İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/504 E. 2026/118 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/504
- Karar No
- 2026/118
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2024/504 Esas KARAR NO :2026/118
DAVA:Tazminat (Rücuen Tazminat) DAVA TARİHİ:05/09/2024 KARAR TARİHİ:20/02/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Rücuen Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı kurum ile davalılar arasında hizmet alım sözleşmeleri imzalandığını, dava dışı işçi ...'ün hizmet alım sözleşmeleri kapsamında görev aldığını, işçinin talepte bulunduğunu, bu kapsamda kıdem tazminatı ödemesi yapıldığını, ihale sözleşmeleri kapsamında işçilik alacaklarından yüklenici sıfatıyla davalıların sorumlu olduğunu, her bir davalı firmanın kendi sözleşme dönemine tekabül eden tutar kadar sorumlu olduğunu, davacı tarafından 92.687,48-TL ödendiğini beyanla fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 92.687,48-TL'nin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı şirket hakkında iflas kararı verildiğini, davacı tarafından iflas masasına başvurulması gerektiğini, zamanaşımı defi ileri sürdüklerini, asıl işverenen davacı olduğunu, işçilerin çalışma şartları, işe alım ve çıkarmaların davacı tarafından yapıldığını, taşeron firmalar değişse bile işçilerin çalışmaya devam ettiğini, kıdem tazminatı tutarının teklif içerisinde yer almadığını, aksi kanaat halinde de dava dışı işçinin çalıştığı dönemle ve yarısı ile sorumlu olduğunu beyanla davanın reddini talep etmiştir. DELİLLER: SGKya müzekkere yazılarak, ... T.C. Kimlik Numaralı ...' ün SGK kayıtlarının, çalışma sürelerinin ve işe giriş çıkış bildirgelerinin araştırılarak, mahkememize gönderilmesi istenilmiş ve yazı cevapları dosyamız arasına alınmıştır. İstanbul Ticaret Odası Başkanlığına müzekkere yazılarak, davalı, ... Vergi Numaralı, ... ... Limited Şirketi' ne ait Sicil dosyasının, tüm ek ve değişiklikleri ile ana sözleşmesinin tasdikli örneklerinin gönderilmesinin ve ayrıca bunların Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlanıp yayımlanmadıklarının bildirilmesine ve varsa bunların yayımlandıkları ilgili Ticaret Sicil Gazetesi örneklerinin, şirketin sicilden terkin edilmesi sebebinin, tasfiye sürecinin tamamlanıp tamamlanmadığının, en son ortaklarının, yöneticilerinin ve varsa tasfiye işlemlerini yürüten tasfiye memurların TC kimlik no dahil ayrıntılı kimlik bilgilerinin ve adreslerinin, şirketin ticaret sicilinden terkinine ilişkin tüm yazıların, ilan yazılarının, tebligatların, sicil gazetelerinin gibi terkinle ilgili tüm belge ve bilgilerin çıkartılarak, mahkememize gönderilmesi istenilmiş ve yazı cevapları dosyamız arasına alınmıştır. .... Asliye Ticaret Mahkemesine müzekkere yazılarak, 2014/... esas sayılı dosyasının UYAP sistemi üzerinden mahkememize gönderilmesi istenilmiş ve yazı cevapları dosyamız arasına alınmıştır. .... İcra Dairesine müzekkere yazılarak, ... esas sayılı dosyasının UYAP sistemi üzerinden mahkememize gönderilmesi istenilmiş ve yazı cevapları dosyamız arasına alınmıştır. 12/01/2026 tarihinde İş Hukuku alanında hesaplama uzmanı vasıtasıyla bilirkişi raporu aldırılmış ve rapor dosyamız arasına alınmıştır. GEREKÇE: Dava, dava dışı işçiye ödenen kıdem tazminatının alt işverenlere rücu talebine ilişkindir. İş Kanunu md. 2/6’ya göre, “Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur.” Asıl ve alt işveren, işçiye karşı İş Kanunu’ndan doğan yükümlülükler bakımından müteselsilen sorumludurlar. Bu müteselsil sorumlulukta işçilere, haklarının korunması adına bir güvence teminatı sağlamak amaçlanmıştır. Dolayısıyla asıl ve alt işverenin müteselsil sorumluluğu sadece işçiye karşı geçerlidir. Kendi aralarındaki hukuki ilişkide ise Türk Borçlar Kanunu’nun uygulanması gerekmekte olup, sözleşme hükümlerine göre uyuşmazlığın çözülmesi gerekir. TBK md. 167’ye göre, “Aksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça, borçlulardan her biri, alacaklıya yapılan ifadan, birbirlerine karşı eşit paylarla sorumludurlar. Kendisine düşen paydan fazla ifada bulunan borçlunun, ödediği fazla miktarı diğer borçlulardan isteme hakkı vardır. Bu durumda borçlu, her bir borçluya ancak payı oranında rücu edebilir. Borçlulardan birinden alınamayan miktarı, diğer borçlular eşit olarak üstlenmekle yükümlüdürler.” Bu