İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/689 E. 2025/980 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/689
Karar No
2025/980
Karar Tarihi

T.C. İstanbul Anadolu 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2024/689 KARAR NO : 2025/980

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 18.09.2024 KARAR TARİHİ : 27.11.2025

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflarınca müvekkilinin, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında tutulan cari hesaptan kaynaklanan 1.100.000,00-TL alacağını tahsil ----- takibine davalı yanın hukuki dayanağı olmayan itirazı ile takibin durması üzerine, söz konusu uyuşmazlığın çözümü için, yine taraflarınca arabuluculuğa başvurulduğunu, taraflar arasında gerçekleştirilen görüşme neticesinde uzlaşma sağlanamadığını, davaya konu icra takibinde; borçlu müvekkili ile aralarındaki ticari ilişkiyi reddetmeksizin sadece borca itiraz etmiş olup, bu haliyle davanın tarafları arasındaki ticari ilişkinin ispatlandığının kabulü gerektiğini, dava dilekçesinin ekinde de sunulmuş olan icra takibinin dayanağı olan cari hesap ekstresinin, temel borç ilişkisinin temelini oluşturduğunu, borçlunun cari hesapta yer alan faturaların teslim tarihi itibariyle Türk Ticaret Kanunu 21/2 Maddesinde öngörülen usul ve süresinde yapılmış bir itirazı olmamasından dolayı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ve Türk Medeni Kanunu'ndaki düzenlemeler uyarınca ispat külfetinin borçluda olduğunun kabulü gerektiğini, borçlunun itiraz etmediği faturadaki hak ediş bedelinin ödendiğini hukuken kabul edilebilir delillerle ispatla mükellef olduğunu, tüm bu nedenler ve mahkemece re'sen gözetilecek nedenlerle; öncelikle; tensiple birlikte; davalının TAKBİS ve UYAP sistemi araç sorgusunda adına kayıtlı bulunacak gayrimenkul ve araç plakalarına ihtiyati haciz konulmasını, araçlarının muhafaza altına alınmasını, borçlunun elindeki menkullerin ve üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarının tedbiren ihtiyaten haczini, kararın---- İcra Dairesi'nin ----- esas sayılı dosyadan uygulanmasını, davanın kabulü ile davalının haksız ve kötü niyetli itirazının iptalini ve ----İcra Dairesi'nin ------ esas sayılı dosyasında takibin devamını, alacak miktarının %20'sinden az olmamak kaydıyla borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

