İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/394 E. 2026/268 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2024/394
Karar No
2026/268
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2024/394 Esas KARAR NO : 2026/268

DAVA :Tazminat (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ :30/11/2020 KARAR TARİHİ :07/04/2026

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA/ Davacı dava dilekçesi ile taraflar arasında franchise sözleşmesi yapıldığını, ancak davalı tarafın sözleşmeyi ihlal etmesi nedeniyle noter kanalı ile ihtarname çekildiğini, karşı tarafın ise bu sözleşmeyi fesih hakkı olmadığını, davacının sözleşme gereği istediği zaman önceden haber vermeden işletmeyi denetleyerek talimatlara uyup uymadığının denetim hakkı olduğunu, bu denetimin ticari defter, personel dosyası hesap denetimini de kapsadığını, yapılan denetimlerde 07/09/2020 ile 14/09/2020 tarihleri arasında işletmenin kapalı olduğunun tespit edildiğini, bu durumunda taraflar arasında yapılan sözleşmenin 25 ve 29 maddelerine aykırı olduğunu, bu yüzden davacı şirket tarafından franchise sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğini, bu nedenle de sözleşmenin 29. maddesi gereğince ve Borçlar Kanununun 126. maddesi gereğince fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere 500.000,00 TL tazminatın en yüksek faizle alınarak davacıya verilmesini ve davalının mallarına tedbir konulmasını talep ve dava etmiştir. SAVUNMA/ Davalı cevap dilekçesinde sözleşmenin 09/06/2020'de olmayıp 2016 yılından beri devam ettiğini, Şubat 2020'de ...'deki dükkanı ...'e bırakarak Şişli'deki dükkanı işletmeye başladığını, bu nedenle Şubat 2020'de davacı şirketle davacının dilekçesine ekli sözleşmeyi akdettiğini, ancak bütün dünyada öngörülemeyen Corana Covid-19 Pandemisi nedeniyle dükkanını aylarca kapalı tutmak zorunda kaldığını, hatta davacının bilgisi dahilinde iş yerini devretmek istediği halde müşteri bulamadığını, Eylül ayı geldiğinde artık sözleşmeyi devam ettirmesi müvekkili için beklenmeyecek ağır bir külfet oluşturduğundan sözleşmeyi feshetme gereği duyduğunu, davacının feshi ihbarı ile karşılaştığını, Türk Borçlar Kanununun 138. maddesi gereğince sözleşmenin yapıldığı sırada taraflarca öngörülemeyen bir durum oluştuğunu, bu nedenle ifanın yerine getirilemediğini ve sözleşmeden dönme hakkının olduğunu, 16/09/2020 tarihli ... 2. Noterliği vasıtasıyla sözleşmeyi feshettiğini, davanın reddini talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE/ Dava, tazminat davasıdır. Dava mahkememizin 2020/684 Esasına tevzi edilmiş, mahkememizin 19/04/2022 Tarih, ...Esas ve... Karar sayılı ilamı ile Davacının davasının kısmen kabulü ile; 5.064,32 TL 'nin temerrüt tarihi olan 15/09/2020 tarihinden itibaren işleyen avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, davacı vekilinin istinaf talebine istinaden dosya İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi'ne gönderilmiş ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi'nin... Esas ...Karar ve 15/05/2024 tarihli ilamı ile kararımızın kaldırılmasına karar verilerek dosya 2024/394 Esasına tevzi edilmiştir. Dava konusu uyuşmazlığın, sözleşmenin davacı yanca haklı sebeple feshedilip edilmediği, davalı feshinin TBK 138 madde kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği, davacının davalıdan fesih kapsamında kar kaybı/ müspet zarar talebinin yerinde olup olmadığı ve miktarı hususlarından kaynaklandığı