İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/452 E. 2026/241 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2024/452
Karar No
2026/241
Karar Tarihi

T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/452 Esas KARAR NO: 2026/241 DAVA: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 28/06/2024 KARAR TARİHİ : 05/03/2026

Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA :Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı tarafından müvekkili aleyhine------sayılı kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takipleri başlatıldığını, ancak söz konusu icra takiplerine dayanak bonoların tefecilik yapmak suretiyle imzalatılması sebebiyle hükümsüzlüğünün tespiti ile müvekkilin borçlu olmadığının tespiti ve cebri icra tehdidi sonucunda sebepsiz olarak ödenen tutarların davalıdan geri alınması için işbu davayı açma zorunluluğu hâsıl olduğunu, bu amaçla dava şartı olması hasebiyle arabuluculuk başvurusunda bulunulduğunu, ----- numaralı arabuluculuk başvurusunun anlaşamama ile neticelendiğini, müvekkili, davalıdan ilk olarak ---- borç aldığını, alınan borçlar davalının ---- hesabından müvekkile aktarıldığını, bu borca karşılık davalı, ----- senedi müvekkile imzalatıldığını, bu senetlerden ---- tarihleri arasında vadesi bulunan 14 senede karşılık ---- numaralı-------hesabına ödendiğini, kalan ---- senet, daha sonra bir başka toplu senedin imzalatılmasıyla sözde yapılandırılmasına rağmen müvekkile iade edilmediğini, -- tarihinde ----borç alındığını, bu borca karşılık davalı, ---- senedi müvekkile imzalatıldığını, bu senetlerden ----------tarihleri arasında vadesi bulunan 11 senede karşılık ---- banka yoluyla davalıya ödendiğini, kalan----- senet, daha sonra bir başka toplu senedin imzalatılmasıyla sözde yapılandırılmasına rağmen müvekkile iade edilmediğini, ----- borç alındığını, bu borca karşılık ----- tarihinde -------senet müvekkile imzalatıldığını, bu senetlerden---- tarihleri arasında vadesi bulunan------ tarihleri arasında vadesi bulunan ---- aynı şekilde davalıya süresi içinde ödendiğini, kalan ------ senet, daha sonra bir başka toplu senedin imzalatılmasıyla sözde yapılandırılmasına rağmen müvekkile iade edilmediğini, ------- borç alındığını, bu borç ile birlikte önceki bakiyeleri sözde yapılandırmak üzere----- olmak suretiyle ------- senet müvekkile imzalatıldığını, ancak önceki senetler müvekkile iade edilmediğini, müvekkilin rahmetli annesinin rahatsızlığı dolayısıyla ---- tarihinde ----- masraflarının davalıya ait banka/kredi kartı ile ödenmesi ile-------------borç alındığını, bu borca karşılık aynı gün ----- senet müvekkile imzalatıldığını, bu senetlerden ------ tarihleri arasında vadesi bulunan 4 adet senet karşılığı ------ aynı şekilde ödendiğini, tanzim edilen son iki toplu senedin ------- kısmının mahsubuyla ----- olmak suretiyle toplamda 97.500-TL'lik senet, tehdit edilmek suretiyle imzalatıldığını, müvekkilinin bu süreçte sürekli olarak tehdit edildiğini, senet vadeleri beklenmeden ara ödemeler talep edildiğini, sözde yapılandırma, vadeleri ileri tarihe atma vaadiyle sürekli senet imzalamaya zorlandığını, üstelik sözde yapılandırılan senetlerin birçoğu da kendisine iade edilmediğini, aynı yöntem ile müvekkile ---- imzalatıldığını, ayrıca değineceğimiz üzere icra takiplerinde mevcut olan ----- senetteki imza müvekkiline ait olmayıp, davalı tarafından hileli şekilde düzenlendiğini, senetlerin birkaçında sayılarda değişiklik yapıldığını ancak icra dairesi