SAVUNMA: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın her ne kadar alacağının cari hesap bakiyesine dayanmakta olduğunu belirtmiş ise de bu durumun maddi gerçek ile uyuşmadığını, davacı tarafın da delilleri arasında göstermiş olduğu-----. Noterliğinin 29 Nisan 2024 tarih ve ----- yevmiye numaralı ihtarnamesi incelendiğinde; davacı tarafın müvekkilinden talebinin, 29.12.2023 tarih, ------- numaralı fatura bedelinin ödenmesinden ibaret olduğunun görüleceğini, taraflar arasında cari hesap şeklinde bir çalışmaya dair anlaşma olmadığını, davacı tarafın göndermiş olduğu bir hesap kat ihtarının da bulunmadığını, 6098 Sayılı Borçlar Kanunu 234 Maddesinde "Aksine sözleşme yoksa, satılan alıcının zilyetliğine girince satış bedeli muaccel olur." hükmünün yer aldığını, davaya konu fatura içeriğinin, basit bir inceleme ile anlaşılacağı üzere taşınır satışına ilişkin olduğunu, taşınır satışlarında alacağın muaccel hale gelebilmesi için aksine bir sözleşme yapılmadı ise eşyanın zilyedliğinin alıcıya devri gerektiğini, bedeli talep edilen faturada yer alan taşınır eşyanın müvekkiline teslim edildiğine dair örneğin sevk irsaliyesi gibi bir belge bulunmadığını, faturada yazılı eşyanın müvekkiline teslim edilmediğini, bu nedenle müvekkili tarafından ödemenin yapılmadığını, eşyanın teslim edilmesinin beklenildiğini, eşyanın teslim edilmesinin, müvekkilinin iade faturası düzenlemiş olduğu 19.04.2024 tarihine kadar beklenildiğini çünkü uzun süredir ticaret yapan iki firmanın, bir malın geç tesliminden kaynaklı olarak husumet yaşaması yerine, şifai olarak görüşmeye devam etmeleri hayatın akşına uygun olacağını ancak bu görüşmelerin sonunda müvekkili ve davacı tarafın faturada belirtilen malların siparişinden vazgeçtiklerini, bu sebeple de müvekkili tarafından 19.04.2024 tarih ve ----- numaralı iade faturası düzenlendiğini, sözlü kurulmuş taşınır satış sözleşmesinde müvekkilinin parayı ödeme borcunun malların teslim edilmemiş olması nedeniyle doğmadığını, yukarıda anlatılan siparişin karşılıklı olarak iptaline karar verildikten beş gün kadar kısa bir süre sonra davacı ve davalı tarafın sözlü olarak yeni bir siparişte anlaştıklarını, toplamda 38.850 çift çorabın davacı tarafından müvekkiline satılıp teslim edilmesi konusunda anlaştıklarını, söz konusu siparişe ilişkin davacı tarafından düzenlenen 24.04.2024 tarih ve ----- numaralı fatura düzenlendiğini, aynı tarihli sevk irsaliyesi ile malların müvekkiline teslim edildiğini ve malların ödemesinin de aynı gün yapıldığını, tarafların ticari defterleri incelendiğinde tarafların aralarındaki ticareti yıllardır bu şekilde sürdürdüğünü, fatura, sevk irsaliyesi ve ödeme dekontu işbu cevap dilekçesi ekinde sunulduğunu, tüm bu nedenler ve Mahkemece resen nazara alınacak nedenlerle; davanın reddine, alacağın %20 sinden az olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatının davacıdan alınıp müvekkiline ödenmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN İNCELENMESİ VE GEREKÇE; Dava; fatura/cari hesap alacağına dayalı olarak başlatılan icra takibine davalı tarafça yapılan itirazın iptali davasıdır.Davacı tarafından davalı aleyhine ----. İcra Dairesi'nin ------ esas sayılı dosyasında 1.100.000,00 TL asıl alacak üzerinden icra takibine geçilmiş, davalının itirazı üzerine takip durmuş olup davacı tarafça itirazın iptali talep edilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümlerine göre; Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (HMK 222/1) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması ve defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4).Faturanın delil olarak kullanılabilmesi için taraflar arasında sözleşmenin bulunması gerekir. Fatura sözleşmenin ifası yönelik belge hükmündedir. Sözleşmenin kurulmasına yönelik fatura ispat külfeti açısından sonuç doğurmaz. Taraflar arasında akdi ilişki bulunduğunun ispat külfeti davacı taraftadır. Davacı sözleşmenin bulduğunu ve faturaya konu malın davalıya teslim edildiğini ispat etmesi gerekir. Taraflar arasında sözleşme ilişkisi yoksa fatura ispat külfeti açısından sonuç doğurmaz. Ayrıca faturanın usulüne uygun olarak tebliğ edildiği davacı tarafça ispatlanması gerekir. Taraflara ait ticari defter ve kayıtlar üzerinde mali müşavir bilirkişi incelemesi yapılmış, tarafların ticari defter ve kayıtlarının kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış olduğu, kayıtların birbirini doğruladığı, sahipleri lehine delil teşkil ettiği anlaşılmıştır. Davanın tarafları arasında yazılı herhangi bir sözleşme bulunmadığı, ticari faaliyetlerinin 21.12.2022 tarihinde başladığı, 31.12.2022 yıl sonu itibariyle davalı borcunun bulunmadığı, 31.12.2023 yıl sonu itibariyle davalı borcunun 1.417.724 TL, 31.12.2024 yıl sonu itibariyle ise davalı borcunun 1.100.000 TL olduğu anlaşılmaktadır. Somut davaya dayanak teşkil eden ve davalı adına 29.12.2023 tarihinde oluşturulan faturanın muhasebe kayıtlarına süresinde kaydedildiği, yasal üresi içinde davalı tarafından itiraz edilmediği, ancak fatura muhteviyatı ürünlerin teslimi ile ilgili irsaliye ve/veya herhangi bir belgenin bulunmadığı görülmüştür.Davalı taraf defter ve belgeleri üzerinde yapılan inceleme yıllar itibariyle, davacı tarafla yapılan işlemler sonucu 31.12.2022 yıl sonu itibariyle davacının alacağının bulunmadığı, 31.12.2023 yıl sonu itibariyle davacı alacağının 1.417.724 TL, 31.12.2024 yıl sonu itibariyle ise davacı alacağının 1.100.000 TL olduğu, davaya konu edilen 29.12.2023 tarihli faturadan önceki mal alım satımına ilişkin faturalarda ürün teslim belgesinin bulunduğu, davaya konu edilen fatura konusu ürünlerin teslimi için belge bulunmadığı, teslimin yapılmadığı gerekçesiyle davalı tarafından 19.04.2024 tarihinde iade faturası düzenlendiği, davacının iade faturasına süresinde itiraz ettiği görülmüştür. Davalı taraf, davaya konu edilen fatura konusu ürünlerin teslimine ilişkin belgenin bulunmadığını, teslim hususunun ispat edilemediğini, dava konusu fatura için teslim belgesi olmasa da bu faturadan sonraki ticari ilişkiye konu alım satımlara konu ürünler için teslim belgesinin bulunduğunu, somut davaya konu edilen fatura öncesindeki ve sonrasındaki alım satımlarda teslim belgesi bulunmasına rağmen ihtilaf konusu faturaya konu ürünler için teslim belgesi olmamasının hayatın olağan akışına uygun olmadığını savunmuştur. Tüm dosya kapsamına göre; tarafların ticari defter ve kayıtlarının kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulduğu, açılış ve kapanış onayları yaptırıldığı, kayıtların birbirini doğruladığı, kayıtlara göre davalının davacıya 1.100.000,00 TL borçlu olduğu, ihtilaf konusu fatura dahil olmak üzere tarafların BA/BS formalarının birbiri ili uyumlu olduğu, davalı tarafça alıma ilişkin yapılan bildirimler ve birbirini doğrulayan ticari defter ve kayıtlar dikkate alındığında fatura konusu ürünlerin davalıya teslim edildiği, tarafların basiretli tacir gibi davranmak ve kayıtlarına buna göre düzenlenmesi gerektiği anlaşılmış olup davanın kabulüne karar verilmiştir. İcra ve İflas Kanunu'nun 67.maddesinin 2. fıkrası gereğince, icra tazminatına karar verilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kötü niyetli olması ise yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Bunlardan başka, alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından hesap edilebilecek durumda ise alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü gerekir. Dosyaya konu alacağın cari hesap ilişkisi/faturaya dayanması sebebiyle alacağın likit ve davalının haksız olduğu anlaşıldığından, asıl alacağın yüzde yirmisi oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

