İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/376 E. 2026/42 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/376
- Karar No
- 2026/42
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2024/376 Esas KARAR NO:2026/42
DAVA:Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:27/06/2024 KARAR TARİHİ:21/01/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin bindiği, ...’ın sevk ve idaresindeki ... plakalı motosiklet ile ... idaresindeki ... plakalı otomobilin 08.7.2019 tarihinde çarpışması neticesinde müvekkilinin yaralandığını, müvekkilinin olaydan sonra entübe edildiğini, tutulan kaza tespit tutanağına göre ...'in kusurlu olduğunu, müvekkilinin kazadan sonra ağır ve sancılı tedaviler gördüğünü, tuvaletini dahi tek başına yapamadığını, müvekkilinin uğradığı zararın tahsili için .... Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/... Esas sayılı dosyasından dava açıldığını, ancak yaşanan bir takım sorunlardan dolayı davanın takipsiz bırakılmak zorunda kalındığını, .... Asliye Ticaret Mahkemesinde hesaplamaların yapıldığını belirterek davanın kabulünü, 7.675,20 TL bakıcı tedavi giderinin, geçici iş görememe için 20.131,19 TL'nin kaza tarihinden itibaren işleyecek avans ile birlikte davalılardan tahsilini, manevi zarar olan 50.000,00 TL'nin kaza tarihinden itibaren davalılar ... ve ... müteselsil olarak tahsilini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... Sigorta Şirketi vekilinin cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirkete kanunda belirtilen evraklar ile müracaat edilmediğini, davacının usulüne uygun olarak müvekkili şirkete başvurmadığını, eksik evrakların tamamlanmadığını, dava konusu taleplerin belirsiz olarak ileri sürülmesinin mümkün olmadığını, kusur durumunun tespitinin gerektiğini, geçici iş göremezlik tazminatı ve tedavi giderlerinin poliçe kapsamında olmadığını, müvekkili sigorta şirketinin temerrüde düşmediğini belirterek davanın reddini yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... ve ... vekilinin cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın 4 yıl önce .... Asliye Ticaret Mahkemesinde dava açarak yargılama süresinin devam etmesine rağmen davayı takipsiz bırakıp davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine sebep olduklarını, davacı tarafın talep ettiği tüm alacakların zamanaşımına uğradığını, kusur oranının tespit edilmesi gerektiğini, ...'ın alkollü olduğunu ve davacının bunu bildiğini, davacının motosiklete binerken kask takmadığını, bakıcı gideri talebinin Anadolu Sigorta'ya yöneltilmesi gerektiğini, davanın motosikletin sigortası olan ... Sigortaya İhbar edilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Mahkememiz dosyasının 26/03/2025 tarihli celsesinin 6 numaralı ara kararı uyarınca ... Sigorta Anonim Şirketine davanın ihbarına karar verilmiş olup ilgili tebliği işleminin yapıldığı görüldü. Mahkememizin 26/03/2025 tarihli celsesinde .... ATM dosyasının fiziki olarak dosyamız arasına gönderilmesinin istenilmesine, dosya geldiğinde bu dosya kapsamında alınan aktüerya ve kusur raporlarının taraflara ihtaratlı biçimde tebliğine karar verilmiş olup taraflara tebliğ edilen bilirkişi raporunda özetle: "İddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı üzerinde yapmış olduğum inceleme sonucunda, yukarıda arz ve izah edilen hususlar doğrultusunda, dava konusu somut olayda tarafımca; a) Davacı kazazedeler ... ‘ın sürekli engellilik oranının olmadığı görüldüğünden kazazede yönünden sadece Geçici İş Göremezlik hesabı yapıldığı, Geçici İş Göremezlik Hesabının Geçmiş (Bilinen) Dönem içerisinde sonlanan bir hesap olması sebebiyle, gerek yapılan ödeme tarihine göre, gerekse rapor/hesap tarihine göre yapılacak hesaplamada hangi Yaşam Tablosunun kullanıldığının ve hesap yöntemi olarak Progresif Rant Yöntemi ya da Aktüeryal Yöntem kullanılmasının hesaplamaya