İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/456 E. 2026/231 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2024/456
Karar No
2026/231
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO:2024/456 Esas KARAR NO:2026/231

DAVA:İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:16/07/2024 KARAR TARİHİ:10/03/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin Mahkemeye sunmuş olduğu dava dilekçesini özetle; Müvekkili şirket ile davalı 09.10.2023 tarihli “Konser ve Gösteri Sözleşmesi” ve 31.10.2023 tarihli “Konser ve Gösteri Sözleşmesine Ek Protokol” ile müzik sanatçısı “...” tarafından icra edilecek konser ve “...” tarafından konser öncesi veya sonrası icra edilecek etkinliğin 19.03.2024 “Dünya ... Günü” veya o güne (19.03.2024) kadar ... Spor Kulübünün “...” kapsamında düzenlenecek etkinliklerin birinde yapılması konusunda tarafların anlaştıklarını, taraflar arasında imzalan Sözleşme ve eki Protokol uyarınca sözleşme bedeli 1.600.000TL+ KDV (1.920.000,00TL) olarak kararlaştırıldığını, işbu sözleşme bedelinin, sözleşme hükümleri uyarınca ödenmesinin tenini bakımından müvekkili şirket tarafından 11.10.2023 tarih, ... nolu ve 1.920.000,00TL bedelli fatura düzenlenerek davalı ... ...’ye gönderildiğini ve söz konusu fatura davalı tarafından teslim alınarak düzenlenen fatura karılığında bir kısım ödeme/ler de davalı kulübün grup/iştirak şirketi ... ... Eğlence Organizasyon Hiz. San. ve Tic. A.Ş tarafından yapıldığını, ancak, müvekkili şirketin söz konusu faturadan kaynaklı davalı borçlu şirketten 760.000,00TL bakiye alacağı bulunduğunu, müvekkili şirket, öncelikle asıl ve ek protokol sözleşmeleri ile yapılması kararlaştırılan konser/gösterinin bir an önce yapılması ve 09.10.2023 tarihli Konser ve Gösteri Sözleşmesi ve 31.10.2023 tarihli Konser ve Gösteri Sözleşmesine Ek Protokol uyarınca kalan 760.000,00TL, tutarındaki bakiyenin kendisine ödenmesi hususunda davalı-borçlu şirkete 09.02.2024 Tarihli .... Noterliği'nin ... Yevmiye Numaralı ihtarnamesi ile bildirimde bulunulduğunu, davacıya tebliğ edilen ihtarname ile; konser/etkinlik tarihinin davalı-borçlu şirketçe müvekkili şirkete ulaşacak şekilde en az 1 hafta önceden bildirilmesini ve kalan bakiye miktarı olan 760.000,00TL bedelin en nihayetinde 16.03.2024 tarihine kadar ödenmesini ihtar ettiğini, ancak müvekkili şirketin etkinliğin yapılması konusundaki tüm iyi niyetli girişim ve çabalarına rağmen davalı-borçlu ... sözleşme konusu konser/etkinliğin yapılması konusunda hiçbir adım atmadığı gibi bakiye borcunu da müvekkili şirkete ödemediğini, buna karşın, davalı borcunu ödemek yerine keşide ettiği cevab-ı ihtarnamesinde: “Mezkur ek protokolün Maddesinde, etkinliğin ... tarafından yapılmaması halinde de bu ödeme yapılacaktır. İfadesi yer almaktadır. Taraflarca akdedilen 09.10.2023 tarihli konser ve Gösteri sözleşmesinde kararlaştırılmayan bir ücrete dair şartın ek protokol ile kararlaştırılıp talep edilmesi hukuku emredici hükümlerine aykırıdır” şeklinde açıklamalarda bulunarak borcunu inkar etmekte ise de, taraflar arasında imzalanan 09.10.2023 tarihli konser ve Gösteri sözleşmesi uyarınca 29.10.2023 tarihinde yapılması planlanan konser ve gösteri ... tarafından yapılmadığını, bunun üzerine imzalanan ek protokol ile ... tarafından yapılamayan organizasyonun hangi tarihler ve hangi zaman aralığında tekrar yapılacağı karşılıklı olarak kararlaştırıldığını, ve buna ilişkin olarak 31.10.2023 tarihinde ek protokol imzalandığını, 09.10.2023 tarihli asıl sözleşmenin 9.maddesi ceza-i şart bölümünde de görüleceği üzere asıl sözleşmede ...'