İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/600 E. 2026/163 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/600
- Karar No
- 2026/163
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/600 Esas KARAR NO: 2026/163 DAVA: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) DAVA TARİHİ : 27/08/2024 KARAR TARİHİ: 19/02/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACI: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili sigorta şirketi tarafından ---- numaralı---- tarihleri arası dönem için sigortalandığı, --- tarihinde dava dışı sürücü --- sevk ve idaresinde ki ----plakalı aracı ile --- istikametine sol şeritte seyir halinde iken sağ şeridin dubalar ile kapatılmaması sebebiyle araçların sola manevra yapmasıyla aniden fren yaparak durması neticesinde arkasından aynı şerit ve aynı istikamette seyir halinde bulunan sürücü ---- sevk ve idaresindeki --- plakalı aracıyla öndeki aracın arka kısımlarına kendi aracının ön kısımlarıyla çarptığı ve neticede zincirleme şekilde maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiği, kaza mahallinde yapılan incelemeler sonucunda sağ şeritte --- plakalı vinç ile çalışma yapıldığı ve çalışma ile alakalı işaretlemenin yeterli uzunlukta olmadığı,gerekli uyarı levhalarının olmadığı ayrıca çalışmanın yolun bakım ,onarım ve trafik denetlemeyle sorumlu kurumlarının izin ve bilgisi dışında yapıldığı tespit edilmiş,bu sebeplerle kusurlu olan davalı firmanın kazaya sebebiyet verdiğine dair tutanak düzenlendiği, Davalı şirketin olay konusu mahalde yapılan inşaat nedeniyle gerekli tedbir ve önlemleri almaması nedeni ile meydana gelen trafik kazasında kusurlu olduğu sabit olduğu, müvekkil şirket yapılan ödeme ile TTK md.1472 uyarınca zarara sebebiyet veren ve zarardan sorumlu olanlardan sigortalısına halef olarak rücu hakkını elde edebileceği beyan edilmekle, müvekkili şirket ödemiş olduğu hasar bedelini, sorumlulardan talep etme hakkına sahip olduğundan, davalı şirket, kasten sigortalı araca zarar verdiğinden, zararın tümünden sorumlu olduğu müvekkili şirkete sigortalı ---- plaka sayılı araç, meydana gelen trafik kazasında hasar görmüş ve müvekkil şirket tarafından sigortalı araçta oluşan hasar sebebiyle araca ---- olmak üzere toplamda ---ödeme yapıldığı,---- hasar ödemesi için -----Sayılı icra dosyası ile icra takibi başlatılmış iş bu icra takibine onu borç , borçlu ---- tarafından ödendiği, kalan bakiye tutar ---- davalı borçludan rücu edilmesi maksadıyla ---- sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığı, takip davalının haksız itirazları nedeni ile durduğu, konuya ilişkin başvurulan zorunlu arabuluculuk sürecinden de bir sonuç elde edilemediği, tüm bu nedenlerle davalı şirketin takibe haksız itirazının iptali ve en az alacağın %20’si oranında icra inkar tazminatı ödemesine hükmedilmesi için iş bu davanın açılması zorunluluğu doğduğu, yukarıda açıklamaya çalıştığımız sebeplerle fazlaya ilişkin hak ve alacakları saklı kalmak üzere davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin ödeme emrinde belirtildiği gibi bir borcu bulunmadığı, müvekkilinin takibe konu edilen alacaklara ilişkin olarak alacaklı olduğunu iddia eden tarafa herhangi bir borcu bulunmadığı, müvekkilinin böyle bir borcu bulunmadığından iş bu ödeme emrine ve borca itiraz edildiği, bu nedenle takibe, borca, ödeme emrine, faize ve bütün fer'ilerine itiraz ettiklerini beyan ettikleri görüldü.