herhangi bir etkisinin bulunmadığı, b) Davalılar ya da dava dışı SGK tarafından davacı ... ‘a Geçici İş Göremezlik Zararı yönünden ödeme yapıldığına dair herhangi bir belge tespit edilemediği, davacının Geçici İş Göremezlik Zararından bu açıdan herhangi bir tenzil yapılmadığı, c) Davacı ... ’ın hesaplanan Geçici İş Göremezlik zararının; - Müşterek ve müteselsil sorumluluk dâhilinde %100 kusur oranı üzerinden 20.131,19TL, - %25 kusura denk gelen kısmının 5.032,80 TL, - %75 kusura denk gelen kısmının 15.098,39 TL olduğu, d) Davacı ... ’ın hesaplanan Geçici Bakıcı Gideri zararının; - Müşterek ve müteselsil sorumluluk dâhilinde %100 kusur oranı üzerinden 7.675,20TL, - %25 kusura denk gelen kısmının 1.918,80 TL, - %75 kusura denk gelen kısmının 5.756,40 TL olduğu, e) Her iki davalı sigorta şirketi yönünden de Yargıtay kararlarına istinaden kaza tarihi itibariyle Geçici İş Göremezlik ve Geçici Bakıcı Gideri, Zararlarının karşılanacağı Kişi Başına Sağlık Giderleri Teminatı Limitinin 360.000,00 TL olduğu, teminat limitini aşan toplam zararının olmadığı," şeklinde görüş ve kanaat bildirilmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE HUKUKİ GEREKÇE: Dava, trafik kazasından kaynaklı olarak cismani zarar sebebiyle maddi ve manevi tazminatın tahsili istemine ilişkindir. Dosyanın yapılan incelemesinde meydana gelen kaza nedeniyle davacı tarafından huzurdaki davadan önce .... Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/... Esas sayılı dosyasında dava açıldığı, açılan davanın ilgili mahkemece 29/03/2024 tarihli karar ile açılmamış sayılmasına karar verildiği görülmüştür. Haksız Fiillerden doğan borç ilişkileri Türk Borçlar Kanununun 49. Ve devamı hükümlerinde düzenlenmiş olup 49. Maddenin "(1)Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. (2)Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür." şeklindeki düzenlemesi ve aynı kanunun Zararın ve kusurun ispatı başlıklı 50. Maddesinin "(1) Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. (2)Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler." şeklindeki düzenlemesi uyarınca bir haksız fiil sonucunda zarar görenin tazminat isteminde bulunabilmesi için ortada haksız fiilin bulunması, failin kusur olması, talepte bulunan şahısta zararın meydana gelmiş olması ve zarar ile fiil arasında illiyet bağının olması gerekmektedir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 85/1. maddesinde, “bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yararlanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, araç işletenin bu zarardan sorumlu olacağı”, aynı yasanın 85/son maddesinde ise, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur” hükümlerine yer verilmiş, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A-1. maddesinde de, “sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder” şeklinde ifade edilmiştir. Bir zarar sigortası türü olan zorunlu mali sorumluluk sigortasında sigortacı işletenin sorumluluğunu yine ancak sorumlu olduğu çerçevede karşılamakla yükümlüdür. Bu bakımdan zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile işletenin poliçe limiti dahilinde tazminat sorumluluğunu yüklenen sigorta şirketi gerçek zarardan, işletenin ve eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru oranında sorumlu tutulabilecektir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54. maddesinde, bedensel zarar kapsamına giren zarar türleri sayılmış olup bu maddeye göre vücut bütünlüğünün ihlali halinde mağdurun malvarlığında meydana gelmesi muhtemel olan azalmanın ve dolayısıyla maddi zararın türleri; tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar şeklinde düzenlenmiştir. Yargılama sırasında yapılan incelemede; davacı tarafından huzurdaki davada bakıcı tedavi gideri, geçici işgöremezlik tazminatı alacağı ve manevi tazminat alacağı taleplerinde bulunduğu, huzurdaki davadan önce açılan .... Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/... Esas sayılı dosyasında ise davacının maluliyet tazminatı, bakıcı gideri tazminatı ve geçici işgöremezlik tazminatı taleplerinde bulunduğu ve ilgili mahkemede yapılan yargılamada davacının maluliyetini gösterir ATK raporunun ve aktüerya raporunun alınmış olduğu görülmüş, mahkememizce, .... ATM dosyasının fiziki olarak dosyamız arasına gönderilmesinin istenilmesine karar verilmiş, akabinde dosya geldiğinde bu dosya kapsamında alınan aktüerya ve kusur raporlarının taraflara ihtaratlı biçimde tebliğine karar verilmiş, ayrıca davalı taraflara, meydana gelen kaza nedeniyle davacıya yapılmış bir ödeme bulunup bulunmadığı hususunda beyan ve belgelerini sunmak üzere süre verilmiş, SGK ya müzekkere yazılarak , davacıya 08/07/2019 tarihinde meydana gelen kazaya ilişkin olarak rücuya tabi bir geçici işgöremezlik, bakıcı gideri veya tedavi gideri ödemesi yapılıp yapılmadığının sorulmuş ayrıca davacı ve davalı asılların ekonomik sosyal durum araştırmasının yapılması için ilgili kolluğa müzekkere yazılmıştır. Davalı vekili tarafından aşamalardaki beyanlarında; açılmamış sayılmasına karar verilen dosyadaki raporların bu davada hükme esas alınmasının mümkün olmadığını, tüm raporların huzurdaki dosyada yeniden alınması gerektiği yönünde beyanlarda bulunulmuş ise de; taraflar arasında görülen ve açılmamış sayılmasına karar verilen dosyada alınan ATK raporu ile davacının maluliyet durumunun belirlendiği ve raporun iş bu dosya arasına alınarak taraflara tebliğ edildiği, bunun dışında aktüerya bilirkişi raporunun da daha önce açılmamış sayılmasına karar verilen dosya kapsamında alındığı ve bu raporun da dosyamız arasına alınarak taraflara tebliğ edildiği, beyan ve itirazlarını sunmaları için süre ve imkan tanındığı, davacının huzurdaki davadaki talebinin geçici iş göremezlik, bakıcı gideri ve manevi tazminat istemine ilişkin olduğu görüldüğünden ve geçici işgöremezliğe ve bakıcı ihtiyacına ilişkin ATK raporundaki süreler dikkate alındığında, kaza tarihinden sonraki bu süreler için hesaplama yapılan aktüerya raporunun hüküm kurmaya elverişli olduğu, bu nedenle mahkememizce güncel verilere göre aktüerya raporu alınmasına da gerek bulunmadığı zira güncel verilere göre aktüerya raporu alınsa dahi ATK tarafından davacının kazadan sonra geçici işgöremezilk süresinin 9 ay olabileceği ve 3 ay süre ile bakıcı ihtiyacı bulunacağı belirlendiğinden ve bu süreler için hükme esas alınan aktüerya raporunda hesaplama yapılmış olduğundan yeniden hesaplamaya gerek bulunmadığı kanaatine varılmış, usul ekonomisi ilkesi de dikkate alınarak davalı vekilinin tüm raporların yeniden alınması yönündeki itirazına itibar edilmemiştir. .... Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/... Esas sayılı dosyasından alınan ve dosyamız arasına da alınan 23/08/2022 tarihli ATK raporu incelendiğinde ; davacının olay tarihinden itibaren 9 ay süre ile geçici işgöremezliğinin bulunduğu, 3 ay başkasının bakımına muhtaç olma durumunun söz konusu olduğu ve tüm vücut engellilik oranının %0 olduğu belirtilmiştir. Alınan işbu raporun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olması sebebiyle işbu maluliyet raporu esas alınmak sureti ile meydana gelen kazada, davacı asilin kaza tarihi itibari ile davalılardan talep edebileceği tazminat miktarının tespitine ilişkin olarak .... Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/... Esas sayılı dosyasından alınan ve dosyamız arasına da alınan 02/11/2022 tarihli aktüerya raporunda davacının iş bu davada da talebine konu olan alacak kalemleri ile ilgili hesaplama yapıldığı görülmüş ve mahkememizce bu veriler üzerinden ayrıca dosyadaki tüm bilgi belgeler değerlendirilerek inceleme ve değerlendirme yapılmıştır. Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası; motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin, zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir sorumluluk sigortası türü olup, sigorta şirketinin sorumluluğu poliçe limitiyle sınırlıdır. 6111 sayılı Kanun'un 59.maddesi ile değişik Karayolları Trafik Kanunu'nun 98.maddesinde Sosyal Güvenlik Kurumu'nca karşılanacak sağlık hizmeti bedellerinin neler olduğu açıklanıp sınırlandırılmıştır. KTK'nın 98.maddesi gereği SGK Başkanlığı'nın sorumlu olduğu sağlık giderleri, trafik kazaları nedeniyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer resmi ve özel sağlık kuruluşlarında yapılan tıbbi tedaviye ilişkin sağlık hizmet bedellerinden ibarettir. SGK'nın hangi sağlık giderlerinden sorumlu olduğu kanunla belirlenmiştir. Yerleşik yargıtay içtihatları, TBK'nın 54.maddesi ile KTK'nın 98.maddesi hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, kazadaki yaralanmadan kaynaklanan geçici işgöremezlik ve bakıcı giderine ilişkin zararından sorumluluk, zarara neden olanlar ile bu kişilerin sorumluluğunu poliçe ile üstlenen sigorta şirketine aittir. Nitekim mahkememizin işbu dosyası ile benzer mahiyette bulunan Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2021/2511 Esas, 2021/2452 Karar Sayılı İlamı da bu yöndedir. Dosya arasına alınmış olan alınmış olan maluliyet raporu, bilirkişi raporu bir bütün olarak incelendiğinde aynı kazaya ilişkin taraflar arasında görülen ve açılmamış sayılma kararı verilen mahkemece alınan raporların dosya kapsamına uygun, hüküm kurmaya ve denetime elverişli olduğu görülmekle meydana gelen trafik kazasında davalı ...'in maliki olduğu, diğer davalı ...'in sürücüsü olduğu, davalı sigorta tarafından sigortalanmış olan araç ile davacının bulunduğu araç arasında meydana gelen trafik kazası nedeniyle davacının tazminat isteminde bulunduğu, bilirkişi tarafından yapılan hesaplamada davacının zararına karşılık tazminat tutarının hesaplandığı ayrıca kazaya karışan tarafların kusur oranlarında zararın paylaştırılmış halinin de raporda gösterildiği görülmüştür. Dosyamız ile emsal mahiyette bulunan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9.Hukuk Dairesi 2023/2182 E., 2025/2170 K, sayılı kararında " Somut uyuşmazlıkta; Yukarıda belirtilen yasal düzenlemeler gereğince trafik kazası sonucu oluşan zararlardan, kusuru ile sebebiyet veren davalı sürücü ve araç işleteni ile Sigorta Şirketi ile sürücüsü ve ve plakası belirlenemeyen karşı araç sürücüsü ve araç işleteni ile varsa Sigorta Şirketi zarar görene karşı müteselsilen sorumludur. Zarar gören davacı, TBK'nın 162 ve 163. maddesi gereğince müteselsil sorumluların hepsine karşı dava açabileceği gibi bunlardan sadece birine karşıda tazminat davası açabilir. Meydana gelen kazada davacı yolcu olduğu ve bir kusurunun olmadığı da sabittir. Bu nedenle İlk Derece Mahkemesince, davacının yolcu olması da gözetilerek davalıların zararın tamamından (davalı sürücünün kusuru oranında değil) sorumlu tutulması gerekirken davalı sürücünün kusur oranında tazminattan sorumlu olacak şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır. " şeklinde değerlendirme yapıldığı görülmüştür. Somut olayda da davacının , dava dışı ... ın aracında yolcu olarak bulunduğu anlaşıldığından; davalıların zararın tamamından (davalı sürücünün kusuru oranında değil) sorumlu tutulması gerektiğinden, bilirkişi tarafından davalı ve dava dışı sürücünün kusuru oranında yapılan hesaplamaya göre ayrıştırılan tutarlar değil davacının zararı olarak belirlenen tutarlar dikkate alınmıştır. Davacının geçici işgöremezlik talebi yönünden yapılan değerlendirmede; .... Asliye Ticaret Mahkemesi dosyasında alınıp dosyamız arasına da alınan aktüerya raporunda "Dosya kapsamında SGK Hizmet Dökümü incelendiğinde kaza tarihi itibariyle 16 Yıl 9 Ay 2 Günlük olan davacı kazazede ... ‘ın kaza tarihinden önce 02.10.2017 ‘de aktif çalışma hayatının