ın kusurundan kaynaklı nedenlerle konserin/etkinliğin gerçekleşmemesi durumunda kararlaştırılan ceza-i şart sadece davacıya yüklendiğini, bir sözleşmede tek tarafa ceza-i şart yüklemek hukuka uygun olmadığını, bu nedenle, 31.10.2023 tarihinde imzalanan ek protokolde bulunan davalı tarafa gösterinin ... tarafından yapılmaması durumunda yüklenen ceza-i şart asıl sözleşmeyi tamamlayıcı nitelikte olduğunu, iş bu ek protokol ile konser/etkinliğin gerçekleşmemesi durumunda her iki tarafa da ceza-i şart yüklendiğini, bu sebeple, asıl sözleşmenin bağlı olduğu biçim koşuluna uygun olarak düzenlenen ek protokoldeki hükümler asıl sözleşmeyi tamamlayıcı yan hüküm niteliğinde olduğunu, davalı ihtarnamesinde, “etkinliğin gerçekleştirilip gerçekleştirilmeyeceği hakkındaki bildirimin en az 1 hafta önceden yapılmasının müvekkilinizin gerekli hazırlıkları yapabilmesi için yeterli süre sağlayacağı ifade edilmiştir. İş bu sebeple etkinliğin yapılmaması dolayısıyla müvekkilinizin menfi gerekse müspet zararımın oluşmayacağı…” şeklinde beyanlarda bulunduğunu, öncelikle belirtmek gerekir ki bu denli büyük ve görkemli bir organizasyonun sadece 1 hafta içinde yapılamayacak bir etkinlik olduğu izahtan vareste olduğunu, ihtarnamenin 4. Maddesinde yer alan 1 hafta içerisinde müvekkili şirkete haber verilmesinin gerekliliği, son aşama olan saha çalışması, mekan kurulumu düzeni, sahne düzeni vb. işlerin halledilmesi için olduğunu, cevabi ihtarnamede davalı tarafından 09.10.2023 tarihli sözleşmede taraflar arasında etkinliğin yapılmasına dair bildirimin ne zaman yapılacağı konusunda bir anlaşmanın olmadığı belirtmiş ise de 09.10.2023 tarihli sözleşmeye bakıldığı taktirde, ilgili sözleşmenin 3. Maddesi “konser/etkinlik kapsamı” bölümünde zaten söz konusu konser ve etkinliğin tarih ve saatleri konusunda anlaşıldığını, hal böyle iken asıl sözleşmede 1 hafta öncesinde bildirim yapma konusunda anlaşmanın zaten hiç bir gereği bulunmadığını, ancak, asıl sözleşmede bulunan etkinlik. ... kaynaklı olarak ileri bir tarihe alındığından dolayı ve söz konusu etkinlik için net bir tarih verilmediğinden dolayı müvekkili şirket tarafından keşide edilen ihtarname ile 1 hafta öncesinden bildirimde bulunulması davalı kulüpten istendiğini, davalı takip konusu borçtan sorumlu olduğunu, zira, müvekkili şirket ile davalı ... ... arasında imzalanan 09.10.2023 tarihli “Konser ve Gösteri Sözleşmesi” ve 31.10.2023 tarihli “Konser ve Gösteri Sözleşmesine Ek Protokol” ile müzik sanatçısı “...” tarafından icra edilecek konser ve “...Korosu” tarafından konser öncesi veya sonrası icra edilecek etkinliğin yapılması hususunda anlaşma bulunmasına karşın, davalı kulüpten kaynaklı olarak konser ve gösterinin bugüne kadar yapılmadığını, sözleşme ve faturadan kaynaklı bakiye borç da bugüne kadar ödenmediğini, bu sebeple müvekkili şirket kalan alacağının tahsili amacıyla .... İcra Dairesi 2024/... E. Numaralı dosyası ile icra takibi başlattığını, davalının borca haksız itirazıyla takibin durduğunu, Beyan ederek; İtirazın iptali ile takibin devamına, Davalının %20’den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesine, yargılama