İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/460 E. 2026/71 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/460
- Karar No
- 2026/71
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/460 Esas KARAR NO : 2026/71
DAVA : Tazminat DAVA TARİHİ : 29/07/2024 KARAR TARİHİ : 28/01/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 16/09/2023 tarihinde saat 20:30 sularında Ataköy ... Kısım ...Caddesi üzerinde, ... Hastanesi ön kısmında, Zeytinburnu istikametinde, müteveffa ...’in hakimiyetindeki ... plakalı motosiklet ile davalı sigorta şirketi sigortalısı ...’a ait ... plakalı araç arasında trafik kazası meydana gelmiş ve kazada... vefat etmiştir. Bakırköy ... Ağır Ceza Mahkemesi’nin ... Esas sayılı dosyasında yürütülen dava kapsamında alınan 07/03/2024 tarihli adli tıp raporunda, ...’ın kazada asli derecede kusurlu olduğu tespit edilmiştir. Yargılama halen devam etmektedir. Kazaya konu ... plakalı araç, davalı ... Sigorta Anonim Şirketi tarafından ... numaralı Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta poliçesi ile teminat altına alınmıştır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91. maddesi uyarınca zorunlu olan bu sigorta, ölüm halinde poliçe limitleri dahilinde maktulün yakınlarına tazminat ödemekle yükümlüdür. Maktulün ölümü nedeniyle desteğinden yoksun kalan kardeşi ..., 28.05.2024 tarihinde davalı sigorta şirketine maddi tazminat talebinde bulunmuş; ancak ZMS poliçesi kapsamında ödeme yapılmamıştır. Müvekkilin %80 oranında şizofreni hastası olduğu, hayatını idame ettiremeyecek ve bakıma muhtaç bir durumda bulunduğu tespit edilmiş olup, müteveffanın sağlığı ve yaşamı süresince müvekkile sağladığı maddi ve manevi desteğin, kazanın sonucunda ortadan kalkması nedeniyle müvekkilin uğradığı zararın poliçe limitleri dahilinde tazmin edilmemesi hukuka aykırıdır. Arabuluculuk sürecinde yapılan başvuru olumsuz yanıtlanmış ve 04.06.2024 tarihli anlaşmama tutanağı düzenlenmiştir. Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası, motorlu araçların işletilmesi sırasında üçüncü kişilere verilen zararları poliçe limitleri dahilinde karşılamak amacıyla yapılmış ve bu sorumluluk kusurdan bağımsız olarak, tehlike sorumluluğu niteliğindedir. Dolayısıyla kazada üçüncü şahısların kusuru olmasa bile sigorta edenin sorumluluğu doğmaktadır. Destekten yoksun kalma tazminatı, ölen kişinin sağlığında destek verdiği kişilerin ölüm nedeniyle uğradığı zararı ifade eder. Yargıtay içtihatlarına göre, kardeşler, yaşlı, hasta veya yoksul aile üyelerinin bakımını üstlenebileceğinden, ölen kardeşin desteğini kaybeden bakıma muhtaç müvekkil tazminat talep etme hakkına sahiptir. Somut olayda ..., şizofreni hastası olup sürekli bakıma muhtaçtır ve müteveffa ...’in ölümünden önce maddi ve manevi destek almaktadır. Kazanın sonuçları itibariyle müvekkil nezdinde oluşan gerçek zarar, poliçe limitlerini aşmaktadır. Bu nedenle, ölenin kardeşi ...için ZMS poliçesi kapsamında şimdilik 50.000,00 TL’nin, ölenin ölüm tarihi olan 16/09/2023 tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi talep edilmektedir. Müvekkil, gelir ve malvarlığı bulunmaması ve bakıma muhtaç olması nedeniyle adli yardım kapsamına alınmalıdır. Hukuki dayanak olarak TTK, KTK, TBK, HMK ve diğer ilgili mevzuat gösterilmekte; delil olarak nüfus kayıtları, sağlık raporları, sigorta poliçesi, başvuru evrakları, adli tıp raporu, kaza tutanakları, ölüm belgesi, hastane kayıtları, arabuluculuk tutanakları ve bilirkişi raporu sunulmuştur. Sonuç olarak, mahkemenin: adli yardım talebinin kabulüne, davanın kabulüne, şimdilik 50.000,00 TL maddi tazminatın 16/09/2023 tarihinden itibaren temerrüt faiziyle birlikte davalıdan alınarak müvekkile verilmesine ve yargılama gideri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar vermesi istenmektedir. Fazlaya ilişkin haklar saklı tutulmuştur.