan sigortacı bakımından temerrüdün bu tarihte oluştuğunun kabulü mümkün değildir. 2918 sayılı KTK'nın 99/I. maddesi ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel şartları uyarınca, rizikonun bilgi ve belgeleri ile birlikte sigortacıya ihbar edildiği tarihten itibaren 8 iş günü içinde sigortanın tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmakta, bu sürenin sonunda ödememe halinde temerrüt gerçekleşmektedir. Kazanın ihbar edilmesiyle, zararın miktarını belirlemek sigortanın sorumluluğundadır. Davalı sigorta şirketine yapılan başvurudan itibaren davalı sigorta şirketinin 8 iş günü sonunda yani 26/08/2024 tarihinde temerrüde düşmüş olması nedeni ile bu tarihten itibaren tazminat miktarından sorumlu olmasına karar verilmiştir. ARABULUCULUK ÜCRETİ YÖNÜNDEN; Kaza tarihinde ve poliçenin düzenleme tarihinde yürürlükte bulunan 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun ‘Doğrudan Doğruya Talep ve Dava Hakkı’ başlıklı 97. maddesinde (Değişik:14/04/2016-6704/5 md.) “Zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması halinde, zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir.” düzenlemesi yer almaktadır. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin birinci fıkrasında; "İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine ilişkin aşağıdaki hükümler uygulanır." hükmü yer almaktadır. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin 18. fıkrasında ise özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvurma zorunluluğunun olduğu veya tahkim sözleşmesinin bulunduğu hâllerde, dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmayacağı düzenlemesi yer almaktadır. Kanunun bu özel düzenlemesi karşısında dava şartı olarak zorunlu arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanma yeri bulamaz. Özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvuru bulunduğu hallerde dava şartı olarak arabuluculuğa başvurulamayacağının düzenlemesine göre; Sigorta şirketine karşı açılan tazminat davası yönünden, özel kanun niteliğindeki 2918 s. KTK'nin 97. maddesi gereğince davadan önce sigorta şirketine başvurunun zorunlu olması ve bu durumda 6325 s. Kanunu'nun 18/A-18. maddesi gereğince, 18/A maddesindeki zorunlu arabuluculuğa ilişkin hükümlerin sigorta şirketi yönünden uygulanamayacak olması nedeniyle, arabuluculuk tutanağının zorunlu arabuluculuk tutanağı olarak hazırlanmasına rağmen gerçekte ihtiyari arabuluculuk tutanağı niteliğinde olduğu kabul edilmiştir. 6100 s. HMK'nin 323. maddesine ve 6325 s. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu hükümlerine göre de, ihtiyari arabuluculuk giderleri yargılama giderleri içerisinde gösterilmediğinden, bu davadaki yargılama giderlerine dahil edilemeyeceği, bu giderlerin sadece davacı sorumluluğunda olduğu sonucuna varılmıştır. Nitekim Yargıtay HD'nin ... esas, ... karar; ... esas, ... karar; ... esas, ... karar; Konya BAM . HD ... esas ... karar sayılı ilamlarında da aynı yönde değerlendirme yapılmıştır. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; yukarıda belirtilen izahat çerçevesinde ve alınan hüküm kurmaya elverişli, denetime açık, gerekçeli ve açıklamalı bilirkişi raporları da nazara alınarak, aşağıda belirtilen şekilde karar verilmesi kanaati oluşmuştur. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-DAVACININ ARAÇLA İLGİLİ MADDİ TAZMİNAT DAVASININ KABULÜ İLE; (a) Davacı ...'ın 01/08/2024 tarihinde meydana gelen trafik kazası sebebiyle uğradığı 26.250,00 TL değer kaybı bedeli maddi zararının; DAVALI ... SİGORTA ANONİM ŞİRKETİ'nden kaza tarihinde geçerli poliçe teminat limitleri ile sınırlı (kendi temerrüdü sonucu ortaya çıkan temerrüt faizleri ve fer’ilerinden poliçe limitinden bağımsız sınırsız sorumlu) olmak üzere, temerrüt tarihi olan 26/08/2024 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda yasal faizi ile birlikte, DAVALILAR ... VE ...'dan kaza tarihi olan 01/08/2024 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda yasal faizi ile birlikte ve tüm davalılardan TAHSİLDE TEKERRÜR OLMAMAK KAYDIYLA MÜŞTEREKEN VE MÜTESELSİLEN TAHSİLİ İLE DAVACIYA VERİLMESİNE, (b) Davacı ...'ın 01/08/2024 tarihinde meydana gelen trafik kazası sebebiyle uğradığı 3.323,26 TL araç mahrumiyet bedeli maddi zararının, DAVALILAR ... VE ...'dan kaza tarihi olan 01/08/2024 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda yasal faizi ile birlikte tahsili ile DAVACIYA VERİLMESİNE, 2-DAVACININ CİSMANİ ZARARINA İLİŞKİN MADDİ TAZMİNAT DAVASININ %20 MÜTERAFİK KUSUR İNDİRİMİ YAPILARAK KISMEN KABULÜ İLE; (a) Davacının 01/08/2024 tarihinde meydana gelen trafik kazası sebebiyle mahrum kaldığı 7.650,95 TL geçici iş göremezlik maddi zararının DAVALI ... SİGORTA A.