HÜKÜM : Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davanın kabulüne; ---- İcra Dairesi'nin ------ esas sayılı icra dosyasına davalı tarafça yapılan itirazın iptaline, takibin ödeme emrindeki şartlarda devamına, 2-Asıl alacağın yüzde yirmisi oranında tespit edilen 220.000,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Harçlar Kanununa göre alınması gerekli 75.141,00-TL karar harcının, davacı tarafından yatırılan 13.285,25-TL peşin harç ve icra dosyasına yatırılan 5.500,00-TL peşin harçtan mahsubu ile bakiye 56.355,75-TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-Davacı tarafından yatırılan toplam 18.785,25-TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından 427,60-TL başvurma harcı, 60,80-TL vekalet harcı, 5.000,00-TL bilirkişi ücreti, 241,00-TL tebligat, posta ve müzekkere gideri olarak sarf edilen toplam 5.729,40-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına, 7-Kabul edilen dava yönünden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre davacı lehine takdir olunan 171.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 9-Dosyada mevcut gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize dilekçe ile başvurarak veya zabıt katibine beyanda bulunmak suretiyle tutanağa geçirilmesi ve hakime onaylatılmak suretiyle ---- Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2024/689, K. 2025/980, T. 27.11.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-689-e-2025-980-k-46db1e8113d7