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Dosya kapsamında incelenen 16.09.2023 tarihli trafik kazasında, ...plakalı araç, müvekkil ... Sigorta A.Ş. nezdinde 08/09/2023-2024 dönemi için düzenlenmiş ... numaralı trafik sigortası poliçesi kapsamında sigortalıdır. Müvekkil sigorta şirketinin sorumluluğu, zorunlu mali sorumluluk sigortası çerçevesinde, poliçe limiti ile sınırlı olup, sigortalı araç sürücüsünün kusur oranına ve zarar nispetine bağlıdır; poliçe limiti kişi başı ölüm/sakatlık için 1.200.000 TL olarak belirlenmiştir. Masraf ve vekâlet ücreti sorumluluğu da aynı oranlarda sınırlıdır ve poliçe limiti üzerindeki zararlar müvekkil şirketin sorumluluğunda değildir. Zorunlu trafik sigortası, sigortalının işleteni olduğu motorlu aracın üçüncü kişilere verdiği zararları teminat altına almak amacıyla düzenlenmiş olup, sigortacının tazminat yükümlülüğü, yalnızca aracın işletilmesi sırasında meydana gelen kazada araç işleteninin sorumluluğu tespit edildiği takdirde söz konusu olur. Karayolları Trafik Kanunu (KTK) 86. madde uyarınca araç işleteninin ve sürücünün kusursuz olduğu hallerde sigortacının da tazminat ödeme yükümlülüğü bulunmaz. Bu çerçevede, kazada kusur durumunun net şekilde tespiti gereklidir; davacı tarafın sigortalı sürücünün kusuru ve zararı kanıtlayamaması halinde müvekkil şirketin sorumluluğu söz konusu olamaz. Müteveffa ...’in vefatı sonucu, babası ...’in uğradığı maddi zararlar için ... esas numaralı arabuluculuk dosyasında anlaşmaya varılmış ve 345.000 TL tutarında ödeme yapılmıştır. Müvekkil şirketin yaptığı bu ödeme, hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemekle birlikte, zarar ve yararın denkleştirilmesi ilkesi gereği, ödeme tarihinden tazminat hesabının yapıldığı güne kadar geçen süreye ilişkin yasal faizin hesaplanması gerekmektedir. Bu yaklaşım Yargıtay kararlarıyla da desteklenmektedir. Davacı ...’in desteğin yoksun kalması talebi, müteveffanın kardeşi olması sebebiyle reddedilmiştir. Hukuka ve Yargıtay içtihatlarına göre, kardeşlerin birbirlerine destekten bahsedebilmesi için müteveffanın maddi anlamda refah içinde olduğu ve kardeşlerine destek sağladığının kanıtlanması gerekir. Destekten yoksun kalma tazminatı, muhtemel gelecekteki farazi zararları kapsadığı için hesaplamada müteveffa ve destekten yoksun kalan kişinin ömürleri, gelirleri ve çalışma hayatları gibi varsayımlara dayalı teknik hesaplamalar yapılması gerekir. Bu kapsamda poliçe limiti, ölüm halinde maktuen ödenecek rakam değil, hesaplanan destekten yoksun kalma zararının üst sınırını ifade eder. Hesaplamada, müteveffanın gelir durumu somut belgelerle davacı tarafından ispatlanmalıdır; aksi takdirde yasal asgari ücret esas alınarak hesaplama yapılacaktır. Ayrıca, güncel vukuatlı nüfus kayıt örneği ile anne, baba ve çocuk paylarının dikkate alınması gerekmektedir. Müteveffanın sosyal güvenlik kurumuna bağlı olup olmadığı araştırılmalı ve varsa mükerrer ödeme önlenmelidir. Aktüer hesaplamalar, ...Sigorta ve ...Şirketleri Birliği tarafından belirlenen yöntemlere göre TRH 2010 yaşam tabloları ve %1,8 teknik faiz oranı esas alınarak yapılmalıdır. Davaya konu sigorta poliçesi, kaza tarihinden önceki 01.06.2015 tarihli genel şartlara tabidir. Sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve poliçe limiti çerçevesinde sorumluluk müvekkil şirkete ait olup, faiz başlangıç tarihi dava tarihi olarak kabul edilir. Sonuç olarak, müvekkil şirketin sorumluluğu, poliçe limiti ve sürücünün kusur oranı ile sınırlıdır. Davacıların desteğin yoksun kalması ve maddi tazminat taleplerinin kabulü için gerekli kanıtları sunmadığı, teknik hesaplamaların yapılabilmesi için yeterli verilerin dosyada bulunmadığı anlaşılmıştır. Bu nedenle, aleyhimize açılan davanın