hukuka uygun olarak yazıyla ifade edilen kısmı takipte dikkate alındığını, gelinen noktada müvekkilinin davalıdan toplamda ----- borç aldığını ancak kendisine toplamda --- senet keşide edildiğini, yalnızca aradaki bu fahiş fark dahi senetlerin tefecilik yapmak suretiyle düzenlendiğini açıkça gösterdiğini, İşlemlerin tamamı banka yoluyla yapıldığından davalıya ait hesap dökümleri istendiğinde iddialarımız netlik kazanacağını, müvekkili tarafından davalıya 108.800-TL nakit, takip dosyasında bir arsası da satılmış olmakla masraflar düşüldükten sonra ---- ödeme yapıldığını, söz konusu senetlerin Sayın Mahkemece hükümsüzlüğünün tespiti sonrasında borç alınan ---- üzerinde yapılan ödemelerin istirdadını talep ettiklerini, müvekkili aleyhine açılan---- Esas sayılı dosyasında sırasıyla; ------ senetler, yukarıda izahına çalıştığımız üzere süresi içerisinde belirtilen banka hesabına ödendiğini, bu takipte mevcut diğer senetlerden yalnızca ------- tarihli senet hileli düzenlendiğinden imzası müvekkiline ait olmadığını, kalan senetlerin ise yapılandırılmasına rağmen müvekkiline iade edilmeyen senetler olduğunu, bu dosyada müvekkilinin tehdit edilmek suretiyle susturulduğunu ve müvekkiline ait bir adet arsanın satılması suretiyle dosyaya ödeme yapıldığından bu tutarın istirdadını talep ettiklerini, müvekkili aleyhine açılan ------ senetler yukarıda bahsedilen ve yapılandırılmasına rağmen müvekkile iade edilmeyen senetler olduğunu, müvekkili aleyhine açılan ------ ödenmediğini, dosyada mevcut tüm senetler aynı şekilde davalı hesabına yatırıldığını, müvekkili aleyhine açılan --------- Esas sayılı dosyasında; mevcut senetlerin tamamı ödendiğini, davalının elinde hala müvekkiline imzalatılan ve takibe konulmayan senetler bulunduğunu, tüm senetler, ödenen tutarlar ve takiplerin detaylarına ilişkin tabloyu davamız ekinde sunduklarını beyanla tefecilik sebebiyle imzalanan senetlerin hükümsüzlüğünün tespiti ile müvekkilin borçlu bulunmadığının tespitine, mezkur icra takiplerinin ve senetlerin iptaline, Cebri icra tehdidi sonucunda sebepsiz olarak alınan tutarların tespit edilerek davalıdan geri alınmasına, müvekkilin ekonomik imkanlarının yetersiz olması sebebiyle Adli Yardım talebimizin kabulüne, öncelikle teminatsız olarak veya müvekkilin ekonomik imkanlarının yetersiz olması sebeplerinden ötürü uygun görülecek bir miktarla icra takiplerinin durdurulması için ihtiyati tedbir talebimizin kabulüne, davalı alacaklının haksız olarak icra takipleri başlatmış olması nedeniyle senet miktarının %20’sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve ücret-i vekaletin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP :Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davayı kabul etmediklerini, öncelikli olarak; davacının iddia ettiği tüm hususlar gerçek dışı olup, bedelsiz kalan senedin kullanılmasının mümkün olmadığını, davacının müvekkilini "tefecilikle" suçladığından davacı hakkında müvekkilinin kişilik haklarına tecavüz ve hakaretten dolayı ----- şikayet hakkımız saklı tuttuklarını, bugüne kadar davacı tarafından bedeli ödenen senetlerin davacıya iade edildiğini, icra takiplerine konu olan senetlerin hiçbiri vadesinde davacı tarafından ödenmediği için yasal işleme koyulduğunu, bunlar haricinde; takibe konu olan senetlerin müvekkil tarafından geri çekilip yerine daha uzun vadeli senetler tanzim edildiği iddiası da hayal ürünü olup, davacı bunun aksini ispat edecek herhangi bir yazılı delili mahkemeye ibraz