gideri ve vekâlet ücretinin davalı yana yüklenmesine, Karar verilmesinin talep ve dava edildiği görülmüştür. Davalı vekilinin Mahkemeye sunmuş olduğu cevap dilekçesini özetle; Davacı ile ... ... arasındaki sözleşme 09.10.2023 tarihinde imzalanarak yürürlüğe girdiğini “Sözleşme Süresi” başlıklı 6. maddeye göre sözleşmenin 30.10.2023 tarihinde sona erdiğini, sözleşme konusu konseri gerçekleştirmek 5. maddede yazılı olduğu üzere davacının yükümlülüklerinden olup davacı konseri gerçekleştirmediği gibi organizasyon dahi yapmadığı herhangi bir zarara uğramadığını, buna karşın kötü niyetle ve hukuka aykırı iddialarla sözleşme bedelinin tümünü talep ettiğini, halbuki bahsi geçen 09.10.2023 tarihli sözleşmede konserin gerçekleşmemesi durumunda davacıya ödeme yapılmasına ilişkin hiçbir madde bulunmadığını, taraflar arasındaki 09.10.2023 tarihli sözleşme 6.maddede yazılı olduğu gibi 30.10.2023 günü sona ermiş, dolayısı ile hukuki geçerliliğini yitirdiğini, buna karşın 31.10.2023 günü bir sözleşme daha imzalanmış; konseri gerçekleştirmeyen davacı taraf ...'ın hiçbir kusuru bulunmamasına rağmen kötü niyet ile süresi tamamlanmış 09.10.2023 tarihli sözleşmede yer almayan bir cezai hükmü ... aleyhine protokole konu ettiğini, davacı her ne kadar kusuru müvekkiline yükleme gayretindeyse de müvekkili Kulübün sözleşme konusu organizasyonu gerçekleştirmek gibi bir yükümlülüğü bulunmadığını, davacının dilekçesinde ve 31.10.2023 tarihli protokolde “etkinliğin ... tarafından yapılmaması halinde” denilerek ...'ın böyle bir yükümlülüğü olduğu izlenimi verilmeye çalışılmışsa da hiçbir surette ilk sözleşmenin geçerli olduğunu kabul etmemekle birlikte 09.10.2023 tarihli sözleşmenin 5. maddesinde tarafların hak ve yükümlülükleri sayıldığını, ...'nin “konseri yapmak” gibi bir yükümlülüğü bulunmadığı gibi bu yükümlülük tamamen ...'a yüklendiğini, buna karşın davacının bu yönde gerçekçi çabası hiçbir zaman olmadığını, davacının sözleşme konusu konseri gerçekleştirmek adına hiçbir çaba sarf etmediğini, davacı, 09.10.2023 tarihli sözleşmede belirlenen konseri gerçekleştirmek için hiçbir çaba sarf etmediği gibi iddia olunanın aksine konserin gerçekleşmeme sebebi de ... olmadığını, davacı hiçbir zaman konser yapma niyetinde olmamış, bu nedenle herhangi bir girişimde bulunmamış, ...'a gönderilen ihtarnamede etkinlik tarihinin davalıya en az 1 hafta önceden bildirilmesini ve bakiye alacak olan 760.000,00TL'nin 16.03.2024 tarihine kadar ödenmesini talep ettiğini, ancak bu süre zarfında konserin organize edilmesi ve planlanması teknik olarak ve hayatın olağan akışına göre mümkün olmadığını, davacı istediği 1 haftalık sürede konser duyurusunun dahi yapılamayacağını bilmesine karşın, kötü niyetle ve salt hukuka aykırı temerrüt yaratma gayreti ile bu süreyi bildirdiğini, konserin gerçekleşmesi içinse hiçbir fiilde bulunmadığını, 31.10.2023 tarihli protokolün 3.3. maddesi incelendiğinde, sadece ...'a yönelik ceza-i şart yükümlülüğünün hukukun genel prensiplerine aykırı olduğunu, Sayın Mahkemece 31.10.2023 tarihli protokol hükmünün cezai şart olarak nitelendirilmesi halinde Türk Borçlar Kanunu'nun 182. maddesi uyarınca sözleşmelerde dengenin korunması gerektiğini, Ceza-i şartın tek taraflı uygulanması, kanunun emredici hükümlerine aykırı olup davacı tarafın sadece davalıdan ceza talep etmesi