reddine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacıya tahmiline karar verilmesi gerekmektedir. Taraflar arasında uyuşmazlık bulunan hususların;davacının kardeşinin trafik kazasında vefatından kaynaklı destekten yoksun kalma maddi tazminat isteminden ibaret olduğu görüldü. DELİLLER; İdil ...Mahkemesine müzekkere yazılarak ... Esas sayılı dosyası uyap üzerinden celp edilmiştir. Bakırköy ...Ağır Ceza Mahkemesine müzekkere yazılarak ... Esas sayılı dosyası uyap üzerinden celp edilmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; tarafların beyanları, deliller ve tüm dosya kapsamına göre; Dava, davacının kardeşinin trafik kazasında vefatı sebebiyle karşı araç sürücüsünün ZMMS sigortacısı davalı şirketten destekten yoksun kalma istemine ilişkindir. Destekten yoksun kalma tazminatı; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 53. maddesinin 3. bendinde düzenlenmiş olup, “Ölüm halinde ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıpların tazmini gerekmektedir”. Bu maddeye göre, haksız fiilin doğrudan doğruya muhatabı olmayan, ancak bu haksız fiil nedeniyle ortaya çıkan ölüm olayından zarar gören ya da ileride zarar görmesi güçlü olasılık içinde bulunan kimselere tazminat hakkı tanınmıştır. Yasa metninden de anlaşıldığı üzere; destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan yardımdır. Bu tazminatın amacı, ölüm olayı olmasaydı ölenin yardımda bulunduğu kimselere yardımda bulunmaya devam edeceğinin düşünülmesi ve ölüm olayının bu süreci kesmesi sonucu destekten yararlanan kimselerin uğradıkları zararın peşin ve toptan şekilde tazmin edilmesi, bu kimselerin ölüm olayından önceki durumlarına kavuşturulmasıdır. Eş söyleyişle amaç, destekten yoksun kalanların desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Şu hale göre; “destek" sayılabilmek için, yardımın eylemli olması ve ölümden sonra da düzenli bir biçimde devam edeceğinin anlaşılması yeterlidir. Destek kavramının dayanağı hukuksal bir ilişki değil eylemli bir durum olduğundan, akrabalığa ve yasanın nafaka ile miras ilişkisi hakkındaki hükümlerine dayanmaz. Nitekim, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 06.03.1978 tarih ve 1/3 sayılı kararının gerekçesinde; “Destekten Yoksun Kalma Tazminatı eylemin karşılığı olan bir ceza olmayıp, ölüm sonucu ölenin yardımından yoksun kalan kimsenin muhtaç duruma düşmesini önlemek ve yaşamının, desteğin ölümünden önceki düzeyde tutulması amacına yönelik sosyal karakterde kendine özgü bir tazminat olduğu” vurgulanmıştır. Yine, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.04.1982 gün, 1979/4-1528 E., 412 K. sayılı kararında; “BK.nin 45.maddesinde sözü geçen destek kavramı hukuksal bir ilişkiyi değil, eylemli bir durumu hedef tutar ve ne hısımlığa ne de yasanın nafaka hakkındaki hükümlerine dayanır, sadece eylemli ve düzenli olarak geçimini kısmen veya tamamen sağlayacak şekilde yardım eden ve olayların olağan akışına göre eğer ölüm vuku bulmasaydı, az çok yakın bir gelecekte de bu yardımı sağlayacak olan kimse destek sayılır. O halde destek sayılabilmek için yardımın eylemli olması ve ölümden sonra da düzenli bir biçimde devam edeceğinin anlaşılması yeterli görülür” ilkesi benimsenmiştir. O halde, destekten yoksun kalma tazminatı ölüm ile ortaya çıkmasına rağmen, miras bırakanın şahsından doğan ve mirasçılara geçen bir hak değil, doğrudan bu kimselerin kendisinden doğan bağımsız bir haktır.Diğer bir ifadeyle, destekten yoksun kalma tazminatı niteliği itibariyle; üçüncü kişilere, desteğin gelir ve yardımından yoksun kalmaları nedeniyle tanınmış, bağımsız bir hak olup, mirasçılık sıfatı ve miras hukuku ile ilgisi yoktur. Çünkü bu hak, mirasçılık sıfatından değil, eylemli olarak destek olanın ölümü nedeniyle, onun gelir ve yardımından yoksun kalma ya da farazi destek olma