düzenlemeden de anlaşıldığı gibi, taraflar kendi iç ilişkilerinde sorumluluğun kime ait olduğu hususunda irade serbestisi ilkesi kapsamında anlaşabilirler. Kanunun 167. maddesinin bu noktada emredici değil düzenleyici bir hüküm olarak yorumlanması gerekir. Asıl işverenin iş yerinde çalışan işçiler, farklı alt işverenler nezdinde çalışmış olabilir. Böyle bir durumda asıl işveren tarafından ödenen tazminat, farklı alt işverenlerin dönemlerini kapsıyorsa, herbir alt işveren kendi dönemiyle sınırlı olarak sorumludur. Başka bir ifadeyle asıl işveren, herbir alt işvereni o alt işverenin dönemiyle sınırlı olmak üzere sorumlu tutabilir. Yüksek mahkeme kararları uyarınca İş Kanunu’nun 112. maddesinde öngörülen düzenleme, işçiyi güvence altına almak amacıyla konulmuş bir hüküm olup, emredici nitelikte bir hüküm değildir. Söz konusu yasal düzenleme, asıl ve alt işverenler yönünden, dış ilişki itibariyle işçiye karşı geçerli olup, asıl ve alt işverenler arasındaki iç ilişkideki sorumluluğu ortadan kaldıran bir düzenleme değildir. Düzenlemede asıl işverenin, ödemiş olduğu kıdem tazminatı nedeniyle, alt işverenlere rücu hakkı bulunmadığına dair bir düzenleme bulunmadığı gibi hükmün aksi yönünde taraflar her zaman sözleşme düzenleyebilirler. Davacı, husumeti davalılar ... Ltd. Şti., ... A.Ş. ve ... Ltd. Şti’ye yöneltmiştir. Sicil kayıtlarında yapılan incelemede ... Ltd. Şti.’nin devir sonucu terkin edildiği görülmüş olup, davacının taraf değişikliği talebi 18/03/2025 tarihli ara karar ile reddedilmiştir. ... Ltd. Şti. yönünden davanın tefrikine karar verilmiş, mahkememiz ... Esas sayılı dava dosyasında davanın usulden reddine karar verilmiştir. Eldeki davaya diğer davalılar ... Ltd. Şti. ve ... A.Ş. yönünden devam edilmiştir. Davacı, dava dışı...e ödediği kıdem tazminatının rücunu talep etmiştir. Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden dava dışı işçinin 28/04/2023 tarihinde emekli olarak işten ayrıldığı, 21/06/2023 tarihinde 91.983,98 TL kıdem tazminatı ödemesi yapıldığı görülmüştür. Taraflar arasındaki sözleşmelerin incelenmesinde davacı ile Davalı ... arasında 17/12/2012 tarihli, Davalı ... arasında 01/06/2007 tarihli sözleşme bulunmaktadır. Dava dışı işçinin bu sözleşmeler kapsamında davalılar üzerinden kayıtlı olarak davacı nezdinde çalıştığı anlaşılmıştır. Bu halde davacı ile davalılar arasında asıl işveren alt işveren ilişkisinin bulunduğu, davacının işçiye ödediği kıdem tazminatının davalılar bünyesinde çalıştığı süre ile orantılı olarak davalılara rücu edebileceği kanaatine varılmıştır. Davalı ... şirketinin iflasına ilişkin yapılan değerlendirmede, davalı şirketin 22/06/2016 tarihinde iflas etmesine karşın dava konusu alacağın 28/04/2023 tarihinde muaccel olması gözetilerek, alacağın iflastan sonra doğması sebebiyle iflas alacağı olmadığı kabul edilmiştir. Zira Yargıtay 6. HD’nin 2021/1973 Esas ve 2022/810 Karar sayılı ilamında "Dava konusu alacak esasen dava dışı işçilerin çalıştığı dönemde ve nihayet iş sözleşmesinin sona ermesi ânında doğmuştur. Ödeme ile şirketin şahsında yeni bir alacak doğmuş değildir, doğan sadece rücu hakkıdır. Bu durumda mahkemece, temel alacağın alacaklısı olan dava dışı işçilerin halefi sıfatıyla davacı ... A.Ş. alacağının rücu hakkı kapsamında ve iflas alacağı olarak sıra cetveline kaydına karar verilmesi ve işçilerin iş sözleşmesine dayalı alacağı İcra ve İflâs Kanunu'nun 206’ncı maddesinin birinci sırasında gösterilen şartları taşıyor ise, davacı ... A.Ş. alacağının da (yine halefiyet esası gereği) sıra cetvelinde birinci sıraya yazılması gerekirken, yanılgılı gerekçelerle davacı alacağının genel alacak olarak değerlendirilmesi..." şeklinde rücu davalarında alacağın işçinin alacağı hak ettiği tarihte doğduğu vurgulanmıştır. Yine İstanbul BAM 45. HD’nin 2020/1415 Esas ve 2023/616 Karar sayılı ilamında “İflas alacağı, iflas açıldığı anda müflise karşı hukuken mevcut olan alacaklar yani müflisin iflasın açıldığı andaki borçlarıdır…” şeklinde iflas alacağı tanımlanmış ve aynı kararda “Müflisin, iflasın açılmasından sonra yaptığı borçlar, iflas alacağı olmayıp, iflas masasından istenemez. Alacak, iflastan sonra doğmuş ve masa borcu da değilse, sırasına ve esasına itiraz edilebilecek, İİK'nın 235. maddesine dayalı kayıt kabul istemine konu olabilecek müflis borçlarından olmayıp, iflastan