İNCELEME VE GEREKÇE:Dava hukuki niteliği itibariyle,----- sayılı icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın İİK 67 maddesi gereğince iptali ile icra inkar tazminatı isteminden ibarettir.İİK. mad. 67/I -III, V‟de düzenlenmiş bulunan itirazın iptali davası, borçlunun itirazının hükümsüz kılınarak, itiraz ile duran ilâmsız takibe konu olan alacağın varlığının saptanarak, icra takibinin devam etmesini (ve bu suretle, takip konusu alacağın borçludan alınmasını) sağlamak amacı ile açılır. İtirazın iptali davası açılabilmesi için; a) Yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir ilamsız icra takibi bulunmalıdır. İtirazın iptal davası, icra takibi ile bağlantılı olduğundan, davalı aleyhine yapılmış geçerli bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası dinlenmez. Yetkili icra dairesinde yapılmış usulüne uygun bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası açılamaz. Eğer, icra mahkemesince “ödeme emrinin iptaline” ya da “icra takibinin iptaline” karar verilmişse, iptal davası konusuz kalır. b) Borçlu tarafından süresi içinde yapılmış -ve hakkındaki takibi durdurmuş olan- geçerli bir itiraz bulunmalıdır.Borçlu tarafından süresinden sonra ödeme emrine itiraz edilmiş olduğu için ya da süresi içinde olmakla beraber yanlış (yetkisiz/görevsiz) yere itiraz edildiği için takip kesinleşmisse veya takip, borçlunun itirazı nedeniyle değil de icra mahkemesinin kararıyla durdurulmuşsa bu gibi durumlarda itirazın iptali davası açmakta hukuki yarar bulunmayacaktır.c) Alacaklı tarafından, borçlunun itirazının kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davasının açılmış olması gerekir. Alacaklının, “itirazın kendisine tebliğinden itibaren” bir yıl içinde borçlunun itiraz ettiği alacağının tespiti ve itirazın iptali dileğiyle açtığı dava “itirazın iptali” davası niteliğini taşır. Bu davanın açılabildiği, “bir yıllık süre” hak düşürücü süredir. Bir yıllık dava açma süresinin başlangıcı, “itirazın alacaklıya tebliğ tarihi”dir. Bu halde; borçlunun itirazı, alacaklıya tebliğ edilmemişse, bir yıllık dava açma süresi işlemeye başlamayacaktır. Davacının, itirazı herhangi bir şekilde öğrenip öğrenmemesi de sürenin başlamasını gerektirmez. İtirazın iptali istemine konu,-----esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklının, davalı borçlu aleyhine genel haciz yolu ile icra takibinde buludğu, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği; borçlu tarafından Borca itiraz edildiği, itiraz dilekçesinin davacı tarafa tebliğ edilmediği huzurdaki davanın yasal süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.Bilirkişi tarafından alınan kök raporda hasar yönünden yapılan incelemede; Davalı yan davaya konu aracın ön kısımlarından hasar almakla aracın ön kısımları ile sağ ve sol çamurluk bölgelerinde hasarlandığı çarpmanın etkisi ile sağ ve sol ön air baglerin açıldığı, iç mekanik aksamlarda kısmı hasar olduğu ve aracın ön iskelet yapısında eğrilik olduğu,iskontolu olarak hesaplanan işçilik ve değişen parçalar karşılığı ve kdv dahil toplam hasar tutarının ---- olduğu tespit edildiği, dosyaya sunulan tüm bilgi ve belgeler tetkik edildiğinde davaya konu aracın gördüğü hasar durumu gözetildiği de---- tarihli tespit edilen değişen parça listesi ile uyumlu olduğu , yerleşik içtihatlarda iskontosuz orjinal değişen parça ve işçilik toplam maliyetlerinin kdv dahil ---- kadri maruf olduğu değerlendirildiği, davacı sigorta şirketi ödediği hasar tazminatının ---- kısmının rücuen tahsili yönünden, davalı aleyhine ----sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatmıştır. Takip talebi incelendiğinde --- asıl alacak ile ödeme tarihinden takip tarihine kadar işleyen ---- avans faizinin talep edildiği, teknik bilirkişi tarafından yapılan incelemede, davalı tarafı kazanın meydana gelmesinde asli ve tam kusurlu olduğu, hasar tazminat tutarını kadri maruf bulmakla, davacının davalı tarafa rücu edebileceği belirtilmiştir. Raporun sonuç kısmında; yerleşik içtihatlarda iskontosuz ve orjinal değişen parça ve işçilik toplam maliyetlerinin kdv dahil ------ kadri maruf olduğu, davalı tarafa ait ------plakalı vincin kazanın oluşumunda asli ve tam kusurlu olduğu, davacının dava dışı kasko sigortalısının aracının onarımını gerçekleştirdiği ve onarım firmasına ---- hasar tazminatı ödediği, Davalı aleyhine ödediği ---- ksımın rücuen tahsili yönünden----esas sayılı dosyası icra takibi başlattığı, Davacı sigorta şirketinin sigortalısının haklarına halef olduğu ve davalı tarafın kazanın oluşumuna ve başlamasına sebebiyet vermesine dayalı asli ve tam kusurlu olması nedeni ile ----- davalı tarafa rücu edebileceği mütala olunmuştur. İtirazlar üzerine ve kusur durumundaki farklılıklar değerlendirilmek üzere dosya ek rapor için bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, bilirkişilerin ek raporunda; dosya üzerinde yapılan tüm bilgi ve belgelerin tekrar tetkiki ile kusur yönünden ------ tarihinde meydana gelen maddi hasarlı trafik kazasında, 2918 sayılı KTK'da belirtilen kural ihlallerinden 56/1-c (Önlerinde giden araçları yönetmelikte belirtilen güvenli bir mesafeden takip etmemek) maddesini ihlal etmekle davalı yan ----- plaka