hakkaniyete uygun olmadığını, bu tür tek taraflı düzenlemeler, Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarında da sıklıkla eleştirildiğini ve hukuka aykırı bulunduğunu, ceza koşulu, her ne kadar asıl borca bağlı yan bir borç olsa da asıl borçtan bağımsız olarak ekonomik değer taşıyan bir edim içermesi gerektiğini, borçlunun bir hak veya yetkisini kaybetmesine yol açacak veya doğrudan asıl borçla üstlendiği edimi etkileyen yükümlülükler, ceza koşulu olarak değerlendirilemeyeceğini, örneğin karşı tarafın temerrüde düşmesi halinde taraflar arasındaki sözleşmenin feshedileceğine veya faiz ödenmemesi halinde asıl borcun muaccel olacağına ilişkin düzenlemeler, asıl borçtan bağımsız olarak ekonomik bir değer taşımadığından ceza koşulu olmadığını, somut olayda da sözleşme edimine uymayan karşı taraf olduğunu, sözleşmede kararlaştırılan 29 Ekim 2023 tarihinde davacı edimini yerine getirmeyerek konseri gerçekleştirmediğini, hali hazırda bir konser yapılmamış ve davacının kusuru ile yapılamayacak olmasına rağmen sözleşme bedelinin büyük bir kısmı ödendiğini, konseri gerçekleştirmeyen davacının müvekkili Kulüpten bakiye alacak talebi hakkaniyete ve yasaya tamamen aykırı olduğunu, kaldı ki müvekkili ... kamu yararına çalışan spor kulübü hüviyetine sahip olduğunu, tacir sıfatına sahip olmadığını, davacı hali hazırda kamu yararıma çalışan bir spor kulübünü edimini yerine getirmemesine karşın zarara uğratma gayretinde olduğunu, basiretli tacir olarak davacının böyle bir konser için öncelikle gerekli hazırlıkları yapması ve bunu müvekkili ... bildirmesi gerekirken delillere bakıldığında hem konserin gerçekleşmemesinde ...'ın kusurunun bulunmadığı hem de davacının hiçbir zaman konser hazırlığına girişmediğini, ... bünyesinde yapılacak, on binlerce kişinin gelmesi beklenen bir konser hazırlığının davacının iddia ettiği gibi 7 gün içerisinde gerçekleştirilmesi hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacı taraf kötü niyetle 09.10.2023 tarihli sözleşmedeki edimini yerine getirmediğini, yapılan ikinci sözleşmede de benzeri bir durum yaşanmış ve ortada yapılabilir bir konser söz konusu değilken kısa bir süre zarfında konserin yapılmasından ziyade sebepsiz zenginleşme ve müvekkili Kulübü temerrüde düşürme maksadıyla ihtarnameyi keşide ederek yalnızca maddi gelir elde etme yoluna gittiğini, müvekkili ... sözleşme bedelinin bir kısmını ödemişse de iş yapılmadığından somut olayda menfi-müspet zararın ispatı şart olduğunu, davacı tarafın ileri sürdüğü zarar iddiaları somut bir dayanağa sahip olmadığını, Yargıtay içtihatlarına göre menfi ve müspet zararların kanıtlanması gerektiğini, ancak davacı tarafın, zararlarının varlığını ortaya koyabilecek somut deliller sunamadığını, beyan ederek; davanın reddine, Davacının %20’dan aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekâlet ücretinin davacı yana yüklenmesine, Karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür. Dava, faturadan kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre fatura emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır (229. md.). Fatura malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami "yedi gün" içinde düzenlenir. Bu süre içerisinde düzenlenmeyen faturalar hiç düzenlenmemiş sayılır (231/5. md.). 