olgusundan kaynaklanmaktadır (YHGK. 25.05.1984 gün, E: 1982/9-301, K:1984/619) İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesine göre; ''Destekten yoksun kalma tazminatının doğumu için destek ile tazminat talebinde bulunan kişi arasında bir destek ilişkisi bulunmalıdır. Burada bahsedilen destek ilişkisi hukuksal bir ilişkiyi değil, eylemli bir durumu hedef tutar. Destek ilişkisinin varlığında destek olunanın ihtiyaçlarının sürekli ve düzenli olarak karşılanması yer almaktadır. Burada ifade edilmek istenen süreklilik ve düzenlilik hali yardımın belirlenen zamanlarda ve belirli miktarlarda yapılması değil, eğer destek ölmeseydi yardımların devam edeceğine dair bir beklentinin bulunmasıdır. Eğer yardım devamlı destek saiki ile değil de, tek seferlik, geçici, düzensiz ya da gelişigüzel zamanlarda yapılıyor ve ileride yardımın devam edeceğine dair bir beklenti yaratmıyorsa , bu durumda desteğin sürekli ve düzenli olduğundan bahsetmek mümkün olmayacaktır". Türk Borçlar Kanununun ilgili hükümlerinden anlaşıldığı üzere; destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan yardımdır. Bu tazminatın amacı, ölüm olayı olmasaydı ölenin yardımda bulunduğu kimselere yardımda bulunmaya devam edeceğinin düşünülmesi ve ölüm olayının bu süreci kesmesi sonucu destekten yararlanan kimselerin uğradıkları zararın peşin ve toptan şekilde tazmin edilmesi, bu kimselerin ölüm olayından önceki durumlarına kavuşturulmasıdır. Eş deyişle amaç; destekten yoksun kalanların, desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Bakım gücü-bakım ihtiyacı; bu konuda önemli olan, kimlerin yardımcı, kimlerin yardım gören olabilmeye elverişli oldukları değildir; somut olaylar ve belirli kişiler bakımından geleceğe uzanacak ve gelecekte dahi mümkün olabilecek biçimde kimlerin gerçekten yardımcı, kimlerin yardım gören olduklarıdır. Yardımcı (=destek) kavramı, bakım gücünü; yardım gören kavramı ise bakım ihtiyacını gerektirdiğinden, şayet bakım gücü yoksa destekten; bakım ihtiyacı mevcut değilse, yardım görenden söz edilemez. Bundan başka aradaki sıkı ilişki dolayısıyla birinin yokluğu durumunda diğerinin varlığı da düşünülemez. Bu yönden, destekten yoksun kalma davasında davalı taraf, bakım gücü ve bakım ihtiyacının olayda var olmadığını savunabilir. Tazmin alacaklısı sıfatiyle dava açmış olan davacı, yaşam deneyimleri ve olayların olağan yürüyüşü nedeniyle ispat yükünün yer değiştirmesi durumu söz konusu bulunmadıkça bakım gücünü ve bakım ihtiyacını ispat zorundadır (Mustafa Çenberci, İş Kanunu Şerhi-1978 Ankara, shf 846 ve devamı). Bununla birlikte, destekten yoksun kalan kimse devamlı ve gerçek bir ihtiyaç içerisinde bulunmalıdır. Genel olarak bakım ihtiyacı, sosyal düzeye uygun olan yaşamın devamını sağlamak için gerekli olanaklardan yoksun kalmayı anlatır. Eğer ölenin eylemli olarak baktığı davacı, ölüm yüzünden bu bakımın sağladığı yaşama düzeyinin altına düşmüş olursa, ihtiyaç bulunma koşulu gerçekleşmiş sayılır. Burada önemli olan, destekten yoksun kalan kimsenin ve ailesinin temsil ettiği sosyal ve ekonomik düzeye göre normal karşılanan giderlerdir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 21.04.1982 gün, 979/4-1528 E., 1982/412 K. sayılı kararı). Ayrıca kardeşlerin birbirine karşı kural olarak bakım görevi yoktur. Ancak, bir kardeşin diğer kardeşe eylemli ve düzenli olarak yardım etmesi halinde, bu kardeş diğerinin desteği sayılır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 364/1. maddesinde "Herkes, yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan üstsoyu ve altsoyu ile kardeşlerine nafaka vermekle yükümlüdür." düzenlemesine; aynı maddenin 2. fıkrasında ise "Kardeşlerin nafaka yükümlülükleri, refah içinde bulunmalarına bağlıdır." düzenlemesine yer verilmiştir. Kardeşler yönünden destek