edemediğini, kaldı ki; davacının iddialarının kabul edilebilmesi için takibe konu olan senetlerin bedelsiz kaldığı, tarafların anlaşarak ileri tarihe senet tanzim ettiklerine dair yazılı belge ibraz edilmesi gerektiğini, Senede karşı senetle ispat kuralı gereği davacının tanık dinletmesine de muvafakatimiz bulunmadığını, davaya konu olan icra dosyalarındaki dayanak belgelerin tamamı davacı tarafından "kayıtsız şartsız borç ikrarını içeren" kambiyo senetleri olup, senetlerin tamamında senet bedelinin "nakden ahzolduğu" yani davacının, müvekkilden aldığı borç para karşılığında takibe konu olan senetleri imzalayıp müvekkile teslim ettiği sabit olduğunu, davacının davaya konu olan senetleri müvekkilden aldığı borç para karşılığı imzaladığını ikrar etmiş fakat ödenen senetlerin kendisine iade edilmediğini, geri çekilen senetler yerine uzun vadeli senetler imzaladığını vb gibi hususları ispat etmeye yönelik yazılı delil veya yazılı delil başlangıcı olabilecek herhangi bir belge ibraz etmediğini, davacının aynı iddialar ile ----------- Esas sayılı dosyasına konu olan senetlerin tefecilik sureti ile imzalatıldığı, takibe konu olan senetlerin bedelsiz kaldığı, senetlerin geri çekilerek yerine ileri vadeli senetler düzenlendiğini beyan ederek-------------Karar sayılı ilamı ile "imzası ikrar edilmiş senet veya noterlikçe düzenlenmiş evrak ibraz edilmemiş olması sebebi ile" davanın reddine karar verildiğini, bahsi geçen icra dosyasından davacı adına kayıtlı 1 adet taşınmazdaki hissesi satılıp paraya çevrildiğini, satıştan elde edilen ------ reddiyatı müvekkiline yapıldıktan sonra davacı adına kayıtlı başkaca malvarlığının bulunmaması sebebi ile icra dosyalarında bakiye alacaklarını kaldığını ve davacının ödemediğini, davacının derdest olan davada ileri sürmüş olduğu aynı iddiaları ------- Esas sayılı dosyasında ileri sürmüş olmasına rağmen, müvekkil hakkında savcılığa şikayette bulunmadığını, neredeyse 5 yıl sonra davacının annesi vefat edip intikal etmemiş miras payına haciz koyduktan sonra davacı, müvekkili savcılığa şikayet ettiğini, davacının amacı; müvekkile olan borcunu ödememek adına asılsız iftiralar ile müvekkili savcılığa şikayet edip müvekkili korkutmak ve caydırmak olduğunu, müvekkili hakkında tefecilikten dolayı yapılan soruşturma neticesinde---------- Soruşturma numaralı dosyasından "kovuşturmaya yer olmadığı" kararı verildiğini beyanla senede karşı senetle ispat etme zorunluluğu olması sebebi ile, davacının iddialarını ispat etmeye yönelik herhangi bir yazılı delil veya yazılı delil başlangıcı ibraz etmemiş olmasından dolayı davanın reddine, kötü niyetli davacı aleyhine dava değeri üzerinden %20 inkar tazminatına hükmedilmesi, yargılama gideri ve ücreti vekaletin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

RAPOR: Bilirkişi raporunda özetle;"Bu aşamada davacının hangi senedin borcunu ödediği hususunun somutlaştırılarak ispatlanamadığı, ancak dosyaya söz konusu davacı iddialarını destekler nitelikteki banka evrakının sunulması halinde Sayın Mahkemenin verdiği görev doğrultusunda bir incelemenin yapılabileceği," şeklinde sonuç ve kanaatine varıldığı beyan edilmiştir.

EK RAPOR: Bilirkişi ek raporunda özetle;"Dosyaya sunulan dekontlar incelendiğinde senetlerde yer alan açıklama ile ödemeye konu senet somutlaştırılarak senet vasıfları belirtildiği, bu şekilde davacı tarafından hangi senetlerin ödendiği hususunun açıklık kazandığı," şeklinde sonuç ve kanaatine varıldığı beyan edilmiştir.