başladığı, ancak kaza tarihi olan 08.07.2019 tarihi itibariyle aktif çalışmasının olmadığı, geçici iş göremezlik süresinin içerisinde 23.09.2019'da yeniden çalışmaya başladığı tespit edilmiş olup... " şeklinde değerlendirme ve hesaplama yapıldığı görülmüştür. Dosyamız ile emsal mahiyette bulunan Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi 2021/1211 E., 2023/901K. Sayılı kararı incelendiğinde " Davalı vekili, her ne kadar davacının kaza tarihinde 17 yaşında olduğu, geçici işgöremezlik tazminatı talep edemeyeceğini ileri sürmüşse de, davacının, olay tarihinde sanayide çırak olarak çalıştığı, çalıştığı işyeri tarafından sigortasının yapıldığı dosya kapsamından anlaşılmakla davacı lehine geçici işgöremezlik zararı hesaplanmasında bir usulsüzlük görülmemiş, davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebebine itibar edilmemiştir." şeklinde değerlendirme yapıldığı görülmüştür. Somut olayda da davacı her ne kadar kaza tarihinde 18 yaşından küçük ise de ; kazadan önce aktif çalışma hayatının başladığı bilirkişi raporu ile tespit edildiğinden geçici işgöremezlik tazminatına hak kazandığı anlaşılmıştır. Hükme esas alınan maluliyete ilşikin ATK raporunda davacının geçici işgöremezlik süresi her ne kadar 9 ay olarak bildirilmiş ve aktüerya bilirkişisi tarafından bu süre üzerinden hesaplama yapılmış ise de; rapor içeriğinde davacının geçici işgöremezlik süresi içinde 23/09/2019 tarihinde yeniden çalışmaya başladığı tespit edildiğinden ve davalı ancak gerçek zarar ile sorumlu tutulabileceğinden davacının bu tarihe kadar olan geçici işgöremez olduğu mahkememizce kabul edilmiş ve bu süre için hak kazanılan geçici işgöremezlik tazminatı bilirkişi raporunda yer alan tablo ve verilen üzerinden usul ekonomisi gereğince mahkememizce hesaplanmış, kaza tarihi ile davacının geçici işgöremezlik süresi içinde çalışmaya başladığı tarih aralığı için hesaplanan bedelin 4.984,89-TL olduğu tespit edilmiş, ancak davacının içinde bulunduğu araç sürücüsünün alkollü olduğunun dosya arasındaki mevcut evraklardan anlaşıldığı, alkollü olduğunu bildiği sürücünün aracına binip yolculuk yapan davacının, olayın meydana geliş tarzı ve zararın artmasında zarar görenin kusurlu davranışının sonuca etkisi değerlendirilerek, hüküm altına alınan tazminatlardan %20 oranda müterafik kusur indirimi yapılması gerektiği öte yandan kazanın meydana geldiği sırada davacının arkadaşına ait araç içerisinde yer aldığının dosya içerisindeki davacı beyanı ile sabit olduğu bu nedenle hesaplanan zarardan %20 oranında müterafik kusur indirimi de yapılması gerektiği anlaşılmış ve açıklanan nedenlerle bu alacak kalemine yönelik istemin hükümde gösterilen tutar üzerinden kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiştir. Davacının bakıcı gideri tazminatı talebi yönünden yapılan değerlendirmede; .... Asliye Ticaret Mahkemesi dosyasında alınıp dosyamız arasına da alınan aktüerya raporunda "d) Davacı ... ’ın hesaplanan Geçici Bakıcı Gideri zararının; - Müşterek ve müteselsil sorumluluk dâhilinde %100 kusur oranı üzerinden 7.675,20 TL, - %25 kusura denk gelen kısmının 1.918,80 TL, - %75 kusura denk gelen kısmının 5.756,40 TL olduğu, " şeklinde değerlendirme ve hesaplama yapıldığı görülmüştür. Bilirkişi raporunda ATK da belirlenen 3 aylık süre için geçici işgöremezlik tazminatının 7.675,20-TL olarak hesaplandığı görülmüştür. Ancak yukarıda yer verildiği üzere davacının işgöremezlik süresi içerisinde 23/09/2019 tarihinde çalışmaya başladığı dikkate alındığında bu tarih itibari ile bakıcı ihtiyacının da sona erdiği kanaatine varılmış bu nedenle mahkememizce bilirkişi raporundaki veriler kullanılarak kaza tarihi olan 08/07/2019- 23/09/2019 tarihleri arası döneme denk gelen bakıcı tazminatı hesaplanmış, hesaplama bilirkişi raporundaki veriler ve tablo kullanılarak yapılabildiğinden usul ekonomisi gereğince