sonra doğan ve müflisin genel hükümlere göre sorumlu olduğu ve iflas masasının dağıttığı iflas (garame) hissesi oranında değil, tasfiyede bakiye kalırsa alacaklıya ödenecek olan bir alacak niteliğindedir. İflas tarihinden sonra doğan böyle bir alacağın varlığı ve miktarı konusunda bir uyuşmazlık bulunmasa da, inceleme, şikayet yolu ile icra mahkemesince değil, alacağın dayandığı hukuksal ilişkiye göre genel hükümler doğrultusunda iflas masası aleyhine açılan davada genel mahkemelerce tespit edilecektir. Böyle bir davada, davacı, davalı müflisten alacaklı olduğunu iddia eden alacaklı olup, davalı ise iflas idaresidir. İflastan sonra oluşan alacağın masaya kaydı istenemez, tasfiyede bakiye kalırsa nazara alınır.” şeklinde iflastan sonra doğan alacakların iflas alacağı olmadığı açıklanmıştır. Davalı vekilinin zamanaşımı itirazının değerlendirilmesinde; dava dışı işçinin 28/04/2023 tarihinde işten ayrılması ve taraflar arasındaki sözleşme ilişkisi uyarınca 10 yıllık zamanaşımı süresinin geçerli olduğu gözetildiğinde, davanın zamanaşımı süresi içinde açıldığı kanaatine varılmıştır. İşçinin kıdem tazminatının ve davalıların sorumluluk miktarlarının hesaplanması için alınan bilirkişi raporuna göre, işçiye ödenen 91.983,98 TL kıdem tazminatından Davalı ...’ün 1.419,41 TL ve diğer Davalı ...’in 2.779,74 TL sorumlu olduğu hesaplanmıştır. Raporun usul ve yasaya uygun olduğu, denetime elverişli olduğu anlaşıldığından hükme esas alınmasına karar verilmiştir. Davacı ile Davalı ... arasındaki sözleşmenin 7.3 ve7.4 maddeleri, davacı ile Davalı ... arasındaki sözleşmenin 23. maddesi gözetilerek kıdem tazminatından davalı alt işverenlerin sorumlu olduğu, bu sebeple davacının ödediği bedelin tamamını rücu edebileceği kanaatine varılmıştır. Yukarıda açıklanan sebeplerle davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiş, kabul edilen miktarlara ödeme tarihinden itibaren faiz işletilmesine hükmedilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda izah edilen gerekçeye istinaden; 1-Davanın kısmen kabul kısmen reddine, 2-2.779,74 TL’nin Davalı ... Anonim Şirketi’nden alınarak davacıya verilmesine, işbu bedele 21/06/2023 tarihinden itibaren ticari avans faizi işletilmesine, 3-1.419,41 TL’nin İflas Nedeniyle Tasfiye Halinde ... ... Limited Şirketi’nden alınarak davacıya verilmesine, işbu bedele 21/06/2023 tarihinden itibaren ticari avans faizi işletilmesine, 4-Fazlaya ilişkin talebin reddine, 5-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL harcın mahsubu ile fazladan alınan 850,88-TL'nin yatıran tarafa iadesine, 6-Davacı tarafından (yapılan yatırılan harçtan/harçlardan iadesine karar verilen kısım düşüldükten sonra kalan); 732,00 TL Harcın davalılardan müştereken müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 7-Davacı tarafından yapılan; 8.000,00-TL Bilirkişi ücreti, 2.749,50-TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar, olmak üzere toplam 10.749,50-TL yargılama giderinin kabul red oranı dikkate alınarak 487,00-TL lik kısmının davalılardan müştereken müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin ise davacı üzerinde bırakılmasına, 8-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T. (madde-13 İkinci Kısım İkinci Bülüm) göre hesaplanan vekalet ücretinin; -2.779,74 TL'sinin ... Anonim Şirketi’nden alınarak davacıya verilmesine -1.419,41 TL'sinin İflas Nedeniyle Tasfiye Halinde ... Turizm Tekstil İnşaat ve Otomotiv Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi’nden alınarak davacıya verilmesine, 9-Davalı İflas Nedeniyle Tasfiye Halinde ... Turizm Tekstil İnşaat ve Otomotiv Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak, bu davalıya verilmesine, 10-Zorunlu arabuluculuk nedeniyle, devletçe karşılanan 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin, kabul ve red oranları dikkate alınarak, 3.436,92 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 163,08 TL'sinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye irat kaydına, 11-Artan Gider Avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine, Dair, davalılar için KESİN, davacı için kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde istinaf yolu (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine başvuru yolu) açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 02/02/2026
Katip ...
Hakim ...