EK RAPOR: Bilirkişi ek raporunda özetle; "Sonuç olarak raporda tespit edilen ödemelerde yer alan şerhler dikkate alındığında, bu ödemeler ile aynı tarihteki senetler arasında ilişkilendirmenin yapılabileceği ve bu ödemelerin söz konusu senetlerin ödemesi için yapıldığı," şeklinde sonuç ve kanaatine varıldığı beyan edilmiştir.

RAPOR: Bilirkişi raporunda özetle;"Davalı alacaklı tarafça davacı borçlu aleyhine başlatılan ----- takipten önce ödeme yapıldığından davalı alacaklının icra takibi ile isteyemeyeceği, Davalı alacaklı tarafça davacı borçlu aleyhine başlatılan----- Esas sayılı dosyasından takibe konu; ------ Protesto Gideri Faizi olmak üzere toplam --------- takipten önce ödeme yapıldığından davalı alacaklının icra takibi ile isteyemeyeceği, Davalı alacaklı tarafça davacı borçlu aleyhine başlatılan ----- dosyasına dayanak senetlere ilişkin senet açıklaması ile yapılan ödemeye rastlanmadığı, Davalı alacaklı tarafça davacı borçlu aleyhine başlatılan ----Esas sayılı dosyasına dayanak senetlere ilişkin senet açıklaması ile yapılan ödemeye rastlanmadığı sonucuna ulaşılmış olup;" şeklinde sonuç ve kanaatine varıldığı beyan edilmiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE : Davacı vekili, Mahkememize vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; ----- esas sayılı takip dosyası ile kambiyo takibi başlatıldığını, takibe dayanak yapılan senetlerin, tefecilik suçuna konu olduğundan bahisle menfi tespit davasının kabulüne kabülüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili davanın reddini savunmuştur.Dava; icra takibinden sonra açılan borçlu olunmadığının tespiti talebine ilişkindir.İcra İflas Kanunun 72. Maddesi; "Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tesbit davası açabilir.İcra takibinden önce açılan menfi tesbit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir. İcra takibinden sonra açılan menfi tesbit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyle icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini istiyebilir.Dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararı kalkar. Buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklı ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alır. Alacaklının uğradığı zarar aynı davada takdir olunarak karara bağlanır. Bu zarar herhalde yüzde yirmiden aşağı tayin edilemez. Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırşa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz.Borçlu, menfi tesbit davası zımmında tedbir kararı almamış ve borç da ödenmiş olursa, davaya istirdat davası olarak devam edilir. Takibe itiraz etmemiş veya itirazının kaldırılmış olması yüzünden borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek mecburiyetinde kalan şahıs, ödediği tarihten itibaren bir sene içinde, umumi hükümler dairesinde mahkemeye başvurarak paranın geriye alınmasını istiyebilir. Menfi tesbit ve istirdat davaları, takibi yapan icra dairesinin bulunduğu yer mahkemesinde açılabileceği gibi, davalının yerleşim yeri mahkemesinde de açılabilir. Davacı istirdat davasında yalnız paranın verilmesi lazımgelmediğini ispata mecburdur." şeklinde düzenlemeye yer verilmiştir.Menfi tespit davası, İcra İflas Kanunu'nun 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. Menfi tespit davasında amaç bir hukuki ilişkinin veya bir hakkın gerçekten mevcut olmadığının tespitine yöneliktir. Başka bir deyişle hukuki bir yarar bulunması koşuluyla sonuçta alacak-borç ilişkisi doğuracak bir durumun olmadığının tespiti amaçlanır. Dayanılan hukuki ilişkinin gerçekten mevcut olmadığı icra takibine maruz kalmadan önce ileri sürülebileceği gibi, icra takibinden sonra da ileri sürülebilir. Borçlunun icra takibinden önce veya sonra menfi tespit davası açabilmesi için borçlu olmadığının tespitinde hukuki yararının bulunması şarttır. Buna rağmen, borçlunun, alacaklının harekete geçmesini beklemeden borçlu olmadığının tespitinde korunmaya değer bir yararı bulunabilir. Bu tür bir yararının bulunması halinde borçlu, borçlu olmadığının tespiti için dava açabilir. Bunun dışında, icra takibi taraflar arasındaki maddi ilişkiyi tespit edecek nitelikte olmadığından, alacaklının takibe girişmesinden sonra, hatta takip kesinleştikten sonra da borçlunun, borçlu olmadığının tespitini mahkemeden istemesi mümkündür.