görülmüştür. Mahkememizin 2020/684 Esas sayılı dosyasının 19/10/2021 tarihli duruşmasının 3 nolu ara kararı ile Mahkememizce birisi Franchise Sözleşmesi Uzmanı Bilirkişi ... ile diğeri Mali Müşavir ... olmak üzere tarafların iddia ve savunmaları sunulan deliller ve tüm dosya kapsamı ve de tarafların ticari defterleri itibariyle inceleme yapmak suretiyle rapor alınmasına karar verilmiş, mahkememiz dosyası bilirkişiler ... ile...'e tevdi edilmiş ve bilirkişiler tarafından sunulan 14.01.2022 tarihli raporunda özetle; "Tüm dava dosyası, iddia, savunma, taraf ticari defterleri ile dava konusu muhasebe hesap ve kayıtları üzerinde yapılan inceleme neticesinde, Takdir Sayın Mahkeme'ye ait olmakla birlikte, Franchise sözleşmesinin taraflar arasında 09.06.2020 tarihinde akdedildiğinin kabulü halinde, Covid-19 salgınının öngörülemeyen bir mücbir sebep veya sözleşmenin yapıldığı sırada öngörülemeyen bir durum olarak kabul edilmesi mümkün olmayacaktır. Bu durumda, taraflar arasındaki sözleşmenin 29 (ix) maddesinde haklı sebep olarak sayılan “franchise alanın mağazayı mücbir sebepler dışında 3 (üç) günden uzun süreli kapatması” halinin taraflar arasındaki ilişkinin devamını çekilmez hale getirdiğinin kabulü halinde davacı tarafça 15.09.2020 tarihli ihtarname ile sözleşmenin haklı olarak feshedildiği sonucuna varılabilir. Yine Sayın Mahkeme'nin takdirinde olmakla birlikte, sözleşmenin sona erdiği tarih ile sözleşmenin süresi dikkate alındığında, henüz ifaların tam olarak başlamaması sebebiyle sözleşmenin ileriye etkili olarak değil de geriye etkili olarak sona erdiğinin ve menfi zararın tazmininin hakkaniyete uygun olacağı sonucuna varılmıştır. Sözleşmenin daha önceki bir tarihten itibaren taraflar arasında süregeldiğinin kabulü halinde, davalı tarafça 16.09.2020 tarihli ihtarnameye kadar kendileri bakımından ifanın imkansızlaştığı veya ağırlaştığına dair bir bilgi veya belgeye dosyada rastlanılmadığı için durumun aşırı ifa güçlüğü veya ifa imkansızlığı yarattığına ilişkin bir kanaate ulaşılamadığı,Buna göre davacının davalıdan sözleşme gereği haklılığının ispat edilmesi halinde: 76.378,84 X % 6,63=5.064,32.-TL 90 gün olmak üzere günlük 56.27.-TL talep edebileceği" yönünde rapor düzenlendiği görülmüştür. Mahkememizin 03/12/2024 tarihli duruşmasının 1 nolu ara kararı ile Dosyanın İstanbul BAM 16. HD.'nin 15/05/2024 Tarih, ... Esas... Karar sayılı kaldırma ilamı doğrultusunda yeniden bilirkişi heyetine tevdi ile taraflar arasındaki sözleşme ve dosya kapsamına göre davacının müspet zarar talebinin hesaplanması suretiyle ek rapor alınmasına karar verilmekle, dosyamız yeniden bilirkişilere tevdi edilmiş ve bilirkişiler tarafından sunulan 15/01/2025 tarihli raporu ile: " Tüm dava dosyası, iddia, savunma, taraf ticari defterleri ile dava konusu muhasebe hesap ve kayıtları üzerinde yapılan inceleme neticesinde, Bilirkişi heyetine tevdi edilen görev kapsamında olumlu zararın hesaplanması bakımından Sayın Mahkemenin takdirinde olmak üzere, somut olayın koşulları bakımından sözleşmenin vaktinden önce sona ermesi üzerine uğranılan çıkar kaybının kalan süre olan 19 yıl 9 ay (19x365 +9x30=7205 gün) için kabul edilmesi durumunda davacının davalıdan 76.378,84 X %6,63=5.064,32.-TL 90 gün olmak üzere günlük 56.27.