6102 sayılı TTK'da da fatura konusunda hükümler vardır. Ticari işletmesi bağlamında bir mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olan tacirden, diğer taraf, kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir.” (6102 Sayılı TTK 21/1) Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (6102 Sayılı TTK 21/2). Faturanın onu teslim alan kişiyi borç altına sokabilmesi için taraflar arasında borç doğurucu bir ilişkinin varlığı ve faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Borç münasebeti olmaksızın düzenlenen ve muhatap tarafından her nasılsa teslim alınan faturaya sekiz günde itiraz edilmemiş olması onu borç altına sokmaz. Ancak TTK 21/2 maddesi uyarınca , faturalara 8 gün içerisinde itiraz edilmediği takdirde faturadaki gösterilen bu bedeli kabul edilmiş sayılır. Faturanın tebliği şekle bağlı değildir, yazılı veya sözlü herhangi bir şekilde yapılabilir. Muhatap hazır ise kendisine elden verilmesi, değil ise herhangi bir şekilde gönderilmesi mümkündür. Ancak, uyuşmazlık halinde ispat kolaylığı açısından, fatura tebliğinin noter aracılığıyla ya da imza karşılığı elden tebliğ yolu ile ya da telgraf, teleks yolu ile veya PTT aracılığıyla ya da faks çekilmesi yahut güvenli elektronik imza ile elektronik posta gönderilmesi şeklinde yapılması uygundur. Faturaların borçluya tebliğ edilip edilmediği, itiraza uğrayıp uğramadığı belirlenmeli, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir. Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir. Faturalarda belirtilen mal veya hizmetin davalı alıcıya teslim edildiği iddiasını davacı ispatla yükümlüdür. Fatura içeriğindeki mal veya hizmetin davalıya teslimi dayanak belgelerle kanıtlanmadığı sürece ticari defterler tek başına malın teslim edildiğini ispata yeterli değildir.

Bu açıklamalar ışığında davacı ve davalının sunmuş oldukları tüm deliller dosya içerisine alınmış, icra dosyası getirtilerek incelenmiş, tüm deliller toplandıktan sonra alanında uzman mali bilirkişiden rapor alınmıştır. .... İcra Müdürlüğü'nün 2024/... Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde, davacının davalı aleyhine 760.000,00-TL asıl alacak için ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin borçluya 25/03/2024 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun 01/04/2024 tarihinde süresi içerisinde itiraz ettiği görülmüştür. Bilirkişi heyetinin düzenlediği 13/08/2025 tarihli 8 sayfadan ibaret raporunda özetle; Tarafların ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin eksiksiz olduğu e- defter beratlarının süresinde oluşturulduğu, her iki taraf defterlerinin de sahibi lehinde delil vasfına haiz olduğu, Davacının takibe dayanak faturasının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu kaydi olarak davalıdan 1.920.000,00TL davalıdan alacaklı olduğu, davalının ödeme kayıtlarının davacının defterlerinde olmadığı, Davacının dava konusu organizasyona ilişkin olarak 1.110.000,00TL maliyete katlandığı, Davalının ticari defterlerine göre 20.03.2024 takip tarihi itibariyle davacının 760.000,00TL davalıdan alacaklı olduğu, davacının takibe dayanak faturasının davalının defterlerinde kayıtlı olduğu, davalının borcunun davacının takibe dayanak faturasından kaynaklandığı, Taraf ticari defter ve kayıtları ile dosyaya sunulu bilgi ve belgelere göre davacınn dava konusu takip kapsamında 760.000,00TL(takipteki asıl alacak miktarı kadar) davalıdan alacaklı olduğu, Davacının alacak