bu hususta ek rapor alınmamış ve davacının bu döneme denk gelen bakıcı gideri tazminatının indirimsiz hali ile 6.396,00-TL olduğu anlaşılmış, ancak davacının içinde bulunduğu araç sürücüsünün alkollü olduğunun dosya arasındaki mevcut evraklardan anlaşıldığı, alkollü olduğunu bildiği sürücünün aracına binip yolculuk yapan davacının, olayın meydana geliş tarzı ve zararın artmasında zarar görenin kusurlu davranışının sonuca etkisi değerlendirilerek, hüküm altına alınan tazminatlardan %20 oranda müterafik kusur indirimi yapılması gerektiği (bu indirim ile tazminat tutarının 5.116,80-TL ye düştüğü ), öte yandan kazanın meydana geldiği sırada davacının arkadaşının aracında bulunduğunun dosya içerisindeki davacı beyanı ile sabit olduğu bu nedenle hesaplanan zarardan %20 oranında müterafik kusur indirimi de yapılması gerektiği (bu hali ile zararın 4.093,44-TL olacağı) anlaşıldığından ve açıklanan nedenlerle bu alacak kalemine yönelik istemin kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiş ve bu miktardan tüm davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları anlaşılmıştır. Davacının manevi tazminat talepleri bakımından yapılan incelemede; Anayasanın 5 12, 17, 20 ve 26 maddelerinde kişilik değerlerinin önemini esas alarak bunları ihlal edenlere karşı kişinin korunmasını garanti altına almıştır. Kanun koyucu manevi tazminat davası açılacak halleri MK 240/11, 25, 85 ve devamı maddeleri ile TBK 56 ve 58 maddelerinde düzenlenmiştir. TBK 56 md.si maddesi ise özel nitelikte bir hüküm olup Fiziki (maddi) kişilik değerlerinin yani yaşama hakkı ile vücut bütünlüğünün ihlalinden doğan hallerde manevi zararların tazminini düzenlemiş, anılan maddenin 2.fıkrasında ,ağır bedensel zarar veya ölüm halinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebileceği hüküm altına alınmıştır. TBK'nın " Manevi Tazminat" başlığını taşıyan 56. Maddesine göre " (1) Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. (2) Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir." Haksız bir eylem yüzünden çekilen ruhsal eylem ve üzüntüler, o tarihte duyulan ve duyulacağının varlığı kabul edilen olgulardır. TBK'nın 56. Maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazmina/ta benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasına da amaç edinmemiştir. Tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olacak kadar olmalıdır. 22/6/1966 günlü 7/7 sayılı İBK'nın gerekçesinde takdir olunacak tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Somut olayda dosya arasına alınan raporlar, davacının geçirmiş olduğu kaza sebebiyle yaralanmasının boyutu da göz önünde bulundurulduğunda davalıları ekonomik olarak zarar uğratmayacak, davacının da zenginleşmesine sebebiyet vermeyecek şekilde yapılan inceleme ve değerlendirme sonucunda tarafların kazadaki kusur oranı da göz önünde bulundurulduğunda manevi tazminatın asıl amacının davacıda kaza neticesindeki yaralanması sebebiyle meydana gelen ızdırabın bir nebze olsun karşılanmasına yönelik olması sebebiyle kaza tarihindeki ekonomik veriler dikkate alınarak davacının manevi tazminat isteminin 30.000,00 TL üzerinden kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Emsal mahiyette olan Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2019/4875 Esas, 2020/720 Karar Sayılı, 04/02/2020 Tarihli "... 