-TL, 7205 gün için 56.27x7205= 405.425,35 TL talep edebileceği, Hâkimin takdir yetkisi kapsamında franchise veren davacının 3. şahıslarla aynı nitelikte benzer bir sözleşmeyi yapabileceği makul bir sürenin belirlenmesi gerekliliğine ilişkin kanaat oluşması durumunda heyetimizde sektör bilirkişisi bulunmaması sebebiyle konuya ilişkin bir değerlendirme yapılabilmesinin mümkün olmadığı, öğreti ve yargı kararlarında niteliği uygun düştüğü ölçüde acentelik ve adi ortaklık hükümlerinden yararlanılabileceği sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır." yönünde rapor düzenlendiği görülmüştür. Mahkememizin 29/04/2025 tarihli duruşmasının 1 nolu ara kararı ile dosyaya mevcut Bilirkişi Heyetine ilaveten 1 Gıda ve parekendecilik konusunda uzman Sektör Bilirkişisi eklenerek franchise veren davacının 3. Şahıslarla aynı nitelikte benzer bir sözleşmeyi yapabileceği makul sürenin belirlenmesi ve belirlenen süreye göre bilirkişi heyetinden yeniden hesaplama yapılması ve davalı yanın itirazlarının da karşılanması için dosyanın ek rapora gönderilmesine karar verilmiş, mahkememiz dosyası bilirkişiler ..., ...ve ...'e tevdi edilmiş ve bilirkişiler tarafından müştereken hazırlanan 26/05/2024 tarihli ek raporda özetle: "Tüm dava dosyası, iddia, savunma, taraf ticari defterleri ile dava konusu muhasebe hesap ve kayıtları üzerinde yapılan inceleme neticesinde, Takdir Sayın Mahkeme'ye ait olmakla birlikte, Franchise sözleşmesinin taraflar arasında 09.06.2020 tarihinde akdedildiğinin kabulü halinde, Covid-19 salgınının öngörülemeyen bir mücbir sebep veya sözleşmenin yapıldığı sırada öngörülemeyen bir durum olarak kabul edilmesi mümkün olmayacaktır. Bu durumda, taraflar arasındaki sözleşmenin 29 (ix) maddesinde haklı sebep olarak sayılan “franchise alanın mağazayı mücbir sebepler dışında 3 (üç) günden uzun süreli kapatması” halinin taraflar arasındaki ilişkinin devamını çekilmez hale getirdiğinin kabulü halinde davacı tarafça 15.09.2020 tarihli ihtarname ile sözleşmenin haklı olarak feshedildiği sonucuna varılabilir. 76.378,84X%6,63= 5.064,32.-TL 90 gün olmak üzere günlük 56.27.-TL talep edebileceği, Franchise sözleşme yaparak yeni bir işletme açılması için sektörde kullanılan makul süre 3 Ay olup, Bu süre maksimum 6 aya çıkabilmektedir. Bu süre zarfında yeni bir sözleşme kurup yeni bir işletme açılabilmek mümkündür. Bu sürede temel ilke işletmelerin metrekare olarak büyük olmaması ve büyük bir alt yapıya ihtiyaç duyulmamasından kaynaklanmaktır. Bundan ötürü bu süre içinde yeni bir işletmenin açılması mümkündür. Franchise sözleşmesi yapılarak yeni bir işletme açılması için sektörde kullanılan makul sürenin 3 Ay ile 6 ay arasında olabileceği, buna dayalı olarak takdiri mahkemeye ait olmak üzere yeni bir sözleşme akdedilmesi için gereken maksimum süre (6 ay) göz önünde bulundurularak davacı yanın talep edebileceği kar mahrumiyeti tutarının, 180 gün x 56,27TL = 10.128,60 TL ile sınırlı olabileceği, sonucuna ulaşılmıştır." yönünde rapor düzenlendiği görülmüştür. Mahkememizin 07/10/2025 tarihli duruşmasının 2 nolu ara kararı ile dosyanın mahkememizce resen seçilecek bilirkişi heyetinde bulunan sektör bilirkişisine tevdi ile makul süre yönünden ikinci kez ek rapor alınmasına karar verilmiş, mahkememiz dosyası bilirkişiye tevdi edilmiş ve 26/01/2026 düzenleme tarihli bilirkişi raporunda özetle: "Franchise sektörünün fiili uygulamaları dikkate alındığında, fesih sonrası benzer nitelikte yeni bir sözleşmenin kurulabilmesi için makul sürenin 3-6 ay aralığında değerlendirilmesi sektörel gerçeklikle uyumludur. İnceleme konusu dosyada, ikamenin 3 ay içerisinde sağlandığını gösteren somut sektörel veri ve belge