İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/448 E. 2026/141 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/448
- Karar No
- 2026/141
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/448 Esas KARAR NO : 2026/141 DAVA : Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (Alacak) DAVA TARİHİ : 27/02/2015 KARAR TARİHİ : 10/02/2026
Mahkememizde görülmekte olan Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (Alacak) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 2009 senesinde davalı bankadan 100.000 TL ve daha sonra da 20.000 TL kredi çektiğini sonra tekrar 20.000 TL daha kredi çektiğini, yani davalı bankadan üç defa kredi çektiğini, bu krediler için kendisinden toplam 1.988,75 TL dosya masrafı alındığını beyan ederek, davalı banka tarafından kendisinden kredi dosya masrafı olarak tahsil edilen toplam 1.988,75 TL’nin iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı ile müvekkili Banka’nın --------- Şubesi arasında imza edilmiş olan Ticari Kredi Sözleşmesi’nin “Vergi ve Masraflar” başlığı altındaki maddesinde; “İş bu sözleşme ekindeki belgeler ve kredi ile ilgili her türlü işlemin gerektirdiği tescil, onay, fek, vesaireye ait her türlü vergi, harç, fon payları ve giderler/masraflar, mevcut veya ileride yasalarla öngörülebilecek tüm vergi, fon, harçlar ile bankaca yapılacak tüm masraflar tamamıyla müşteriye aittir.” denildiğini, ayrıca bu masrafların neler olacağının da kalem kalem sayıldığını, bankaların, kamu idarelerinden farklı olarak kar amacıyla kurulan müesseseler olduğunu, faaliyetlerini karlılık prensibi altında yürütmeleri 5411 sayılı Bankacılık Kanunu ile zorunlu hale getirildiğini ve aksine davranışın yaptırıma bağlandığını, müvekkili bankanın da sektördeki bütün bankalar gibi hizmetlerin devamlılığı için kaynaklarını en etkin ve en verimli biçimde kullanmaya çalışmakta olduğunu, bu çerçevede, müşterilerine verdiği hizmetler karşılığında operasyon maliyetleri ve piyasa koşulları dikkate alınarak fiyatlama yapılmakta olduğunu ve maliyet unsurlarının kredilere zorunlu olarak faiz, masraf, komisyon ve sair unsurlar şeklinde yansıtılmakta olduğunu, Yargıtay kararlarının tamamında ticari nitelikli kredilerden masraf alınabileceğinin açıkça yazıldığını, ancak alınan bu tutarların münasip olması gerektiği şeklinde şerhin konulduğunu, bu ifadenin mefhumu muhalifinden anlaşılanın alınan masrafların fahiş olmaması olduğunu, davaya konu kredilerin tamamının ticari nitelikte olduğunun açık olduğunu, bu kredilerin kullandırılması sırasında alınan tutarların ise gerek başka bankaların uygulamaları ve gerekse bankanın diğer müşterilerine uyguladığı oranlar göz önüne alındığında son derece cüzi rakamlar olduğunu, bu tutarların kredinin alındığı tarihlerdeki tüketici kredilerinden bile çok daha aşağıda rakamlar olduğunu, asla fahiş olmadığını, aksine Yargıtay'ın nitelediği gibi münasip masraflar olduğunu, bu konudaki tüm Yargıtay kararlarının ortak özelliklerinin, ticari kredi için masraf alınabileceği hususunda kredi sözleşmesinde madde olup olmadığının tespit edilmesinin gerekmekte olduğu, eğer sözleşmede hüküm varsa ve herhangi bir oran belirtilmemiş ise bu 2 tutarlara ilişkin bankadan açıklama istenmesi, ticari kredi masrafının fahiş olmaması gerektiği, bunun tespiti için diğer bankalardan emsal uygulamaların sorulup buna göre karar verilmesinin gerekli olduğunun olduğunu savunarak, yukarıda izah edilen sebeplerden ötürü, fazlaya dair tüm karşı talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla; ticari kredi masraflarına ilişkin bu davanın esastan reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı tarafa tahmil edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, davalının, davacıya tahsis ettiği kredi sebebiyle almış olduğu dosya masrafının makul olup olmadığı, makul değil ise davalıdan tahsili ile davacıya verilip verilmeyeceği hususlarına ilişkindir.6100 sayılı HMK m.150 ve m.320/IV hükümleri birlikte değerlendirildiğinde basit yargılama usulüne tabi davalarda işlemden kaldırma kararı verilmiş olan dosyanın yenilenmesinden sonra takipsiz bırakılması halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceği hususu düzenlenmiş olup tüm dosya kapsamı incelendiğinde 26/11/2024 tarihli celsede davacı vekili tarafından e duruşma talep edildiği, talebin kabul edildiği ancak işbu celse yapılan çağrılara cevap vermediği, mazeret dilekçesi de sunmadığı anlaşıldığından dosyanın işlemden kaldırıldığı, davacı vekili tarafından dilekçe ile dosyanın yeniden işleme alınmasını talep edildiği, bunun üzerine mahkememizin 04/12/2024 tarihli tensip zaptı ile davanın kaldığı yerden devam edilmesine karar verildiği, yenileme tensip zaptının davacı vekiline usulüne uygun tebliğ edildiği, mahkememiz 10/02/2026 tarihli celsede davacı vekili tarafından e duruşma talep edildiği, talebin kabul edildiği ancak işbu celse yapılan çağrılara cevap vermediği, mazeret dilekçesi de sunmadığı duruşmanın saat 11:35 e bırakıldığı saat 11:41 itibari ile duruşmaya katılım sağlanmadığı, davacı tarafından davanın ikinci kez takipsiz bırakıldığı anlaşıldığından HMK 150/6 maddesi "İşlemden kaldırılmasına karar verilmiş ve sonradan yenilenmiş olan dava, ilk yenilenmeden sonra bir defadan fazla takipsiz bırakılamaz. Aksi hâlde dava açılmamış sayılır." hükmü uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın açılmamış sayılmasına, 2-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 698,03-TL eksik harcın davacıdan alınarak hazineye irad kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 1.988,75-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Kullanılmayan gider avansının bulunması halinde kararın kesinleşmesinden sonra HMK’nun 333. maddesi uyarınca talep halinde yatırana İADESİNE, Dair, davalı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğden itibaren 2 hafta içinde --------- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı. 10/02/2026