olduklarının kabulü için 4721 sayılı TMK 364. maddesine göre kardeşin kardeşe destek olması için gereken şartların bulunması aranmaktadır. Kardeşin kardeşe destekliği varsayımsal değildir. Eğer bir kardeş sağlığında ötekine eylemli ve düzenli olarak yardım etmekte ise gerçek bir desteklikten söz edilebilir. Ara sıra yapılan yardımlar, harçlıklar destekten yoksunluğun kabulü için yeterli değildir. Küçük yaşta ölen çocukların anne babası için varsayımsal desteği olduğu kabul edilmekte ise de kardeşler yönünden varsayımsal desteğin kabulü sözkonusu değildir. Somut olayda; davacı ...'in kardeşi ...'in 16/09/2023 tarihinde geçirdiği trafik kazasında vefat ettiği ve davacının kardeşinin vefatı sebebiyle karşı araç ZMMS şirketinden destekten yoksun kalma tazminatı talep ettiği anlaşılmaktadır. Davacı ... hakkında İdil ... Mahkemesinin...esas, ... karar sayılı kararı ile 15/01/2020 tarihinde TMK 405. Maddesi gereği kısıtlanmasına karar verildiği, vasi olarak Kiymet Alpar'ın atanmasına karar verildiği görülmüştür. Mahkememizce davacı vekiline husumete izin kararını sunmak üzere süre verilmiş, davacı vekili tarafından husumete izin kararı sunulmuştur. Yukarıda yapılan açıklamalarda belirtildiği üzere kardeşin kardeşe destekliği varsayımsal olmadığından, bir kardeşin diğerine eylemli ve düzenli olarak yardım etmesi halinde desteklikten söz edilebileceği, ara sıra yapılan yardımların, harçlıkların destekten yoksunluğun kabulü için yeterli olmadığı hem doktrinde, hem de yargı içtihatlarında belirtilmiştir. Davacının kısıtlandığı İdil ...Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası celp edilmiş, dosyanın incelenmesinde müteveffa kardeş ...'in davacı kardeşe yardımının bulunduğuna ilişkin herhangi bir belirti mahkememizce görülememiştir Vesayet dosyasında ilk kısıtlılık kararı ve daha sonrasında vasilik görevinin uzatılmasına ilişkin tüm kararlarda vasi olarak ...'ın göründüğü anlaşılmıştır. Bununla birlikte davacının 18/09/2019 tarihinden beri Güzelova Köyü, ... Mezrası, ... Evleri, No:.. İdil/Şırnak adresinde ikamet ettiği, buna karşın müteveffa kardeşin 2019 yılında Esenler/İstanbul, 2022 ve 2023 yıllarında Zeytinburnu/İstanbul adresinde ikamet ettiği buna göre davacı ile müteveffa kardeşin aynı konutta ikamet etmediği gibi aynı ilde de ikamet etmediği bu haliyle müteveffa kardeşin davacıya düzenli ve eylemli olarak yardım etmesinin mümkün olmadığı anlaşılmıştır. Vesayet dosyasında müteveffa kardeşin davacıya maddi olarak destek olduğuna ilişkin herhangi bir delil bulunmadığı gibi davacı vekili tarafından da bu hususun ispatına yönelik herhangi bir delil ileri sürülmemiştir. Tanık olarak dinlenen diğer kardeşlerinin beyanları da mahkememizce tespit edilen bu hususların aksine müteveffa kardeşin davacıya düzenli olarak destek olduğu hususuna ilişkin ispata yeterli olarak görülmemiştir. Bu sebeplerle mahkememizce davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere; 1-Davacının davasının REDDİNE, 2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesaplanan 732,00 TL maktu red harcının davacıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret tarifesi gereğince hesap olunan 45.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak DAVALIYA VERİLMESİNE, 4-Davacının adli yardım talebi kabul edildiğinden suç üstü ödeneğinden karşılanan toplam 120,00 TL (tebliğ ve posta) yargılama giderinin davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 5-Arabuluculuk ücreti olan 3.600,00 TL’nin davacıdan alınarak, HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 6-Davalı tarafından yargılama gideri yapılmadığından takdirine yer olmadığına, 7-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayarak artan gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 28/01/2026
Katip e-imzalıdır
Hakim e-imzalıdır