bulunmadığından, kök raporda kabul edilen makul süre bandının üst sınırının esas alınması yerinde görülmüştür. Bu nedenle kök raporda yapılan hesaplamaya ilişkin tespit ve değerlendirmelerimizde herhangi bir değişiklik bulunmamaktadır." yönünde rapor düzenlendiği görülmüştür. Dosyaya mübrez taraflarca imzalanmış 09.06.2020 tarihli franchise sözleşmesi bulunmakta olup, Sözleşme uyarınca davacı franchise veren, davalı ise franchise alan taraftır. Sözleşmenin 28. maddesi uyarınca sözleşme, akdedildiği tarihte yürürlüğe girecek ve yirmi yıl süre ile taraflar arasında yürürlükte kalacağı kararlaştırılmıştır. Franchise sözleşmesi, “franchise verenin kendisine ait üretim, işletme ve pazarlama sistemini oluşturan fikri ve sınai unsurlar üzerinde, franchise alana kullanma (lisans) hakları tanıyarak, onu kendi işletme organizasyonuna entegre etmek ve onu bu sisteme dayalı ticari faaliyeti sırasında devamlı olarak desteklemek borcu altına girdiği; franchise alanın ise hem (söz konusu sistemin içerdiği ve franchise verenin belirlediği ilkelere uymak ve kendisine kullanma hakkı verilen fikri/sınai unsurlardan yararlanmak kaydıyla) bu sisteme dahil mal veya hizmetlerin sürümünü kendi nam ve hesabına yapmayı ve desteklemeyi, hem de franchise verene belli bir ücret ödemeyi taahhüt ettiği; sürekli bir borç ilişkisi kuran, kanunda düzenlenmemiş ve tam iki tarafa borç yükleyen bir çerçeve sözleşmedir". (GÜRZUMAR, Osman Berat, Franchise Sözleşmeleri, İstanbul 1995, s. 10; KIRCA, Çiğdem, Franchise Sözleşmesi, Ankara 1997, s. 19), Bu tanım uyarınca öğretide kabul edildiği üzere franchise sözleşmesi sürekli borç doğuran, çerçeve nitelikli bir sözleşmedir (KIRCA, s. 21-22). Franchise sözleşmesinde franchise verenin borçları, üretim, işletme ve pazarlama sistemini franchise alana kullandırma borcu, franchise alanı destekleme borcu; franchise alanın borçları ise ücret ödeme, sözleşme konusu mal veya hizmetin sürümünü yapmak için faaliyette bulunma, franchise veren tarafından belirlenen talimatlara, üretim, işletme, pazarlama ilkelerine uyma, kontrollere katlanma ve franchise verenin menfaatlerini koruma ve sadakat yükümlü deridir (GÜRZUMAR, s. Iİvd. ; KIRCA, s. 109 vd). Franchise sözleşmesi, kural olarak, geçerliliği şekle bağlı bir sözleşme değildir (GÜRZUMAR, s. 30). Franchise sözleşmesi sürekli borç doğuran bir sözleşme olarak haklı sebeplerin varlığı halinde derhal sona erdirilebilir (GÜRZUMAR, s. 172; KIRCA, s. 181). Tarafların sözleşmede haklı sebeple fesih nedenlerini sıralamaları mümkündür; ancak bu sebeplerin varlığı mutlak anlamda sözleşmenin feshi sonucunu doğurmaz; her bir somut olayda söz konusu sebebin ilişkinin devamını çekilmez hale getirip getirmediğinin değerlendirilmesi gerekir (KIRCA, s. 183-184; GÜRZUMAR, s. 172-173). Sürekli borç doğuran sözleşmelerde taraflar arasındaki güven ilişkisinin sarsılması, güvene dayanan ilişkinin sona erdirilmesini de sağlar. Sözleşmenin ufak ihlallerinin güven ilişkisini sarstığı söylenemeyecek; münferit borçlar bakımından doğan temerrüt veya geçici imkânsızlık hallerinin sürekli borç doğuran güven ilişkisinin çökmesine neden olacak ağırlıkta olması aranacaktır (Özer SELİÇİ, Sürekli Borç İlişkilerinin Sona Ermesi, İstanbul 1976, s. 202). Davanın konusu taraflar arasında yapılan franchise sözleşmesinin davacı tarafça sona erdirilmesinin haklı sebebe dayanıp dayanmadığı, 20 yıllık sözleşmenin geriye kalan kısmı için davacının davalıdan talep ettiği kar