sayılı arac sürücüsü ‘nun bu kazanın oluşumunda tam ASLİ kusurlu olduğu, dava dışı sürücü --- sevk ve idaresindeki ---- plakalı aracı bir kusurun bulunmadığı , 2918 Sayılı KTK madde 10-b Belediyenin Görev ve Yetkileri olan 1-3-4 te belirtilen sorumluluğunu, Ayrıca K.T:Y madde 16 a-e-ı da belirtilen sorumluluğunu yerine getirmediğinden -----tam asli kusurlu olduğu sonuç ve kanaatine varıldığı mütala edilmiştir.TTK m. 1472’de düzenlenen halefiyet, yasal, sınırlı ve cüz’î halefiyet niteliğindedir. Bu maddeden doğan halefiyet hakkına istinaden açılan veya açılacak olan dava, esas itibariyle sigortalının, kendisine zarar verene karşı açacağı tazminat davasının, onun halefi sıfatıyla sigortacı tarafından açılmasıdır. TTK'nın 1472. maddesi uyarınca sigortacı, sigorta bedelini ödedikten sonra hukuken sigorta ettiren yerine geçer ve dava, tazmin ettiği bedel nisbetinde sigortacıya intikal eder. Bu şekilde sigortalısının haklarına halef olan sigorta şirketinin, ödediği tazminat miktarınca hukuken sigortalı yerine geçerek açtığı rücû davası, aslında bir tazminat davası olup, bu niteliği itibariyle aynı zamanda şahsî nitelikte bir eda davasıdır. Burada sigortacı, sigorta ettiren yerine geçtiği için şahsî ve rücûu ödediği bedelle sınırlı olduğundan dolayı da cüz'î haleftir. Sigortacının, sigortalıya ödediği tazminat oranında sigortalının yerine geçeceği ve onun kanunî halefi olacağı, ilke olarak ----Kararında da belirtilmiştir.------da, sigortacının, zarara sebebiyet veren aleyhinde açtığı rücû davasının, kanundan doğan halefiyete dayandığı ve halef olanın, halefiyet yolu ile nasıl bir hak iktisap etmiş ise, o hakka sahip olacağı vurgulanmış; velhasıl sigorta ettirenin ne hakkı varsa bunların, şartları gerçekleşince sigortacıya geçeceği; sigortacının, sigorta ettirenin bütün def’ilerini üçüncü şahsa karşı ileri sürebileceği ve Borçlar Kanununun 44 üncü maddesine ---- dayanabileceği; tabiatıyla sigorta ettirenin olayda dava hakkı yoksa, sigortacıya da bu yönde bir hakkın intikal etmeyeceği açıklanmıştır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1. maddesinde, “işletenlerin, bu kanunun 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur”, aynı Yasa'nın 85/1. maddesinde, “bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yararlanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, araç işletenin bu zarardan sorumlu olacağı”, aynı Yasa'nın 85/son maddesinde ise, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur” hükümlerine yer verilmiş, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A-1. maddesinde de, “sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder” şeklinde ifade edilmiştir. Anılan yasal hükümlerden, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasının; motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır.Motorlu araçların işletilme tehlikesine karşı, zarar gören üçüncü şahısları, korumak amacıyla getirilmiş olan bu düzenleme ile öngörülen sorumluluğunun bir kusur sorumluluğu olmayıp, sebep sorumluluğu olduğu; böylece araç işletenin sorumluluğunun sebep sorumluluğunun ikinci türü olan tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunduğu, öğretide ve yargısal içtihatlarla kabul edilmektedir.İşletenin sorumluluğu hukuki nitelikçe tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunmakla, işletenin hukuki sorumluluğunu üstlenen zorunlu sigortacının 91. maddede düzenlenen sorumluluğu da bu kapsamda değerlendirilmelidir. Hem işleten hem de sigortacının sorumluluğu, hukuki niteliği itibariyle tehlike sorumluluğuna ilişkindir. Davacı sigorta şirketi tarafından ---- tarihleri arası dönem için sigortalanmıştır. Kaza --- tarihinde poliçe tarihleri arasında gerçekleşmişitir.Somut olayda davacının sigortalısına --- tarihli kaza sebebiyle sigortalısına ---- tarihinde hasar tazminatı ödediği, sigortalısına ödediği tazminatı davaya karışan diğer araç sahibine sigortacısına rücu etmek istemektedir. Davalı şirketi kendi aracının kusuru oranında meydana gelen hasardan sorumlu olabilecektir. Kazanın taraflarının kusur oranlarının belirlenmesi için alınan bilirkişi raporunda dava konusu kazanın meydana gelmesinde davacının sigortalısının tam kusurlu olduğu, davalı şirket aracının tam kusurlu olduğu, dava dışı sürücü ---sevk ve idaresindeki ----plakalı aracı bir kusurun bulunmadığı anlaşıldığından davacının sigortalısının da tam kusurlu olması nedeniyle davacının ödediği hasarı rücu edemeyeceği kanaati ile davanın reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Alınması gereken karar ve ilam harcı ----- davacı tarafça yatırılan 1.381,11 TL peşin harcın mahsubu ile artan 649,11 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 6-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 45.000,00 -TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 7-Davacı tarafından dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, 8-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ---- bütçesinden ödenen 3.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile Hazineye Gelir Kaydına, Dair davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde ----- Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı. 19/02/2026