iddiasının benimsenmesi durumunda; Merkez bankası verilerinden, 20.03.2024 takip tarihi itibari ile ticari temerrüt oranının %44,25 olduğu anlaşıldığından davacının belirlenen asıl alacağına takip tarihinden itibaren %44,25 ve değişen oranlarda kademeli olarak avans faizi yürütülebileceği, sonuç ve kanaatine varılmıştır. Yasal dayanakları ortaya konularak yapılan bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde; taraflar arasında ticari ilişki bulunduğu, dava konusu takibe ilişkin borç bakiyesi bulunduğu ve bu anlamda cari hesap borç ilişkisinin oluştuğu, davacının bu cari hesap alacağının tahsili istemiyle icra dosyasında takip yaptığı, davalının yasal süresi içerisinde yaptığı itiraz üzerine takibin durmasına karar verildiği, davacının alacağına dayanak olan faturaların davalıya tebliğ edildiği, faturaya itiraz olmadığı, davacı ve davalının ticari defterlerini usulüne uygun tutulduğu faturaların davalının ticari defterlerinde kayıtlı bulunduğu, dolayısıyla davacının bu faturaya ilişkin işin yapıldığının kabulü gerektiği, aksini yazılı delil veya kesin delil ile ispat edebileceği, davalı tarafından davacıdan kaynaklanan sebeplerle konser ve gösterinin gerçekleşmediğinin ispat edilemediği, taraf defterleri arasındaki borç farkının bulunmadığı, davacının davasını tüm bu açıklamalarla ispatladığının kabulü gerektiğinden davanın kabulüne karar verilmiştir. İcra İnkar Tazminatı yönünden; dava konusu fatura alacağının önceden belirlenebilirlik, bilinebilirlik, hesap edilebilirlik vasfı ve dolayısıyla likit alacak niteliği taşıdığı, bu haliyle İİK'nın 67. maddesindeki koşullar gerçekleştiği görülmekle, davacının icra inkar tazminatı kabulü ile, alacağın % 20 si oranında icra inkar tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tahsis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜ ile davacı tarafından davalı aleyhine başlatılan .... İcra Müdürlüğü'nün 2024/... Esas sayılı icra takip dosyasına davalı borçlu tarafından yöneltilen itirazın iptaline, takibin takip talebindeki kayıt ve şartlarla aynen devamına, 2-Alacak niteliği itibari ile likit ve belirlenebilir olduğundan %20 oranında icra inkar tazminatı 152.000,00-TL'nin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 3-Karar ve ilam harcı 51.915,60-TL nin peşin alınan 9.178,90-TL den düşümü ile kalan 42.736,70-TL bakiye ilam harcının davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 4-Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşmamaları nedeniyle 6325 sayılı Kanunun 18/A-10 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 3.600,00-TL'nin davalıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına, 5-Davacı tarafından yatırılan 9.606,5-TL peşin ve başvuru harcının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafından yapılan 10.297,00-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davacı taraf kendisini dava ve duruşmalarda vekili ile temsil ettirdiği anlaşılmakla AAÜT gereğince 120.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Davacının gider avansından artan bakiyesinin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.

Katip ... Hakim ... e-imzalıdır e-imzalıdır

Atıf: İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/456, K. 2026/231, T. 10.03.2026, www.arakarar.com/karar/istanbul-14-asliye-ticaret-mahkemesi-2024-456-e-2026-231-k-db5624520229