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunun 99/1 maddesi ile Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortasının Genel Şartlarının B-2 maddelerinde sigortacının zarar giderim yükümlülüğü, zararın ihbarı ve gerekli belgelerin sigortacıya bildirildiği tarihten itibaren 8 iş günü içinde zorunlu mali sorumluluk sigortasının poliçe limiti dahilinde tazminatı ödemekle yükümlü olup, bu sürenin sonunda ödeme yapılmadığı takdirde temerrüt gerçekleşeceği öngörülmüştür. Sigortacının kısmi ödeme yapması halinde ise, söz konusu ödeme tarihi temerrüt tarihi olarak esas alınacaktır." şeklindeki gerekçeli ilamı da göz önünde bulundurulduğunda davadan önce davalı sigorta şirketi tarafından herhangi bir ödeme yapılmamış olması sebebi ile davalı sigorta şirketine 27/07/2020 tarihinde başvuruda bulunulduğu ve bu tarihten 8 iş günü sonrası olan 08/08/2020 tarihinde temerrüde düşmüş olduğu, diğer davalılar araç işleteni ve sürücüsünün ise olay tarihi itibari ile temerrüde düşmüş oldukları, davacının araçta yolcu olması sebebiyle yasal faiz isteminde bulunabileceği kabul edilmiş, ayrıca yargılama gideri ve vekalet ücreti değerlendirilirken mahkemece yapılan takdiri indirimler aleyhe değerlendirilemeyeceğinden ayrıca; Anayasa mahkemesi kararı ve davacının hükmedilecek manevi tazminat miktarını öngörmesi mümkün olmadığından kısmen reddedilen manevi tazminat miktarı yönünden davacı aleyhine vekalet ücreti ve yargılama giderlerine hükmedilmemesi gerekmiş ( ... Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi 2025/1359 E., 2026/181 K.) bu husus dikkate alınmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-) Davacının davasının KISMEN KABUL KISMEN REDDİ İLE; 3.190,32-TL geçici işgöremezlik ve 4.093,44-TL geçici bakıcı gideri olmak üzere toplam 7.283,76-TL maddi tazminatın davalı sigorta şirketi yönünden 08/08/2020 tarihinden , diğer davalılar yönünden 08/07/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müşterek müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, davacının fazlaya dair isteminin REDDİNE, 2-) Davacının manevi tazminat talebinin KISMEN KABULÜ İLE; 30.000-TL manevi tazminatın davalılar ... den 08/07/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müşterek müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, davacının fazlaya dair isteminin REDDİNE, 3 - Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 2.546,85 TL harçtan peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.119,25 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye irat kaydına. 4- Davacı tarafından yatırılan 427,60 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, 5- Maddi tazminat yönünden davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, Avukatlık Asgari Ücret tarifesi uyarınca 7.283,76 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınıp davacıya verilmesine, 6- Maddi tazminat yönünden davalılar kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, Avukatlık Asgari Ücret tarifesi uyarınca 7.283,76 TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalılara verilmesine, 7- Manevi tazminat yönünden davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, Avukatlık Asgari Ücret tarifesi uyarınca 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalılar ...'den müştereken ve müteselsilen alınıp davacıya verilmesine, 8-Kısmen reddedilen manevi tazminat açısından davalılar lehine vekalet ücreti verilmesine yer olmadığına , 9- Davacı tarafça yapılan 488,40 TL ilk masraf (başvuru + vekalet harcı), 541,00 TL müzekkere ve tebligat gideri olmak üzere toplam 1.029,40 TL yargılama giderinin davanın kabul ve red oranları dikkate alınarak 421,32 TL'sinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin davacı üzerine bırakılmasına, 10- Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde ve talep edilmesi halinde kendilerine iadesine, 11 - 2020/... büro dosya numaralı, 2020/... arabuluculuk numaralı dosyanın sarf kararındaki tutar hakkında .... Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/... Esas - 2024/... Karar ve 29/03/2024 tarihli gerekçeli kararında hüküm kurulduğundan, mahkememizce bu hususta yeniden karar verilmesine yer olmadığına, Dair, hazır bulunanların yüzüne karşı gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde İstanbul bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usuln anlatıldı. 21/01/2026
Katip ...
Hakim ...