Ş (kaza tarihinde geçerli poliçe teminat limitleri ile sınırlı olmak üzere (Tedavi/Sağlık Limiti: 1.000.000,00 TL) temerrüt tarihi olan 26/08/2024 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda yasal faizi ile birlikte(kendi temerrüdü sonucu ortaya çıkan temerrüt faizleri ve fer’ilerinden poliçe limitinden bağımsız sınırsız sorumlu olarak), DAVALILAR ... VE ...'dan kaza tarihi olan 01/08/2024 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda yasal faizi ile birlikte ve tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen TAHSİLİ (tahsilde tekerrür olmamak kaydyla) İLE DAVACIYA VERİLMESİNE, fazlaya ilişkin talebin reddine, (b) Davacının 01/08/2024 tarihinde meydana gelen trafik kazası sebebiyle mahrum kaldığı 1.200,00 TL tedavi masrafı maddi zararının DAVALI ... SİGORTA A.Ş (kaza tarihinde geçerli poliçe teminat limitleri ile sınırlı olmak üzere (Tedavi/Sağlık Limiti: 1.000.000,00 TL) temerrüt tarihi olan 26/08/2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte(kendi temerrüdü sonucu ortaya çıkan temerrüt faizleri ve fer’ilerinden poliçe limitinden bağımsız sınırsız sorumlu olarak) DAVALILAR ... VE ...'dan kaza tarihi olan 01/08/2024 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda yasal faizi ile birlikte ve tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen TAHSİLİ (tahsilde tekerrür olmamak kaydyla) İLE DAVACIYA VERİLMESİNE, fazlaya ilişkin talebin reddine, (c) Davacının 01/08/2024 tarihinde meydana gelen trafik kazası sebebiyle sürekli iş göremezlik maddi zararı ile bakıcı gideri maddi zararına ilişkin taleplerin REDDİNE, 3-DAVACININ MANEVİ TAZMİNAT DAVASININ KISMEN KABULÜ İLE; -40.000,00 TL'nin kaza tarihi olan 01/08/2024 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda yasal faiziyle birlikte DAVALILAR ... VE ...'dan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 5.357,16-TL karar ve ilam harcından dava açılırken alınan 427,60-TL peşin harç ve 692,00 TL tamamlama harcının mahsubu ile bakiye 4.237,56-TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye gelir kaydına, 5-Hazine tarafından karşılanan 3.800,00 -TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 6-Davacı tarafından karşılanan 427,60-TL başvurma harcı, 427,60-TL peşin harç, 692,00 TL tamamlama harcı, 1.340,00-TL posta ve tebligat gideri, 10.500,00-TL bilirkişi ücreti gideri, 5.250,00-TL NEÜ fatura gideri ve 60,80-TL vekalet harcı gideri olmak üzere toplam 18.698,00-TL'nin haklılık oranına göre hesaplanan (78.424,21/78.524,21) 18.674,19 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, (Davalı sigorta şirketinin (35.100,95/78.424,21) oranına göre 8.358,16 TL'den diğer davalılar ile birlikte sorumlu olduğuna, diğer davalıların tamamından sorumlu olduğuna), bakiyesinin davacının üzerinde bırakılmasına, 7-Davalılar ... ve ... tarafından sarfedilen 60,80TL vekalet harcı giderinin haklılık oranına (100/78.524,21) göre hesaplanan 0,77 TL'nin davacıdan alınarak davalılar ... ve ...'a verilmesine, artan bölümün davalılar ... ve ... üzerinde bırakılmasına, 8-Davalı ... Sigorta şirketi tarafından sarfedilen 60,80TL vekalet harcı giderinin haklılık oranına (100/35.100,95) göre hesaplanan 0,17 TL'nin davacıdan alınarak davalı ... Sigorta şirketi'ne verilmesine, artan bölümün davalı ... Sigorta şirketi üzerinde bırakılmasına, 9-Maddi tazminat davası yönünden davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre hesaplanan 38.424,21-TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, (Davalı sigorta şirketinin 35.100.95TL'den diğer davalılar ile birlikte sorumlu olduğuna, davalılar ... ve ...'ın tamamından sorumlu olduğuna), 10-Maddi tazminat davası yönünden davalılar kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre hesaplanan 100,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 11-Manevi tazminat talebi yönünden davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre manevi tazminat yönünden hesaplanan 40.000,00-TL vekalet ücretinin davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 12-6100 Sayılı HMK'nın 323–333. maddeleri gereğince hükmün verilmesinden kesinleşmesine kadar olan dönemde davacının sorumlu olduğu yargılama giderleri de ödendikten sonra var ise karar kesinleştiğinde; Kullanılamayan ve bakiye kalan gider avansının Hukuk Muhakemeleri Kanunun Gider Avansı Tarifesinin 5. Maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra talep eden tarafından hesap numarası bildirilmiş ise iade elektronik ortamda hesaba aktarmak suretiyle, talep eden tarafından hesap numarası bildirilmemiş ise masrafı avanstan karşılanmak suretiyle PTT merkez ve işyerleri vasıtasıyla adreste ödemeli olarak İADESİNE, Dair; davacı vekili ve davalılar ... ve ... vekilinin yüzlerine karşı, diğer davalının yokluğunda, kararın taraflara tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Konya Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yasa yolu açık olmak üzere yapılan yargılama sonunda karar verildi.05/03/2026
Katip Hakim