mahrumiyetine ilişkin tazminat davasıdır. Davacı taraf sözleşme gereği açık kalması gereken iş yerinin 3 günden fazla kapalı olması nedeniyle haklı fesih şartının oluştuğunu beyan etmiş ve sözleşmeyi feshettiğini beyan ederek fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak tazminat davası açmıştır. Davalı taraf ise sözleşmenin başka bir yerdeki iş yeri nedeniyle 2016 yılında kurulduğunu, Covid-19 Pandemisi'nin mücbir sebep olduğunu, Türk Borçlar Kanununun 138. maddesi gereği sözleşmenin kendileri tarafından haklı olarak sona erdirildiğini, davanın reddini talep etmiştir. Sözleşme 09/06/2020 tarihli olup 20 yıl sürelidir. Davacı taraf iş yerinin 3 günden fazla kapalı kaldığını gerekçe göstererek 15/09/0020 tarihinde gönderdiği ihtarname ile sözleşmeyi feshetmiştir. Covid-19 salgını 2020 yılının ilk aylarında Türkiye'de başlamış olup sözleşmenin imzalandığı 09/06/2020 tarihinde davalının öngöremeyeceği bir mücbir sebep olarak kabul etmek mümkün değildir. Dolayısıyla Türk Borçlar Kanununun 138. maddesindeki ve 136. maddesindeki şartları davalı lehine kabul etmek mümkün değildir. Bilirkişi raporunda da izah edildiği üzere sözleşmenin 09/06/2020 tarihinde kurulduğunu ve pandeminin artık bu tarihte öngörülebilir olduğunu, bu tarih itibarıyla mücbir sebep olarak kabul edilmemesi gerektiği, yine sözleşmeye konulan kapalı olmama şartının bilirkişi raporunda da gösterilen İçişleri Bakanlığı Genelgesi'ndeki yeme-içme gibi yerlerin paket servis yapabilecekleri şeklindeki izni karşısında ihlal edildiği, dolayısıyla davacının yaptığı fesih işleminin haklı fesih olduğu kanaatine varılmıştır. Davacı vekili dava dilekçesinde açık şekilde sözleşmenin feshine dayalı olarak müspet zarar (kar kaybı) talep etmiştir. TBK'nın 125/son maddesi uyarınca sözleşmeyi haklı olarak fesheden taraf ancak olumsuz zararını isteyebilir, olumlu zararını isteyemez. Sözleşmenin feshedilmesi halinde kâr kaybının istenebilmesi için sözleşmede buna dair düzenleme bulunması gerekir. Taraflar arasındaki sözleşmenin 29.maddesinde, franchise verenin sözleşmeyi tek taraflı olarak feshettiğinde her türlü zararını (müspet ve/veya menfi) franchise alandan talep etme hakkına sahip olduğu düzenlenmiştir. Mahkememizce 07/10/2025 tarihli duruşmanın bir numaralı ara kararı ile davacı vekiline Franchise Sözleşmesine konu bölgede veya yakın çevresinde yeni bir franchise verilip verilmediği husunda delillerini ibraz etmesi istenilmiş olup, davacı vekili tarafından sunulan 14/10/2025 tarihli beyan dilekçesinde 15/09/2020 tarihinden bugüne kadar davalının şubesinin bulunduğu yerde/ bölgede franchise şubesinin açılmadığının bildirildiği görülmüştür. Müspet zararın tespiti bakımından sektör bilirkişisi tarafından hazırlanan rapora göre, Franchise sözleşmesi yapılarak yeni bir işletme açılması için sektörde kullanılan makul sürenin 3 ay ile 6 ay arasında olabileceği, somut olayda fesih sonrasında franchise verenin kısa süre içerisinde franchise sözleşmesi kurabildiğini veya ikame sürecinin fiilen hızla gerçekleştiğini ortaya koyan verilerin bulunmadığı, davacı vekili tarafından sunulan beyan dilekçesi ile yeni bir şube açılmadığına dair beyanda bulunulduğu, ikamenin 3 aylık süre içerisinde sağlandığını veya bu yönde somut bir sürecin işletildiğini gösterir sektörel nitelikte bilgi ve belge bulunmadığından üst sınır üzerinden yapılan değerlendirme ve buna bağlı yeni bir sözleşme akdedilmesi için gereken maksimum süre (6 ay) göz önünde