------- 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun (TMK) 6. maddesi uyarınca kural olarak, aksi kanunca belirlenmedikçe iki taraftan her biri iddiasını ispata mecburdur. Bu hüküm, kaynak İsviçre Medeni Kanunu’ndaki şekli gibi, “bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran taraf, o vakıayı ispat etmelidir” şeklinde anlaşılmalıdır.Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur ----İspat yüküne ilişkin bu genel kural menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da, tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf, o vakıayı ispat etmelidir. ------ Esasen, kambiyo senedinin düzenlenmesiyle, soyut bir borç ilişkisi yaratılmaktadır. Bu nedenle de karşı edimin elde edilip edilmediğinin önemi de bulunmamaktadır. Zira, çek, bağımsız borç ikrarını içermektedir. Bu nedenle bir illete bağlı olması gerekmez ve kural olarak ispat yükü senedin bedelsiz olduğunu iddia eden tarafa aittir. -----soruşturma sayılı dosyası üzerinden şüpheli ... hakkında tefecilik yapmak suçundan kamu adına kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiği anlaşılmıştır.------- soruşturma sayılı dosyası üzerinden kamu adına kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiği anlaşılmıştır.--------- karar sayılı ilamında; " Kambiyo senedi niteliğindeki bononun tefecilik sebebiyle düzenlenip, karşı tarafa verildiğini ispat edebilmek için, yasal deliller (ikrar, yazılı delil), bulunmalı veya ------- diğer bir ifade ile; ancak yazılı sözleşmeye veya duruşma tutanağındaki ikrar ile anlaşılabilen açık bir muvafakat bulunması halinde dinlenebilen belli tanık beyanları veya eldeki davada bunların da mevcut olmaması halinde tefecilik yaptığı iddia olunan kişi hakkında açılmış ve mahkumiyetiyle sonuçlanmış bir ceza mahkemesi kararı bulunmalıdır. Aksi takdirde, senedin (bononun) gayri ahlaki amaçla verildiği yönündeki iddianın tanıkla ispatı halinde, bono emniyeti kalmaz. Her bononun, tefecilik ilişkisi nedeniyle verildiği yalancı tanıklarla ispat edilerek iptali sağlanabilir. Bu ise, hem HMK’nun ilgili hükümlerine hem de bono emniyetine aykırı düşer. Görülmekte olan davada, davacı senetlerdeki imzayı inkar etmemiş; senedin asıl borçlularınca ödendiğini ileri sürmüştür. Senede karşı senetle ispat kuralı gereğince, davacı-borçlunun takibe konulan bonoların tefecilik nedeniyle verildiğini yazılı delille kanıtlaması gerekir. Takibe konu yapılan senedin (bononun) metninden bu husus anlaşılamadığı gibi, davacı bu yöndeki iddiasını yasal olarak ispatlayacak yazılı bir delil de dosyaya sunmamıştır. Savunmada ileri sürülen soruşturma dosyası ve ceza mahkemesi kararında bu yönde bir delil elde edilememiştir. Yargılama sırasında ileri sürülen ve istinaf nedenleri arasında gösterilen Sulh Hukuk Mahkemesi dosyası ise davacı delilleri arasında yer almamakla delillerin süresinde hasredilmesi ilkesine aykırı olduğu gibi sonradan ortaya çıkan bir delil olarak değerlendirilmesi halinde dahi dosyada davalı ikrarı bulunmayıp davalının yardımcısı olduğu söylenen kişinin beyan sözkonusudur. Bu beyanlar davayı ispatlamaya yeterli delil değildir. Şu durumda, uyuşmazlığa ve takibe konu yapılan bononun hukuken geçerli olduğunun kabulü gerekir." şeklindeki açıklamalarının ışığı altında somut olayımızda alacaklı hakkında tefecilik suçundan verilen