bulundurularak davacı yanın talep edebileceği kar mahrumiyeti tutarının, 180 gün x 56,27TL = 10.128,60 TL olabileceği kanaatine varılmıştır. Davacı tarafından franchise sözleşmesinin feshi nedeniyle kalan 19 yıl 9 aylık sürenin tamamı için kar mahrumiyeti oluştuğu yönünde itirazlarda bulunulmuş ise de, franchise sisteminin yapısı ve sektörel işleyişi dikkate alındığında, makul süre kavramının sözleşmenin kalan süresi ile birebir örtüştürülmesinin mümkün olmadığı, Franchise ilişkilerinde fesih sonrasında franchisorun ticari faaliyeti tamamen sona ermediği, hazır işletme modeli, marka bilinirliği ve standartlaştırılmış operasyon yapısı sayesinde, benzer nitelikte yeni bir franchise sözleşmesi kurularak gelir akışının ikame edilmesinin sektörel olarak mümkün olabileceği, bu nedenle kar mahrumiyetinin, sözleşmenin kalan tüm süresi üzerinden değil, ikamenin sağlanabileceği makul süre ile sınırlı olarak değerlendirilmesinin franchise sektörünün fiili uygulamalarıyla uyumlu bir yaklaşım olduğu bu nedenle davacının kalan sürenin tamamı bakımından tazminat taleplerinin yerinde olmadığı kanaatine varılmakla, Mahkememizce tüm dosya kapsamı, İstanbul BAM 16. HD.'nin 15/05/2024 Tarih, ... Esas-...Karar sayılı kaldırma ilamı doğrultusunda toplanan deliller ve hükme esas alınan bilirkişi raporları birlikte değerlendirildiğinde, davanın kısmen kabulü ile 10.128,60-TL'nin temerrüt tarihi olan 15/09/2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-)Davanın KISMEN KABULÜ ile 10.128,60-TL'nin temerrüt tarihi olan 15/09/2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 2-)Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesaplanan 732,00-TL karar harcının, peşin yatırılan 8.538,75- TL harcın mahsubu ile bakiye 7.806,75-TL harcın davacıya iadesine, 3-)Davacı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 10.128,60-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 4-)Davalı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince reddedilen miktar üzerinden hesaplanan 10.128,60-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 5-)Davacı tarafından yapılan toplam 10.459,50-TL yargılama giderinden davanın kabul red miktar ve oranı göz önüne alınarak hesaplanan 211,88-TL yargılama giderinin ve 8.538,75-TL peşin harç, 54,40-TL başvurma harcı toplamı 8.805,03-TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 6-)6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m.18/A gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davanın kabul ret oranına göre hesaplanması sonrası 26,73-TL'nin davalıdan, 1.293,27-TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, tahsilat ve gereği için Mahkeme Yazı İşleri Müdürlüğünce ilgili vergi dairesine müzekkere yazılmasına, 7-)Taraflarca yatırılan bakiye gider avansının kararın kesinleşmesi halinde yatırana iadesine, Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, mahkememiz gerekçeli kararının HMK 345 maddesi gereğince taraflara tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine dilekçe verilmek ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi İlgili Hukuk Dairesince incelenebilmesi için tarafların istinaf yoluna başvuru hakkı açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 07/04/2026

Katip ¸e-imzalıdır

Hakim ¸e-imzalıdır

Atıf: İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/394, K. 2026/268, T. 07.04.2026, www.arakarar.com/karar/istanbul-1-asliye-ticaret-mahkemesi-2024-394-e-2026-268-k-5a23ca87c9b1