mahkumiyet hükmü bulunmadığı, davacının delil olarak ileri sürdüğü savcılık dosyaları ve ceza mahkeme dosyaları getirtilip incelendiğinde iş bu dava dosyası ile alakasının olmadığı, buna ilişkin 3 nolu celsenin ara kararları ile durumun gerekçelendirildiği, (davacı asilin 6 nolu celsedeki beyanları da nazara alındığında) davacının takibe konu senetlerdeki imzaları inkar etmediği, davacının senede karşı senetle ispat zorunluluğu altında olduğu, davacı-borçlunun takibe konulan bonoların tefecilik nedeniyle verildiğini yazılı delille kanıtlaması gerektiği fakat davacı bu yöndeki iddiasını yasal olarak ispatlayacak yazılı bir delili dosyaya sunmadığı, tefecilik hususunun tanık delili ile ispatının mümkün olmadığı ancak dosya kapsamında alınan --- tarihli bilirkişi hesaplamaları ile ortaya konulduğu haliyle davalı alacaklı tarafça davacı borçlu aleyhine başlatılan------- esas sayılı dosyasındaki takibe ilişkin olmak üzere takiple talep edilen bedellerin takipten önce ödendiğinin bilirkişi marifetiyle tespit edildiği, bu haliyle bu bedellerin icra takibi ile istenemeyeceği anlaşılmakla mezkur takipler bakımından davanın kabulüne, diğer iki menfi tespite konu edilen ---- esas sayılı dosyasına dayanak senetlere ilişkin senet açıklaması ile yapılan ödemelerin tespitinin yapılmaması nedeniyle davacının bu takipler bakımından menfi tespit davasını ispatlayamaması karşısında aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-------- esas sayılı dosyası hakkında açılan davanın REDDİNE, 2-----esas sayılı dosyası hakkında açılan davanın REDDİNE, 3-Davacının -----sayılı dosyasında mevcut senetler bakımından davalıya borçlu olmadığının tespitine, 4-Davacının ------ sayılı dosyasında mevcut senetler bakımından davalıya borçlu olmadığının tespitine, 5-Davacı tarafından talep edilen kötü niyet tazimatının yasal şartları oluşmadığından talebinin REDDİNE, 6-Hüküm altına alınan miktar üzerinden hesaplanan 3.411,23 TL harçtan, dava açılırken peşin olarak alınan 3.192,78 TL harcın mahsubu ile bakiye 218,45 TL karar harcının davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 7-Davacı tarafından yatırılan 427,60 TL başvuru harcı, 3.192,78 TL peşin harç toplamı 3.620,38 TL ile 22.537,00 TL (Bilirkişi ücreti, tebligat gideri, müzekkere gideri, dosya ücreti) olmak üzere toplam 26.157,38 TL yargılama giderinden davanın kabul 0,26 ve red 0,74 oranına göre hesaplanan 6.800,91 TL'sinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına, 8-Davalı tarafından dava dosyasına yatırılan bir gider avansı bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 9-Arabuluculuk ücreti 3.600,00 TL'nin kabul oranına göre 936,00 TL'sinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 10-Arabuluculuk ücreti 3.600,00 TL'nin red oranına göre 2.664,00 TL'sinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 11-Taraflarca dava dosyasına yatırılan gider avansından artan kısmın HMK. 333.maddesi gereğince karar kesinleştikten sonra talep halinde yatırana iadesine, 12-Davacı davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine uyarınca davanın kabul edilen miktarı üzerinden 45.000,00 TL vekâlet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 13-Davalı davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine uyarınca davanın reddedilen miktarı üzerinden hesaplanan 45.000,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Dair, Gerekçeli mahkeme kararının taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içinde --- Adliye Mahkemesi'nde istinaf yolu açık olmak üzere davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 05/03/2026

Atıf: İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/452, K. 2026/241, T. 05.03.2026, www.arakarar.com/karar/istanbul-anadolu-10-asliye-ticaret-mahkemesi-2024-452-e-2026-241-k-80587dae7bcf